USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Son Dakika 2 saat önce

Gerginliğin tırmandırılmasıyla otoriterleşme artışı, kârların ve yoksulluğun yükselişi

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Tezim şu: Dünyada siyasi ve askeri gerginliğin kasıtlı olarak tırmandırıldığını düşünüyorum, bu yeni durumdan ülkelerde

Tezim şu: Dünyada siyasi ve askeri gerginliğin kasıtlı olarak tırmandırıldığını düşünüyorum, bu yeni durumdan ülkelerde demokrasi gerilerken askeri harcamalar artıyor, otoriter rejimler güçleniyor ve savaş şirketleri görülmemiş kârlar elde ediyor ve halk yoksullaşıyor.

Sovyetlerin çökmesiyle Doğu Bloku çözüldü ve pek çok ülke kendi kaderini belirleme özgürlüğüne kavuştu. Ama Batı-Doğu kamplaşması sürdü.

Bu bağlamda Rusya’ya “komünizme karşı” kurulan NATO ayakta kaldı; özellikle Biden başkanlığı döneminde ona yeni görevler yüklendi: Avrupa’yı korumanın ötesinde dünyayı korumak!!!

Çünkü ABD’nin, Avrupa’da gerginliğin tırmandırılması, Rusya’nın çevresindeki ülkelerin Batı yanlısı ülkelere dönüştürme politikalarıyla başladı. NATO Karadeniz’i bile ele geçirme politikalarını gündeme taşıdı.

Ukrayna’nın işgalini salt Rusya’nın savaşçı iştahı ile açıklamak yetersiz kalır. Şu doğrudur: Rusya politikasını eskisi gibi bir güç odağı üzerine kurguladı. Her ne kadar ekonomisi bu amaç için yetersiz kalmış olsa da. Zaten Doğu Bloku’nun çözülmesi ülkelerin ve doğrudan Batı ve oradan da NATO’ya iltihakı, Batı ülkeleri ekonomilerinin yüksek cazibesinden kaynaklanmıştı. Batı, bu yumuşak gücünü Gürcistan’ı, hatta daha doğuda Türk cumhuriyetlerini etkilemek için de kullandı.

Ukrayna savaşı ve Rusya’nın işgal hareketi bu güç çatışmasının bir ürünü olarak ortaya çıktı.

Kapitalizm hiçbir zaman etkin olduğu ve ticari ve finansal faaliyetlerini kesintisiz sürdürdüğü elinin altındaki bölgelerle sınırlı tutmaz. Kitlesel her türlü mal üretimini ve giderek büyüyen finans sermayesini ihraç için durmadan yeni ülkelere ve bölgelere ihtiyaç duyar.

Ukrayna üzerinde “Batılılaştırmak veya Batı ile Rusya arasında nötr kalması”, Sovyet etkisinin de bu ülkede sürmesini öngören iki kampın politikaları, halklar ve ülkeler ve kamplar için büyük ve korkunç bir dram yarattı.

Çin’i bir yana bırakarak sürdürelim.

Ukrayna’nın işgal hareketi, Batı’da “Eyvah komünizm geliyor” korkusuna benzer, bu kez Rus despotluğu Avrupa’yı ele geçirecek, gözü topraklarımızda politikasını canlandırdı.

Aslında Rusya’nın Doğu Bloku’nu genişletme politikası çoktan çökmüştü ve tam tersine Batı Rusya’nın sınırlarına kadar genişlemişti. Ukrayna’nın NATO’ya girmesi, NATO savaş çarklarının doğrudan Rusya ile sınır oluşturacağı anlamına geliyordu.

Avrupa’nın Rusya korkusundan çok, aslında Rusya’nın Avrupa korkusundan bahsedebiliriz.

İlki İsveç Kralı XII. Karl’ın saldırısı (1708 - 1709). İsveç İmparatorluğu’nu Büyük Kuzey Savaşı’yla Çarlık Rusya’sını tamamen saf dışı bırakmak için saldırdı. İsveç ordusu, Rusya’nın derinliklerine ilerlerken ağır kış şartları ve Rusların geri çekilirken her şeyi imha etme taktiği nedeniyle lojistik olarak çöktü. İsveç büyük güç olarak yokoldu.

