İran’dan Türkiye’ye: ‘Böbrek’ dolandırıcılığı
Bazen yaşamımızda sağlığın önemini çok kavrayamadığımızı düşünüyorum. Özellikle de yaş ilerledikçe başlayan hastalıklara kadar geçen sürede vücudumuzu hor kullanıyoruz.
Eski kuşakta zaten spor kültürü pek yok.
Şimdi yeni yeni genç nesilde biraz bilinç artışı olsa da onlar da çeşitli ilaç ve takviyelerle sağlıklı yaşamak için değil; kendilerini kanıtlamak, toplumdan onay almak için spor yapıyor.
Fakat tamamen sağlıklı yaşamak için, sağlıklı yaşlanmak için, sağlıklı bir yaşlılık geçirmek için spor yapmak, kas kapasitesini korumak; omurgamızı, özellikle de kemik sağlığımızı olabildiğince iyi şekilde korumamız gerekir.
Tabii Türkiye’de hayat mücadelesi, çevresel şartlar buna ne kadar izin verir o ayrı...
En azından kaliteli beslenerek, düzenli yürüyüş yaparak, sigara ve alkolden uzak durarak bu durumu sağlayabiliriz.
Doktor değilim tabii ki fakat bunları anlatmamın bir sebebi var.
Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı verilerine göre ülkemizde 9 milyondan fazla böbrek hastası var.
Dünya genelinde her 10 erişkinden birinde, ülkemizde ise her 6-7 erişkinden birinde böbrek hastalığı bulunuyor. Tüm dünyada yaklaşık 850 milyon böbrek hastası kayıtlara geçmiş durumda.
Ne yazık ki benim babam da böbrek hastası ve diyaliz tedavisi görüyor.
Ancak önceden tespit edilebilen bir hastalık.
Fakat başına öyle bir dolandırıcılık vakası gelmiş ki film yapsanız olur.
Çünkü Mehmet Bey’in hikâyesi 20 yıl önce başlamış.
Mehmet Bey’e 20 yıl önce böbrek nakli gerçekleştirilmiş ancak nakil yapılan böbrek artık ömrünü bitirmiş.
Doktora giderek durumu sormuş. Geçen yıl onu muayene eden doktor yeniden nakil olması gerektiğini söylüyor.
Ülkemizde organ bağışı yaygın olmadığı için böbreğin gerekli sürede sağlanamayacağı düşünülüyor.
Doktor kalan böbreğinin 1-2 ay dayanacağını belirtiyor. Dayısının oğluna durumu anlatıyor. O da Mehmet Sadık Karaca’yı 16 yıldır tanıdığını beyan ettiği İran asıllı Mete Hane Han ile tanıştırıyor.
Bu kişi İran’dan kendisine böbrek ayarlayabileceğini söylüyor ve Mehmet Bey’i Muhammed Ali Davudian ile böbrek bulacaklarına inandırıyorlar.
Beraber İran’a gidiyorlar 2-3 defa.
Mehmet Bey zamanının olmadığını, artık kendisini iyi hissetmediğini, acilen böbrek naklinin yapılması gerektiğini bildiriyor. İranlı şahıslar İran’dan yasal yollarla organ nakli yapabileceğini, hızlı şekilde donör bulunacağını ve prosedürün kısa sürede tamamlanacağını aktarıyor.
Hayatını kurtarabileceklerini, daha önce de bu tür bir süreci yönettiklerini beyan ederek İran’a gidip yasal izin alınacağını, 3-4 kişiden test yapılacağını ve uygun donör ile naklin gerçekleşeceğini söylüyor.
Bu vaatler ile toplamda 140 bin dolar talep ediyorlar. İlk ödeme olarak 70 bin doları Aksaray’da bulunan Emlak Pasajı’ndaki “Mete” isimli kişinin kargo ofisinde Muhammed Ali Davudian isimli kişi alıyor.
