USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Kültür 2 saat önce

Tüm ve bütün

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Yılların yazarı Adnan Binyazar bile TÜM ile BÜTÜN sözcüklerinin eşanlamlı olduğunu sanıyor ve 2 Temmuz 2026 günkü Cumhuriyet

Yılların yazarı Adnan Binyazar bile TÜM ile BÜTÜN sözcüklerinin eşanlamlı olduğunu sanıyor ve 2 Temmuz 2026 günkü Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayımlanan “Sait Faik Abasıyanık” başlıklı yazısında “Sait Faik’in tüm hikâyeleri” diye yazıyor. Komşusu Feridun Andaç ondan geri kalır mı, o da “tüm canlar tamamen yok olana dek” diye yazıyor. Oysa ikisi de “tüm” yerine “bütün” sözcüğünü kullanmak zorundaydı. Zorunda! Şimdi Vikipedi’den aldığım bilgiyi ilginize sunuyorum:

“Tüm; eksiksiz, bütün, hepsi veya tamamı anlamlarına gelen, bir varlığın veya kavramın parçalara bölünmeden önceki durumunu ya da bir bütünün tamamını ifade eden bir kelimedir. Günlük dilde genellikle bütün kelimesiyle eşanlamlı kullanılır” diyor Vikipedi ama bu bizi ilgilendirmez. Halk denilen insan yığışımı dilini pek hor kullanır. Yanlış tekrarlamayı sever. Ama biz sevmeyiz. Amaç kusursuz dil ise “tüm” ve “bütün” günlük yaşamda da olsa eşanlamlı değildir.

Günlük kullanım ve anlam çeşitleri (Vikipedi’den alıntılar):

Sıfat olarak: Bir ismin önüne gelerek o şeyin tamamını belirtir.

Örnek: “Tüm gün seni bekledim.” (Ama “Bütün gün seni bekledim” dil açısından daha doğrudur. Ö. İnce)

Zamir olarak: Cümlede isimlerin yerini tutarak “hepsi” anlamını verir.

Örnek: “Tümünü masaya bırak.” (Ama “hepsi” ni demek daha doğrudur. Buna göre bu iki sözcük her zaman eşanlamlı değil. Ö. İnce)

“Tüm”, “bütün” ve “hepsi” arasındaki farklar (Vikipedi’den alıntılar):

Kullanıcıların Reddit gibi platformlarda tartıştığı dilbilgisi ayrıntılarına göre bu üç sözcüğün farkları şu şekildedir:

Tüm ve bütün: Genellikle birbirinin yerine kullanılabilir. “Tüm insanlar” ile “bütün insanlar” aynı kapıya çıkar. (Ama “bütün insanlar” daha kullanışlıdır. Ö. İ.) Ancak bütün kelimesi, bazen fiziksel olarak bölünmemiş bir nesneyi (“bütün elma” gibi) vurgulamak için daha sık kullanılır.

Hepsi: Genel bir topluluğun içindeki bireylerin ya da parçaların tamamını ifade eder. Örneğin “Kitapların hepsini okudum” demek, teker teker hepsinin (tamamının) okunduğunu belirtir.

Felsefi ve terimsel kullanım (Vikipedi):

Felsefede Tüm (panenteizm/panteizm) kavramı, her şeyi kapsayan mutlak yaratıcı veya evrenin kendisi olarak tanımlanan teolojik bir görüştür. Bunun yanı sıra matematikte “tümleyen” veya mantıkta “tümdengelim” gibi bileşik kelimelerin kökünü oluşturur.

Tüm-Vikipedi: Tüm (ayrıca bilinir; bir, mutlak, yaratıcı), Hermetik panteistik veya panenteistik tanrı görüşüdür. Tüm, cinsiyetsiz olabilir.

Tüm-Ekşi Sözlük: Tüm; bütün, tamamen, hepsi, topyekûn anlamlarına gelen bir sözcük.

Adnan Binyazar en azından 60 yıllık arkadaşım. Alanında iyi bir yazar. Feridun Andaç iyi bir yazar ve 1 Eylül 2026 günü Tekin Yayınevi tarafından yayımlanacak benimle yaptığı kapsamlı bir söyleşi kitabının yapımcısı. Ama onlarda gördüğüm, bulduğum küçük kusurları yazmazsam dostluğumuza, arkadaşlığımıza ihanet etmiş olurum.

