Cumhuriyet nefreti, ümmet sevdası!
Son dönemde cumhuriyete yönelik nefret söylemlerinin yeniden ve daha rahat bir şekilde sergilendiği, bu durumun PKK açılımıyla birlikte daha da belirginleştiği öne sürülüyor. AKP, MHP, DEM Parti ve HÜDA PAR ittifakının çabaları ve bazı muhalefet partilerinin de katkısıyla, cumhuriyeti hedef alan söylemlerin arttığı bir ortam yaratıldığı iddia ediliyor.
Bianet'te yayımlanan bir yazıda, terörist başı Abdullah Öcalan'ın sanki bir filozof gibi yüceltildiği ve kendi görüşlerini çürüttüğü bir analiz yapıldığı belirtiliyor. Yazıda, Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi arasındaki ittifakın tarihsel arka planına değinilerek, bu ittifakın Osmanlı'nın bölgedeki genişlemesi ve Şah İsmail'in devletinin yok edilmesi amacını taşıdığı, bu Sünnilik temelli ittifakın on binlerce Alevi'nin katledilmesine yol açtığı vurgulanıyor.
Ancak aynı yazıda Öcalan'ın, İdris-i Bitlisi'yi hem Kürt üst tabakasının tarihsel iradesizliğinin kurucu babası hem de Kürt varlığını ve otonomisini korumayı başarmış dahi bir diplomatik akıl temsilcisi olarak gördüğü aktarılıyor. Yazının devamında, "İdris-i Bitlisi'nin yarattığı o özerklik ve ortaklık mirası, tekçi ulus-devlet canavarlığına karşı ancak Demokratik Cumhuriyet ve Demokratik Ulus zemininde, çağdaş ve eşitlikçi bir ruhla yeniden güncellenebilir" denilerek, din, mezhep, etnik köken ve ümmet bağlarıyla kurulan monarşi türü otokrasinin övüldüğü yorumu yapılıyor.
Bu yazının, Öcalan'ın İmralı'daki görüşmelerinde "Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi" referansına tepki olarak açıklanan "Alevi Aydınlar Bildirgesi" ile aynı dönemde yayımlanması dikkat çekici bulunuyor. Ayrıca, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın bu bildirgenin imzacılarından "Sokaktan alıp getirip milletvekili yaptığımız isimler, hangi aydın kimliği var bilmiyorum" şeklindeki eleştirileri de gündeme getiriliyor. İdris-i Bitlisi gibi Alevilerin tarihi açısından sorunlu bir figüre karşı gösterilen ısrarın, FETÖ'nün medya organlarında görülebilecek bir anakronizm içerdiği ifade ediliyor.
Son olarak, PKK açılımının "2. Cumhuriyet" sürecinin son aşaması olduğu ve "Demokratik Cumhuriyet" adı altında üniter, laik ulus-devletin sona erdirilerek ümmet birliği adı altında parçalı bir yapının kurulmasının hedeflendiği iddia ediliyor. DEM Parti ve Öcalan'ın Türkiye'ye dayattığı formülün, kendi bölgelerinde devlet adına kendilerini yönetme, idari ve askeri işleri yürütme esasına dayanan bir özerklik olduğu, bunun da dünyanın her yerinde ABD ve İsrail'in bölgede kurmayı istediği yapıya benzediği belirtiliyor.
Konu Hakkında
Bu haber, Türkiye'de cumhuriyetin temel değerlerine yönelik tartışmaların ve bu tartışmaların siyasi ittifaklar üzerinden nasıl şekillendiğini ele alıyor. Özellikle terörist başı Abdullah Öcalan'ın tarihi referanslar üzerinden yaptığı yorumların, farklı siyasi gruplar tarafından nasıl algılandığı ve bu algıların toplumsal fay hatlarını nasıl tetiklediği inceleniyor. İdris-i Bitlisi gibi tarihsel figürlerin yeniden gündeme getirilmesi, mezhepsel ve etnik kimlikler üzerinden siyasi bir dil oluşturma çabası olarak yorumlanıyor. Bu durum, Türkiye'nin üniter ulus-devlet yapısından uzaklaşıp, bölgesel özerkliklerin ön plana çıktığı bir yapıya doğru evrilme endişelerini de beraberinde getiriyor.
Sıkça Sorulan Sorular
İdris-i Bitlisi kimdir ve neden tartışma konusu oldu? +
PKK açılımı ile cumhuriyet karşıtlığı arasındaki bağlantı nedir? +
Demokratik Cumhuriyet ve Demokratik Ulus kavramları ne anlama geliyor? +
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