Süre geçiyor ama oyalama başlıyor. Mehmet Bey 4 defa İran’a gidip geliyor. Hatta İran’da kendini milletvekili olarak tanıtan bir kişi ile de görüşmeler gerçekleşiyor.
İran savaşı bahane edilerek tüm ameliyatların yasaklandığını beyan ediyorlar ve 10 gün İran’da otelde bekliyorlar.
Yanlarına Devrim Muhafızları geliyor. Donör olduğunu beyan edenler geliyor. Ancak bir gelişme olmuyor.
“Urumiye’de ayarladık” diyerek götürüyorlar ama o sırada 10 bin dolar daha alıyorlar. Üstüne üstlük kalan parayı da istiyorlar.
Mehmet Bey kalan parayı ameliyat sonrası vereceğini belirtiyor. Şüpheliler ısrar edince Mehmet Bey kendi imkânları ile Türkiye’ye dönüyor.
Bu gelişme üzerine İranlılar Mehmet Bey’in eşini arıyorlar ve ameliyat için her şeyin hazır olduğunu ancak Mehmet Bey’in huzursuzlandığını, sinirlendiğini belirterek yaşaması için söz konusu paranın tamamlanmasını istiyorlar.
Durumu öğrenen eş arabasını satıyor, eş dosttan borç alıyor. Tamamladığı 80 bin doları yine aynı kargo şirketinde aynı kişiye elden teslim ediyor. Tabii yine türlü bahaneler ile yine oyalama süreci devam ediyor.
Mehmet Bey parasını geri alabilmek için akrabası Ömer G. isimli kişiyi evine davet ediyor. Eve gelen akrabası parayı vermemek için tehlikeli işler yaptığını, cezaevindekilere uyuşturucu temin ettiğini beyan ediyor.
Velhasıl Mehmet Bey bu kişilere 160 bin dolar para vermiş ve böbrek nakli yapılacağı belirtilerek dolandırıldığını belirterek Bakırköy Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmuş.
Dosya öyle kalmış. Mehmet Bey’in durumu ağırlaşmış ve hastaneye kaldırılmış.
Perşembe günü Onlar TV YouTube kanalımızda durumu anlattım.
Yayın bitti, Mehmet Bey’i sorayım dedim. Maalesef acı haberi aldım. Mehmet Bey’in hayatını kaybettiğini öğrendim.
Bakın bu bir cinayettir. Umut vermek, insanların umudu ile oynayarak oyalamak cinayettir. Bir Türk vatandaşının böylesine sistematik bir dolandırıcılığa maruz kalması kabul edilemez.
Umarım Bakırköy Savcılığı da bu duruma kayıtsız kalmaz.
Göbekten bağlı olmak böyle bir şey.
Temmuz ayı sadece CHP’yi değil, bütün partileri etkileyecek gelişmelere gebe.
“Dostum Trump” Ankara’ya gelmeden önce, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çok mutlu edecek müjdeden söz edip durmuştu.
Bazen yaşamımızda sağlığın önemini çok kavrayamadığımızı düşünüyorum.
Ankara’da toplanan 36. NATO Liderler Zirvesi’ne büyük anlamlar yüklenmişti.
Biri doğruca Türk kamuoyunu, öteki ise uygar ülkelerin neredeyse tamamının kamuoyunu ilgilendiren olayların yoğunluğuyla dolu bir haftanın sonuna geldik.
Militarizm ve faşizm genelde paralel bir biçimde gelişen ve birbirini besleyen hareketlerdir.
Ankara’daki NATO zirvesi, ABD ile Avrupalılar arasındaki iki yıldır derinleşmiş olan sorunları çözmedi, geçiştirmiş oldu.
Oktay Akbal 1987’de çalışmaya başladığım Cem Yayınevi’nde yayımlanan kitaplardan olan Susmak mı Konuşmak mı?’daki yazılarında susmanın boyun eğmek olduğunu söylüyordu.
