Tülay Hatimoğulları'ndan kürsüde iktidara 'süreç' tepkisi: 'Artık yeter' diyerek seslendi!
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları , partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasında Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’ne dair açıklamalarda bulunan Hatimoğulları “Sonuç bildirisine dönüp baktığımızda barışa, eşitliğe, adalete dair hiçbir şey yok. Dünya açlıkla karşı karşıya onlar ‘Nasıl daha fazla silah satarız'ın’ derdine düşmüşler” diye konuştu.
Tülay Hatimoğulları şöyle devam etti:
"Bu zirvenin ana fikri şuydu: Savunma sanayi silah tedariği ve savaşa hazırlıklar büyüsün."
Hatimoğulları, "11 Temmuz'da silahlar yakıldı, o barıştan sadece kül kalmasın. Süreçte yaşanacak tıkanmanın sorumluluğunu iktidar halka açıklamak zorundadır. Daha fazla kan akmasın, artık yeter! Çerçeve yasa artık parlamentoya gelmelidir" dedi.
İktidara seslenen Hatimoğulları şöyle konuştu:
"Yüzyıllık bir meseleyi tek bir yasayla çözemeyeceğimizin hepimiz farkındayız ama ilk düğmeyi doğru iliklemek zorundayız. Bu yaz mevsimini heba etmeyelim, temmuzda çerçeve yasayı çıkaralım. Sorunlar konuşularak, diyalogla, müzakereyle ve somut adımlarla çözülür.
11 Temmuz'da silahlar yakıldı, o barıştan sadece kül kalmasın. Bunun koşulları hazır, sürecin hukuki adımlara kavuşmasının önündeki gecikmelere son verelim. Süreçte yaşanacak tıkanmanın sorumluluğunu iktidar halka açıklamak zorundadır, iktidar atmadığı adımları topluma anlatmalıdır. Daha fazla kan akmasın, artık yeter! Çerçeve yasa artık parlamentoya gelmelidir."
Konuşmada iktidarın tarım politikalarını eleştiren Hatimoğulları, çiftçilerin artan maliyetler nedeniyle üretimden çekildiğini söyleyerek, mera alanlarının sanayiye açılmasına da tepki gösterdi.
Hatimoğulları, "Çiftçinin kuyudan su alımını engellemek için, inanmayacaksınız ama elektrik direklerini söküyor. Toprağını sulayamayan çiftçi toprağından kopuyor" dedi.
Şanlıurfa'da Suruç ve Harran'da geniş tarım arazilerinin ekilmediğini belirten Hatimoğulları, "Pamukta dönüm başına 2 bin lira, buğdayda 3 bin 150 lira, mısırda 900 lira zarar ediyor çiftçi. Nasıl eksin? İnsan bile bile zarar edeceğini bile bile niye eksin?" ifadelerini kullandı.
Çiftçilerin borçlu olduğunu ve icralık hale geldiğini söyleyen Hatimoğulları, Cumhurbaşkanlığı'nın 7680 sayılı kararıyla mera olarak kullanılan yaklaşık 2 bin 945 dönümlük alanın sanayi alanı ilan edildiğini belirterek, "Köylüler tarım ve mera arazilerinin ellerinden alındığını, geçim kaynaklarının yok edildiğini ifade etti. Toprağın değil, üretimin, hayvancılığın, köy yaşamının geleceğini talan ediyor, yok ediyor" dedi.
Türkiye'nin geçmişte tarım ihracatında önde gelen ülkeler arasında yer aldığını belirten Hatimoğullar ı, "Şimdi hububata bağımlı bir ülke pozisyonuna geldik. Savaş halindeki Ukrayna'dan buğday, arpa ithal eder bir pozisyona geldik. Saman ithal ediyoruz. Böyle bir ülkeye dönüştük" diye konuştu.
Pandemi döneminin tarımın önemini ortaya koyduğunu söyleyen Hatimoğulları, "Tarım politikasını doğru işleten, toprağı ve suyu verimli olan bir ülkenin tarım politikalarını desteklemek o ülkenin aç kalmasının önüne geçer. O yüzden AKP iktidarına bir kez daha sesleniyoruz; tarımı tüketen, bitiren ve bizi dışa bağımlı hale getiren bu politikalardan derhal vazgeçin. Bu zulmü derhal bitmeli, çiftçi desteklenmeli, gübre, tohum, elektrik, sulama desteği sağlanmalı. Borçları, kredi borçları belli oranlarda silinmeli” dedi.
Hatimoğulları, konuşmasında Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ni de değerlendirdi.
Zirvenin, Ukrayna'daki savaşın sürdüğü, Gazze'ye yönelik saldırıların devam ettiği ve İran ile İsrail-ABD arasındaki gerilimin yeniden tırmandığı bir dönemde yapıldığını belirten Hatimoğulları, sonuç bildirgesini eleştirdi.
