USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Gündem 2 saat önce

Düşmanımın düşmanı... - Çiğdem Bayraktar Ör

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Uluslararası siyasette ezeli düşmanlık, ebedi dostluk olmaz!

Uluslararası siyasette ezeli düşmanlık, ebedi dostluk olmaz! Bunu Erdoğan’ın bilinen sözüyle ironiye bağlayalım: “Kimler, kimlerle beraber!”

Bölgemizin Arap olmayan Müslüman ülkelerinden Azerbaycan’ın nüfuz ve etkilenim bakımından önemi büyüktür. İran savaşı sırasında hakkında ileri sürülenleri reddetse de İsrail ile olan yakın ilişkisini ve işbirliğini bazılarının aksine gizlemiyor.

İsrail’e sattığı petrol, onun için Ermenistan’a karşı zafer elde ettiği Karabağ’da kullanılan hassas güdümlü mühimmatlara dönüştü. Azerbaycan ve İsrail arasındaki hava lojistik hareketliliği, İsrail’den gönderilen silahları taşıyan kargo uçaklarının radar kayıtları, Azerbaycan’ın 24 saatte düzenlediği “yıldırım operasyonu”yla Dağlık Karabağ’da kontrolü ele geçirmesinde İsrail’in yardımı ve etkisi uluslararası haber ajanslarına yansıdı; Ermenistan medyasında tartışıldı. Bu da Azeri kamuoyunda kayda değer bir İsrail sempatisi yarattı. Elbette aynı anda kardeş Azerbaycan’a destek veren Türkiye’nin de çok değerli payı hiç atlanmadan…

Ermenistan’ın Karabağ’a askeri lojistik ulaştırdığı stratejik köprü, İsrail’den satın alınan LORA füzesiyle vurulmuştu. Bu işbirliği yalnızca “petrole karşı silah” alışverişiyle değil, savunma sanayisinde kurgulanan yeni ortaklıklarla iyice pekiştirildi.

İsrail hükümeti, daimi “dış mihrak” tehdidiyle güvenlik paranoyasını geliştirerek iktidarını güçlendirmeye çalışıyor. Savunmaya ayrılan “örtülü” olağanüstü bütçelerle sınır ötesi planlar ve operasyonlar düzenliyor. İstihbarii etkinliklerinde sınır tanımıyor.

İran ile 700 km’den uzun sınırı olan Azerbaycan, İsrail için kritik önemde. İran’ın nükleer programını ve askeri hareketliliğini izlemek üzere sınır bölgelerinde Mossad’a dinleme istasyonları kurma izni verdiği ve lojistik erişimini kolaylaştırdığı bilgisi türlü kanallardan yayılırken, İran Devrim Muhafızları özel harekât komutanının da sınıra yerleştirilen düzinelerce ajan ve komando tarafından öldürüldüğü ileri sürüldü. Bu haberler Azerbaycan tarafından yalanlandı.

Azerbaycan’ın ithal ettiği askeri teçhizatın yüzde 69’unun İsrail kökenli olduğu, Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) raporlarına ve Wikileaks belgelerine yansıdı. Dahası; İsrail’in Sitalçay gibi Azerbaycan’daki bazı askeri üslere doğrudan erişim sağladığı Amerikan istihbarat raporlarında geçiyor.

İsrail’in en modern askeri teknolojilerini, İHA’larını, hassas güdümlü füze sistemlerini edinerek özellikle Ermenistan’ın karşısında ciddiye alınması gereken askeri bir üstünlük kuran Azerbaycan, iddialar doğruysa Karabağ zaferiyle “gülü” aldı ama İsrail’e sağladığı olanaklarla bölgeye de “sivriltilmiş dikenler” bıraktı.

İsrail kurulduğu günden geçtiğimiz yıla kadar hiçbir zaman Ermenistan’ı kendi jeostratejik paradigmasında kayda değer bulmamıştı. Öncelikle Azerbaycan ile yakın ilişkisi buna engeldi. Yine de İsrail’in elini sıktığı sadece Azerbaycan olmadı. Diğer yandan Ermenistan’a açılımı güçlendirmeyi de ihmal etmedi. Nitekim; Netanyahu kabinesi, bölgede stratejik rakip olarak görülen Türkiye’ye karşı “Düşmanımın düşmanı dostumdur” politikasını benimsedi.

Çeşitli analistler, İsrail ve Azerbaycan arasındaki ilişkiyi “satın alınan dostluk” olarak yorumluyorsa da iki ülke arasında neredeyse yirmi yıldır süregelen ve 7 milyar doları aştığı düşünülen silah ticareti var. Buna rağmen İsrail, Ermenistan ile ilişkileri geliştirmeye yönelik “özel bir çaba dönemini” araladı.

