USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Magazin 2 saat önce

‘Yapmam gereken milyonlarca iş var... Beni bir an önce tedavi edin ve buradan çıkmamı sağlayın’

HK Yazan: Haber Kaydır Editörlüğü Kaynak: Hurriyet Kelebek Orijinal Haber ›
Türkiye’nin en büyük öğrenci kongrelerinden birindeyiz.

Türkiye’nin en büyük öğrenci kongrelerinden birindeyiz. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen ALIS’in (A Look Into Science-Bilime Bir Bakış) bu yılki konuşmacıları arasında fizik mühendisi Doç. Dr. Canan Dağdeviren de var. Kendisiyle yapacağımız söyleşi öncesi fuayede zaman geçiriyorum. Canan Hanım’ın çevresi heyecanlı gençlerle çevrili. Fotoğraf çektirmek isteyenler, mesleğiyle ilgili sorular yöneltenler... Adeta bir ‘rockstar’ gibi...

Tabii ki bu ilginin bir temeli var, o da biliminsanının başarılarla dolu kariyeri. ABD’de, Massachusetts Institute of Technology (MIT) Media Lab’de görev yapan Doç. Dr. Dağdeviren, insan vücuduyla uyumlu elektronik sistemler geliştiren öncü biyomedikal mühendislerden biri kabul ediliyor. Giyilebilir ultrason cihazı, elektronik sutyen, pilsiz çalışan giyilebilir kalp çipi, cilt kanseri gibi hastalıkların teşhisini kolaylaştıran yüz pedi ve dahası... Geliştirdiği esnek, ince ve cilde uyum sağlayabilen elektronik cihazlar hastalıkların gerçek zamanlı izlenmesi ve erken teşhisi için yeni nesil tıbbi teknolojilerin önünü açıyor. İnsan dokularından ilham alan, implant edilebilir biyomedikal sistemlerle hastaya özel ve hassas tedavi yaklaşımlarının gelişmesine katkı sağlıyor. Çok sayıda patenti ve 11 bini aşkın atıf alan çalışmasıyla giyilebilir sağlık teknolojilerinin geleceğini şekillendiren isimler arasında gösteriliyor.

Geçen yıl nisan ayında sutyen içine takılarak olası kanser vakalarını erken teşhis edebilen giyilebilir ultrason tarama cihazı uzayda test edildi. Doç. Dr. Dağdeviren cihazın yanına Atatürk ’ün fotoğrafını da eklemişti. 31 Mart’taysa Birleşmiş Milletler’in (BM) özel oturumunda “Geleceğin Nobel adayı” olarak anons edildiği sahneye elinde Türk bayrağıyla çıktı.

Bilim dünyasına çalışmalarıyla büyük katkılar sağlayan biliminsanının beyin kanaması geçirmesinin (9 Haziran 2025) üzerindense neredeyse bir yıl geçti. 12 gün yoğun bakım ünitesinde kaldı, yüzlerce ilaç kullandı. Şimdi iyi. Onu öğrencilerinin yanından kısa süreliğine alıp sohbetimize başlıyoruz...

◊ ALIS’te size yoğun bir ilgi ve sevgi var. Buna tanıklık etmek çok güzel. Sizin de enerji depoladığınız bir buluşmaya mı dönüşüyor bu kongre?

Evet, aynen öyle oluyor. İki yıl önce de buradaydım. Tekrar gelmenin heyecanını, mutluluğunu yaşıyorum. Kesinlikle umut kaynağı buradaki öğrenciler. Ben öyle görüyorum. Hepsiyle buluşmak, onlardan ilham almak... Bugün birlikte çok güzel bir yemek yedik. Kocaman bir masada, farklı alanlarda uzmanlık yapmak isteyen öğrenciler... O genç, enerjik beyinleri görmek gerçekten benim için motivasyon kaynağı oluyor.

◊ Kritik bir rahatsızlık atlattınız. Nasılsınız?