Ahmet Telli bir hastane odasında yaşam savaşı veriyor.
Felsefeci, dilbilimci, eleştirmen, şair ve sanat tarihçisi Doç. Dr. Mustafa Bedrettin Cömert bundan 48 yıl önce, 11 Temmuz 1978’de Ankara’da sabah saatlerinde alçakça düzenlenen silahlı saldırı sonucu öldürülmüş; eşi Maria ise ağır yaralanmıştı.
Bazen yaşamımızda sağlığın önemini çok kavrayamadığımızı düşünüyorum.
Her zaman haber, bilgi, belge anlatacak değilim.
İBB davasında savunmalar devam ediyor.
Bugün sizinle adalet üzerine biraz dertleşmek istiyorum.
Adalar Belediyesi’ne, Seferihisar Belediyesi’ne, Bornova Belediyesi’ne ve Şile Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyonları görmüşsünüzdür.
Bir süredir yasadışı bahis işlemlerinin, elektronik ödeme sistemleri üzerinden nasıl para döndürdüğünü yazıyorum.
Konunun arka planı
Türkiye'de böbrek nakli bekleyen hastaların organ bağışı konusundaki yetersizlikler nedeniyle yaşadığı zorluklar, organ ticareti gibi yasa dışı yollara başvurma riskini artırmaktadır. Ülkemizde ve dünyada böbrek hastalığı yaygınlığı giderek artarken, resmi organ bağışı oranlarının talebi karşılamaktan uzak olması, hastaları umutsuzluğa sevk edebilmektedir. Bu durum, özellikle acil nakil ihtiyacı olan bireyler için, uluslararası platformlarda veya gayri resmi kanallarda organ temini arayışına girmelerine neden olabilmektedir. Haberde yer alan dolandırıcılık vakası, bu hassas durumun suiistimal edilerek hastaların hem maddi hem de manevi olarak mağdur edilmesine örnek teşkil etmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
İran'dan Türkiye'ye yönelik 'böbrek' dolandırıcılığı nedir?
Bu dolandırıcılık türü, böbrek nakli bekleyen kişilere, İran'dan yasal yollarla organ temin edileceği vaadiyle yaklaşılmasını içerir. Hastalar, nakil için yüksek miktarda para ödemelerine rağmen organı alamamakta ve dolandırılmaktadırlar. Bu durum, organ bağışı konusundaki yetersizliklerden faydalanılarak gerçekleştirilmektedir.
Haberde bahsedilen dolandırıcılık süreci nasıl işliyor?
Dolandırıcılar, acil böbrek nakli ihtiyacı olan kişilere ulaşarak, İran'da organ ayarlayabileceklerini belirtiyorlar. Hastalarla defalarca İran'a gidilip gelinebiliyor, çeşitli bahanelerle süreç uzatılıyor ve toplamda 140 bin dolar gibi yüksek meblağlar talep ediliyor. Sonunda ise vaat edilen nakil gerçekleşmiyor ve hastalar mağdur oluyor.
Türkiye'de böbrek hastası sayısı ne kadar?
Sağlık Bakanlığı'nın 2025 yılı verilerine göre, Türkiye'de 9 milyondan fazla böbrek hastası bulunmaktadır. Bu durum, dünya genelindeki böbrek hastalığı yaygınlığı ile de paralellik göstermekte, her 6-7 erişkinden birinde böbrek hastalığı görülmektedir.
Bu tür dolandırıcılık vakaları neden yaşanıyor?
Bu tür vakaların temelinde, organ nakli bekleyen hastaların yaşadığı çaresizlik ve ülkemizdeki organ bağışı oranlarının talebi karşılayamaması yatmaktadır. Acil nakil ihtiyacı duyan hastalar, zamanla yarışırken, umutsuzluk içinde yasa dışı veya şüpheli yollara başvurabilmektedir. Dolandırıcılar da bu hassas durumu istismar etmektedir.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
