İkili eğitim sonlandırılmalı, sınıflar kalabalık olmamalı
Türkiye’de son dokuz yılda çocukların karıştığı cinayet vakaları yüzde 131, uyuşturucu ticaretiyle ilişkili suçları yüzde 119 arttı. Şiddete maruz kalan çocuk sayısı 2020’den 2024’e yüzde 156 artarak 279 bin 620’ye ulaştı. 2024’te suça sürüklenip işlem gören çocuk sayısı ise 202 bin 778. 15 yaşındaki her dört çocuktan biri okulda çeteler ve silah/bıçak taşıyan öğrenci gördüğünü söylüyor.
Eğitim Reformu Girişimi (ERG), okullarda şiddetin önlenebilmesine yönelik önerilerinin yer aldığı “Bağları Sıkılaştırmak: Adil, Güvenli ve Barışçıl Okullar için Öneriler” başlıklı politika notunu yayımladı. Belgede okullarda yaşanan silahlı saldırıların ve artan şiddet olaylarının konuyu politika önceliği haline getirdiği vurgulandı. Okulun güvenli olmasının, çocukların yaşam, gelişim, eğitim ve şiddetten korunma haklarından doğan bir devlet yükümlülüğü olduğunun altı çizildi.
ERG Eğitim Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık tarafından hazırlanan politika notunda yer alan öneriler şöyle:
Yönetişim, izleme ve hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesi: Okulun güvenli olması, devlet yükümlülüğünde bir insan hakları meselesi olarak ele alınmalı ve MEB koordinasyonunda çok paydaşlı komisyonlar aracılığıyla yönetilmelidir.
Erken tespit, izleme ve müdahale süreçlerinin etkinleştirilmesi: Tüm şiddet türlerini standart biçimde kaydeden ulusal bir veri ve izleme sistemi kurulmalı, kurumlar arası bilgi paylaşımı protokolleri belirlenmelidir.
Güvenli başvuru yolları ve bildirim mekanizmalarının güçlendirilmesi: Öğrenciler ve öğretmenler için anonim ve erişilebilir başvuru kanalları oluşturulmalı, bildiren kişinin kimliği ve güvenliği güvence altına alınmalıdır. Başvuruları almakla sorumlu birim ve kişiler belirlenmeli, her başvuru kayıt altına alınmalı ve süreç başvuran kişiye düzenli olarak bildirilmelidir.
Psikososyal destek, rehberlik, sosyal hizmet ve onarıcı müdahale sistemlerinin birlikte güçlendirilmesi: Rehber öğretmen/psikolojik danışman sayısı öğrenci sayısı ve okulun ihtiyaçlarına göre artırılmalı, okullara sosyal hizmet uzmanı atanmalıdır.
Okul içinde ilişkilerin, normların ve statü yapılarının dönüştürülmesi: Ayrımcılığı engelleyen açık kurallar oluşturulmalı, okul içindeki örtük normlar görünür kılınmalıdır. Öğrenciler için görünürlük ve kabul sağlayan alternatif katılım ve sorumluluk alanları yaratılmalı; zorbalığın yoğunlaştığı geçiş dönemlerinde dışlanmayı önleyecek uygulamalar hayata geçirilmelidir. Toplumsal cinsiyet eşitliği bu dönüşümün ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır.
Okul bileşenlerinin iyi olma halini destekleyen kapsayıcı öğrenme ve çalışma ortamlarının güçlendirilmesi: Sanat, spor ve kolektif üretim alanları ücretsiz ve erişilebilir olmalı ve bu alanlar çoğaltılmalıdır. Beslenme ve temel ihtiyaçlara erişim tüm öğrenciler için güvence altına alınmalı, dezavantajlı öğrenciler için maddi destek ve burs imkânları akademik başarıya dayalı olmaksızın sağlanmalıdır.
Fiziksel ortamın güvenli ve erişilebilir kılınması: Okul içi ve dışı alanlarda riskli alanlar düzenli izlenmeli, riskler giderilmeli; temel altyapı hizmetleri kesintisiz sağlanmalıdır.
Eğitim sistemindeki yapısal baskıların azaltılması: Standartlaştırılmış müfredat ve sınav sistemlerinin yarattığı sürekli performans baskısı dışlanma duygusunu ve akranlar arası gerilimi besliyor. Ölçme ve değerlendirme süreçlerinde proje, performans ve süreç odaklı yöntemler kullanılmalı; başarı göstergeleri akademik sonuçlarla sınırlı kalmamalıdır. İkili eğitim sonlandırılmalı, kalabalık sınıflarda öğretmen başına düşen öğrenci sayısı kademeli olarak azaltılmalıdır.
Dijital ortamlarda şiddetin önlenmesi: Dijital platformlara çocuk hakları temelinde yasal yükümlülükler tanımlanmalı, nefret söylemi ve ayrımcı içeriklere karşı içerik moderasyonu zorunlu hâle getirilmelidir. Okul bileşenlerine eleştirel dijital medya okuryazarlığı eğitimi sunulmalıdır.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
