Emre Felsefe de kim?
Bilmiyorum kaçıncı kez oldu ama konu hep buraya geliyor. Araç kullanmak gibi teknik bilgi gerektiren durumlar dışında yemek yemek, su içmek, yürümek gibi doğal yapılan hareketler açısından körlere özel bir durum yok. Bunlar vücut ve kas hafızasıyla yapılan hareketler, yani özel bir bilgiye gerek olmuyor. Ama bizi çatal, bıçak, kaşık kullanırken görmek yine de bazılarını şaşırtıyor.
Teknik bilgi gerektiren konularsa bir köre başka bir kör tarafından öğretilir ve tavsiyelerle geliştirilir, sonrasında kişi kendine göre standardını kişiselleştirir. Telefon ve bilgisayar nasıl görerek kullanılıyorsa görmeden de kullanılabiliyor. Telefon, bilgisayar demişken biliyorsunuz bunlar pahalı aletler ve son sürümleri sizin için olduğu kadar bizim için de önemli. Fark etmişsinizdir, sosyal medyada içerik hazırlayan birçok görmeyen insan var.
Son teknolojiye ihtiyaç duymamızın asıl nedeniyse bu cihazları kullanabilmemizi sağlayan ekran okuyucularının sürekli ihtiyaçlardan dolayı geliştiriliyor olması. Uygulamalara yeni özellikler katıldıkça ekran okuyucu üretenler de buna göre güncelleme yapmak zorunda kalıyor. Bu da kullandığımız cihazı yavaşlatıyor. Buradan bir duyuru yapayım: Sevgili uygulama geliştiricileri, en ufak bir güncelleme bile yapsanız, bunu yayımlamadan körlerin kullandığı ekran okuyucularında denemek zorundasınız. Çünkü güncellemeniz bizim ekran okuyuculara yabancı gelince bizi durduruyor. Bu artık yasalaştı, başınız derde girmesin diye söylüyorum.
Yine bir gün toplu taşıma aracında bir okurumuzun güzel bir geri bildirimini okuyordum. Yol uzun ne de olsa, e-mail’lerime bakıyorum, okuyan, yorum yapan herkese teşekkür ediyorum... Birden elimden biri telefonumu çekti. Tabii refleks olarak bırakmadım telefonumu, “Ne oluyor ya, ne yapmaya çalışıyorsun” dedim. Karşımdakinin savunması şu şekilde: “Abi açamadın telefonu, ver ben açayım.” Güler misin, kızar mısın? Bir 10 saniye durdum, sustum. Ama çevreden “Kardeşim adamın telefonuna dokunamazsın izinsiz” gibi birtakım sesler çıkınca “Bir dakika” deyip elimi kaldırdım. “Nereden anladın telefonumu açamadığımı” diye sordum. Çünkü biliyorum ki daha önce böyle bir durumla karşılaşmamış. “Abi, telefonunun ekranı kapalı, açık değil” dedi. “Peki” dedim; “Açık olsa sence bana bir faydası var mı, bir düşün bakalım”. Sonra da uzun uzun anlattım teknik olarak telefonumu nasıl kullandığımı.
Tekrar konumuza dönersek; güncellemelerden dolayı elimizdeki cihazların işlemcileri yetişmiyor ve bir süre sonra ekran okuyucu ve diğer donanımsal parçalar aşırı yüklenmeden dolayı nasıl sizde donuyorsa bizde de susuyor. Yani cihazı yenilemek gerekiyor ama bunun da maliyeti, engelli diye tabir etmek zorunda kaldığım toplum içindeki kişileri düşünerek söylüyorum, çok fazla. Zaten iş bulmak zor, önyargı, bürokratik engeller yüzünden birçoğumuz sosyal yardıma ihtiyaç duyuyoruz ve bununla geçinmek zorunda kalıyoruz. Elbette bize bedava telefon ve bilgisayar verin demiyorum. Belki gerçekten ihtiyacı olana ÖTV ve KDV’yi kaldırma konusunda, 5 yılda bir cihazları yenilemede düzenleme yapılabilir.
Bir de bu ekran okuyucularda komik durumlar ortaya çıkıyor. Mesela Emre Fel isimli sanatçımızı Emre Felsefe diye okuyor. Geçen müzik üzerine sohbet ederken bir arkadaşımız “Emre Felsefe diye bahsettiğiniz kişi şu mu” diyerek bize bir şarkısını dinletti. Biz “Eveeet” deyince “Peki, bu soyismini komik olsun diye mi öyle söylüyorsunuz” diye sordu. Önce bir sessizlik oldu. Biz “Hayır” deyince de “Bir yanlışlık var, anlayamadım” diye şaşırdı. Tabii bizim jetonlar kahkaha tufanıyla düştü. Bahar’ı da baharat diye okuyor. Yani görmeyen biri size Baharat Hanım derse şaşırmayın, tamamen ekran okuyucunun azizliğinden... İyi pazarlar her sese...
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