Üç dinin de kutsal saydığı, uluslararası statüsünün korunması gereken Kudüs’te İsrail yönetiminin; kimi zaman beliren mülkiyet tartışmalarına karşın tarihi Ermeni mahallesine ve kültürüne, otonom kişiliğine sert müdahalede bulunmaması, Azerbaycan’a yapılan silah yardımı nedeniyle kısa zamanda geri çekse de Ermenistan’ın Tel Aviv’de büyükelçilik açmasını desteklemesi, Ermeni doktorların eğitilmesi, üniversitelerinde “Ermeni çalışmaları” kürsüsü kurması iki ülke ve halk arasında iletişimi kolaylaştırıcı adımlardı.

II. Dünya Savaşı’nı daha da trajik hale getiren felaket, milyonlarca Yahudinin Nazi kamplarında vahşice katledilmesidir. Elbette Çingeneler, hastalar, yaşlılar, engelliler ile birlikte...

İsrail hükümetlerinin temel iddiası, İsrail devletinin soykırım felaketinden geri kalanlar için kurulduğuydu. Tarihte bir başka halk bunu yaşamamıştı.

Soykırıma uğramış bir ulus olarak kendilerine ait bir devletin olması gerektiğini, olası tüm araçları kullanarak duyurdular. Basında, akademide, sinemada, operada, müzelerde ve çeşitlimecralarda Yahudilerin uğratıldığı bu katliam harfiyen anlatıldı. “Soykırım” denince akla gelen tek ulus olarak belleklere kazındılar ve bu katliam, devlet sahibi olabilmelerinin asli nedeni haline geldi.

Nitekim; savaşın bittiği 1945’ten sadece üç yıl sonra İsrail Devleti kurulduğunda onu sadece 12 dakika sonra tanıyan da ABD oldu. Böylece Filistin daha Osmanlı toprağıyken İngiliz Dış İşleri Bakanı Balfour’un, hadsiz ve hukuksuz bir biçimde kraliçeden edindiği “Yahudilere yurt” sözü gerçek oldu.

Netanyahu, çok güvendiği ABD desteğini arkasına alarak yayılmacı politikalarını sürdürüyor. Türkiye’nin tarihi ve stratejik rolünü de buna “doğal bir engel” olarak görüyor. Siyonist rejimin, Türkiye’nin nüfuz alanının genişlemesini olumsuzluk olarak değerlendirmesi iki ülke arasındaki gerilimi daha da tırmandırıyor.

Türkiye’den duyduğu endişe nedeniyle devletleşirken sonuna kadar kullandığı “soykırıma uğratılan tek millet olma ayrıcalığı”ndan bile vazgeçiyor ve bu tarihi dramdaki üstünlüğünü Ermenilerle paylaşmaya hazırlanıyor.

Dışişleri Bakanı Saar’ın Ermeni tehcirini “soykırım” olarak tanıma teklifi Netanyahu kabinesinde oybirliğiyle kabul edildi. Yani İsrail hükümeti; Nazilerin toplama kamplarında, gaz odalarında, planlı, programlı; aç bırakarak ya da kurşuna dizerek yaptığı sistematize katliam ile Ermeni tehcirini aynı gördüğünü söylüyor.

Böylelikle kamplarda katledilmiş milyonlarca Yahudinin yaşadıklarını ve soykırımın ağırlığını hafifletiyor. Bu da İsrail devletinin kuruluşunun ana motivasyonunun tarihî inkârı demek.

Hükümetler değişir, devletler kalır. Netanyahu hükumeti bu korkunç hatayla birlikte Türkiye ve İsrail arasına, imhası olası olmayan bir mayın döşüyor. Alınan bu kararın hâlâ 2018’de olduğu gibi İsrail meclisinden dönme olasılığı var. Umarız ki bu tarihi hatadan vazgeçilir. Öte yandan; Ermeni kamuoyu bu kabule beklenen mutlu karşılığı vermedi. Çünkü hâlâ İsrail, Azerbaycan ile iyi ilişkiler içinde.

“Düşmanımın düşmanı dostumdur” diyen Netanyahu, Türkiye ve Ermenistan arasında filizlenen umutları da iyi okuyamadı. İsrail, insanlığa karşı bu saldırgan tutumunu sürdürürse “düşmanın düşmanı” bile Türkiye’ye dost, İsrail’e düşman olabilir.

Küresel futbol, 2026 Dünya Kupası ile birlikte yalnızca sahada oynanan bir oyun olmaktan çıkıp, “Endüstri 4.0”ın şekillendirdiği yeni bir üretim ve organizasyon modelinin sahadaki yansımasına dönüştü.

Yarın, 15 Temmuz’un onuncu yıldönümü.

