CHP’yi Kapatma Kurgusunun Perde Arkası
Butlancılar “devlet aklı” diye tanımladıkları olgu sayesinde CHP’nin tepesine kurulduklarını söylüyorlar. O aklın ne menem bir şey olduğunu soracak olursanız, kısaca betimleyelim:
Şu anda ülkemizde olup biteni kurgulayan Saray ve çevresi, halkın oy verip desteklediği hemen hemen tüm muhalefet partilerinin karşısında. Onlara karşı olmakla kalmıyor, iç işlerini de karıştırmayı görev sayıyor. “Türkiye’nin her türlü vesayetten arınmış ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu açıktır. CHP’nin içindeki dış mihraklardan kurtulması hem siyaset hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır” sözleri, Saray’a ait örneğin.
Bu sözler, butlancıların “devlet aklı” diye niteledikleri odağın neresi olduğunun da kanıtı aynı zamanda.
Gelelim Saray’ın kurguyu yürüten akıl vericilerine...
Başkent kulislerinde, akıl vericilerin çok dar bir grup olduğu söyleniyor. Önde gelenlerinin başında Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum geliyor.
Mehmet Uçum, hukukçu. 1999’da Ecevit hükümeti döneminde uluslararası sermaye yararına anayasaya yerleştirilen uluslararası tahkimi ısrarla savunduğu bilinen Yücel Sayman ’ın başkanlığı döneminde İstanbul Barosu yönetiminde yer aldı. Kendisi tıpkı CHP butlancısı Kemal Kılıçdaroğlu gibi, ünlü uluslararası spekülatör George Soros ’tan yardım alan Türkiye ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nın (TESEV) üyesi. 2013-2015 arası PKK ile “barış süreci” adıyla yürütülen pazarlıklarda da “akil adam” oldu. Aynı zamanda geçmişte Türkiye Komünist Partisi üyeliği var.
İşte bu Mehmet Uçum, AKP’nin 1923 Devrimi ile kurulmuş Cumhuriyeti tasfiye ederek 2023’te devreye sokulan “Türkiye Yüzyılı vizyonu” denen kurgunun perde arkasındaki en önemli isim.
Uçum, ara ara yaptığı açıklamalarla Saray’ın vizyonuna yön veriyor. “Türkiye Yüzyılı vizyonu”na uygun anayasa hazırlığının göbeğinde yer alıyor.
Kulislere yansıyan bilgilere göre, Saray’ın asli akıl vericisi Mehmut Uçum’un hazırladığı düşünsel altyapının gerçekleşmesine dönük “arındırma” uygulayıcısı ise Adalet Bakanı Akın Gürlek.
Kurgunun baş hedefi; 1923 Cumhuriyetini kuran ve onun en örgütlü siyasi kalıtı olan CHP. Parti, içten kemirilecek, Cumhuriyetten ve halktan arındırılarak butlancıların elinde eritilecek ve sonunda tarihten silinecek.
Böylece hem simgesel hem de örgütsel olarak Aydınlanmadan ve bağımsızlıktan yana olan halk kesiminin en büyük seçeneği ortadan kalkmış, Saray ve uluslararası egemenler için de mıntıka temizliği gerçekleşmiş olacak.
Bu büyük kurgunun önüne geçmek, sömürgenlere karşı verilen canla, kanla gerçekleştirilen Kurtuluş Savaşı ile elde edilmiş 100 yılı aşmış bir birikim, deneyim ve geleneği yok ettirmemek öncelikli ödev ve görev olmalı.
CHP, Saray kurgularına kurban edilmemeli. Özgür Özel ’in “Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız” deyişinden ne kastettiği çok belli değil.
CHP üyelerinin bilinçli bir kesiminin de üzerinde durduğu “CHP’yi teslim etmeme” düşüncesi çok önemlidir. Çünkü, üstteki kurgunun ana amacı, hedefledikleri bağımlı-monarşik yapının önündeki en büyük engel olarak CHP’yi fiilen kapatmaktır.
Özgür Özel ve arkadaşlarını, yeni partiye iteleyerek ya da zorunlu kılarak CHP’yi kendi özgün işlevinden arındırmanın da Saray kurgusunun bir parçası olduğu unutulmamalıdır.
Butlancılar “devlet aklı” diye tanımladıkları olgu sayesinde CHP’nin tepesine kurulduklarını söylüyorlar.
Yeri geldikçe vurguladığımız bir gerçek var...
Prof. Dr. Rüçhan Işık, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) Türkiye direktörüydü.
İBB davasında savunmalar devam ediyor.
1949 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin öncülüğünde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne karşı emperyalist amaçlarla kurulan NATO adlı askeri ittifak örgütü, SSCB ve NATO’ya karşı bir tepki olarak kurulan “Varşova Paktı” yıkıldıktan sonra da varlığını sürdürdü.
Nasrettin Hoca bir gün camiden çıkıp evine doğru giderken tanımadığı bir adamla karşılaşır.
1980 öncesinde Cağaloğlu’ndaki ofisinde yaptığımız sohbetler geliyor aklıma.
Hayatın bize sunduklarını kaldırmakta güçlük çektiğimiz, kendi içimize konuşsak da çözüm bulamadığımız, var olan gerçeklik karşısında elimizin kolumuzun bağlandığı zamanlar var.
Franz Kafka, Amerika’ya hiç gitmedi.
Butlancılar “devlet aklı” diye tanımladıkları olgu sayesinde CHP’nin tepesine kurulduklarını söylüyorlar.
Önümüzdeki rapor, iktidarın “Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasada güvence altına alınmış laik temelleriyle bariz bir tezat oluşturan, dini bir yaklaşıma dayalı geriletici bir ahlak gündemini toplumun her kesimine aşılama biçiminden” duyduğu endişeyi dile getirmiş.
Bu hafta meslek büyüklerimizden Mustafa Ekmekçi’nin biçemiyle bir yazı kaleme alıp ustamızın ruhunu şad edelim istedik...
Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi CHP’yi arındırsın diye Saray, bir mıntıka temizliği hazırlığı içinde.
Gelişmeler öyle gösteriyor ki Saray görevlisi Kemal Kılıçdaroğlu’nun tek işlevi CHP’yi ikiye bölmek değil, bile bile tarihe gömmek.
Kemal Kılıçdaroğlu, eline verilen kuşu bile uçurumadı ama, Saray tarafından kendisine sunulan makam koltuğuna yerleşti.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
