Türkiye hidroelektrikte rekor kırdı: Temiz enerji payı yüzde 60'ı aştı, doğal gaz kullanımı sert düştü
Türkiye, 2026 yılının ilk aylarında elektrik üretiminde önemli bir başarıya imza attı. Güçlü yağışlar ve barajlardaki yüksek doluluk oranı sayesinde hidroelektrik santrallerinin üretimi rekor seviyeye çıkarken, doğal gaz kullanımında dikkat çekici bir gerileme yaşandı. Bu gelişme hem enerji sektöründeki karbon salımını düşürdü hem de ithal doğal gaza olan bağımlılığın azalmasına katkı sundu.
Türkiye'deki bu dönüşüm yalnızca iç enerji piyasasını değil, Avrupa doğal gaz piyasasını da etkileyen önemli gelişmeler arasında yer aldı.
HİDROELEKTRİK ÜRETİMİNDE TÜM ZAMANLARIN EN YÜKSEK SEVİYESİ
Enerji düşünce kuruluşu Ember'in verilerine göre Türkiye'de hidroelektrik santralleri, 2026 yılının Ocak-Mayıs döneminde 46,33 teravatsaat (TWh) elektrik üreterek ilk beş aylık dönemde bugüne kadarki en yüksek üretim miktarına ulaştı. Bu performans, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 60'lık artış anlamına geliyor.
Üretimdeki bu yükselişle birlikte hidroelektrik ilk kez hem kömürü hem de doğal gazı geride bırakarak Türkiye'nin en büyük elektrik üretim kaynağı oldu. Toplam elektrik üretimindeki payı ise yüzde 20,8'den yüzde 33,2 seviyesine çıktı.
Uzmanlar, yüksek rezervuar seviyeleri ve uygun hava koşullarının, artan elektrik talebine rağmen barajların tam kapasiteye yakın çalışmasını mümkün kıldığını belirtiyor.
TEMİZ ENERJİ ÜRETİMİNDE YENİ EŞİK AŞILDI
Hidroelektrikteki güçlü performans, rüzgar ve güneş enerjisindeki artışla birleşince Türkiye'nin elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların ağırlığı belirgin şekilde arttı.
Bu üç kaynaktan elde edilen toplam temiz elektrik üretimi 86,25 TWh'ye ulaşırken, yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam elektrik üretimindeki payı ilk kez yüzde 61,2 seviyesine yükseldi. Geçen yıl aynı dönemde bu oran yüzde 46,8 olarak kaydedilmişti.
DOĞAL GAZDAN ELEKTRİK ÜRETİMİNDE SERT DÜŞÜŞ
Hidroelektrik üretimindeki artışın en belirgin etkisi doğal gaz santrallerinde görüldü.
Doğal gazdan üretilen elektrik miktarı geçen yılın aynı dönemindeki 29,42 TWh seviyesinden 17,48 TWh'ye gerileyerek yüzde 40,6 azaldı. Böylece doğal gazın elektrik üretimindeki payı da yüzde 20,7'den yüzde 11,9'a düştü ve son yılların en düşük seviyelerinden biri kaydedildi.
Yaklaşık 12 TWh'lik üretim kaybı, son yedi yılın en büyük düşüşü olarak kayıtlara geçti.
Kömür santralleri de bu süreçten etkilendi. Kömür kaynaklı elektrik üretimi yıllık bazda yüzde 16,1 azalırken, üretimdeki payı yüzde 26,4'e gerileyerek son on yılı aşkın dönemin en düşük seviyesine indi.
KARBON EMİSYONLARINDA ÖNEMLİ GERİLEME
Fosil yakıt kullanımındaki azalma çevresel göstergelere de olumlu yansıdı.
Enerji sektörünün karbon emisyonları geçen yılın aynı dönemindeki 61,01 milyon ton CO₂ eşdeğerinden 47,91 milyon ton seviyesine gerileyerek yüzde 21'in üzerinde düşüş gösterdi.
Bu tablo, yenilenebilir enerji yatırımlarının Türkiye'nin enerji dönüşümüne sağladığı katkının giderek arttığını ortaya koydu.
AVRUPA'NIN DOĞAL GAZ PİYASASINA DA KATKI SAĞLADI
Türkiye'de doğal gaz tüketiminin gerilemesi, Avrupa enerji piyasasını da olumlu etkiledi.
Elektrik üretiminde daha az doğal gaz kullanılması sayesinde ithal edilen gazın daha büyük bölümü yer altı depolama tesislerine aktarılabildi. LSEG verilerine göre 2026 yılında depolama tesislerine yapılan gaz enjeksiyonu geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 18 arttı.
Bu gelişme, Avrupa'nın kış sezonu öncesinde doğal gaz depolarını doldurma sürecinde bölgesel arz üzerindeki baskının azalmasına destek verdi.
Enerji Enstitüsü verilerine göre Avrupa'nın en büyük doğal gaz tüketicileri arasında yer alan Türkiye'de talebin düşmesi, kıta genelindeki doğal gaz tüketimindeki gerileme eğilimini de güçlendirdi.
YENİLENEBİLİR ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ DİKKAT ÇEKİYOR
Reuters'ın değerlendirmesine göre Türkiye'de doğal gaz talebindeki düşüşün temel nedeni ekonomik yavaşlama değil, elektrik üretiminde fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş oldu.
Elektrik üretimi yılın ilk beş ayında 140,88 TWh'den 142,44 TWh'ye yükselmesine rağmen fosil yakıt kullanımının belirgin şekilde azalması, artan enerji ihtiyacının büyük ölçüde hidroelektrik, rüzgar ve güneş enerjisinden karşılandığını gösterdi.
Uzmanlar, Türkiye'nin hidroelektrik öncülüğünde hız kazanan bu enerji dönüşümünün hem enerji arz güvenliğini güçlendirdiğini hem de ithal doğal gaz bağımlılığını azaltarak Avrupa için dikkatle takip edilen örneklerden biri haline geldiğini değerlendiriyor.
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
