USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Son Dakika 2 saat önce

Fatih’in Cenazesini Unutan Hırs

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Göbekten bağlı olmak böyle bir şey.

Göbekten bağlı olmak böyle bir şey.

Bir hafta boyunca ABD başkanı gelecek diye tüm dünyada bağımsızlığın simgesi olmuş ülkenin başkentine ve o kentte yaşayan yurttaşlarına olmadık eziyetler çektiren, 80 yaşındaki insanları bile çeşitli gerekçelerle tutuklayan, yolları kapatan, memurlar ortalıkta dolaşmasın diye onlara izin veren bir kafa yapısı...

ABD başkanından “Güçlü lider, her istediğimi yapıyor” sözlerini bir kez daha duyabilmek, övgüler alabilmek, Saray’daki iktidarlarını kayıtsız koşulsuz sürdürebilmek için verilmeyecek ödün bırakmıyorlar.

Bir yandan tantana ile İstanbul’un fethini kutluyor, öbür yanda Fatih Sultan Mehmet ’in adını verdikleri köprüyü ABD bayrağının kırmızı, beyaz ve mavi renklerliyle ışıklandırıyorlar.

Tarih, bu topraklarda muktedir olmak için iktidar hırsıyla neler yapıldığına tanıklık eder. Değerli tarihçimiz İsmail Hakkı Uzunçarşılı , 1975’te Türk Tarih Kurumu’nun Belleten’inde yayımlanan “Fatih Sultan Mehmed’in Ölümü” adlı makalesinde böyle bir örnekten söz eder:

Fatih Sultan Mehmet, Memlük Devleti üzerine yürümek için yola çıktığı Gebze’de Mayıs 1481’de ölür. Ölümü herkesten saklanarak İstanbul’a getirilir. Büyük oğlu Şehzade Bayezid , Kapıkulu Ocakları’na, yeniçerilere ve devlet erkânından çevresindeki taraftarlarına güvenmektedir. Kardeşi, Fatih’in küçük oğlu Cem ile taht kavgasına girişir. Bu kapışma nedeniyle Fatih Sultan Mehmet’in cesedi unutulur. Uzunçarşılı’ya göre, Cem taraftarı sadrazamın öldürüldüğü ve yolsuz hareketler yapıldığı bu süreçte İstanbul fatihinin cesedi kokmaya başlar. Baltacılar Kethüdası Kasım’ın, Sultan Bayezid’e sunduğu belgede, Fatih Sultan Mehmed’in cesedinden yükselen koku nedeniyle kimsenin yanına yaklaşamadığı kaydedilir. Ayrıca, “Ben fakir, usta ile bilece içini ayırtladım” ifadesiyle cesedinin içinin açılıp temizlendiği, tahnit edildiği aktarılır.

Yaklaşık 550 yıl önce Fatih’in bedenini gömmeyi unutturan siyasi hırs hiç bitmeyecek gibi görünüyor. O hırs ki bugün de iktidardan muhalefete ne demokrasi ne de hak, hukuk, adalet bıraktı.

Saray butlancılarının başı Kemal Kılıçdaroğlu , geçenlerde devlet aklından, millet iradesinden, bağımsızlıktan söz etti.

Okurlarımız bilir. Tarihsel gerçeklerle ilgili titiz kitap çalışmaları ile tanınan gazetemizin imtiyaz sahibi Dr. Alev Coşkun , CHP’nin kuruluşunun 4 Eylül 1919’da başlayan Sivas Kongresi olduğunu belirlemiştir.

Sivas Kongresi’nde, AKP’nin milli eğitim bakanının “neyin kurtuluşu” olduğunu bilmediği bağımsızlık savaşının yürütme organı olan Heyet-i Temsiliye, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin üst kurulu haline gelmişti.

İşte o Heyet-i Temsiliye, bin bir güçlükle yürütülen ulusal mücadele için halktan ekonomik destek almak için makbuz bastırmıştır.

O “Heyet-i Temsiliye Kasası” makbuzunun üstünde “İstiklal İrade-i Milliyenin Hâkimiyetiyle Kaimdir” yazısı yer alır.

Yani, günümüz Türkçesiyle “Bağımsızlık ulus istencinin egemenliğiyle var olur” vurgusu yapılan tarihsel belgeyi, bugün CHP’nin başına Saray tarafından atanan butlancılar görsün diye yayımlıyoruz.

Bağımsızlık lafla değil uygulamayla olur. Ulusun, halkın, seçmenin, delegenin iradesini tanımayan, bağımsızlıktan filan hiç söz etmesin. İler tutar yanı olmuyor.

Büyükelçisi Osmanlı millet modeli ve monarşi isteyen ABD Başkanı Trump , Ankara’da Anıtkabir’e gitmedi. Saray da onu yeniçeri birliği ile karşıladı.

Göbekten bağlı olmak böyle bir şey.

Temmuz ayı sadece CHP’yi değil, bütün partileri etkileyecek gelişmelere gebe.

“Dostum Trump” Ankara’ya gelmeden önce, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çok mutlu edecek müjdeden söz edip durmuştu.

Ankara’da toplanan 36. NATO Liderler Zirvesi’ne büyük anlamlar yüklenmişti.

Biri doğruca Türk kamuoyunu, öteki ise uygar ülkelerin neredeyse tamamının kamuoyunu ilgilendiren olayların yoğunluğuyla dolu bir haftanın sonuna geldik.

Militarizm ve faşizm genelde paralel bir biçimde gelişen ve birbirini besleyen hareketlerdir.

Ankara’daki NATO zirvesi, ABD ile Avrupalılar arasındaki iki yıldır derinleşmiş olan sorunları çözmedi, geçiştirmiş oldu.