İkincisi, Napolyon Bonapart’ın 1812’deki Rusya seferiydi. Fransa İmparatoru Napolyon, Rusya’nın İngiltere’ye uygulanan kıtasal ekonomik ambargoyu delmesini cezalandırmak istedi. Napolyon yaklaşık 600 bin kişilik devasa ordusuyla Moskova’ya kadar girmeyi başardı. Ancak Ruslar şehri terk edip yaktığı için Fransız ordusu barınacak ve beslenecek yer bulamadı. “General Kış” olarak adlandırılan dondurucu soğuklar ve gerilla saldırıları altında geri çekilen Fransız ordusundan geriye sadece on binlerce asker kalmıştı. Bu savaş da Napolyon İmparatorluğu’nu çökertti.

Üçüncüsü, Adolf Hitler’in 1941’de başlattığı Barbarossa Harekâtı’dır. En çok da bu bilinir. Hitler, Sovyetler Birliği’ni yok ederek Doğu Avrupa’da “yaşam alanı” (Lebensraum) kuracak ve komünizmi yeryüzünden silecekti. Bu tarihin en büyük istila hareketiydi. Nazi orduları Moskova ve Stalingrad önlerine kadar geldi. Ancak yine Karl’ın ve Napolyon’un akıbetine uğradı.

Sovyetlerin çöküşünden sonraki deneme ise Batı’nın Rusya’ya karşı doğrudan askeri saldırı biçiminde değil; ekonomik, ticari, demokrasi gibi yumuşak gücü ile oldu.

Ukrayna bu olayın sonucudur. Dünyada otoriterleştirmeye, silahlanmaya, yoksullaşmaya ve büyük zenginleşmeye yol açmıştır.

AKP hukuksuzluk ve tek adamlık rejimini de dışarıdan bakarsak bu olayın bir sonucu olarak yaşıyoruz. Tabii iç dinamikleri bir kenara bırakarak...

Başka bir yazıda dünyaya, halklara çok yönlü ağır maliyetini konuşacağız...

Ankara’yı günler öncesinden “yasak kente” çeviren iki günlük NATO zirvesini geride bıraktık.

Pek az insan kendi geçmişini anlatırken adil olur.

Tezim şu: Dünyada siyasi ve askeri gerginliğin kasıtlı olarak tırmandırıldığını düşünüyorum, bu yeni durumdan ülkelerde demokrasi gerilerken askeri harcamalar artıyor, otoriter rejimler güçleniyor ve savaş şirketleri görülmemiş kârlar elde ediyor ve halk yoksullaşıyor.

NATO’nun Ankara zirvesi geldi, yüzlerce tutuklunun üzerinden geçerek gitti.

20. yüzyılın ilk yarısında emperyalizmin ve sömürgeciliğin dünyadaki öncüsü Britanya İmparatorluğu idi.

Türkiye’de bin kişiye yaklaşık 2.4 doktor düşüyor.

İktisat öğretisinin, kapitalist sistem ve serbest piyasa ekonomisi bağlamında “makro” ve “mikro” ekonomi başlıkları altında yapılan iki tanımlaması vardır.

NATO zirvesi için Ankara’da kurulan o devasa sahne, bana Romain Gary’nin “Onca Yoksulluk Varken” romanını hatırlattı.

Tezim şu: Dünyada siyasi ve askeri gerginliğin kasıtlı olarak tırmandırıldığını düşünüyorum, bu yeni durumdan ülkelerde demokrasi gerilerken askeri harcamalar artıyor, otoriter rejimler güçleniyor ve savaş şirketleri görülmemiş kârlar elde ediyor ve halk yoksullaşıyor.

Amerikan başkanı, yine alışageldiğimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan’a övgülerini Ankara’da basın toplantısında yineledi.

