USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Son Dakika 2 saat önce

Savunma stratejisi, demokrasi ve diplomasi...

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Ankara’yı günler öncesinden “yasak kente” çeviren iki günlük NATO zirvesini geride bıraktık.

Ankara’yı günler öncesinden “yasak kente” çeviren iki günlük NATO zirvesini geride bıraktık. Elde ne kaldı derseniz; ülke kasasından ödenen milyar dolarlık ABD F-35’leriyle Rus S-400 restleşmesinden çıkış yoluna aralanan kapı; şimdilik! Tabii bir de Trump ’ın kimi zaman birbiriyle çelişen demeçleriyle adresi Şam ve Ankara hattında gezinen, kaygı verici bol keseden övgüleri, İran’a yeniden saldırı kararını Ankara’dan duyurması...

Ankara’nın ABD yaptırımından çıkmak için S-400 hava savunma sistemini satacağına yönelik haberler de zirvenin peşi sıra geldi, en fazla söz edilen adres ise Körfez’i gösterdi. Kremlin, S-400 satışı konusunu değerlendirmek için Ankara ile temasların sürdüğünü duyurdu. Katar’ın dışında satış yapılabilecek ülkelerden birinin geçmişte iktidar cephesinin Ortadoğu politikaları ve FETÖ iddiaları nedeniyle sert tepki gösterdiği BAE’nin olması dikkat çekici. BAE’nin aynı zamanda Trump’ın İsrail’le normalleşme planlarında yakın müttefiklerinden olduğunu hatırlamak gerek. Bazı İranlı kaynakların ABD saldırılarına BAE’nin destek verdiği iddiaları da var.

Kafalar karışık ama ülkemiz açısından net olan NATO’nun Rusya ile İran’ı hedefe koyan tutumu ve bunun Türkiye açısından yarattığı riskler. Transatlantik ilişkilerindeki gerilim hattında Türkiye, ABDAvrupa üzerinden her iki koldan da çekiştirilmek isteniyor. İktidar cephesi, askeri gücüyle ittifakın peşinde koştuğu ülke olma söyleminden memnun görünüyor ama bu durumun bölgesel, uluslararası dengeler çerçevesinde Türkiye’nin güvenliği, savunma ve diplomasi konsepti konusunda yaratacağı sonuçları çok iyi değerlendirmek gerekiyor.

NATO’da Rusya, İran vurguları öne çıkarken Akdeniz’deki gelişmeler hızlanıyor. Kıbrıs’a yönelik Yunanistan, İsrail, Güney Kıbrıs hattında artan işbirliği, AB üzerinden KKTC ve Türkiye’ye yönelik baskı çabaları artıyor. İsrail’in Filistin, Lübnan’da işgalini genişlettiğini, Suriye’de askeri etkisini artırdığını, aynı zamanda Türkiye karşıtlığında el yükselttiğini de hatırlamak gerek. İktidarın “dostum Trump” a güvenerek yol alması ise bilinmezliklerle dolu. Sonuçta herkesin gözü kasım ayında ABD’de yapılacak ara seçimlerden çıkacak sonuçta.

Türkiye’nin savunma sanayisini geliştirmesi, teknolojik ilerlemelerle uyumlu şekilde araçlarını çeşitlendirmesi kuşkusuz önemli. Caydırıcı savunma gücü konusunun, barışı hedefleyen, tüm taraflar arasında görüşme masasını kurabilen diplomasi kabiliyetiyle birlikte ele alınması şart. Bu konu partiler üstü bir bakışla yürütülmeli. Ancak bol övgülerle süslenen “Ben istedim yaptılar” sözleriyle emperyalist çıkarların hedefi olmamanın yolu, ülkenin ekonomik kırılganlıktan uzak, toplumsal kutuplaşmaya geçit verilmeyen, demokrasi-hukuk çizgisinde, birlik beraberlikle örülü bir iklimle kuşatılmasından geçiyor.

Karnemiz ise bu örneklemeden uzak bir görünümde. NATO öncesi yüzlerce gözaltı, Silivri’de tartışmalı yargı süreçleri, eleştirilere tahammülsüzlük, CHP’ye siyasi mühendislik çabaları derken zirve bitiminde CHP’li belediyelere yönelik yeni operasyon dalgaları... İktidar cephesinin yeni anayasa planı için İmralı süreciyle birlikte siyasi pazarlıkları önümüzdeki günlerde yeniden gündeme getirmesi mümkün. Peki böylesine kritik bir dönemde, yerel seçimlerden birinci çıkan CHP hangi rüzgârların peşinde derseniz; tam bir karmaşa. CHP’nin seçilmiş lideri Özel cephesinin olağanüstü kurultay çağrılarına mutlak butlancıların kapısı kapalı. Demokrasi, güçler ayrılığı ilkesinde aşınmalara yol açan politikalara yönelik tartışmalarda butlancıların sesi cılız. Baskıların hedefindeki Özel cephesi yeni parti oluşumuna doğru yol almakta. Gözler kent, kasaba, köy ziyaretleriyle seçmenle buluşan, “Kimse milletin önünde duramaz” diyen Özel cephesinin yol haritasını nasıl sürdüreceğinde. Ve parti kurmaylarının, iktidar cephesine karşı en sağdan en sola demokratik tüm bileşenlere yönelik birlik çağrılarının nasıl yanıt bulacağında. Ki bu noktada yeni tartışmaların yaşanması da olası...

Ankara’yı günler öncesinden “yasak kente” çeviren iki günlük NATO zirvesini geride bıraktık.

