USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Kültür 2 saat önce

Özel tiyatrolar için sezon bitmiyor, 'mücadeleye devam' ediyorlar: 'Çözüm, tiyatro yasası'

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürü Tamer Karadağlı olduktan sonra tartışmaların ardı arkası kesilmedi.

Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürü Tamer Karadağlı olduktan sonra tartışmaların ardı arkası kesilmedi. Mobbing iddiaları, bir oyunda kendine başrol vermesi, DT oyuncuları için söylediği "Lale Devri bitti" sözleri derken DT'ye yıl başında ayrılan 55,5 milyon liralık seyahat ve yolluk ödeneğinin yetersiz kalmasıyla 177 milyon lirayı aşması ve ek ödenek istenmesi de, bugünlerin tartışma konusu.

Bir yanda mekân sorunları, insan kaynağı, görünürlük sorunlarıyla boğuşan ve ayakta kalmaya çalışan ve hatta can çekişşen bağımsız tiyatrolar; bir yanda sermaye destekli özel tiyatrolar, diğer yanda yalnızca seyahat gideri olarak milyonlarca lira harcayabilen Devlet Tiyatroları...

Tiyatro Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Mert Fırat, Cihangir Atölye Sahnesi (CAS) kurucularından Arzu Gamze Kılınç, Moda Sahnesi Sanat Yönetmeni Kemal Aydoğan ve BO Tiyatro kurucularından Ozan Elaltunterin'e, "Ödenekli tiyatroların yazın çalışmaması, özel tiyatroların çalışması" hakkında ne düşünüyorsunuz sorusunu yönelttik.

Ödenekliler ayakta kalmak için sürekli çalışmak zorunda değiller, Ekim-Mayıs ayları arasında, klasik sezon mantığıyla hareket edebiliyorlar, her türlü ihtiyaçları kamu kaynakları yoluyla karşılanıyor dolayısıyla bilet fiyatları oldukça düşük.

Büyük sermaye destekli özel tiyatrolar da benzer bir lükse sahipler. Onlar da klasik sezon mantığıyla hareket edebiliyorlar. Üstelik pahalılar. Estetik ve sanatsal kaygılardan daha çok maddi getiri odaklılar. Aslında bu açıdan bakıldığında ödenekli olmasalar da desteklidirler.

Bağımsız tiyatroların ise bir gün dahi kapalı kalma lüksü yoktur çünkü ayakta kalabilmek için sürekli çalışmak zorundadır. Kuruluşlarında yapısal ya da mekânsal hiçbir destek alamazlar. Vergi istisnaları yahut muafiyetleri yoktur. Kamu kaynaklarından faydalanamazlar yahut yılda bir sembolik destekler alabilirler. Gelirleri neredeyse tamamen gişedir. Dolayısıyla gelirleri çok kısıtlı giderleri ise çok yüksektir; kira, elektrik, su, doğalgaz, kdv, gelir vergisi, sgk primleri, çalışan ücretleri, telif ücretleri, reklam-tanıtım giderleri, prodüksiyon maliyetleri vs saymakla bitmez. Bu nedenlerle bilet fiyatları ödeneklilerle rekabet edemeyecek şekilde yüksek olmak zorunda kalır. Peki neden bağımsız tiyatrolar bunca çileyi çekerler? Bunun yanıtı çok basit ve temel bir konudur: Sanatsal anlamda özgür olabilmek için.

Bağımsız tiyatroların sanatsal özgürlükleri karşısında diğer yapılar oyun seçimlerinde, yaratıcı ekip oluşturmada, rol dağılımlarında, programlarında vb. özgür değillerdir. Ya hükümet yahut belediyeye ya da seyircinin ortalama beğeni kriterlerine boyun eğmek zorundadırlar.

Bunlar sağlıklı üretilmeyen kültür politikaları nedeniyle kamu kaynaklarının adaletsiz dağılımının sonucudur. Bu yapılar arasında sanatsal üretim süreçleri ve dolaşım bakımından devasa bir eşitsizlik oluşmuştur. Bağımsızlara yeterli ve şeffaf yapısal destek, vergi muafiyetleri ve mekân olanakları gibi destekleyici mekanizmalar hayata geçirilmelidir. Sanatsal özgürlüğün ve çeşitliliğin bedelini yalnızca bağımsız tiyatroların ödemeye devam etmesi, kültür politikalarımızın temel çelişkilerini ortaya koyuyor. Bu durumda bağımsızların varlıklarını sürdürülebilmelerinin de bir garantisi yoktur.

Tiyatro alanı çok boş bırakılmış bir alan. Sanatsal nitelik, yapımcı ehliyeti, kamusal yarar önceliği vs gibi konuları ayrıştırabilecek, tanımlayabilecek yetkinlikteki tiyatro insanlarının, akademisyenlerin, eleştirmenlerin, herkesin bu konularda çalışıp çabalaması gerekiyor.

Kalıcı çözüm uzun yıllardır ihtiyaç duyulan Tiyatro Yasası’dır.

Ödenekli tiyatrolar Mayıs ortası gibi kapanır, Ekim ayında açılır. Bu takvim ben kendim bildim bileli böyledir. Genel olarak diğer tiyatrolar da bu takvime kendilerini uydururdu ta ki pandemiye kadar. Özel tiyatrolar, eskiden yazın da turne yaparlardı açık hava tiyatrolarına. Ancak pandemi alışkanlığı değiştirdi. Çünkü sağlıklı seyir koşullarına ancak yazın açık hava sahnelerinde kavuşuldu. Bu zorunlu “tercihten” sonra da yaz aylarında özel tiyatrolar yoğun bir şekilde oynamaya başladı.

