USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Magazin 5 gün önce

‘Artık kendimi daha özgür hissediyorum’

HK Yazan: Haber Kaydır Editörlüğü Kaynak: Hurriyet Kelebek Orijinal Haber ›
Göksel’le Teşvikiye’de bir kafede buluşuyoruz.

Göksel’le Teşvikiye’de bir kafede buluşuyoruz. Hiç değişmiyor, fiziksel görüntüsü de kibar tavırları da ‘Sabır’ şarkısıyla hayatımıza girdiği günden beri hep aynı. Şimdi yeni albümünün heyecanını yaşıyor. Bir kablosuz hoparlör çıkarıyor, bir yandan bana şarkılarını dinletirken bir yandan heyecanla yorumları bekliyor. Her şarkısı özenilmiş, güzel ve hepsi ayrı hikâyelerin izlerini taşıyor. Başlıyoruz muhabbete...

◊ Bir önceki albümden bu yana 11 sene geçmiş. Bu arada bol bol single çıkardın. Peki, şimdi herkesin tek şarkı çıkardığı dönemde 12 şarkılık bir albüm yapmaya nasıl cesaret ettin?

Bugünün müzik dünyasında 12 şarkılık bir albüm yapmak biraz cesaret istiyor galiba. Ama benim için şarkılarımı bir albümle hikâyelendirmek hâlâ çok kıymetli. Hayatımın bir dönemini, içinden geçtiğim ruh hallerimi, yaşadıklarımı anlatabilmemin hazzı bambaşka. Yeni bir albüm yayımlamak yeni bir doğum, hayatımın yeni bir döneminin başlangıcı gibi hissettiriyor. Ben albüm geleneğinden gelen bir sanatçıyım. Uzun zamandır şarkılarımı sadece single yayımlıyordum ama asıl istediğim buydu. Bir noktada “Tamam artık, vakti geldi” dedim ve son 1,5 yılımı tamamen bu albüme verdim. Şimdi dönüp baktığımda çok içime siniyor, bu albümü tamamlamış olmak mutlu hissettiriyor.

◊ Bu albüm bize nasıl bir hikâye anlatıyor?

Bu albümde yine şehirli bir kadının hikâyesi var. Yalnızlık var, aşk var, kendimi deştiğim konular var, biraz öfke ve isyan da var. Bir yandan da hayatımın son döneminde yaşadıklarımın izi var diyebilirim.

◊ Senin nelere isyanın oldu bu albümü hazırladığın zamanlarda?

Ben çok yüksek sesle konuşan biri değilim belki ama yaşadığımız her şeyi çok derinden hissediyorum. Tüm dünyanın yaşadığı bu değişim dönemi, savaşlar... Herkeste olduğu gibi bende de endişe yaratıyor. Zaten biraz kaygılı bir yapım var. Sanırım bütün o endişeler; “Bu dünya nereye gidiyor”, “Bizi nasıl bir gelecek bekliyor” gibi çıkış arayışları da albümün ruhuna karıştı.

◊ “Albüm bırakma ve özgürleşme sürecimi anlatıyor” dediğini gördüm. Ruhsal olarak nasıl bırakmalar, özgürleşmeler yaşadın?

Kendimi artık daha rahat ifade edebildiğimi hissediyorum. Belki yaş aldıkça insan bazı şeyleri daha az saklıyor. Kendimle ilgili kilitli tuttuğum yerleri bırakmak konusunda daha özgür hissediyorum artık. Özel hayatımda da bazı değişimler, ayrılıklar oldu elbet.

◊ Yıllardır müzik dünyasındasın. Neden hâlâ kilitli tutuyordun?

Yanlış anlaşılmaktan korkan biriyim aslında. Hassas bir kalbim var ve birilerini kırmaktan da çekiniyorum. “Yanlış bir şey söyler miyim, biri alınır mı, ben üzülür müyüm” derken röportajlarda daha temkinli davrandım. Ama artık kendimi daha özgür hissediyorum. Dinleyicilerle birlikte uzun yıllar geçirdik, doğal olarak yanlış anlaşılma kaygım azaldı. Yine de tamamen çözdüm diyemem, insanın kendiyle ilgili yolculuğu bitmiyor bence.