"NATO Zirvesi'nin sonuç bildirgesine dönüp baktığımızda barışa, eşitliğe, demokrasiye, adalete dair hiçbir şey yok. Bütün dünya açlıkla karşı karşıya, yoksullukla karşı karşıya; onlar nasıl daha fazla silah satın alırızın derdine düşmüş durumdalar. Bu zirvenin ana fikri savunma sanayi, silah tedariki ve savaşa hazırlıkların büyütülmesidir. Yapay zeka destekli silah sistemleri, siber savaş altyapıları, uzay teknolojileri ve 50 milyar doları aşan silah anlaşmaları öncelik olarak ilan edildi" diyen Hatimoğulları, NATO üyesi ülkelerin milli gelirlerinin yüzde 5'ini savunma harcamalarına ayırma kararını da eleştirdi.
Silahlanmaya ayrılan kaynakların emekçilerden kesildiğini söyleyen Hatimoğulları, "Silaha akan her kuruş, silaha para akıtan her ülke işçinin, emekçinin, yoksulun hakkını gasbediyor. Boğazımıza giren lokmaya el koyuyorlar. Eğitim ve sağlık dünya ölçeğinde iyice gerilemiş durumda. Batı'da kazanılmış sosyal haklar da tek tek insanların elinden alınıyor ve böylece silaha kaynak sağlıyorlar. Dünya diyalog yerine caydırıcılığa, hukuk yerine güce yatırım yapıyor " ifadelerini kullandı.
"NATO Zirvesi barıştan değil, silahtan yana cevap verdi" diyen Hatimoğulları, "Gazze'deki insani soykırıma karşı ateşkes ve uluslararası hukuk için güçlü bir irade ortaya konmadı. Filistin için timsah gözyaşı dökenler NATO görüşmelerinde sustu. AKP iktidarı da Filistin gündemini doğru düzgün dile getirmedi" dedi.
Türkiye'nin zirvede savunma sanayisi, asker sayısı, enerji koridorları ve göç yönetimi bakımından kritik bir ülke olarak konumlandırıldığını söyleyen Hatimoğulları, "Türkiye ordusunun gerekirse AB'nin askeri savunma gücü olabileceği tartışılıyor. Bunun anlamı çok açık; Türkiye adım adım önceliği olmayan savaş ve çatışmaların tarafı haline getiriliyor. İktidar bunu bir başarı hikâyesi olarak sunuyor. Oysa bize ait olmayan savaşlara taraf olmaya hazırlanmak başarı değil, başarısızlıktır. NATO 3.0 denilen yeni dönem öncekiler gibi sefalet, açlık ve ölümden başka bir şey getirmedi, getirmeyecek. NATO'ya hayır, barışa evet; ölüme hayır, yaşama evet; silaha hayır, refaha evet diyoruz" diye konuştu.
Konunun arka planı
Türkiye'de Kürt sorununun çözümü ve barış süreci, uzun yıllardır ülkenin gündeminde yer alan karmaşık bir konu. Özellikle 2013-2015 yılları arasındaki çözüm süreci, umut verici adımlarla başlamış ancak çeşitli nedenlerle sekteye uğramıştı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları'nın konuşması, bu sürecin yeniden canlandırılması ve barışın tesis edilmesi yönündeki çağrıları içermekte. Konuşmada, NATO zirvesinin barış yerine silahlanmaya odaklanması eleştirilirken, Türkiye'nin tarım politikalarındaki yanlışlar ve çiftçinin yaşadığı sorunlar da gündeme getiriliyor. Hatimoğulları, bu sorunların diyalog ve somut adımlarla çözülebileceğine inanıyor ve iktidarı bu yönde adım atmaya davet ediyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Tülay Hatimoğulları'nın konuşmasındaki 'süreç' neyi ifade ediyor?
Konuşmadaki 'süreç', Türkiye'nin uzun yıllardır devam eden ve çözümü hedeflenen Kürt meselesine yönelik barış ve diyalog çabalarını ifade etmektedir. Bu, özellikle geçmişteki çözüm süreci deneyimlerine atıfta bulunarak, yeniden bir müzakere ve çözüm zemini oluşturma çağrısıdır.
NATO Zirvesi neden eleştirildi?
Hatimoğulları, NATO Zirvesi'nin sonuç bildirgesinde barış, eşitlik ve adalet gibi konulara yer verilmediğini, aksine 'daha fazla silah satma' ve 'savaşa hazırlık' gündeminin öne çıkarıldığını belirterek zirveyi eleştirdi. Zirvenin ana fikrinin savunma sanayii ve silah tedariğini büyütmek olduğunu savundu.
Tarım politikalarıyla ilgili hangi sorunlar dile getirildi?
Konuşmada, çiftçilerin artan maliyetler nedeniyle üretimden çekildiği, mera alanlarının sanayiye açıldığı, çiftçinin sulama ve gübre gibi temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda zorluklar yaşadığı belirtildi. Bu durumun Türkiye'yi hububat gibi ürünlerde ithalata bağımlı hale getirdiği vurgulandı.
Çerçeve yasa ne zaman çıkmalı?
Tülay Hatimoğulları, 'yüzyıllık bir meseleyi' çözmek için ilk adımı doğru atmak gerektiğini belirterek, bu yaz mevsiminin heba edilmemesi ve temmuz ayında 'çerçeve yasanın' çıkarılması çağrısında bulundu. Bu yasanın, sürece hukuki bir zemin hazırlayacağı ifade edildi.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