Ödenekli tiyatroların Mayıs ayında kapanıp Ekim ayında açılması alışkanlığının sebebinin kapalı ortamlarda oyun izlemenin klima sistemlerinin gelişmediği zamanlarda zor olmasıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. 50-60 yıl önce salonlara oksijen sağlamak, serinletmek çok kolay değildi galiba ki yazları kapalı salonlara seyirci girmiyordu. Ancak günümüzde klima sistemleri çok gelişti. İçeride açık alanlardan seyir açısından daha büyük konfor sağlanabiliyor. Ancak alışkanlıklar değişmeye direniyor. Oysa üç buçuk ay tiyatroyla uğraşmamak zulüm gibi bir şey.

Biz tiyatro yaparken maden işçileri gibi bir çalışma sürecinin içine girmiyoruz. Bizim çalışma koşullarımız konforlu. O nedenle çalışmak zorunda kalmak olarak tanımlayamam bizim yaz aylarındaki faaliyetlerimizi. Ödenekli tiyatrolar kendilerini sanatlarından mahrum ediyorlar. Yoksunlaşanlar onlar. Tabii ki kaynakların kullanımı açısından bir haksızlık var. Ödenekli tiyatrolar üç buçuk ay faaliyette olmayıp her türlü masraflarını yine de ödeyebiliyorlar. Bunu kamusal bütçeden desteklendikleri için yapabiliyorlar. Özel tiyatrolar da kamusal bütçeden desteklenseydi yine de üç buçuk ay kapalı kalmayı kendi adıma istemezdim. Toplumu da üç buçuk ay tiyatrosuz bırakmak demek bu çünkü. Sadece bir ay yıllık bir tatil yeter de artar bile. Fazlası bünyeye zarar.

Yaz aylarında ödenekli tiyatrolar sezonu kapatıp perdelerini indirirken, özel tiyatrolar hayatta kalabilmek için çalışmaya devam etmek zorunda kalıyor. Çünkü birinin arkasında kamu desteği ve sınırsız olanak varken diğerinin ise yalnızca sattığı bilet. Bu durum tiyatro alanında görünmez bir eşitsizlik yaratıyor. Sanatın kamusal bir hak olduğundan söz ediyorsak, destek mekanizmalarının yalnızca belirli kurumlarla sınırlı kalmaması gerekir. Özel tiyatrolar bugün sadece sanat üretmiyor; aynı zamanda oyuncuların, yönetmenlerin, teknik ekiplerin ve birçok emekçinin geçim kaynağını da oluşturuyor. Yazın sahneler kapanınca sanatçılar tatil yapmıyor, geçinmeye çalışıyor oyunculuk mesleği dışında işlerde çalışıp hem hayatta kalmaya hem de kazandıkları üç kuruşla tiyatrolarını fonlamaya çalışıyor. Tiyatro emekçilerinin kaderi gişe gelirlerine terk edilmemeli.

DT Genel Müdürü Tamer Karadağlı, zaten ödenekli olan tiyatrolarının reklamını devletin bütün imkanlarını kullanarak yapmak yerine yaz aylarında zor duruma giren özel tiyatrolar için devletin sorumlu bir memuru olarak çözüm mü, yoksa hali hazırda ödenekli kurumunun reklamını yapıyor gibi görünüp bütün imkânlarını mı kullanıyor sormak lazım. Özel tiyatrolar için yaz sezonu dinlenme değil, hayatta kalma sezonudur. Bu zor sezonda belediyeler ellerinden geldiği kadar kültür merkezlerini prova için tahsis edip yardımcı olmaya çalışsa da yeterli olmuyor. Yaz sezonu özel tiyatrolar için yeni oyun üretmek, prova yapmak, salon bulmak ve seyirciye ulaşmak için mücadele ettiğimiz bir dönemdir.

Tiyatro Kooperatifi Genel Başkanı & DasDas

Biz aslında 12 ay tiyatro yapmak istiyoruz. Ödenekli tiyatro olmadığımız için bizim işimiz bu. Bir yandan kendimizi buna itilmiş ve ekonomik koşullardan dolayı buna zorlanmış hissetmiyoruz açıkçası. Ama Türkiye'deki tiyatroların yüzde 90'ının sahne problemi var. Kış aylarında da sahne bulmak zor oluyor sahnesiz tiyatrolar için.

Geçen yıl ekonomik ve toplumsal zorlukların gölgesinde, sahne sanatlarının birleştirici ve iyileştirici gücüne dikkat çekmek için “Bu Yaz Sahnelerimizi Kapatmıyoruz” kampanyası başlatmıştık, bu yıl da devam edeceğiz. Üyemiz olan bütün tiyatrolar katılamasa da birçoğu yine katılacak. Dolayısıyla insanlar için oyunlarınıdevam ettirebilecek, ekonomilerini sürdürebilecek bir imkân sağlıyor bu kampanya.

Biz burada bir yandan seyirci tarafından, "yazın da tiyatrolar vardır"ın farkındalığını yaratmak bir yandan da sahnesiz tiyatrolara olanak sağlayıp onlara alan açmak, daha çok seyirci ile buluşmasını sağlamak, tiyatronun 12 ayı kapsayabilecek bir etkinlik olduğunun altını çizmek istediğimiz için yap

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Köy Enstitüleri
Kültür

Köy Enstitüleri

2 saat önce

Çanakkale’ye bir edebiyat müzesi gerek
Kültür

Çanakkale’ye bir edebiyat müzesi gerek

2 saat önce

Kadıköy’ün kitap aşkı!
Kültür

Kadıköy’ün kitap aşkı!

2 gün önce