İyiyim, çok iyiyim. Eskisinden daha iyiyim.

◊ O gün laboratuvarda mıydınız?

MIT’deydim. Bir sunum yapmıştım. Sunumdan sonra oldu. Hiç beklemediğim, öngöremediğimiz bir şekilde gerçekleşti. Ama çabuk toparlandım. Çok şanslıydım. Doğru yerdeydim. Doğru zamandaydım.

◊ Kendinize geldiğinizde neler düşündünüz?

Ben hep kendimdeydim ilginç bir şekilde. Beyin cerrahı olan kardeşimle (Hüseyin Emre Dağdeviren) telefonda görüştüğümüzde paralize olmayayım, bilincim kaybolmasın diye sürekli adımı, önemli projeler yaptığımı, MIT’de çalıştığımı tekrar etmemi istedi. MR çekilirken, MR’dan sonra, ilaç verilirken, prosedürler uygulanırken, hepsinde uyanıktım. Zaten 78 saat uyuyamadım, sonlara doğru halüsinasyonlar görmeye başladım. Tedavi bittikten sonra da uzun bir süre uyuyamadım. İnsanlar uyurken ben uyanık kalıyordum, insanlar uyanıkken de uyuyordum. Uyurken bir daha başıma böyle bir şey gelmesini istemediğim için belki de bilinçaltımdan böyle bir mekanizma geliştirdim. Uyku problemlerim oldu uzun bir süre.

◊ İstirahat dönemi nasıl geçti?

Annem ve babam bana bebek gibi baktılar. Biraz böyle şımardığım bir dönem oldu. Tekrar bebekliğe döndüm tabiri caizse.

◊ Nasıl şımarttılar sizi? Türk yemekleri ve çok sevdiğinizi bildiğimiz müzikle mi?

Onların hepsi vardı ama en güzeli telaşsız edilen Türk kahvaltılarıydı. Kahvaltı sonrası saatler süren kahve sohbetleri... Her sabah kahveyi babam yaptı. İçtikten sonra kafamıza göre fallar uydurup kendimizi rahatlattığımız zamanlar oldu. 40 yaşına kadar hep çalışma modunda olduğum için yaz mevsiminin bu kadar uzun bir dönem olduğunu fark etmemişim. Sürekli yürüyüş yapmam gerekiyordu. Bol bol yürüyüş yaptık. Evimin etrafındaki sokakların adını, evleri ezberledim. Çok enteresan, evimizin olduğu sokağın başında bir kiraz ağacı varmış ve ben yıllardır onu görmemişim. Fark ettiğimde hem mutlu oldum hem de hüzünlendim ‘Ben yıllardır bu güzelim ağacı nasıl görmemişim’ diye. Hızlı hızlı adımlarla eve gitmişim hep. ‘Ne büyük bir kayıp’ diye düşündüm. Şimdi yürürken arada durup binalara bakıyorum, insanları dinliyorum.

◊ Anneniz (Mine Dağdeviren) ve babanız (Cavit Dağdeviren) zaten hayatınız boyunca en büyük destekçiniz olmuş...

Kesinlikle öyle. Bu süreçte biraz aslında onu tekrar yaşamış oldum. Hatta çok güzel arkadaşlıklar edindiğimi de fark ettim. Evimiz çiçek bahçesine dönüştü zaten. Onların ve ailemin desteğiyle kısa sürede kendime geldim. Doktorlarım “Muhteşem, mucizevi, bravo” diyordu. Fizik tedavi doktorum bile “Ne çabuk düzeliyorsun, nasıl yapıyorsun” diye soruyordu. Ve sonra kendime şunu dedim: ‘Çok iyi bir hoca olmak zorunda değilim. Çok iyi bir eş olmak zorunda da değilim. Ama çok iyi bir evlat ve çok iyi bir arkadaş olmak zorundayım.’ O süreçte o karşılıksız sevgiyi ve desteği görmek... Bir vefa listesi oluşturdum; kim beni merak etti, aradı, merakını nasıl gösterdi?.. Göstermeyenler de oldu, iyi de oldu. Hani pirinci ayıklarken küçük taşları kenara ayırırsınız, biraz ona benzer bir şey oldu.