5 Temmuz 2026 günkü Sözcü gazetesinin manşeti uyandırıcı bir tokat gibi indi milletin suratına...

Dedik ki ülkelerde demokrasi gerilerken askeri harcamalar artıyor, otoriter rejimler güçleniyor ve savaş şirketleri görülmemiş kârlar elde ediyor ve halk yoksullaşıyor.

deprem sadece bir doğa olayı değildir.

Mağdurdan mağrura geçişin tarihinin yazıldığı yıllar...

Türkiye’nin hafızasında bazı tarihler vardır.

Zihni Göktay’ı sonsuzluğa uğurladık.

Ülkeyi yönetenlerle ve siyasetçilerle halkın gündemi giderek daha da ayrışıyor.

Uluslararası siyasette ezeli düşmanlık, ebedi dostluk olmaz!

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bardağı taşıran bu kaçıncı sözü?

Geçen hafta Ankara’da yapılan NATO zirvesi ve bu zirve esnasında Zelenski’nin Trump ile yaptığı görüşme, Ukrayna yönetimine Rusya karşısında biraz moral vermiş görünse de Ukraynalı uzmanların önemli bir bölümü gelişmelere pek iyimser yaklaşmıyor.

Uluslararası siyasette ezeli düşmanlık, ebedi dostluk olmaz!

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bardağı taşıran bu kaçıncı sözü?

NATO zirvesi için Ankara’da kurulan o devasa sahne, bana Romain Gary’nin “Onca Yoks

Konunun arka planı

Azerbaycan ve İsrail arasındaki ilişkiler, bölgesel jeopolitik dengeler ve güvenlik dinamikleri açısından önemli bir yer tutmaktadır. Bu işbirliği, özellikle savunma sanayii, askeri teknoloji transferi ve istihbarat paylaşımı gibi alanlarda kendini göstermektedir. Azerbaycan'ın Ermenistan ile olan uzun süreli çatışması ve Karabağ sorunu, İsrail ile olan ilişkilerinin derinleşmesinde bir etken olmuştur. İsrail'in Azerbaycan'a sağladığı askeri destek ve teknoloji, Azerbaycan'ın savunma kapasitesini artırırken, bu durum bölgesel güç dengeleri üzerinde de etkiler yaratmaktadır. İki ülke arasındaki bu stratejik ortaklık, uluslararası kamuoyunda da yakından takip edilmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Azerbaycan ve İsrail arasındaki ilişkiler ne zaman başladı?

Azerbaycan ve İsrail arasındaki yakınlaşma, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından başladı. İki ülke arasındaki resmi diplomatik ilişkiler 1992 yılında kuruldu. Ancak savunma ve güvenlik alanındaki işbirliği, özellikle son yıllarda daha belirgin hale geldi.

Azerbaycan, İsrail'den ne tür askeri destek alıyor?

Azerbaycan, İsrail'den modern askeri teçhizat, insansız hava araçları (İHA) ve hassas güdümlü füze sistemleri gibi ileri teknoloji ürünleri tedarik etmektedir. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) raporlarına göre, Azerbaycan'ın askeri teçhizat ithalatının önemli bir kısmı İsrail kökenlidir.

İsrail'in Azerbaycan ile işbirliği yapmasının bölgesel etkileri nelerdir?

İsrail'in Azerbaycan ile olan yakın ilişkisi, bölgesel güç dengelerini etkilemektedir. Özellikle İran'ın nükleer programını izleme ve askeri hareketliliğini takip etme gibi stratejik çıkarlar doğrultusunda, Azerbaycan'ın coğrafi konumu İsrail için önem taşımaktadır. Bu işbirliği, bölgedeki gerilimleri ve ittifakları da şekillendirebilmektedir.

Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkileri Ermenistan'a karşı bir avantaj sağlıyor mu?

Evet, Azerbaycan'ın İsrail'den aldığı askeri teknoloji ve destek, Ermenistan karşısında önemli bir askeri üstünlük sağlamasına yardımcı olmuştur. Karabağ'daki son gelişmelerde İsrail'in sağladığı mühimmat ve teknolojinin rolü olduğu yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır.

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

İmralı Heyeti AKP ve Kurtulmuş ile görüşecek: DEM Parti çerçeve yasa taslağının sunulmasını bekliyor
Gündem

İmralı Heyeti AKP ve Kurtulmuş ile görüşecek: DEM Parti çerçeve yasa taslağının sunulmasını bekliyor

1 saat önce

Tarihi tarihçilere mi bırakmalı?
Gündem

Tarihi tarihçilere mi bırakmalı?

2 saat önce

Volkswagen yaklaşık 100 bin kişiyi işten çıkarmayı planlıyor
Gündem

Volkswagen yaklaşık 100 bin kişiyi işten çıkarmayı planlıyor

3 saat önce