USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Tarih 10 saat önce

İbni Batuta’nın Birgi-İzmir günleri

HK Yazan: Haber Kaydır Editörlüğü Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Türklerin Batı Anadolu’daki İlk Yılları ve Kültür Evreni Yedi yüz yıl önce, Mağrip’ten, Kuzey batı Afrika’dan yola çıkan

Türklerin Batı Anadolu’daki İlk Yılları ve Kültür Evreni Yedi yüz yıl önce, Mağrip’ten, Kuzey batı Afrika’dan yola çıkan genç bir seyyah; tozlu yolları, çalkantılı denizleri, çölleri, savaşları aşarak Batı Anadolu’ya ulaştı.

Karşısında Bizans’ın gerilediği, Türkmen beyliklerinin yükseldiği, yeni bir dünyanın kurulduğu hareketli bir coğrafya vardı.

O seyyahın adı İbni Batuta’ydı. Onun Birgi’de, Ayasuluk’ta ve İzmir’de gördükleri yalnızca bir gezginin hatıraları değildir; Anadolu’nun Türkleştiği çağın gündelik hayatını, insanlarını, zenginliğini, inançlarını, korkularını ve umutlarını bugüne taşıyan canlı tanıklıklardır.

Çünkü bazen bir gezginin dikkatle baktığı ayrıntılar, koca imparatorlukların bırakamadığı izleri bırakır tarihe.

Fas’ın Tanca kentinde 1304 yılında doğan, 22 yaşında hacca gitmeye niyetlenip yola çıkan İbni Batuta o zamanın bilinen dünyasını gezer, anılarını bir seyahatnameye yazar, yazdırır.

Varlıklı bir Berberi ailesinin oğludur. Berberiler Afrika’nın kuzeyinde, Akdeniz kıyılarında ve denize yakın yerlerde yaşayan açık tenli, sonradan Müslüman olmuş topluluklardır.

Gezgin İbni Batuta Çin’den Orta Asya’ya, Hindistan’a; Malezya’dan Orta Afrika’ya; Karadeniz’in kuzeyinden Bizans’a, oradan Mısır’a kadar geniş bir coğrafyayı dolaşır.

Bu süreçte üç defa Mekke'ye gider, hac vazifesini de yerine getirir.

Selçuklu Sultanlarının hükmünün sona ermekte olduğu, yer yer Türkmen beyliklerinin ortaya çıktığı Anadolu'ya, o zamanın en işlek limanı olan güneydeki Alanya üzerinden girer.

Daha önce gezdiği Nusaybin, Sincar ve Mardin’den sonra Antalya, Isparta, Eğridir, Denizli, Tavas, Muğla, Milas’a uzanır, ardından Konya ve Erzurum’a gider.

Seyahatnamesinde doğudan batıya nasıl geldiğini bildirmez ama uzunca bir süre konuk olduğu Birgi’den (Ödemiş) çıkarak Ayasuluk (Selçuk), İzmir, Manisa, Bergama çevresini gezer, Bursa üzerinden

İznik’e ulaşır. Geyve, Göynük, Bolu, Kastamonu yoluyla vardığı Sinop’tan denize açılarak Kırım’ın Kerç Limanı’na çıkar. (Said Aykut-İslam Ansiklopedisi)

Mesleği atalarından gelen kadılık olan İbni Batuta 1369 yılında, döndüğü memleketinde, yine kadılık yaptığı Fas’ta ölür.

(İbni Batuta’nın dolaştığı yollar, gezdiği yerler. Temsili resim. YZ)

İbni Batuta çok meraklı ve maceracı bir kişiydi. Başlangıçta yalnızca hac için yola çıkmışken, seyahat tutkusu onu birçok ülkeye götürdü, farklı kültürlerle tanıştırdı, değişik insanlarla bir araya getirdi.

Gittiği yerlerde: hükümdarlarla, kadılarla, dervişlerle, tüccarlarla, halkla hızla yakınlık kurabiliyordu.

Araştırmacı Doç.Dr.Said Aykut “derviş gibi giyinmesi ve mutasavvıf kimliği nedeniyle halk ve ulema tarafından sevilen biri olduğunu” belirtiyor.