◊ Yaşam şeklinizde, beslenme- nizde değişiklik var mı?

Artık kendimi daha iyi dinliyorum. Daha iyi dinleniyorum. Kendime özen gösteriyorum. Yememe, içmeme daha fazla dikkat ediyorum. Hayatıma aldığım insanlara dikkat ediyorum. Sadece mutlu olduğum insanlarla birlikte olmak istiyorum. O bakımdan benim için çok güzel bir aydınlanma dönemi. İkinci chapter (bölüm), ikinci şans diyorum ben. Kötü bir süreç benim için iyi bir şeye dönüştü.

◊ Hastanedeyken bile aklınız yarım kalan projelerinizdeymiş...

Kesinlikle. Bu olay olurken ilginç bir tecrübe yaşadım. Bir taraftan böyle, hayatımda olmadığım kadar huzurlu hissettim. Sanki bambaşka bir yere gidiyormuşum gibi. İnsanlar söylüyordu, inanmıyordum. Çok huzurlu... Ama bir taraftan da beynimin bir başka tarafı bana ‘alert’ (alarm) diyordu. ‘Tehlikeli bir durum, Canan kendini koyverme. Yapacağın çok işler var. Bir oğlun var, öğrencilerin var, annen, baban var’ diye kendime sürekli telkinde bulundum. Zaten hastaneye girer girmez bana “Biraz daha geç kalsan şimdi yoktun” gerçeğini pat diye söylediklerinde dedim ki: “Pardon, benim bir oğlum var. Yapmam gereken milyonlarca iş var. Bu vücut sizin, istediğinizi yapabilirsiniz. Beni bir an önce tedavi edin ve buradan çıkmamı sağlayın.”

◊ Hayata tutunmak, hayatta kalmak için insanın bir amacının olması önemli sanırım...

Bu süreçte bir arkadaşım bana bir kitap hediye etti. Kitapta Naziler döneminde kamplara alınanlar içerisinde hayatta kalan insanları incelemişler ve fark etmişler ki; amaçları olan insanlar survive olmuş (hayatta kalmış). Ben bu rahatsızlığı uyarı olarak kabul ediyorum. Kendime, yaptığım işlere daha özen gösteriyorum. Daha selektif çalışıyorum.

◊ BM’nin özel oturumunda ‘Geleceğin Nobel adayı’ olarak anons edildiniz. Heyecanlandınız mı duyunca?

Birleşmiş Milletler kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddeti ve ayrımcılığı gözler önüne serebilmek için geçen mart ayının son günü özel bir oturum düzenledi. Yaklaşık 1.100 kişi katıldı. Oturumda ekranda küçüklük fotoğraflarımızla şu anki halimizin fotoğrafları yan yana kondu. ‘O zaman küçücük olan kızlar şimdi neler yapıyorlar’ diye… Ben de 5 yaşımdaki bir fotoğrafımı paylaşmıştım. Birleşmiş Milletler’deki törene de, çocukken okullarda elimizde tuttuğumuz küçük Türk bayrağı vardır ya, o bayrakla katıldım. Etkinlikte uluslararası arenadan 12 kadına onur ödü

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

‘Genç nesille klasik müzik arasında köprü kuruyorum’
Magazin

‘Genç nesille klasik müzik arasında köprü kuruyorum’

2 saat önce

Güller ve Günahlar'ın 30. bölümünde neler oldu? İhanet sorusu kızdırdı
Magazin

Güller ve Günahlar'ın 30. bölümünde neler oldu? İhanet sorusu kızdırdı

9 saat önce

Ünlü dizinin başrol oyuncusu kovuldu: Sette işler karışık!
Magazin

Ünlü dizinin başrol oyuncusu kovuldu: Sette işler karışık!

15 saat önce