USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Gündem 1 saat önce

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nden 'Türk Dışişleri’nin Dili' raporu: En çok 'kınanan' devlet açık ara İsrail

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Ankara merkezli düşünce kuruluşu Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün Berçin Yiğitaslan tarafından hazırlanan “Türk Dışişleri’nin
YouTube

Ankara merkezli düşünce kuruluşu Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün Berçin Yiğitaslan tarafından hazırlanan “Türk Dışişleri’nin Dili: T.C. Dışişleri Bakanlığı Basın Açıklamalarının Söylem Analizi” raporunda, Ocak 2002-Mayıs 2026 arasında Bakanlığın resmi internet sitesinde yayımlanan 6 bin 929 Türkçe basın açıklaması niceliksel ve niteliksel yöntemlerle incelendi.

Rapora göre, Türk dış politikasının basın açıklamalarına yansıyan söylemsel ağırlık merkezi, son 25 yılda Avrupa’dan Orta Doğu’ya doğru yapısal bir kayma yaşadı. Çalışmada bu değişim; ülke bahsi sepetleri, söylemsel ağırlık merkezi, kurumsal kelime dağarcığı, sembolik şehirler ve konuşma tonu olmak üzere beş ayrı ölçümle test edildi. Bulguların tamamı, Türkiye’nin diplomatik gündeminde Brüksel merkezli AB sürecinin ağırlığının azalırken, Orta Doğu ve özellikle İsrail-Filistin meselesinin öne çıktığını gösterdi.

Raporun kapsamını oluşturan 6 bin 929 basın açıklaması, 12 farklı söylem ailesi üzerinden sınıflandırıldı. Bu söylem aileleri; egemenlik ve toprak, dayanışma ve kardeşlik, kınama ve protesto, hak ve iddia, çözüm ve uzlaşı, ittifak ve dostluk, normatif/hukuk, terör söylemi, insani diplomasi, endişe ve uyarı, kararlılık ile olumlu/yumuşak diplomatik dil olarak belirlendi.

Çalışmaya göre, Bakanlık açıklamalarında en yaygın söylem ailesi “dayanışma ve kardeşlik” oldu. Bu dil, toplam bültenlerin yüzde 28,1’inde görüldü. İkinci sırada yüzde 25,3 ile “endişe ve uyarı” dili, üçüncü sırada ise yüzde 20,5 ile “kınama ve protesto” dili yer aldı. Bunları yüzde 19,4 ile “ittifak ve dostluk”, yüzde 17,8 ile “normatif/hukuk”, yüzde 17,6 ile “terör söylemi” izledi.

Egemenlik ve toprak söylemi yüzde 4,6; hak ve iddia söylemi ise yüzde 3,9 oranında kaldı. Raporda bu iki söylem ailesinin daha çok Suriye, Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Mescid-i Aksa, Filistin, Ermeni iddiaları ve Batı Trakya Türkleri gibi belirli dosyalarda yoğunlaştığı belirtildi.

Raporda, Dışişleri Bakanlığı’nın basın açıklaması hacminde 2008-2009 yıllarında yapısal bir sıçrama yaşandığı tespit edildi. 2010 sonrasında yıllık bülten sayısı 275-435 bandına oturdu.

En yüksek bülten sayısı 435 açıklamayla 2021 yılında kaydedildi. Bu yılı 405 açıklamayla 2014 ve 390 açıklamayla 2017 takip etti. Raporda 2021’deki zirvenin Karabağ sonrası gelişmeler, Doğu Akdeniz gerilimi, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi ve Yunanistan’la sertleşen ilişkilerle bağlantılı olduğu değerlendirildi.

2026 yılı verisi ise Mayıs sonu itibarıyla 98 bültenle sınırlı kaldı. Raporda mevcut tempo dikkate alındığında yıl sonu projeksiyonunun yaklaşık 250 bülten civarında olacağı belirtildi. Bu tablo, Hakan Fidan döneminde daha seçici bir bülten üretimine işaret eden bulgular arasında gösterildi.

Raporun dikkati çeken bulgularından biri, Bakanlık açıklamalarının yıllar içinde belirgin biçimde kısalması oldu. 2002 yılında medyan bülten uzunluğu 98 kelimeyken, 2025 yılında bu sayı 37 kelimeye geriledi.

Çalışmada bu değişim, “gerekçeli ve izahatı bol metinlerden neredeyse sosyal medya postu uzunluğunda standart açıklamalara evrilme” olarak değerlendirildi. Buna karşın bültenlerin taşıdığı diplomatik jest yükünün azalmadığı, aksine daha kısa metinlerde daha yoğun biçimde yer aldığı vurgulandı.

Rapora göre açıklamalar kısalırken kınama, taziye, temenni ve ziyaret duyurusu gibi edimler korunuyor. Bu durum, Dışişleri dilinin daralırken “damıtıldığı” ve bültenlerin giderek standartlaşmış birer diplomatik jest taşıyıcısına dönüştüğü şeklinde yorumlandı.

