USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Gündem 11 saat önce

Sarı'nın köşesi: Evcil değil, teminatlı

HK Yazan: Haber Kaydır Editörlüğü Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Bir veterinere girdiğinizde artık bazen özel hastaneye girmiş gibi hissediyorsunuz.

Bir veterinere girdiğinizde artık bazen özel hastaneye girmiş gibi hissediyorsunuz. Kan tahlili. MR. yoğun bakım. Fizyoterapi. diyet programı. Bir eksik check-up paketi.

Dünyanın geldiği yer biraz değişti. Çünkü insanlar artık evcil hayvanlarına yalnızca “hayvan” gibi davranmıyor.

Hatta bazı durumlarda birbirlerine davrandıklarından daha dikkatli davranıyorlar. Hal böyle olunca büyüyen sektörlerden biri de hayvan sigortaları oldu.

Grand View Research, küresel hayvan sigortası pazarının 2026 yılında yaklaşık 10 ila 22 milyar dolar arasında olabileceğini söylüyor. Bazı araştırmalar ise sektörün 2030’lu yıllarda 80 milyar doların üzerine çıkacağını öngörüyor. Büyümenin temel nedeni belli: Artan veteriner masrafları ve insanların hayvanlarına daha fazla yatırım yapması.

ABD’de bugün yalnızca sigortalı evcil hayvan sayısının 6 milyonu geçtiği belirtiliyor. Özellikle köpek sahipleri, ameliyat ve acil müdahale maliyetleri nedeniyle sigortaya yöneliyor. Çünkü bazı operasyonlar binlerce doları bulabiliyor. Aslında mesele yalnızca sağlık değil, doğrudan yeni şehir hayatı.

Çünkü yeni kuşaklar hayvanlarla bambaşka ilişki kuruyor. Yapılan araştırmalara göre Z kuşağının yaklaşık yarısı evcil hayvanlarını “çocukları” gibi gördüğünü söylüyor. Aynı araştırmada gençlerin aylık pet harcamalarının önceki kuşaklardan belirgin biçimde yüksek olduğu görülüyor.

Bir başka araştırma daha dikkat çekici: ABD’de milenyum kuşağının yüzde 43’ü çocuk sahibi olmak yerine evcil hayvan sahiplenmeyi tercih ettiğini ya da edeceğini söylüyor. Bunun en büyük nedeni ise ekonomi. Çünkü modern kent yaşamında çocuk büyütmenin maliyeti astronomik seviyelere çıkmış durumda.

Dolayısıyla dünya yeni bir denklem kuruyor:

İnsanlar daha geç evleniyor, daha fazla yalnız yaşıyor, daha küçük evlerde, daha az maaşlarla yaşıyor. Ama daha fazla hayvan sahipleniyor. Ve bu değişim dev bir ekonomi yaratıyor.

Küresel pet bakım sektörünün büyüklüğünün 300 milyar doları geçtiği tahmin ediliyor. Mama, oyuncak, bakım ürünleri, veteriner hizmetleri, kuaförler, özel oteller, doğum günü pastaları, vitaminler… Evet, dev bir sektör...

Özellikle büyük kentlerde artık bir kediye ya da köpeğe bakmanın maliyeti ciddi seviyelere ulaştı. İyi mama fiyatları ortada. Veteriner ücretleri ayrı mesele. Basit bir operasyon bile birçok insanın maaşını zorlayabiliyor. İnsanlar tam da bu yüzden sigorta yaptırmaya başladı.

Aslında mesele biraz korku. Çünkü insan sevdiklerini kaybetmekten korkuyor.

Evet, köpekler artık diş paketiyle yaşıyor. Bazen durup düşünüyorum gerçekten. Çünkü bütün bu büyüyen “pet ekonomisinin” arkasında biraz modern insanın ruh hali var. İnsanlar geç evleniyor. Daha az çocuk sahibi oluyor. Daha fazla yalnız yaşıyor. Ve sevgiyi daha sessiz, daha güvenli ilişkilerde arıyor.

Belki de çağın özeti tam olarak bu:

İnsanlar birbirine daha az güveniyor. Ama bize hiç olmadığı kadar bağlanıyor. Koşulsuz sevgi istediğiniz birbirinize olan güvensizliğinizle eş oranla artıyor...