Oktay Akbal 1987’de çalışmaya başladığım Cem Yayınevi’nde yayımlanan kitaplardan olan Susmak mı Konuşmak mı?’daki yazılarında susmanın boyun eğmek olduğunu söylüyordu.

Ahmet Telli bir hastane odasında yaşam savaşı veriyor.

Felsefeci, dilbilimci, eleştirmen, şair ve sanat tarihçisi Doç. Dr. Mustafa Bedrettin Cömert bundan 48 yıl önce, 11 Temmuz 1978’de Ankara’da sabah saatlerinde alçakça düzenlenen silahlı saldırı sonucu öldürülmüş; eşi Maria ise ağır yaralanmıştı.

Göbekten bağlı olmak böyle bir şey.

Butlancılar “devlet aklı” diye tanımladıkları olgu sayesinde CHP’nin tepesine kurulduklarını söylüyorlar.

Önümüzdeki rapor, iktidarın “Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasada güvence altına alınmış laik temelleriyle bariz bir tezat oluşturan, dini bir yaklaşıma dayalı geriletici bir ahlak gündemini toplumun her kesimine aşılama biçiminden” duyduğu endişeyi dile getirmiş.

Bu hafta meslek büyüklerimizden Mustafa Ekmekçi’nin biçemiyle bir yazı kaleme alıp ustamızın ruhunu şad edelim istedik...

Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi CHP’yi arındırsın diye Saray, bir mıntıka temizliği hazırlığı içinde.

Gelişmeler öyle gösteriyor ki Saray görevlisi Kemal Kılıçdaroğlu’nun tek işlevi CHP’yi ikiye bölmek değil, bile bile tarihe gömmek.

Kemal Kılıçdaroğlu, eline verilen kuşu bile uçurumadı ama, Saray tarafından kendisine sunulan makam koltuğuna yerleşti.

Dün Saray’ın görevlisi konumundaki Kılıçdaroğlu ile CHP’nin son seçilmiş genel başkanı Özgür Özel’in iki ayrı bayramlaşma toplantıları öncesi başkent kulislerinde bir dedikodu döndürülüyordu.

Temmuz 2024’te bir gün telefonumuz çaldı.

Şu an Saray’da şenlik vardır, inanın.

Kimse “Yargı kararıdır, hukuksaldır” filan demesin.

Beklenmekte olan gerçekleşti. Saray, Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına görevli olarak atadı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye’nin bir bunalımdan diğerine sürüklendiğinin altını çiziyor ve Recep Tayyip Erdoğan’ın bu durumu bir “devlet rejimi”ne dönüştürdüğüne dikkat çekiyor.

Siyasal dincilerin doğasında vardır.

İktidar yurdumuzu sonu belirsiz bir obruğa dönüştürürken yurttaşlara çıkış yollarını gösteren çabalar, Anadolu’nun yüzlerce yıllık birikimine dayanarak hiç solmuyor.

Başımızdakilerin kindar nesil yetiştirme sevdası, okulları atış poligonuna çevirdi.

Saray düzeninin sürmesi için...

Elimizde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İGDAŞ şirketindeki ihaleler ve işlemler ile ilgili hazırlanmış 142 sanıklı bir iddianame var.

Yandaş Memur-Sen’in başındaki Ali Yalçın, “Anadolu, 100 yıllık narkozdan çıkıyor” demiş.

Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişleri, Yunus Emre Vakfı’na bağlı Yunus Emre Enstitüsü’nde kimi yolsuzları saptadılar.

Parantezi Milyarlarla Kapatanlar

Gazetemiz Cumhuriyet ile Atılım Üniversitesi’nin işbirliği ile yapılan düzenli etkinliklerin geçen haftaki teması, yeni küresel gelişmelerdi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarından biri olan laikliği savunanlara soruşturma açılmasını şaşkınlıkla karşılamamak gerekiyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun, Dünya Anadili Günü için yaptığı açıklamaya göre, anadilin “kamusal alanda tanınması ve korunması” gerekiyor.

Aradan 17 yıl geçmiş, öyleyse genç kuşaklara aktarmak gerek ki bilsinler...

MHP ittifaklı AKP’nin “Osmanlı millet modeli” tutkusu raporda ortaya çıkıyor. İmralı’dakinin, Kürtlerin zaten ulusun içinde olduğunu reddeden “entegrasyon” diye tanımladığı kavramın kabul gördüğü anlaşılıyor. Süreç, Türkiye Cumhuriyeti’ni dönüştürme aracına dönüşüyor.

Ara ara gündeme getiriyorlardı.

Önemli bir toplumsal muhalefet rüzgârı yakalamış olan CHP yönetiminin dikkate alması gereken bir mektup aldım.

Gazetemizin yazarı, yurtsever bilim insanı Prof. Dr. Muammer Aksoy’u bugün çeşitli etkinliklerle anacağız.

Uğur Mumcu’nun bundan 39 yıl önce yazdığı Rabıta kitabı, kendisinin seçkin bir gazeteci-yazar olarak neden hedef alındığının en önemli kanıtıdır.

MHP lideri Devlet Bahçeli, SDG/ YPG ile PKK ilişkisini dile getirdiği son grup konuşmasında, Atatürk’ün, Erzurum Kongresi günlerinde Mazhar Müfit Kan

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Kaldık mı yine biz bize diz dize?
Son Dakika

Kaldık mı yine biz bize diz dize?

2 saat önce

Yeni bir heyecan!
Son Dakika

Yeni bir heyecan!

2 saat önce

Affedersin yoldaş... Ne olur diren!
Son Dakika

Affedersin yoldaş... Ne olur diren!

2 saat önce