Tarihi tarihçilere mi bırakmalı?
Geçen hafta Ankara’da yapılan NATO zirvesi ve bu zirve esnasında Zelenski’nin Trump ile yaptığı görüşme, Ukrayna yönetimine Rusya karşısında biraz moral vermiş görünse de Ukraynalı uzmanların önemli bir bölümü gelişmelere pek iyimser yaklaşmıyor. Çünkü her ne kadar Batılı ülkeler Ukrayna’ya yardım vaatlerinde bulunsa da bu yardım vaatlerinin ne ölçüde gerçekleşeceği belli değil. Bundan da ötede, şimdiki Avrupalı liderler Ukrayna yönetimini destekleyen mesajlar verse de gelecek yıla bu liderlerin kaç tanesinin koltuğunu koruyacağı belirsiz. Nitekim önümüzdeki yıl, Avrupa’da Ukrayna açısından kritik öneme sahip üç ülkede; Almanya, Fransa ve Polonya’da seçimler olacak. Kamuoyu yoklamaları her üç ülkede de Ukrayna savaşına destek verilmesine kesinlikle karşı çıkan ve (Polonya’dakiler hariç) Rusya’ya yakın çizgideki sağ adayların kazanma ihtimalinin güçlü olduğuna işaret ediyor. Bu da daha önceden sıkça kullandığımız bir ifadeyle Ukrayna’nın arkasında bir Batı cephesi açılmadı demek olacak.
Ukrayna’nın Polonya’yla ilişkileri şu anda da yeterince sorunlu. Çünkü Başbakan Donald Tusk’un Zelenski’ye daha olumlu yaklaşmasına karşılık, Cumhurbaşkanı Nawrotski, bu politikaya karşı olan tavrıyla biliniyor. İki ülke arasında son birkaç yıldır epey sorunlu olan ilişkilerdeki skandallar, çuvala sığmayacak kadar büyüdü.
Ukrayna’nın dünü ve bugünü ile bu savaşa gelen süreci anlattığım, Cumhuriyet yayınlarından çıkan “Ukrayna: Dünyanın Siyasi Fay Hattı” adlı kitabımda da anlatıyorum (naçizane, tavsiye ederim): Ukraynalılar, mesela Balkan milletlerinden farklı olarak tarihle yatıp kalkmıyor. Bugünü de tarihe göre değil, aksine tarihsel olayları bugünkü ilişkilerine göre değerlendiriyor. Şunu söylemek istiyorum: Ukrayna toprakları tarih boyunca, üç gücün arasında bulunmuş: Batıda Polonya, doğuda Rusya, güneyde Kırım Hanlığı ve Osmanlı Devleti. Her üçüyle de Ukraynalıların sorunları olmuş. Ne var ki tarih kitaplarında bu devletlere ve milletlere dair anlatım, hükümetten hükümete değişiyor. Ukrayna’da Rusya’ya yakın bir yönetim varsa Rusya’yla yaşanmış sorunlar es geçilip Polonya ve/veya Türklerle olan sorunlar öne çıkartılıyor, Batı yanlılarının olduğu dönemdeyse Polonyalılarla zıtlaşmalar es geçiliyor, buna karşılık “Ruslar geçmişte de bize kötülük etmişti” türü söylemler egemen oluyordu.
Polonya’yla tarihte yaşanan sorunlar, Ruslarla yaşananlardan hiç de hafif değil. Fakat Ukrayna’da Batı yanlısı yönetimler yıllarca Polonya’yı “Ukrayna’nın Batıdaki avukatı” olarak adlandırdıkları için, Polonyalılarla olan biteni görmezden gelmeyi seçiyorlardı.
Fakat Ukrayna’daki Batı yanlıları görmezden gelse de Polonya, Ukrayna’yla olan tarihi sorunlarını Ukrayna’nın önüne koydu. II. Dünya Savaşı’nda Polonyalı sivil halka yönelik katliamla sorumlu tuttukları UPA (Ukrayinska Povstanska Armiya - Ukrayna İsyancı Ordusu) örgütünün Ukrayna’da yüceltilmesi nedeniyle Polonya Cumhurbaşkanı Nawrotski, Zelenski’ye verilen nişanı iptal etti. Bu konuda kozlar AB ve NATO üyesi Polonya’da olduğu için uzlaşma için çabalayan Ukrayna yönetimi.
