Şükran, canım sır kardeşim benim
Gazeteci yazar, yakın sır kardeşi Şükran'ın ölüm haberiyle derin bir üzüntü yaşadığını ve bu haberin kendisini ilk kez kendi ölümünü düşünmeye ittiğini dile getiriyor. Yıllarca birlikte çalıştıkları Cağaloğlu'ndaki eski ve köhne çalışma binasında yaşananları anımsayan yazar, daktiloların tıkırtılarıyla dolu, kimi zaman neşeli, kimi zaman öfkeli, kimi zaman da sırların paylaşıldığı o günlere dönüyor. Ortak çalışma salonunda yan yana masalarda oturduklarını, düzeltmenlerin dedikodularını dinlemek için ara sıra daktilolarına ara verdiklerini anlatıyor.
Öğle vakitleri genel yayın yönetmenlerinin ve Hasan Cemal gibi isimlerin, Şükran'ın sabah erkenden kalkıp hazırladığı ve tepsisiyle getirdiği meşhur Boşnak böreklerini yemek için geldiklerini belirten yazar, börek geldiğinde herkesin bir öğrenci gibi heyecanlandığını aktarıyor. O dönemde gazetede kadın çalışanların sayısının oldukça az olduğunu, Meral Tamer ve Füsun Özbilgen gibi isimleri hatırladığını söylüyor. Gazeteci olmak isteyen genç kadınların stajyer olarak geldiklerini ve bazen beklenmedik olayların yaşandığını, bir pazar günü stajyer bir kızın giydiği dekolte kıyafet nedeniyle haber müdürünün tüm ekibi pazar günleri çalışmaya zorladığını anlatıyor.
Şükran'ın değişmeyen özelliklerinden birinin, gerektiğinde üzerine hırkasını alıp hemen göreve koşması olduğunu vurgulayan yazar, onu "işçilerin Şükran ablası" olarak tanımlıyor. Geleceğe dair umudunu ve bunun için çabalama azmini takdir ettiğini belirtiyor. Ayrıca, stajyer bir kızın saçlarını Hasan Cemal'in yanından geçerken savurarak herkesi güldürdüğü neşeli bir anıyı da paylaşıyor. Yazdıkları haberler ve röportajlar ruhlarından bir parça kopardığı için bu tür sıcak anlara ihtiyaç duyduklarını ifade ediyor.
Gazetenin eski binasında bol miktarda kedi ve fare olduğunu, kedilerin çalışanlar tarafından çok sevildiğini ancak bir kedinin İlhan Abi'nin masasına ölü bir fare bırakması üzerine kedilerin yasaklandığını da ekliyor. Şükran'ın cenazesine gitmeyi göze alamadığını çünkü onu o tabutta görmeye yüreğinin dayanmayacağını belirten yazar, Şükran'ı anılarında hep elinde kâğıt kalem, hırkasını giymiş, kapıdan fırlayan enerjik haliyle hatırlayacağını söylüyor.
Konu Hakkında
Bu metin, gazeteci yazarın Cumhuriyet Gazetesi'nde çalıştığı döneme ve o günlerden yakın sır kardeşi Şükran'a dair duygu dolu anılarını aktardığı bir yazıdır. Yazar, dönemin çalışma koşullarını, gazete binasındaki atmosferi, iş arkadaşlarını ve özellikle Şükran ile olan dostluğunu samimi bir dille anlatıyor. O yıllarda gazeteciliğin daha zorlu ancak bir o kadar da samimi bir meslek olduğunu, daktiloların tıkırtıları, öğle yemekleri ve meslektaşlar arasındaki sıcak ilişkilerin bu zorlu süreci nasıl güzelleştirdiğini vurguluyor. Şükran karakteri, fedakarlığı, umudu ve işçilere olan yakınlığıyla ön plana çıkıyor. Metin, sadece kişisel bir anı paylaşımı değil, aynı zamanda bir dönemin gazetecilik kültürüne ve meslektaşlık bağlarına ışık tutan nostaljik bir içerik sunuyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Yazarın "sır kardeşim" dediği Şükran kimdir? +
Metinde bahsedilen eski gazete binasının atmosferi nasıldı? +
Yazar neden Şükran'ın cenazesine gitmeyi göze alamadı? +
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