Bu köşenin dışında kalan bir şey var... Onunla birkaç yıl önce, bir sabah karşılaştık. Ben o zamanlar gazetede kırmızı koltuğun üzerinde uyumayı meslek edinmiştim. İnsanların sabah telaşı başlamadan önceki o sessiz saatlerde, herkesin görmediği yerlerde durmayı severdim.

Pınar her sabah geldi. Kahveyle, defterle, bazen sadece düşünceleriyle. Beni uyandırmaya çalışmadı. Dokunmadı da. Sadece orada olduğumu kabul etti. Onu kabul etmemi bekledi.

Bir süre hiçbir şey olmadı aslında. İnsanların “ilişki” dediği şeylerden hiçbiri yoktu. Sadece tekrar vardı. Her gün aynı saat, aynı sessizlik.

Sonra bir gün fark ettim: Artık kaçmıyordum.

Güven böyle bir şeymiş meğer. Büyük cümlelerle değil, dokunmadan kurulan bir şey.

Ben hâlâ o kırmızı koltuktayım. O hâlâ sabahları geliyor...

Bu dosyayı kapatmak kolay değil. Çünkü sokak köpekleri meselesi artık bir “hayvan konusu” değil. Uzun süredir değil. Kentlerin nasıl yaşadığına, insanların neyi “güvenlik” saydığına ve devletin sokakla kurduğu ilişkiye dönüşmüş durumda.

Türkiye’de son dönemde alınan kararlar bu yüzden yalnızca bir yasa metni gibi okunmuyor. Bir taraf bunu “düzenleme” olarak görüyor. Diğer taraf “geri dönüşü zor bir kırılma” olarak. Aradaki boşluk ise giderek büyüyor.

Yasal çerçeve netleşti: Sahipsiz hayvanların sokakta bırakılması yerine toplanması, barınaklara alınması ve sahiplendirme sisteminin güçlendirilmesi hedefleniyor. Ötanazi ise ancak çok sınırlı tıbbi ve risk durumlarında gündeme geliyor.

Kağıt üzerinde bu bir yönetim modeli ama sokakta karşılığı başka. Çünkü sokak, hiçbir zaman sadece “yasa uygulama alanı” olmadı.

Bir köpeğin yaşadığı yer, bir mahallenin alışkanlığıdır aynı zamanda. Esnafın bıraktığı su kabı, apartman girişine konan karton, geceleri aynı köşede uyuyan hayvan… Bunlar istatistik değil, gündelik yaşamın küçük refleksleri.

Şimdi bu düzen değişiyor ve her değişimde olduğu gibi en zor soru yine aynı yerde duruyor:

“Ne yapılmalı?” değil, “Ne olacak?” Barınak kapasitesi, belediye bütçeleri, kayıt sistemleri… Bunların hepsi teknik başlıklar. Ama dosyanın teknik olmayan bir tarafı var: insanın hayvana bakış biçimi. Dünya bu konuda tek bir yere gitmiyor.

Bir yerde “kontrol” deniyor. Bir yerde “yaşam hakkı” deniyor. Bir yerde “şehir düzeni” deniyor. Ama hepsinin ortak bir gerilimi var: İnsanın kendi kurduğu kentle yeniden pazarlık etmesi.

Belki de bu dosyanın en net cümlesi şu: Sokak köpekleri tartışması aslında sokakla ilgili değil. İnsanların birbirine ve birlikte yaşadığı canlılara ne kadar alan bıraktığıyla ilgili.

Ve bu soru, yasa metninden çok daha uzun sürüyor. Huyum değil politik laflar etmek fakat bazen tutamıyorum kendimi... “İt senin babandır.” diyesim geliyor kravatlı bir sürü adama ama demiyorum. Çünkü bana yakışmaz.

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Madrid’de binlerce kişi konut krizi için sokağa çıktı
Gündem

Madrid’de binlerce kişi konut krizi için sokağa çıktı

3 saat önce

PLANI İFŞA OLDU!
Gündem

PLANI İFŞA OLDU! "Ekrem İmamoğlu'nu İhraç Edecek!" Afşin Hatipoğlu'ndan Kılıçdaroğlu Bombası

9 saat önce

Bursa'nın tescilli lezzetinde hasat zamanı: Tanesi 50 TL
Gündem

Bursa'nın tescilli lezzetinde hasat zamanı: Tanesi 50 TL

9 saat önce