Körfez’de ekonomik çatlak
ABD-İsrail- İran üçlüsü arasındaki ateşkes, pamuk ipliğine bağlı olsa da sürüyor. Barış anlaşmasına bir ara yaklaşılır gibi oldu; ancak taraflar, pazarlık masasında daha fazla taviz koparmak amacıyla birbirlerini bir süre daha test etmeyi tercih etti. Bu arada Amerikan donanması Hürmüz Boğazı 'nı abluka altına aldı. Boğazdan zaten iplik inceliğinden akan gemi trafiği böylece daha da kesildi. Petroldeki arz daralması tarihin en derin düzeylerine ulaştı. Öyle ki yaşanan bu daralma, 1970'lere damgasını vuran stagflasyonu tetikleyen Arap petrol ambargosundaki (Ekim 1973 - Mart 1974) daralmanın iki katından biraz fazla bir seviyede.
Gelinen noktada Brent petrolün varil fiyatı 120 doları test ediyor. Bununla birlikte piyasalarda şu an için 1970'lerdekine benzer bir stagflasyon endişesi yaşanmıyor. Küresel ekonomisinin petrole olan bağımlılığının azalmış olması, bu açıdan belirleyici bir etken. Dünya Bankası hesaplamalarına göre bir birim GSYH üretmek için gereken petrol miktarını ölçen petrol yoğunluğu, 1970'teki 0.12 ton petrol eşdeğerinden (toe) 2020'li yıllara gelindiğinde 0.05 toe'ye geriledi. Bu sayede küresel ekonominin son enerji şokunu geçmişe kıyasla o denli sert yaşamayabileceği öngörülüyor.
BAE OPEC'TEN AYRILDI Kesin yorumlar yapabilmek için elimizde yeterli veri ve bilgi bulunmuyor. Savaşın ne kadar daha süreceği ve merkez bankalarının politika tercihleri bu konuda belirleyici olacak. Kesin olan ise, beklenenden uzun süren ve geniş bir alana yayılan bu savaşın bölgesel ve küresel tepkimelere yol açacağıdır. Nitekim bunun yeni bir örneğini bu hafta gördük: Birleşik Arap Emirlikleri ( BAE ), OPEC'ten ayrılma kararı aldı.
OPEC, 1960 yılında küresel petrol piyasasındaki etkisini artırmak amacıyla beş ülke (İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezuela) tarafından kurulan bir kartel. Yıllar içinde OPEC yeni üyeleri kabul ederek yoluna devam etti. Kartele üye ülkeler, kendileri için belirlenmiş kotalar doğrultusunda üretim yapar. Böylece üye ülkeler, birlikte dünya petrol fiyatları üzerinde daha fazla nüfuz sahibi olabiliyor. OPEC asıl ismini 1973'te duyurdu. Arap petrol üreticileri, Yom Kippur ismiyle de bilinen Arap-İsrail Savaşı'nda doğrudan İsrail'e destek verdikleri için başta ABD olmak üzere bazı Batılı ülkelere petrol ambargosu uyguladılar. Bu karar sonrasında petrol fiyatları uçuşa geçmiş ve stagflasyon patlak vermişti.
OPEC ülkeleri 1973'te dünyanın toplam petrol üretiminin yüzde 52.5'ini gerçekleştiriyordu. Petrol karteli artık eskisi kadar güçlü değil. OPEC'in payı 2025 itibarıyla yüzde 36,7'ye geriledi. BAE'nin OPEC'ten ayrılma kararı kartelin gücünü biraz daha zayıflatacaktır. BAE, günlük yaklaşık 3.2 milyon varil petrol üretirken bunun 2.9 milyon varilini ihraç ediyor. OPEC'in en büyük üçüncü petrol ihracatçısı konumunda. Yine de bu ayrılığın kısa vadede petrol fiyatları üzerinde dramatik bir etki yaratması beklenmiyor. BAE, OPEC'in içinde olsa da olmasa da şu an Hürmüz Boğazı'ndan petrol çıkaramıyor.
AYRILIĞIN ARKA PLANI İran'da savaş başlamadan önce BAE, 2027 itibarıyla günlük petrol üretim kapasitesini 5 milyon varile çıkarmayı hedefliyordu. OPEC'in kendisi için belirlediği kota, bu üretim hedefine ulaşmayı engelliyordu. BAE, 2021 yılında da OPEC'ten ayrılmayı dillendirmiş ve yapılan pazarlıklar sonrasında ilave kota almayı başarmıştı. BAE bu sefer bu tehdidi gerçeğe dönüştürmüş oldu.
BAE, petrolün hükmü iyice azalmadan elindeki petrol kapasitesini nakde çevirerek, ilerleyen yıllarda ekonomisinin olası bir gerileme yaşamasını engellemek istiyor. OPEC'te kalması durumunda 5 milyon varil hedefine kısa sürede ulaşması pek mümkün olmayacaktı. Ancak BAE'nin ayrılma nedeni bununla sınırlı değil. BAE, Suudi Arabistan'ın Körfez'deki ekonomik ve siyasi hamlelerinden rahatsızlık duyuyor. Suudi Arabistan, ekonomisini petrole olan bağımlılıktan kurtarmak için dönüştürmeye çalışıyor; uluslararası yatırımlar çekerek finans, teknoloji ve turizm ağırlıklı bir yapıya geçişi hedefliyor. Tıpkı BAE'nin geçmişte yaptığı gibi. Dolayısıyla BAE, artık Suudi Arabistan'ı kendine karşı daha ciddi bir ekonomik rakip olarak görüyor. BAE ve Suudi Arabistan'ın Yemen mevzusundaki çıkarları da son dönemde çatışmaya başladı. İran'a yaklaşımda da bir ayrışma söz konusu. Suudiler, İran'daki savaşın sona ermesine yönelik olarak diplomatik kanalları daha hızlı ve fazla işletme eğiliminde. BAE'nin tutumu ise biraz daha sert. Savaşın sonunda, Körfez'in güvenliğini bir daha bu denli tehdit edemeyecek şekilde İran'ın kapasitesinin kısıtlamasını istiyorlar. İki ülke arasında ekonomik ve jeopolitik ayrışmaların belirginleşmesi, BAE'nin OPEC'ten ayrılmasının önünü açmış oldu diyebiliriz.
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
