Lamine Yamal’ın kardeşi
2026 Dünya Kupası futbolun küresel bir ‘nasiplenme ekonomisi!’ yarattığını dünyaya bir kez daha gösterdi. Hangi ucundan ve ne amaçla tutulduğuna bağlı olarak Kupa’da birbirinden bağımsız ve farklı çok sayıda sebeplenme oldu. FIFA’nın patronu Infantino’yu saymıyoruz bile; o, turpun büyüğünü değil turp bahçesini toptan satın almıştı! Eleştiriden sıyrılmak için maç naklen yayınında Arsene Wenger ’i FIFA’nın TV yüzü yapıp, Collina gibi saygın birini de hakem komitesinin başına getirerek yoluna devam etti.
ABD Başkanı Trump, İsrail ile giriştiği İran saldırısındaki haksızlığını örtmek için Dünya Kupası’nı en görkemli şekliyle kullandı. İran’ın dinci rejimi ha keza, turnuva sırasında uğradıkları mağduriyete rağmen ABD’de elde ettikleri görece başarı için futbol takımlarını kutsadı. Askeri vesayetin kurduğu otoriter bir rejim olarak anılan Mısır’da futbolcular devlet protokolü eşliğinde onurlandırıldılar. En içten karşılama Yeşil Burun Adaları’nda oldu; halk yollara dökülüp futbolcuları bağrına bastı. ‘Bir Norveçli Dünyaya Bedeldir!’ temalı çok hoş Viking görselleriyle Kupa’ya hazırlanan Norveç yine aynı şirinlikte kapanış yaptı; veliaht kral davul çalarak kürek şovunda takıma önderlik etti.
Vakıa taşlananlar da olmadı değil… Uruguay takımı sporcuları, elendikten sonra özel uçakları iptal edildiği için ekonomi sınıfıyla ülkelerine döndüler. Güney Kore’deki sporcu, yönetici ve medyanın da içinde olduğu çok taraflı kavga hâlâ sürüyor. Japonya’nın antrenörü Brezilya’ya yenildikten sonra 68 bin kişi önünde harakiri yapayazdı! Elinden intihar bıçağı ‘Tantō’ yu zor aldılar! Almanya tam bir Alman gibi davrandı; sessiz sedasız, takım döndükten bir gün sonra dünyanın en iyi antrenörlerinden Jürgen Kloop ’u takımın başına geçiriverdi. Bizim ülkemizde ise İtalyan çalıştırıcı Vincenzo Montella “Nasip değilmiş!” dedi. O kadar…
Sözü şuraya getiriyorum; Dünya Kupası, gittikçe faşizan eğilimli siyasi iktidarlarla yönetilen bir çağda ulusların gösteri alanına dönüşüyor. Şekil verilen bıyıklar, gol sonrası çıkarılan haçlar, varılan secdeler, tanklı toplu marşlar, tribünlere gönderilen gizli işaretler güzelim futbol oyununu bozuyor. Oysa futbolun dahi çocuğu Lamine Yamal ’ın maç sonrasındaki, küçük kardeşiyle ekran aracılığıyla giriştiği sevgi gösterisi başka bir şeyi gösteriyor. İspanya’nın gururu olmaktan da öte asıl amacı rakibini yenerek kardeşini sevindirmek olan Yamal’ın çocuksu coşkusu, diğer taraftan bir serbest atış sırasında Norveçli Haaland ’ın poposunu çimdikleyen İngiliz Jude Bellingham ’ın maç sırası ve sonrasındaki ‘bozulmayan neşeleri’ futbolun kurtarıcıları gibi görülüyor. Sırf o şirin çocuğun neşesinin ilham yaratması için bile, ‘İspanyalar!’ ın hep yenen takım olması gerekiyor!
2024 yerel seçimlerinden sonra başta İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve diğer CHP’li belediye başkanlarının tutuklanmaları, siyasal yaşamda yeni bir başlangıçtı.
Sivil, polis ve asker yüzlerce vatandaşımızın can verdiği, binlerce vatandaşımızın yaralandığı o korkunç 15 Temmuz gününden bu yana tam 10 yıl geçti.
1- Fethullahçıların ByLock’tan kurtulma planı olan “Mor Beyin” listesine sokulanlar arasında gerçek ByLock kullanıcıları da var mıydı?
Butlan kararıyla CHP’nin yönetimine gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’den sonra TV100’deki canlı yayında yaptığı açıklamalar bir yandan kimi tahmin ve öngörüleri doğruladı bir yandan da yeni soru işaretleri doğurdu.
