USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Son Dakika 2 saat önce

Özgür Özel açıkladı: Hulusi Akar davasını kazanan avukat Hüseyin Can Güner

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özel, TBMM’de basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
YouTube

Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özel, TBMM’de basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Özel, “15 Temmuz Darbe Girişimi’nin 10’uncu yıl dönümünde, darbenin siyasi ayağına ilişkin bir netlik oluşmadı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna karşılık şunları söyledi:

“10 yıl önce bu Meclis’e, bu Meclis’in iradesine ve bu milletin iradesine darbe ypaılmak istendi. Hepiniz şahitsiniz, o gün bu Meclis kapalıydı. Bu Meclis’in açılmasını öneren, bu Meclis’in toplanmasını öneren, açıldıktan sonra da Ankara’da olan ve Meclis’e ulaşabilen milletvekilleriyle sabaha kadar darbeye karşı direnen, kapalı olan Meclis’i açtığımız için de hedef haline gelen, bombardıman altında kalan milletvekillerinden birisiyim.

O gün Meclis’in açılma fikrinin sahibi olan milletvekiliyim. AK Partili mevkidaşlarımızı, yöneticileri arayıp ‘Bu demokrasiye karşı yapılan bir darbedir, biz seçilmişlerin arkasındayız. Mesclis açılsın, Meclis’i teslim etmeyelim’ diyen kişiyim ben. 10 yıl geçti üstünden. Bugün olsa aynı tutumda olurum. O gün çok çeşitli tartışmalar yürüyordu. ‘Tiyatro değil, bal gibi derbe; kanlı bir darbe’ diyen kişiyim.

O günden bugüne de fikrim hiç değişmedi. Hiçbir tutarsızlığım yok. Tarihin doğru tarafında durmuş olmanın kıvancı içindeyim. Şehitleri rahmetle, gazileri hürmetle bir kez daha anarım.

O gün Meclis’te şöyle bir hava vardı; evet, artık anlaşıldı. Sadakata değil, liyakata bakmak lazımmış. Cumhuriyet’in değeri anlaşıldı. Kuvvetler ayrılığının değeri anlaşıldı. Birilerini bir yerlere, sırf alnı secdeye varıyor diye getirmenin yanlışlığı anlaşıldı. ‘Kim olursa olsun ama liyakatlı olsun’ dendi. Bir yanda AK Parti il başkanlıklarına Atatürk resimleri asıldı ilk kez. Hızla büyük posterler arandı, bulundu, bizlerden istendi.

İllerimizde AK Parti il başkanlıkları büyük Atatürk posterlerini CHP’lilerden istediler. Laiklik vurguları yapıldı. ‘Bundan sonra bu yanlışlar yapılmayacak, demorkasinin değeri anlaşıldı’ dendi. Ama 10 yılın sonunda elde ne var? FETÖ’nün ordudaki, yargıdaki, emniyetteki, Diyanet'teki yapılanmaları ele alındı ama FETÖ'nün siyasi ayağına gelince iş durdu. Hatta geçmişte FETÖ'nün siyasi ayağı konuları üzerine açılmış bazı soruşturmaların ya da yazılmış bazı yazıların yeni yeni ortaya çıktığı ve o yazıyı yazan isimlerin de şu andaki yeni pozisyonlarının çok manidar olduğu ortaya çıktı.

Bugün gelinen noktada örneğin bu Meclis araştırma komisyonları kuruyor. Araştırma komisyonları kurulur, çalışır, görüşler yazılır, karşı oylar yazılır, bu basılır ve tarihe kalır. Bunun istisnası 15 Temmuz darbe girişimini araştırma komisyonudur. Komisyon raporunu yazdı. CHP de bir karşı oy yazdı. Yazdığı karşı oyda sorular vardı. Hulusi Akar'ın yanıtlaması gerekip yanıtlamadığı, gelip Meclis’te konuşmadığı sorular vardı.

Dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan'ın Meclis komisyonuna gelmemesinin eleştirisi vardı. Yanıtlanması gereken sorular vardı ya da darbe girişiminin önceden haber alındığı, gereğinin yeterince yapılmadığına dair, o günkü gelen erken istihbaratın kıymetlendirilmediğine dair, adeta darbenin yapılmasının beklendiğine dair, sonra da sonuçlarından istifade edilmeye çalışıldığına dair şüphelerin yazıldığı, ‘Bunlara cevap verilmezse darbeyle yüzleşilmez çünkü bu istihbaratı değerlendirmeyenler ülkeyi yönetmeye devam mı edecekler?’ soruları vardı.

Bu bir parti olarak değil, kişiler üzerinden soruluyordu. Çünkü o istihbarattan haberi olup gereğini yapmayanların birisi Genelkurmay Başkanlığı’nda, biri MİT'in başındaydı. Duracaklar mıydı? Şimdi birisi Milli Savunma Komisyonu Başkanı, bir tanesi Dışişleri Bakanı mesela. Bu rapor hiç basılamadı. Bu da çok önemli şüpheli bir durumdur.