Birinde, bir şöyleşide benim nasıl bir şair olduğum sorulmuştu. Yanıt olarak “Ben tanımlarım, ben tanımlamanmın şairiyim” demiştim. İlk insan işaretleyerek, işaretleşerek tanımlıyordu; önce sözle, sonra yazıyla, dil aracılığıyla tanımlamayı sürdürdü. Güzel sanat dediğimiz yedi sanat da (Geleneksel sınıflandırmada resim, heykel, mimari, müzik, edebiyat, dans ve tiyatro olarak belirlenmiştir. Günümüzde bu yedi temel dala “8. sanat” olarak sinema da eklenmiştir.) tanımlama gereksinim ve tutkusuyla doğdu.

“Dil” terimi temel olarak iki farklı gerçekliği kapsar: bir iletişim sistemi ve anatomik bir organ.

Dilbilimde dil; kendine özgü dilbilgisi kurallarına ve sözcük dağarına sahip, belirli bir topluluğa özgü bir işaretler (sözlü, yazılı veya jestlere dayalı) sistemidir. Düşüncelerin, duyguların ve soyut kavramların aktarılmasını sağlar.

Dil aynı zamanda ağız boşluğunda yer alan etli ve kaslı bir organdır. Hayati işlevler görür: çiğneme ve yutmayı mümkün kılar ve tat alma duyusundan sorumlu tat tomurcuklarını barındırır.

Dilsizlerin (işitme ve konuşma engelli bireylerin) dili, sesler yerine el hareketlerini, jestleri, mimikleri ve vücut dilini kullanan işaret dilidir. İşaret dilleri, kendi dilbilgisi yapıları ve sözcük dağarcıkları olan tamamen doğal ve bağımsız dillerdir.

İşaret dili evrensel değildir; her ülkenin kendine özgü bir işaret dili vardır (örneğin Türkiye’de Türk işaret dili -TİD- kullanılır). Konuşma dilindeki her sözcüğün ve harfin el işaretleriyle karşılığı bulunur. Ses telleri kullanılmasa da görsel zenginliği, deyimleri ve kültürel öğeleri ile sözel diller kadar gelişmiştir.

Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Giresun’un Çanakçı ilçesine bağlı Kuşköy’de, derin vadiler ve engebeli araziler nedeniyle sözlü iletişimi ıslık sesine dönüştüren “kuş dili” kullanılır. Parmaklar veya dil yardımıyla çıkarılan bu tiz sesler kelimelere dönüştürülerek kilometrelerce uzağa mesaj iletilmesini sağlar.

Düşünce ve duyguların konutu beyindir! Beyin konuş demeseydi ağız konuşmazdı. Ağız evrim sürecinin başlarında beslenmek içindi. Belki de ses telleri dillenmek istedi. İnsan kendi kendini yaratan (yapan) bir aygıttır, yaratıktır. Dinler insanın özünün varlığından önce geldiğini söyler ama gerçek bunun tersidir: İnsan önce cisim olarak var olmuş; sonra sonra kendi özünü yaratmıştır. Varoluşcu felsefe böyle der!

Cumhuriyet’in yazar, muhabir ve düzeltme servisinin dikkatine:

5 Temmuz 2026 günkü gazetemizin 6. sayfasında yer alan “ABD’de 250. yılda göçmen polemiği” başlıklı haberden bir kötü örnek: “Washington DC’de ABD’in TÜM bölgelerini onurlandıran...” Doğrusu: “ABD’nin bütün bölgelerini...”

Ayrıca “POLEMİK” yerine “TARTIŞMA” sözcüğü yazılamaz mıydı?

1945’te başlayan Soğuk Savaş döneminde, Batı Emperyalizmi, Sovyetler Birliği’ne karşı din, mezhep, ırk ve milliyet kimliklerini kullanarak dünya çapında bir savaş başlattı.

Yılların yazarı Adnan Binyazar bile TÜM ile BÜTÜN sözcüklerinin eşanlamlı olduğunu sanıyor ve 2 Temmuz 2026 günkü Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayımlanan“Sait Faik Abasıyanık” başlıklı yazısında “Sait Faik’in tüm hikâyeleri” diye yazıyor.

Nasıl nitelendirilir bilemedim, sanki “mahşeri kalabalık” İran’ın öldürülen dini lideri Ali Hamaney’in özellikle dünkü veda töreni için dile gelmiş bir deyim olabilir...

Deniz Göktaş, göktaşı gibi düştü gündeme!

Dünyanın her yerinde yanıtı aranan bu soruya ilişkin yanıtlara, bugün Ankara’da gerçekleşecek görüşmelerin sonucunda varılabileceği gibi bir olasılık sanırım söz konusu olabilemez.

Her zaman haber, bilgi, belge anlatacak değilim.

2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yaşanan şiddet Türkiye tarihinde bir kara lekedir.