“Vahdettin Efendi, bu gece saraydan gaybubet eylemiştir (kaçmıştır). Zat-ı Şahane İngiliz himayesine girerek bir İngiliz savaş gemisiyle İstanbul’dan müfarakat etmiştir (ayrılmıştır).”
96 yıl önce bugünlerde Atatürk, TDK, yani Türk Dil Kurumu’nun kurulmasına önderlik etti.
Memlekete hizmeti, Maliye Bakanlığı’nda hesap uzmanı olarak yirmi dört yaşımda öğrenmeye başladım.
2026 Dünya Kupası futbolun küresel bir ‘nasiplenme ekonomisi!’ yarattığını dünyaya bir kez daha gösterdi.
İttifakların bir bedeli vardır.
Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim.
NATO toplantısı 8 Temmuz’da Ankara’da üye devlet liderlerinin Beştepe’ye gelişlerinde mehter marşlarının sonrasında çoğunun gümrüklerde bıraktıkları isimlerine özel hazırlanan tabanca hediyesinin gölgesinde yapıldı.
2026 Dünya Kupası futbolun küresel bir ‘nasiplenme ekonomisi!’ yarattığını dünyaya bir kez daha gösterdi.
Müstemleke Valisi Tom Barrack ülkemizin müşfik monarşi ile yönetilmesini öneriyordu.
Dünya Kupası’na 24 yıl sonra katılmayı hak eden Türk Milli Takımı, içinde barındırdığı yıldızlarıyla ülkeyi başarılara hazırlamıştı.
Öyledir, Amerikalı ve Çinli kendilerinden başkasını ‘diğerleri’ olarak görür.
İlginç olan ise dünyanın en yaygın yapılan sporu olan futbolun “football” değil, başka bir kelimeyle, “soccer” olarak adlandırıldığı dört ülkeden biri ABD.
Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) bir siyasi rejimle yani Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletiyle bütünleştiren anlayış, bugün olduğu gibi 75 yıl öncesinde de onu yok edilmesi gereken bir düşman saymaktaydı.
Konunun arka planı
2026 Dünya Kupası, futbolun sadece bir spor dalı olmanın ötesinde, ulusal kimliklerin ve siyasi söylemlerin bir aracı haline geldiğini gözler önüne serdi. Turnuva boyunca birçok ülke, başarılarını iç siyasi gündemlerini desteklemek veya uluslararası imajlarını güçlendirmek için kullandı. FIFA'nın organizasyonel stratejileri, siyasi liderlerin turnuvayı kendi amaçları doğrultusunda kullanma çabaları ve farklı ulusların kupaya verdikleri anlamlar, futbolun küresel bir 'nasiplenme ekonomisi' yarattığı tezini destekler nitelikteydi. Bu durum, sporun siyaset ve toplum üzerindeki derin etkisini bir kez daha ortaya koydu.
Sıkça Sorulan Sorular
Dünya Kupası'nda 'nasiplenme ekonomisi' ne anlama geliyor?
Bu terim, Dünya Kupası'nın sadece sportif başarıdan öte, farklı aktörler (ülkeler, siyasetçiler, kurumlar) tarafından kendi amaçları doğrultusunda bir fayda veya çıkar sağlama aracına dönüşmesini ifade eder. Turnuva, siyasi söylemlerden ulusal gurura kadar çeşitli alanlarda bir 'kazanç' kapısı olarak kullanılmıştır.
Haberde bahsedilen siyasi liderlerin Dünya Kupası'nı kullanma çabaları nelerdi?
Haberde, ABD Başkanı Trump'ın İran saldırısındaki haksızlığını örtmek için kupayı kullandığı, İran rejiminin ise görece başarılarını kutsayarak iç kamuoyunu etkilemeye çalıştığı belirtiliyor. Bu durum, spor organizasyonlarının siyasi gündemler için nasıl bir platform olarak kullanılabileceğini gösteriyor.
Lamine Yamal'ın kardeşiyle olan etkileşimi neden vurgulanıyor?
Lamine Yamal'ın maç sonrası küçük kardeşiyle kurduğu sevgi dolu bağ, haberde bahsedilen siyasi ve rekabetçi atmosferin dışında, futbolun saf ve insani yönünü temsil ediyor. Bu durum, sporun birleştirici ve olumlu etkisine bir örnek olarak sunuluyor.
Haberde olumsuz örnekler de var mı?
Evet, haberde Uruguay takımının ekonomi sınıfıyla dönmesi, Güney Kore'deki kavgalar ve Japon antrenörün yaşadığı stres gibi olumsuz durumlar da yer alıyor. Almanya'nın sessizce Jürgen Klopp'u takımın başına getirmesi ise farklı bir yaklaşım olarak sunuluyor.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