Pek az insan kendi geçmişini anlatırken adil olur.

Tezim şu: Dünyada siyasi ve askeri gerginliğin kasıtlı olarak tırmandırıldığını düşünüyorum, bu yeni durumdan ülkelerde demokrasi gerilerken askeri harcamalar artıyor, otoriter rejimler güçleniyor ve savaş şirketleri görülmemiş kârlar elde ediyor ve halk yoksullaşıyor.

NATO’nun Ankara zirvesi geldi, yüzlerce tutuklunun üzerinden geçerek gitti.

20. yüzyılın ilk yarısında emperyalizmin ve sömürgeciliğin dünyadaki öncüsü Britanya İmparatorluğu idi.

Türkiye’de bin kişiye yaklaşık 2.4 doktor düşüyor.

İktisat öğretisinin, kapitalist sistem ve serbest piyasa ekonomisi bağlamında “makro” ve “mikro” ekonomi başlıkları altında yapılan iki tanımlaması vardır.

NATO zirvesi için Ankara’da kurulan o devasa sahne, bana Romain Gary’nin “Onca Yoksulluk Varken” romanını hatırlattı.

Ankara’yı günler öncesinden “yasak kente” çeviren iki günlük NATO zirvesini geride bıraktık.

“Ağlanacak hale gülmek” deyişi yakında yasaklı sözler tanımına alınır mı bilinmez.

Küresel sistemin temelden sarsıldığı, belirsizliğin sürdüğü bir dönemde CHP, sadece ulusal çapta değil uluslararası düzeyde de demokrasi mücadelesi açısından dikkatle izleniyor. “Sadece parti içindeki çekişme” olarak tanımlanamayacağını sıklıkla vurguladığımız bu süreç, demokrasi ve otokrasi hattında da kritik bir dönemeç.

CHP “mutlak butlan”la birlikte zorlu bir sürecin içinden geçiyor.

CHP’nin eline koluna dolandırılan “mutlak butlan” siyasetteki mücadelede seçmen desteğinin, meydanlardan yükselen mesajın etkisine ilişkin tartışmaları da alevlendirdi.

Zor günler... Daha zorlarının kapıda olduğu hissini bastırmak giderek zorlaşıyor. Ekonomideki yangın sönmüyor.

Konunun arka planı

NATO zirvesi, Türkiye'nin hem savunma stratejilerini hem de uluslararası ilişkilerdeki konumunu yeniden değerlendirmesine neden oldu. Özellikle F-35 krizi ve S-400 hava savunma sistemlerinin geleceği, ABD ile ilişkilerde önemli bir dönemeç noktası oluşturuyor. Zirve, Rusya ve İran'a karşı NATO'nun artan vurgusu ve bunun Türkiye üzerindeki potansiyel riskleri konusunda da önemli tartışmaları beraberinde getirdi. Akdeniz'deki gelişmeler ve bölgesel dengelerdeki değişimler, Türkiye'nin savunma ve diplomasi politikalarını daha stratejik bir yaklaşımla ele almasını gerektiriyor. Bu durum, ülkenin hem askeri gücünü hem de diplomatik manevra kabiliyetini güçlendirme ihtiyacını ortaya koyuyor.

Sıkça Sorulan Sorular

S-400 hava savunma sistemlerinin satışı gündemde mi?

Evet, haberde S-400 sistemlerinin ABD yaptırımlarından çıkış yolu olarak satılabileceği ve bu konuda Rusya ile temasların sürdüğü belirtiliyor. Katar ve BAE gibi ülkeler potansiyel alıcılar arasında gösteriliyor.

NATO'nun Rusya ve İran'a yönelik tutumu Türkiye için neden riskli?

NATO'nun Rusya ve İran'ı hedef alan tutumu, Türkiye'yi Transatlantik ilişkilerinde zor bir konuma sokabilir. Bu durum, Türkiye'nin bölgesel ve uluslararası dengelerdeki konumunu etkileyerek güvenlik ve diplomasi stratejilerini yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir.

Türkiye'nin savunma stratejisi ve diplomasi nasıl bir arada yürütülmeli?

Haberde, Türkiye'nin caydırıcı bir savunma gücüne sahip olmasının yanı sıra, barışı hedefleyen ve tüm taraflarla diyalog kurabilen bir diplomasi yeteneğini de geliştirmesi gerektiği vurgulanıyor. Bu iki unsurun birlikte ele alınması, ülkenin güvenliği ve uluslararası alandaki konumu için kritik önem taşıyor.

ABD ile ilişkilerde F-35 krizi nasıl bir gelişme gösteriyor?

F-35 savaş uçakları konusundaki krizin, S-400 satışı gibi adımlarla bir çıkmaza çözüm bulunma ihtimali olduğu belirtiliyor. Ancak bu süreçteki gelişmelerin ABD'nin iç siyaseti ve seçim sonuçlarına bağlı olarak belirsizlikler taşıdığı ifade ediliyor.

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Çalışma umuduyla Asya’dan gelen işçiler İzmir’de rehin kaldı
Son Dakika

Çalışma umuduyla Asya’dan gelen işçiler İzmir’de rehin kaldı

2 saat önce

Gerginliğin tırmandırılmasıyla otoriterleşme artışı, kârların ve yoksulluğun yükselişi
Son Dakika

Gerginliğin tırmandırılmasıyla otoriterleşme artışı, kârların ve yoksulluğun yükselişi

2 saat önce

15 Temmuz’un hiç anlatılmayacak öyküsü
Son Dakika

15 Temmuz’un hiç anlatılmayacak öyküsü

2 saat önce