İlginçtir, Ukrayna yönetimlerinin tarih politikası siyasete paralel olduğu için, Ukrayna’daki Batı yanlılarının tarih söylemi de ülkeden ülkeye değişiyor: Tarihte Rusların yaptıkları konusunda “Asla unutma, unutturma” denirken Polonya’yla karşılıklı suçlamalar gündeme geldiğinde, “Tarihi tarihçilere bırakmalı” demeyi tercih ediyorlar. Ukrayna’nın Polonya’ya yönelik çağrısı ne kadar başarılı olacak, seneye göreceğiz. Ancak bu kriz de Doğu Avrupa siyasetinin hâlâ tarihin gölgesinde olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor
Küresel futbol, 2026 Dünya Kupası ile birlikte yalnızca sahada oynanan bir oyun olmaktan çıkıp, “Endüstri 4.0”ın şekillendirdiği yeni bir üretim ve organizasyon modelinin sahadaki yansımasına dönüştü.
Yarın, 15 Temmuz’un onuncu yıldönümü.
5 Temmuz 2026 günkü Sözcü gazetesinin manşeti uyandırıcı bir tokat gibi indi milletin suratına...
Dedik ki ülkelerde demokrasi gerilerken askeri harcamalar artıyor, otoriter rejimler güçleniyor ve savaş şirketleri görülmemiş kârlar elde ediyor ve halk yoksullaşıyor.
deprem sadece bir doğa olayı değildir.
Mağdurdan mağrura geçişin tarihinin yazıldığı yıllar...
Türkiye’nin hafızasında bazı tarihler vardır.
Zihni Göktay’ı sonsuzluğa uğurladık.
Ülkeyi yönetenlerle ve siyasetçilerle halkın gündemi giderek daha da ayrışıyor.
Uluslararası siyasette ezeli düşmanlık, ebedi dostluk olmaz!
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bardağı taşıran bu kaçıncı sözü?
Geçen hafta Ankara’da yapılan NATO zirvesi ve bu zirve esnasında Zelenski’nin Trump ile yaptığı görüşme, Ukrayna yönetimine Rusya karşısında biraz moral vermiş görünse de Ukraynalı uzmanların önemli bir bölümü gelişmelere pek iyimser yaklaşmıyor.
Geçen hafta Ankara’da yapılan NATO zirvesi ve bu zirve esnasında Zelenski’nin Trump ile yaptığı görüşme, Ukrayna yönetimine Rusya karşısında biraz moral vermiş görünse de Ukraynalı uzmanların önemli bir bölümü gelişmelere pek iyimser yaklaşmıyor.
Ankara’da bugün başlayacak olan NATO Zirvesi’nde ele alınacak konulardan birisini, Ukrayna’ya verilecek destek oluşturacak.
Rusya-Ukrayna savaşı, Ortadoğu’daki çatışmaların epey gölgesinde kalarak Türk basınının gündeminden epey düşse de bu, hemen kuzeyimizde kanlı bir savaşın sürmediği anlamına gelmiyor.
ABD'nin Türkiye’ye, Fener Patrikhanesi’ni ekümenik (bütün Ortodoksların mutlak lideri) olarak tanıması ve Fener’e bağlı Heybeliada Ruhban Okulu’nun, doğrudan patrikhaneye bağlı olacak şekilde yeniden açılması konusunda baskıda bulunduğunu hep yazıyorum.
Geçtiğimiz günlerde, 10 Haziran’da, Rusya-Ukrayna savaşı, uzunluk bakımından 1. Dünya Savaşı’nı aştı.
Ermenistan’la tanışıklığım on yıl öncesine uzanıyor: 2016’da bir haftalığına kısa bir tatil için Ermenistan’a gitmiştim.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