◊ Popstar olarak temkinli davranmak ne kadar doğruydu?

Bir yere kadar gerekliydi diye düşünüyorum. Çünkü ben daha çok müziğimle, şarkılarımla konuşulmak istedim hep. Çok fazla ucunu bıraktığınızda insanı yoran, tüketen, yaptığı işin önüne geçen bir yere gidebiliyor o taraf. O yüzden kendi sınırlarımı korumayı seçtim diyebilirim.

◊ Hiç diğerini seçip daha çok gündem olsaydım dediğin oldu mu?

Özel hayatını fazla göstererek yaşamak benim mizacıma uygun değil. Müzisyen kimliğimle var olmayı seçtim. Evet, emek gerektiren bir yoldu ve hiç pişmanlık hissetmedim. Dinleyiciyle kurduğum o derin bağın da biraz buradan geldiğini hissediyorum. Karşılıklı bir saygı oluştu yıllar içinde ve o bana çok iyi geliyor.

◊ Albümdeki ‘Soy’ şarkında “Beni kontrolden çıkar” diyorsun. Normalde bu kadar kontrollüyken arada bunu istiyor musun?

Evet, galiba herkes gibi ben de bazen tamamen bırakmak, kontrolden çıkmak, düşünmeden yaşamak istiyorum. Çünkü çok düşünmek, sürekli kendini kontrol etmek insanı yoruyor. ‘Soy’ bir şeyleri bırakma isteğini anlatıyor aslında. Ben zaman zaman o otokontrolü gevşetme ihtiyacı duyuyorum. Her zaman kontrollü olsaydım, bu tutkulu aşk şarkılarını yazamazdım.

‘Mesaj yazmak yerine şarkı yazıyorum’

◊ Albümün adı ‘Rüyaların İşi’. Şarkılarının rüyalarla bir ilgisi var mı?

Ben rüyalarım üzerine çok çalışmış biriyim. Psikolojiye merakım olduğu için kendi rüyalarımı çok irdeledim, yazdım. Rüyaların bilinçaltından geldiğini, bizim bazen farkına varmadığımız çok şeyi bize söylediğini biliyorum. Aynı benzerliğin şarkılarda da olduğunu fark ettim. Mesela bir şarkı yazıyorum, ben o şarkıda aşktan bahsettiğimi düşünüyorum ama sonradan fark ediyorum ki hem bende hem dinleyicide çok daha farklı duyguları tetiklemiş. Bir de yaratıcılık, rüyayla uyanıklık arasında bir yerden geliyor. Bunu da çok deneyimledim. Tam uyumak üzereyken bir cümleyi kaydedip uyuduğum ya da uyku arasında uyanıp yazdığım şarkılar var.

◊ Bir sevgilin varken aniden yanından kalkıp, kâğıt-kalem alıp şarkı mı yazmaya başlıyorsun?

O yüzden yalnız kalmayı tercih ettim (gülüyor). Ciddi söylüyorum, yanımdakini uyandıracağım diye onu yapamamak bana iyi gelmiyor. Yalnız kaldığım dönemlerde yaratıcı alanım çok daha fazla açılıyor. Ama albümün adına dönersem ‘Rüyaların İşi’ cümlesi ‘Bir Cumartesi Gecesi’ şarkısında da geçiyor. Gece yarısı köpeğim Çiko’yu gezdiriyordum. O sırada etrafta herkes eğleniyordu. Biraz da canım sıkkındı. İçimden “Bir cumartesi gecesi, köpeği çıkar, sakinleştiricini al, yat uyu, gerisi rüyaların işi” dedim. Kendi kendime söylediğim dörtlük hoşuma gitti. Albümde sözlerini en sevdiğim şarkı oldu.

◊ Sen bu şarkıları mum ışıkları, şömine ve gitar eşliğinde yazarsın gibi geliyordu bana...