Bir teesüf, bir üzüntümü ifade etmem lazım; darbe dediğin iktidara yapılır. İktidar darbe geldiğinde ya teslim olur ya direnir. Ondan beklenen direnmesidir. Ama darbe olduğunda herkes döner, muhalefete bakar. Ana muhalefetin gözünün içine bakar. O gece biz gözümüzü kırpmadan darbenin karşısında, seçilmişlerin arkasında durduk. O gün darbeye muhatap olan iktidar, sokakta da Meclis’te de bizleri demokrasiden yana, kendilerinden yana bir yerde gördü ve darbe birlikte savuşturuldu. O gün saldırılan şey sandığın kendisiydi. Seçilmişlere saldırıyordu birileri. O gün darbe başarılı olsaydı Fethullah Gülen, Humeyni gibi pata pata Ankara'ya inecek, devletin başına bir seçilmiş değil; seçilmemiş, kendisini oraya atamış, ardına da yöneteceği kademeleri atayacak birisi gelecekti. Biz bununla mücadele ettik.

Şimdi bu Meclis’in durduğu yer, AK Parti Genel Merkezi'nin durduğu yer, bütün siyasi partilerin durduğu yer, Anıtkabir'in durduğu yer Çankaya Belediyesi. Dün akşam Çankaya Belediyesi'nin seçilmiş, 30 yaşında seçilmiş, genç belediye başkanına bomboş; bırakın tutuklamayı, gözaltına, ifadeye bile çağrılmaması gereken, defalarca şikayet edildiğinde, denetlendiğinde Sayıştay'ın ‘İhale yenilenmiş, daha ucuza verilmiş, kamu yararı sağlanmış. Burada suç yoktur’ dediği bir dosyadan tutuklandı.

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'nın bir sözü var: ‘İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır’ diyor. Türkiye'yi kazanacak olan, İstanbul Belediye Başkanımız, cumhurbaşkanı adayımız tutuklandı. Ben 15 Temmuz'a ilk anda ‘darbe’ diyenim. Hepiniz şahit, hepiniz, bütün AK Partili arkadaşlar. 19 Mart'a da ilk günde ‘darbe’ dedim. 15 Temmuz'da darbenin muhatabı olanlar, 19 Mart sonrası darbe sürecinin nasıl faili oluyor, nasıl susuyorlar?

15 Temmuz'da darbe olurken birlikte direndiklerimize; partimizin seçilmişlerine yapılan, ayrıca partimizin genel başkanına yapılan, partimizin kurumsal kimliğine yapılan darbede, artık Türkiye'deki siyasi partiler düzenini de ortadan kaldıran butlan sürecine nasıl susuyorlar, nasıl yol veriyorlar, nasıl bundan medet umuyorlar? Darbe gecesi darbeye ‘darbe’ deyip sizinle canını ortaya koyan kişiyi darbeyle uzaklaştıracaklar ve partinin başına bir atanmışı getirecekler.

Benim ömrüm, ‘Darbe gecesi Özgür Özel'in tutumuna bakmam. Kemal Kılıçdaroğlu tankın yanından sıvıştı. Bakırköy Belediye Başkanı'nın evinde terlikle darbeyi izliyordu’ diyenlere karşı; ‘Özgür Özel'in tutumu partinin tutumudur’ diye mücadele ederek geçti. AK Partililer Kemal Bey'i tankın yanından sıvışmakla, Özgür'ü de darbe gecesi kahraman olup ama partinin esas bakılacak yerinin genel başkanın tutumu olduğunu hatırlatmakla devam ediyorlardı. Ben bu duruma karşı Kemal Bey'i savundum, partimi savundum.

Şimdi AK Parti, yapılan bir seçimi yok sayıp, üst üste aldığımız dört mazbatayı yok sayıp, bizi görevden uzaklaştırıp Kemal Bey'i göreve getirmeyi ve oradan da Sayın Erdoğan'ın butlan kararından 20 gün önce söylediği gibi ‘İnşallah pek yakında milletimize yakışır bir ana muhalefet partisine sahip olacağız’ dediğini de hatırlatırım. Teessüf ederim, 15 Temmuz darbesinde gelip ‘Seni alnından öpceğim’ deyip de bugün gelip butlanı seyreden AK Parti'nin içindeki herkese.”

Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisini FETÖ’cülerin desteklediğine ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine ise şöyle konuştu:

“Bu zor soru. Yıllarca bu soruyu bana AK Partililer, AK Partili Grup Başkanvkilleri, AK Partili siyasetçiler ya da zaman zaman yazan çizenler yazınca sizler sordunuz: ‘Yurt dışındaki FETÖ’cülerin Kemal Bey'i destekledikleri söyleniyor, ne diyorsunuz?’ dediniz. Biz de dedik ki ‘Onların hükümetle derdi var diye muhalefete; muhalefetin yaptığı, ortaya çıkardığı bir dosyaya destek veriyorlarsa bu FETÖ'cülük anlamına gelmez’ diye. Şimdi Kemal Bey, kendisine çokça yapılan bu haksızlığı bana yapmaktan medet mi umuyormuş?