Ülke ve halk olarak bugünlerde adeta NATO ile yatıp kalkıyoruz!

Yakın geçmişin en büyük ezberlerinden biri hızla geçerliliğini yitiriyor...

Ankara’da bugün başlayacak olan NATO Zirvesi’nde ele alınacak konulardan birisini, Ukrayna’ya verilecek destek oluşturacak.

NATO, II. Dünya Savaşı sonrasında, ABD’nin liderliğinde kurulan yeni dünya düzeninin siyasi-askeri unsuru olarak ve öncelikle ABD çıkarlarına hizmet etmek amacı ile kurulmuştur.

Yılların yazarı Adnan Binyazar bile TÜM ile BÜTÜN sözcüklerinin eşanlamlı olduğunu sanıyor ve 2 Temmuz 2026 günkü Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayımlanan“Sait Faik Abasıyanık” başlıklı yazısında “Sait Faik’in tüm hikâyeleri” diye yazıyor.

Siyasette fikir değiştirilebilir. Hatta bazen değiştirilmelidir.

Bir vesile ile çeviri kitaplarımın listesini incelemem ve Marie Darrieussecq’ten çevirdiğim Dişi Domuz (Truismes) adlı kitabı kitaplıkta aramam gerekti.

Yazımın sonunda yazacağım kendi tanımlamamı şimdi söyleyeceğim...

İbn Fadlan’ın seyahatnamesi (Kitab ila Malik al-Saqaliba) benim en birinci kitabımdır.

Yıl 1956!... Mersin’le göbek bağımı koparmış ve Ankara’ya gelmişim.

Konunun arka planı

Türkçedeki 'tüm' ve 'bütün' kelimelerinin kullanımındaki ince farklar, dilbilimciler ve yazarlar arasında zaman zaman tartışma konusu olmaktadır. Bu iki kelime günlük dilde genellikle birbirinin yerine kullanılsa da, kökenleri ve bazı kullanımları itibarıyla anlam farklılıkları barındırır. Özellikle edebi metinlerde ve felsefi bağlamlarda bu ayrımın önemi daha çok vurgulanır. Haber, bu kelimelerin eşanlamlı gibi görülmesinin yaygın bir yanılgı olduğunu belirtirken, 'tüm' kelimesinin felsefi ve matematiksel terimlerdeki özel anlamlarına da değinerek konuya farklı bir boyut katmaktadır. Dilin doğru ve etkili kullanımı, anlamın netliği açısından büyük önem taşır.

Sıkça Sorulan Sorular

'Tüm' ve 'bütün' kelimeleri arasındaki temel fark nedir?

'Tüm', bir bütünün tamamını veya eksiksiz halini ifade ederken, 'bütün' kelimesi genellikle fiziksel olarak bölünmemiş bir nesneyi veya bir bütünün tamamını vurgulamak için kullanılır. Günlük dilde sıkça eşanlamlı kullanılsa da, dilbilgisel olarak ince farklar mevcuttur.

Bu kelimelerin edebi metinlerdeki kullanımı neden önemlidir?

Edebi metinlerde kelimelerin doğru kullanımı, yazarın anlatmak istediği anlamı en net ve etkili şekilde okuyucuya aktarmasını sağlar. 'Tüm' ve 'bütün' arasındaki anlam farkı, metnin nüanslarını ve yazarın vurgusunu değiştirebilir.

'Tüm' kelimesinin felsefi ve matematiksel anlamları nelerdir?

Felsefede 'tüm', her şeyi kapsayan mutlak yaratıcı veya evrenin kendisi gibi teolojik görüşleri ifade edebilir. Matematikte ise 'tümleyen' veya mantıkta 'tümdengelim' gibi terimlerin kökünü oluşturarak özel bir anlam taşır.

Haberde adı geçen yazarlar neden eleştiriliyor?

Haberde adı geçen yazarların, 'tüm' yerine 'bütün' kelimesini kullanmaları gereken yerlerde 'tüm' kelimesini kullanmaları eleştiriliyor. Bu durum, dilin doğru kullanımı konusundaki hassasiyete dikkat çekmek amacıyla belirtilmiştir.

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

İlker Başbuğ: ‘Liderler için en kritik nokta veya an, tepe noktasına ulaştıkları zamandır!’
Kültür

İlker Başbuğ: ‘Liderler için en kritik nokta veya an, tepe noktasına ulaştıkları zamandır!’

22 saat önce

Hayal gücünün başkenti
Kültür

Hayal gücünün başkenti

2 gün önce

İnsancıl bir duruş
Kültür

İnsancıl bir duruş

3 gün önce