Tasavvufa ve dervişlere ilgisi vardı. İslam’ı her yönüyle iyi biliyordu. Dindar bir kişiydi. Ailesi gibi İslam’ın, Fas’ta yaygın olan Sünni Maliki mezhebindendi. Günümüzde de yaygın olan Malikilik, Sünni İslam’ın dört büyük fıkıh (İslam hukuku) mezhebinden biridir.

Medine’de yaşamış İmam Malik bin Enes (711–795) tarafından geliştirilen bu mezhep yalnızca: Kur’an, hadis değil Medine’de yaşayan ilk Müslüman toplumun uygulamalarını rehber alır. Müslümanlığın ticaret yollarıyla yayıldığı Orta Çağ Mağrip (Kuzey Afrika) dünyasında baskın mezhep Malikilikti.

İbni Batuta, bu bağlamda gezdiği yerlerde: tekkeleri, türbeleri, İslam alimlerini ziyaret etmeye özel önem verirdi. Aynı zamanda oldukça sosyal ve dünyaya açık biriydi. Sadece gözlem yapan değil; bulunduğu toplumların içine giren, hatta evlilikler yapan, devlet görevleri alan aktif bir kişilikti. Yazı üslubu canlı ve renkliydi.

Anlatımı dramatik, ayrıntılı, bazen abartılı ama etkileyiciydi. Hediyeyi ve iyi yaşamayı seviyordu. Geldiği yerde gördüğü ve yaşadıklarını yalın bir dille dile getirdiği “Seyahatname”sinde: hükümdarlardan aldığı hediyeleri, atları, elbiseleri, ziyafetleri uzun uzun anlatır.

Bu yönüyle yalnızca dünya nimetlerinden el çekmiş bir derviş değildi İbni Batuta. Cesur ama bazen ihtiyatsızdı.

Deniz korsanları, savaş bölgeleri, çöller ve salgınlara rağmen yolculuk etmeyi sürdürdü.

Modern tarihçiler onu genellikle: “Dindar, meraklı, sosyal, serüvenci ve gözlem gücü çok yüksek bir Orta Çağ entelektüeli” olarak tanımlıyor.

(İbni Batuta: Seyyah, Din bilgini, kadı, Hoş sohbet, sıcak kanlı, cesur. Temsili resim.YZ.)

İbni Batuta Batı Anadolu seyahatinde, önce Birgi’ye geldiği yıl 1332-33 olmalıydı.

Birgi, Batı Anadolu’da Küçük Menderes Ovası’nın güney kenarında, Bozdağ eteğinde kurulmuş çok eski bir yerleşimdir. Bugün İzmir ili Ödemiş ilçesine bağlıdır. Bereketli Küçük Menderes Havzası’na bakan eğimli bir yamaç üzerinde bulunur.

Bu konumuyla hem savunma hem su kaynakları hem de iklim açısından çok eski çağlardan beri yaşamaya uygundur. Bölge bol pınarlı, dere yataklı, verimli topraklıdır. Dağlardan gelen sular, bahçeleri, bostanları, eski konak avlularını besler. Birgi içinden de şırıl şırıl akar geçer.

Bu yüzden İbni Batuta da Birgi’yi anlatırken onun yeşil, bahçeli, sulu bir şehir olarak anlatır. Anadolu’yu yurt edinmeye girişen Türkmenlerin yerleştikleri bu çevreyi kontrol etmeye çok uygun bir yerdi Birgi.

İbni Battuta’nın Birgi’ye geldiği yıllar Batı Anadolu’nun hızla Türkleştiği bir dönemdir.

1071’de Selçuklu Sultanı Alp Arslan’ın siyasal olarak Anadolu’nun kapılarını Orta Asya’dan, Nazım Hikmet’in dediği gibi “dört nala gelen” Türklere açmasıyla birlikte Selçuklu Devleti, gelen Türkmen boylarını Bizans’la sınır olan bölgelere gönderiyordu. Selçuklu Devletinin de zayıflamasıyla, çok geçemeden bu bölgelerde yeni Türk Beylikleri oluşmaya başladı.

