Murat Ongun: Değer verdiğim kimse itirafçı olmadı!
“Kafama hiçbir şey takmamayı öğrendim. Eskiden böyle değildi. Şimdi, her güne sıfır kilometre başlıyorum. Yoksa bu medya lincine maruz kalan biri, çoktan hunisi kafasında volta atıyor olurdu.”
Bu sözler Murat Ongun ’a ait. İBB davasında hakkında 1000 yıl hapis cezası istenen, Medya AŞ Yönetim Kurulu başkanına... Ongun aylar sonra ilk kez geçen hafta kendisini savunabilmiş ve “eşi tutuklanmasın” diye yapılan ahlaksız teklifi anlatmıştı. Yazdım; savunma boyunca Ongun ne zaman evlatlarından ve eşinden bahsetse sesi titriyor ve yutkunuyordu.
Davaları, dosyaları, isimleri buz gibi anlatıyor; her anlamda içeride yaşanan insana dair noktaları atlıyoruz. Bu vesileyle ben de avukatları aracılığıyla Murat Ongun’a sorularımı gönderdim, o da yanıtladı. Biraz içi konuşmak için...
Ongun’a cezaevinde aldığını aktardığı kirli teklifi hatırlattım ve sordum: “Çocuklarınızın geleceği ve ailenizin onuru arasında nasıl bir iç savaş verdiniz?”
“Bu rezilliğe feda edecek 1 milyon dolarım olsa verir miydim” sorusunu kendisine sorduğunu belirten Ongun şöyle diyordu: “Dosyasının ve olayın bilincinde olmayan bir zengin olsam verebilirdim. Fakat, tüm beyanları ve gazete haberlerinin içeriğini okumuş biri olarak asıl teklif sahibinin iftiracı olduğunu zaten çözmüştüm. Hatta birkaç arkadaşıma da söyledim. Teklifle de emin oldum.”
Kendisine bu teklifi sunduğunu belirttiği avukata dair de şunları söylüyordu: “Benden çıkıp pek çok başka insana buna benzer tekliflerde bulunacak kadar rahattı. Onun hayatının bir rutini olmuş bu, hissim beni yanıltmaz. Zaten hâlâ yalan konuşuyor. Çünkü onun için bu ayıp ya da ahlaksızlık değil, işinin parçası. Daha fazla yalana sığınırsa daha fazla şey duyacak benden, haberi olsun.”
Murat Ongun’a, davadaki itirafçıları sordum ve ekledim: “İnsanın özgürlüğü için ahlakını ve dostlarını satması, sizde hangi duyguları yarattı?” Çarpıcı bir yanıt geldi Ongun’dan: “Aynı masada oturduğum, bu yaşama dair bir şey paylaştığım, değer verdiğim hiçbir kimse itirafçı olmadı. Ne İBB bünyesinden ne de özel hayattan. İtirafçıların çoğunu hâlâ tanımıyorum. Adem Soytekin ve Ertan Yıldız gibi karakterler hayatımın hiçbir alanında olmadılar. Ne özel ne de iş!”
Ongun savunmasında söylediği “şeytani” sözcüğünü yine kullanıyordu: “Tanımadığın birinin felaketinden haz almak ise şeytanidir. Ne yazık ki bu grup medyada hayli fazla. Bana denk gelmedi ama erkek bir yalancı iftiracı yüzünden, bekâr ama çocuk sahibi (11 yaşında) bir anne 1 yıl tutuklu kaldı. Bu kişiye ne denebilir ki? İnsanlığından istifa etmiş bir nesne artık o! İnsan değil.”
Ve son soru... Bir gün özgürlüğüne kavuştuğunda ne yapmayı planlıyordu? Hesaplaşmak istiyor muydu? Ekrem İmamoğlu ile yeni bir yol haritası çizmeyi düşünüyor muydu? Oldukça duygusal bir yanıt aldım Murat Ongun’dan:
“Cezaevi işinde, öncesi/sonrası bölümünde sen benden daha tecrübelisin. Çıkınca doğru yol haritasını sen bana anlat. Benim 470 gündür edindiğim iki mottom var: sağlıklı kal ve aklını koru. Kafama hiçbir şey takmamayı öğrendim. Eskiden böyle değildi. Şimdi, her güne sıfır kilometre başlıyorum. Yoksa bu medya lincine maruz kalan biri, çoktan hunisi kafasında volta atıyor olurdu.
Sonrası konusunda ise tek meselem çocuklarım. Oğlum tam ergenlik döneminde bu travmaya maruz kaldı. Babasızlığa da... Geçen mektup yazmış; ‘Seninle balığa gitmeyi, Ali Sami Yen’de maç izlemeyi özledim’ diyor. 2030 Dünya Kupası İspanya’da yapılacakmış, şimdiden söz istiyor.
Ben ise plan yapmamayı öğrendim. İngilizlerin dediği gibi, plan yapıp Tanrı’yı kendime güldürmek istemem. Cezaevi de hiç planda yoktu.
Çok samimi söylüyorum ki bunu Ekrem başkanıma da sorarsan teyit eder; ne sayın İmamoğlu ile ilgili ne de başka bir aksta planım var.
Ayrıca ben, sıfırdan başlamayı çok seviyorum. Emekli oldum. Eşim de emekli.