Dünkü yazımda İran notlarının sonuncusu olduğunu belirtmiştim ama henüz öğleden sonra Türkiye’ye dönüş olacağı için birkaç ilginç bulacağınız konuya daha değineyim.

Bu soru çok soruldu ve tartışıldı.

Hamaney’in cenaze töreni için Tahran’a gelen yabancı yetkilileri havaalanında, Minab okul saldırısında öldürülen 170 kız öğrencinin çanta ve ayakkabılarıyla hazırlanmış bir enstalasyon karşıladı.

Konunun arka planı

Soğuk Savaş sonrası dönemde dünya siyasetinde yaşanan değişimler, yeni gerilim alanları ve güç mücadeleleri ortaya çıkarmıştır. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla bazı ülkeler bağımsızlıklarını kazanırken, NATO'nun genişlemesi ve Rusya'nın çevresindeki ülkelerle ilişkileri, mevcut siyasi dengeleri etkilemiştir. Bu durum, özellikle Ukrayna'daki gelişmelerle birlikte, küresel çapta askeri harcamaların artmasına, otoriter eğilimlerin güçlenmesine ve ekonomik anlamda halklar aleyhine sonuçlar doğurmasına yol açmıştır. Haber, bu karmaşık jeopolitik tabloyu ve bunun kapitalizmin genişleme dinamikleriyle olan ilişkisini ele almaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Haberde bahsedilen 'otoriterleşme artışı' ne anlama geliyor?

Haberde otoriterleşme artışı, siyasi gerilimlerin ve çatışmaların arttığı dönemlerde, devletlerin iç işlerinde daha baskıcı hale gelmesi, sivil özgürlüklerin kısıtlanması ve muhalefete karşı sert tedbirler alınması olarak yorumlanmaktadır. Bu durum, demokrasiye olan ihtiyacın azaldığı algısını güçlendirebilir.

Askeri harcamaların artması ve halkın yoksullaşması arasındaki bağlantı nedir?

Haber, artan siyasi ve askeri gerilimlerin, ülkelerin savunma bütçelerini artırmaya yönelttiğini belirtiyor. Bu durum, kamu kaynaklarının sivil alanlardan (eğitim, sağlık, sosyal hizmetler gibi) askeri alanlara kaydırılmasına neden olabilir. Sonuç olarak, halkın refahını artıracak yatırımlar azalırken, genel ekonomik durum halkın aleyhine gelişebilir.

Ukrayna işgalinin nedenleri sadece Rusya'nın iştahıyla mı açıklanabilir?

Haber, Ukrayna işgalini yalnızca Rusya'nın yayılmacı politikalarıyla açıklamanın yetersiz olduğunu savunuyor. Bu olayın, küresel güç mücadeleleri, NATO'nun genişlemesi ve Rusya'nın kendi güvenlik endişeleri gibi daha geniş bir jeopolitik bağlamın bir ürünü olduğunu öne sürüyor.

Tarihteki Rusya seferleri ile günümüzdeki gerilimler arasında nasıl bir paralellik var?

Haber, geçmişte İsveç Kralı XII. Karl, Napolyon ve Hitler'in Rusya seferlerinin başarısızlıkla sonuçlandığını hatırlatarak, Rusya'nın coğrafi ve iklimsel koşullarının, dış müdahaleler için önemli bir engel teşkil ettiğini vurguluyor. Bu tarihsel örnekler, günümüzdeki gerilimlerin karmaşıklığını ve olası sonuçlarını anlamak için bir arka plan sunuyor.

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Çalışma umuduyla Asya’dan gelen işçiler İzmir’de rehin kaldı
Son Dakika

Çalışma umuduyla Asya’dan gelen işçiler İzmir’de rehin kaldı

2 saat önce

15 Temmuz’un hiç anlatılmayacak öyküsü
Son Dakika

15 Temmuz’un hiç anlatılmayacak öyküsü

2 saat önce

Yargıtay’a göre suç!
Son Dakika

Yargıtay’a göre suç!

2 saat önce