Yeni gelenler, yeni topraklara yerleşmenin ötesinde çevrelerinde etkili bir egemenlik alanı oluşturmayı başarıyorlardı. Bizans’ı batıya, Ege Denizi’ne doğru itiyorlardı. Balıkesir’de Karesioğulları, Manisa’da Saruhanoğulları, İzmir-Aydın’da Aydınoğulları, Muğla’da Menteşeoğulları, Kütahya’da Germiyanoğulları, Isparta-Antalya’da Hamitoğulları ve Söğüt-Bilecikİznik dolayında Osmanoğulları güçlü yerel odaklar oluşturmuşlardı.

Birgi, 1308’de bereketli Menderes ovaları çevresinde kurulan Aydınoğulları Beyliğinin merkezi olmuştu. Mehmet Bey, babası Aydın Bey’in adıyla anılacak Beyliğin kurucusuydu.

Aydınoğulları Beyliği, Birgi’den başlayarak Küçük Menderes'ten Tire ve Selçuk'a kadar uzanan bir sahaya yayılmış ve bir yüzyılı aşan süre varlığını devam ettirmişti. Mehmet Bey, önceleri Kütahya merkezli bir Türkmen Beyliği kurmuş Germiyanoğullarının ordusunda subaşıydı- komutandı.

O yıllar, Anadolu’da Selçuklu Devleti'nin çökmeye başladığı, Bizans İmparatorluğu'nun içinde bulunduğu taht kavgalarının etkisiyle iyice zayıfladığı yıllardı.

Aydınoğlu Mehmet Bey Bizans'tan Birgi ve çevresinde bir egemenlik alanı oluşturduktan sonra bağımsızlığını ilan etti. Mehmet Bey’in Birgi’yi fethettiğine ilişkin bir rivayete göre Bizans’ın elindeki kalenin tekfurunun (komutanın) kızı güzel Sofia yakışıklı Mehmet Bey’e âşık olmuş, kalenin kapı anahtarlarını Mehmet Bey’e vermişti. Sonra da bu sevdalı kızı Rumlar öldürmüştü.

Bu rivayet Birgi’deki Mehmet Bey Camisinin batı kapısında bulunan mezarın bu kral kızına ait olduğu inancından kaynaklanır. Uygun konumu nedeniyle Mehmet Bey Birgi'yi Beyliğine başkent yaptı, burada güç topladı. Küçük Menderes havzasını kontrol etti, ardından İzmir’e yöneldi. Aydınoğulları Beyliği kuvvetlerinin İzmir’e ilk giriş tarihi kesin bilinmese de genel olarak yaklaşık 1317–1320 yılları arasında olduğu kabul edilir.

1317 yılında yiğitlerinin başında Mehmet Bey ilk aşamada Kadifekale ve yukarı şehir kesimini, tepe yerleşimini ele geçirdi, kentin kara tarafını denetimi altına aldı. Böylece bu fethedilen yerde Türkmenler, Türk askerleri, ahi ve zaviye mensupları, farklı renkleriyle Müslüman halk yoğunlaştı. Kadifekale eteklerinde Türk mahalleleri: evler, mescitler, pazar alanları oluşmaya başladı. Türkmen ve gazi kültürü bu çevreye yerleşti.

(Batı Anadolu’da 14.yüzyıl Türk beylikleri ve Aydınoğulları YZ)

Deniz kıyısındaki Liman Kalesi ve liman: Cenevizli, Latin, Haçlı etkisi altında kalmaya devam etti. Halkı Hristiyan’dı. Bu yüzden İzmir uzun sü

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Büyük İskender ilk büyük zaferini burada kazanmış!
Tarih

Büyük İskender ilk büyük zaferini burada kazanmış!

9 saat önce

Masmavi sularıyla Akdeniz meğer yıllar önce kuruyup çöle dönüşmüş
Tarih

Masmavi sularıyla Akdeniz meğer yıllar önce kuruyup çöle dönüşmüş

10 saat önce

Dandanakan Savaşı tarihi - Dandanakan Savaşı'nın önemi, nedenleri ve sonuçları
Tarih

Dandanakan Savaşı tarihi - Dandanakan Savaşı'nın önemi, nedenleri ve sonuçları

21 saat önce