Bir evimiz var. Şu an el konmuş olsa da biraz birikim sahibiyiz. Kızım üniversiteyi seneye bitirecek. Oğlum da şimdiden kendi geleceği için kendi kurgusunu yapıyor.
Geriye ne kaldı? Sağlık. Önce sağlıklı olalım. Sonra her engeli aşarız.
Bize kumpas kuranlar, kumpasa alet ve yardımcı olanlar, gizliler-açıklar elbet hukukta hesabını verecek. Bu konu da bana kalmasın. Eminim ki hukukun gereğini yapacak insanlar vardır. Yapmalılar da. Bana gelince, inan kimseye öfke-nefret beslemiyorum. Ama hakkımın korunmasını isterim.”
Murat Ongun’un yanıtları özetle böyle. Doğru diyor; sıfırdan başlamak, diz çökmekten ve boyun eğmekten her zaman daha iyidir.
Ankara’da yapılan NATO toplantısı nedeniyle devlet başkanları ve NATO’nun üst düzey yöneticileri ülkemize geldiler.
Bu soru çok soruldu ve tartışıldı.
4 Temmuz’da tarihe bir rezalet daha eklendi.
“Kafama hiçbir şey takmamayı öğrendim.
Boş kent haline gelen başkent Ankara’da dün başlayan NATO zirvesi, gerek içimizde gerekse dışımızda pek çok yeni adımın başlangıcı olacak.
“Gerçekte, içinde bulunduğumuz o tarihte, Osmanlı Devleti’nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı.
Yaşı yetenler eski Türkiye’yi uzlaşı ve hoşgörü dönemi olarak anımsar.
TCMB rezervleri; zaman zaman övünmelere, yargıya da intikal eden eleştirilere ve bu bağlamda yargı kararlarına konu olmaktadır.
Zaman içinde tanıştığım nice değerli insan ne yazık ki artık bu dünyadan göçtü.
Türk diplomasisinin bir çınarı, büyükelçi Pulat Yüksel Tacar, “görgüsüzlük gösterisi” haline getirilen NATO zirvesine günler kala aramızdan ayrıldı.
Ana muhalefet partisi CHP’nin seçilmiş yönetimini görevden alan, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin “mutlak butlan” olarak açıklanan kararı, kamuoyunda çok büyük tartışmalara yol açtı.
Ankara’da dün başlayan ve bugün de süren NATO zirvesi, NATO’yu sorgulamamızı gerektirmektedir.
“Kafama hiçbir şey takmamayı öğrendim.
Üstüme inşa ettikleri Silivri’den yazıyorum
Ankara Adliyesi’nde yaşanan değişimler için ne dedik?
“Yazlığımda dinlenirken beni bile çıldırttılar” diye açtı telefonu yaşlı kurt.
Görüyoruz ki Kemal Kılıçdaroğlu’nun şu sıralar en sevdiği kelime şu: “Aklansınlar!”
Konunun arka planı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile ilgili devam eden davalar ve soruşturmalar, kamuoyunda geniş yankı bulmuştur. Bu süreçte, İBB'nin üst düzey yöneticileri ve çalışanları hakkında çeşitli iddialar gündeme gelmiş, bazıları hakkında uzun süreli hapis cezaları talep edilmiştir. Murat Ongun, İBB'nin Medya AŞ şirketinin yönetim kurulu başkanı olarak bu davaların merkezinde yer almaktadır. Kendisi hakkında istenen yüksek cezalar ve yaşadığı süreç, kamuoyunda tartışmalara yol açmıştır. Ongun'un bu süreçte yaşadığı kişisel zorluklar, aldığı teklifler ve dava sürecindeki tavrı, haberin ana konusunu oluşturmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Murat Ongun kimdir ve neden yargılanıyor?
Murat Ongun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) Medya AŞ şirketinin yönetim kurulu başkanıdır. Kendisi, İBB ile ilgili devam eden davalar kapsamında yargılanmaktadır ve hakkında 1000 yıla kadar hapis cezası talep edilmektedir. Davanın detayları ve suçlamalar kamuoyuna yansımıştır.
Murat Ongun'a ne tür bir teklif sunuldu?
Murat Ongun, yargılandığı davada 'eşi tutuklanmasın' diye ahlaksız bir teklif aldığını belirtmiştir. Bu teklifin detayları haberde yer almasa da, Ongun'un bu teklife karşı duruşu ve teklifi sunan kişi hakkındaki düşünceleri aktarılmıştır.
Murat Ongun, davadaki itirafçılar hakkında ne düşünüyor?
Ongun, değer verdiği hiçbir kimsenin itirafçı olmadığını vurgulamıştır. Kendi hayatında yer almayan ve tanımadığı kişilerin itirafçı olduğunu belirtmiş, bu durumu 'şeytani' olarak nitelendirmiştir. İtirafçıların, başkalarının felaketinden haz duyduğunu ifade etmiştir.
Murat Ongun, özgürlüğüne kavuştuğunda ne yapmayı planlıyor?
Ongun, özgürlüğüne kavuştuğunda önceliğinin çocukları olacağını belirtmiştir. Yaşadığı travmanın çocukları üzerindeki etkisine değinmiş ve onlarla vakit geçirmeyi planladığını söylemiştir. Ayrıca, plan yapmamayı öğrendiğini ve her güne sıfırdan başladığını ifade etmiştir.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
