Medeni Kanun 100 yaşında: ‘Eşitlik mücadelesinden vazgeçmemeliyiz’
Türk Medeni Kanunu, 100. yaşını kutlarken, hukukçu Prof. Dr. Suna Gökkuş Moroğlu, kanunun sadece bir yıl dönümü olmadığını, aynı zamanda laiklik, hukuk birliği ve eşitliğe dayalı toplumsal dönüşümün de bir işareti olduğunu vurguladı. Moroğlu, Medeni Kanun'un kadınlar açısından "gerçek anlamda bir kadın devrimi" olduğunu belirtti.
17 Şubat 1926'da kabul edilip 4 Ekim 1926'da yürürlüğe giren Medeni Kanun'un, Cumhuriyet'in hukuk alanındaki en önemli devrimlerinden biri olduğuna dikkat çeken Moroğlu, kazanımların tek başına yeterli olmadığını, hakların yasaya girmesinin ardından da kadınların ve kadın hukukçuların uzun yıllar süren mücadelesiyle bu dönüşümün devam ettiğini ifade etti.
Medeni Kanun'un kadınlar için en büyük dönüşümünün, kadını hukuk düzeninde yalnızca bir erkeğin eşi, bir ailenin annesi veya kızı olarak değil, hak ve borçlara sahip bağımsız bir birey olarak tanıması olduğunu söyleyen Moroğlu, kanunla tek eşliliğin kabul edildiğini, evliliğin resmi nikâha bağlandığını, boşanmanın mahkeme kararına tabi kılındığını ve kız ile erkek çocukların mirastan eşit pay almasının sağlandığını hatırlattı. Kanunun, kadının birey ve yurttaş olarak kabul edilmesinin hukuki temelini oluşturduğu belirtildi.
Moroğlu, kadının yalnızca aile içindeki rolü üzerinden tanımlanmasının bireysel haklar açısından risk taşıdığını ve bu durumun 100 yıl önceki anlayışa geri dönüş tehlikesi yarattığını söyledi. Son dönemdeki tartışmalara da değinen Moroğlu, kadının bireysel haklarını zayıflatmanın aileyi güçlendirmediğini, aksine eşit bireylerin özgür iradeleriyle kurulan demokratik ve sağlıklı bir aile yapısının önemini vurguladı.
2002'de yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu'nun yaklaşık 40 yıllık kadın mücadelesinin ürünü olduğunu hatırlatan Moroğlu, "yoksulluk nafakası" ve kadının soyadı gibi konulara da değindi. Yoksulluk nafakasının sadece kadınlara özgü bir hak olmadığını, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen her iki cinsiyetten tarafın da talep edebileceğini belirtti. Anayasa Mahkemesi'nin kadının evlenmekle eşinin soyadını almasını zorunlu kılan düzenlemeyi iptal etmesiyle ilgili olarak, kadının evlilik içinde de bağımsız bir birey olarak görülmesi gerektiğini ve soyadı konusunda da eşit haklara sahip olması gerektiğini savundu. Moroğlu, eşitlikçi bir düzenleme için kanun teklifi önerilerine de kitabında yer verdiğini ekledi.
Konu Hakkında
Türk Medeni Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan kısa bir süre sonra, 4 Ekim 1926'da yürürlüğe girerek Türk hukuk sisteminde köklü bir değişikliğe imza atmıştır. Osmanlı Devleti'nin şeriat temelli aile hukukundan modern, laik ve evrensel hukuk normlarına geçişi simgeleyen bu kanun, özellikle kadın hakları açısından devrim niteliğindedir. Tek eşlilik, resmi nikah zorunluluğu, kadınların boşanma hakkı, mirasta eşitlik gibi düzenlemelerle kadınların toplumdaki statüsünü önemli ölçüde yükseltmiştir. Ancak bu kazanımların korunması ve geliştirilmesi, zaman içinde çeşitli toplumsal ve hukuki tartışmalara konu olmuş, kadınların eşitlik mücadelesi devam etmiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Medeni Kanun'un kabul edilme tarihi nedir? +
Medeni Kanun kadınlar için neden devrim niteliğindedir? +
Yoksulluk nafakası kimler için geçerlidir? +
Kadının soyadı hakkı son durum nedir? +
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