Gitar var, loş ışık muhakkak oluyor. Ama gerçekten uykudan uyanıp yazmak çok kıymetli benim için. ‘Uzaktan’ uyanıp yazdığımı en net hatırladığım şarkı. ‘Be Oğlum’ ve ‘Alev Alev’ şarkılarının ikisini çok kızgınken aynı gece yazdım. Duygusal olarak fırtınalı bir geceydi. Ben mesaj yazmak yerine şarkı yazıyorum.

◊ Bu şarkıları dinleyen adamlar kendilerinden bahsedildiğini anlar mı? Çok zor işleri...

Anlıyor tabii (gülüyor). Çok zor.

‘Bize iyi gelen, bizi iyileştiren frekanslar var’

◊ Hem analog hem dijital dönemde şöhreti yaşadın. Sence bütün bunlar müzik dünyasını nasıl etkiledi?

Muhakkak faydaları oldu, dijital mecralar ilk çıktığında kataloğu bir arada tuttukları için hoşuma gidiyordu. Müzik dinlemek istediğinde her şeye ulaşılabilir çok kolay, eskiden bunu bulamazdık. Ama bir yanıyla da algoritmalar müziği çok yönlendiriyor, rakamlarla bir eserin değerinin ölçülüyor olması olumsuz tarafları. Eskiden kaset dinlerdik, bazı şarkılar çok hit değildi ama onları keşfederdik. Şimdi algoritma onları alta itiyor. Çok kıymetli yeni müzisyen arkadaşların işlerinin ön plana çıkması zorlaştı. Şans eseri birkaçı fırlayabiliyor. Bir de dinleyiciyi hızlı tüketime yöneltti. O yüzden hızlı hızlı single’lar çıkıyor. İnsanlar zaten her şeyden çok çabuk sıkılıyor. Yine de dinleyici iyi şarkıyı bir yerlerden bulup çıkarıyor. Genç kuşak, 20 sene önce yayımlanmış şarkıyı bulup onu viral yapabiliyor. Demek ki hâlâ dijital bir şey yerine insan unsuruyla yapılmış, iyi müzik, stüdyo kaydı dinlemek istiyorlar.

◊ YouTube’da bir klibin çok tıklanması sence o işin gerçekten iyi olduğunun bir kanıtı mı?

2015’te YouTube çok ön plandaydı. O sıra benim hiç tıklanmayan şarkılarım şu anda en çok söylenen şarkılarım. Yani o manipülasyonlar ya da o tıklanmalar aslında anlık... Zaman içerisinde insanlar dinliyor.

◊ Sen hiç tıklanma satın aldın mı?

Öyle bir şey yapmam. İçime sinmez, hem de zamanla onu gerçek dinleyicinin bulup dinleyeceğini biliyorum.

◊ Yapay zekâ ve müzik ilişkisine nasıl bakıyorsun?

Geçen gün bir konserde canlı büyük orkestra dinledim, o enstrümanların yaydığı frekansın vücudumda yarattığı etki o kadar büyüktü ki, bunun yerini hiçbir şey alamaz dedim. Bize iyi gelen, bizi iyileştiren frekanslar var... Yapay zekâ zaten var olanları toparlayıp çıkarıyor, bir noktada sıkışıp kalacak. Yalnız insanı bu kadar kolaylığın tembelleştirebileceğini düşünüyorum. Çünkü yetenek geliştirilebilen bir şey. Yıllarca enstrümanlarını çalmak için çalışmış insanlar v

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Eski karısından kan donduran mesaj .'Beni aldatıp, uğruna 27 yıllık evliliği çöpe attığın o kadınla tanışmak istiyorum
Magazin

Eski karısından kan donduran mesaj .'Beni aldatıp, uğruna 27 yıllık evliliği çöpe attığın o kadınla tanışmak istiyorum

6 saat önce

Bunca servetin varsa derdin de var! Büyük aşkı pahalıya patlıyor: Evlenince kocasına o bakacak
Magazin

Bunca servetin varsa derdin de var! Büyük aşkı pahalıya patlıyor: Evlenince kocasına o bakacak

7 saat önce

Ayrılık dedikoduları sonrası müjdeli haber! Bertuğ Özgür Yıldırım baba oluyor
Magazin

Ayrılık dedikoduları sonrası müjdeli haber! Bertuğ Özgür Yıldırım baba oluyor

15 saat önce