O zaman şöyle bir şey olur; bunun ilk dalgasının nasıl geri püskürdüğünü hatırlamak lazım. Bunun ilk dalgası, bayramlaşma için Türkiye'nin dört bir yanından gelen belli sayıda insana hitaben yapılan konuşmada da böyle bir vurgu yapılmıştı.

Cevabı dönemin Genelkurmay Başkanından, Ergenekon, Balyoz, askeri casusluk gibi kumpas davalarının mağdurlarından, ölenlerin yakınlarından geldi. Ali Tatar'ın abisi Ahmet Tatar'ın KUMPAS-DER’inden geldi, İlker Başbuğ'dan geldi. ‘FETÖ'ye karşı yanımızda dimdik duran, o günlerde bir tek yanımızda olan Özgür Özel'e, k

Konunun arka planı

15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen, darbenin siyasi ayağına dair netlik kazanılmamış olması, siyasetin gündemindeki yerini koruyor. O gece Meclis'in açık tutulması ve darbeye karşı direnişin sembolü haline gelmesi, o dönemin siyasi atmosferini ve alınan dersleri ön plana çıkarıyor. Darbe girişiminin ardından 'sadakat yerine liyakat' ilkesinin önemi, Cumhuriyet değerlerinin ve kuvvetler ayrılığının gerekliliği gibi konuların daha fazla anlaşıldığına dair gözlemler yapılmıştı. Ancak, darbenin FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) yapılanmalarına odaklanılmasına rağmen, siyasi bağlantılarının tam olarak aydınlatılamaması, kamuoyunda ve siyasi çevrelerde tartışılmaya devam eden bir konu olarak öne çıkıyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Özgür Özel'in Hulusi Akar davasını kazanan avukatı açıklaması ne anlama geliyor?

Özgür Özel, 15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayağına dair soruları yanıtlarken, dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın bir davasını kazanan avukatın Hüseyin Can Güner olduğunu belirterek, bu konunun Meclis'teki araştırma komisyonu raporunda yer alan sorularla bağlantılı olduğunu ima etmiştir. Bu durum, darbenin sorumlularının belirlenmesi ve hukuki süreçlerin takibi açısından önem taşımaktadır.

15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayağı neden hala tartışılıyor?

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden yıllar geçmesine rağmen, darbenin FETÖ yapılanmalarına odaklanıldığı ancak siyasi bağlantılarının tam olarak aydınlatılamadığı düşünülmektedir. Bu durum, darbenin sorumlularının kimler olduğu ve bu kişilerin nasıl bir rol oynadığına dair soruların yanıtsız kalmasına neden olmakta ve kamuoyunda tartışılmaya devam etmektedir.

Özgür Özel'in Meclis'in açık tutulmasıyla ilgili açıklaması nedir?

Özgür Özel, 15 Temmuz gecesi Meclis'in açık tutulması fikrinin sahibi olduğunu ve o gece darbeye karşı direnen milletvekillerinden biri olduğunu belirtmiştir. Meclis'in açık tutulmasının demokrasiye sahip çıkmak adına önemli bir adım olduğunu vurgulayarak, o günkü tutumunun hala arkasında olduğunu ifade etmiştir.

Meclis araştırma komisyonlarının darbe girişimiyle ilgili raporu ne içeriyordu?

15 Temmuz darbe girişimini araştırma komisyonu bir rapor hazırlamıştır. Bu raporun yanı sıra CHP'nin de bir karşı oy yazdığı belirtilmiştir. Karşı oyda, dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın komisyona gelmemesi ve darbe girişimine dair erken istihbaratın yeterince değerlendirilmediğine dair sorular yer almıştır. Bu soruların, darbeyle yüzleşme ve sorumluların belirlenmesi açısından kritik olduğu vurgulanmıştır.

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Kreşte akılalmaz ihmal iddiası: Fare zehriyle temas eden çocuk hastanelik oldu
Son Dakika

Kreşte akılalmaz ihmal iddiası: Fare zehriyle temas eden çocuk hastanelik oldu

1 saat önce

TRUMP'TAN İRAN'A ŞOK ABLUKA! ABD Vurdu, İran Karşılık Verdi! Bahreyn'e Misilleme
Son Dakika

TRUMP'TAN İRAN'A ŞOK ABLUKA! ABD Vurdu, İran Karşılık Verdi! Bahreyn'e Misilleme

1 saat önce

Yeşil Artvin Derneği yetkilileri Cerattepe'de: 'Doğal yapının daha fazla zarar görmemesini istiyoruz'
Son Dakika

Yeşil Artvin Derneği yetkilileri Cerattepe'de: 'Doğal yapının daha fazla zarar görmemesini istiyoruz'

1 saat önce