Raporun en güçlü bulgusu, Türk diplomasisinin söylemsel pusulasındaki değişim oldu. 2004 yılında Bakanlık bültenlerinin yüzde 27,7’si AB süreciyle ilişkiliyken, 2024 yılında bültenlerin yüzde 28,7’si İsrail-Filistin meselesiyle ilgili hale geldi.

Ülke bahsi sepetleri üzerinden yapılan analizde, 2002-2004 arasında Avrupa/AB ekseninin Orta Doğu/Kuzey Afrika ekseninin önünde olduğu görüldü. 2004 yılında Avrupa/AB ekseni yüzde 36,4’lük paya ulaşırken, Orta Doğu/Kuzey Afrika ekseni yüzde 27,2 seviyesindeydi. Ancak 2005’ten sonra Avrupa ekseni yeniden öne geçemedi.

Rapora göre iki eksen arasındaki fark iki dönemde zirve yaptı: Arap Baharı ve Suriye savaşının etkili olduğu 2012-2014 aralığında yaklaşık 20 puanlık fark oluştu. 2024 yılında ise Gazze savaşı nedeniyle Orta Doğu/Kuzey Afrika ekseni yüzde 41,9’a yükselirken Avrupa/AB ekseni yüzde 18,1’de kaldı.

Çalışmada yalnızca ülke bahisleri değil, bu bahislerin coğrafi ağırlık merkezi de hesaplandı. Her ülkeye coğrafi koordinat atanarak yapılan analizde, Bakanlık açıklamalarının “baktığı yön” yıllar içinde sayısallaştırıldı.

Buna göre 2002-2004 döneminde söylemsel ağırlık merkezi 18-24 derece doğu boylamında, yani Orta Avrupa-Balkan hattında konumlanıyordu. 2008’den itibaren bu merkez kalıcı biçimde İstanbul boylamının doğusuna geçti. 2022-2026 arasında ise 31-35 derece doğu bandına, yani Doğu Akdeniz-Levant hattına yerleşti.

Raporda bu değişim, Türk diplomasisinin söylemsel ağırlık merkezinin yaklaşık çeyrek asırda Belgrad civarından Kıbrıs-Beyrut-Kudüs hattına, iki bin kilometreyi aşan bir mesafe boyunca güneydoğuya kayması olarak ifade edildi.

Raporda AB sürecine özgü teknik kelimelerin kullanımında da belirgin bir gerileme tespit edildi. “Katılım müzakereleri” ifadesi 2007 yılında altı bültende geçerken, 2023 sonrasında Bakanlık açıklamalarında hiç yer almadı. “İlerleme raporu” ifadesinin son kez 2015 yılında bir bültende geçtiği, “Kopenhag kriterleri” ifadesinin ise 2003 yılındaki yedi kullanımın ardından fiilen söylemden kaybolduğu belirtildi.

“Gümrük Birliği”, “müktesebat” ve “tam üyelik” gibi kavramların da 2020’li yıllarda seyrek anmalara gerilediği kaydedildi. Rapora göre AB ekseni tamamen ortadan kalkmadı; ancak üyelik hedefiyle doğrudan ilişkili teknik kelime dağarcığı Bakanlık açıklamalarında eski belirleyici konumunu kaybetti.

Sembolik şehirler üzerinden yapılan analizde de benzer bir tablo ortaya çıktı. 2003-2005 yıllarında “Brüksel” kelimesinin geçtiği bülten sayısı ile “Kudüs” veya “Gazze” ifadelerinin geçtiği bülten sayısı başa baş seyretti.

Ancak 2023 yılında Kudüs veya Gazze bahsi 28 bültene yükseldi. 2024 yılında ise bu sayı 49’a ulaştı. Aynı dönemde “Brüksel” 5-8 bülten bandında kaldı; 2025’te ise yalnızca iki bültende yer aldı.

Rapora göre 2024 ve 2025 yıllarında Bakanlığın bülten dilinde Kudüs ya da Gazze bahsi, Brüksel’den yaklaşık altı kat daha fazla yer tuttu.

Çalışmada yalnızca hangi coğrafyanın daha fazla konuşulduğu değil, o coğrafyalara hangi tonla yaklaşıldığı da incelendi. Avrupa’ya dönük bültenlerde 2009-2015 dönemi görece olumlu bir evre olarak öne çıktı. Bu dönemde memnuniyet ve tebrik içeren ifadeler yüzde 12,4’e ulaşırken, negatif jestler yüzde 9,5’te kaldı.

2016 sonrasında tablo tersine döndü. Avrupa’ya dönük bültenlerde negatif jestler yüzde 18’e çıkarken, pozitif jestler yüzde 5-7 bandına geriledi. Raporda bu sertleşmenin Avrupa Parlamentosu kararları, Kur’an yakma ve Hz. Muhammed karikatürü vakaları, kaçak FETÖ üyeleri ve dönemsel siyasi tartışmalarla ilişkili olduğu belirtildi.

Orta Doğu bültenlerinde ise negatif jest oranının her dönem yüksek seyrettiği, ancak bu negatifliğin büyük kısmının doğrudan muhatap ülkelere değil, üçüncü taraf olaylarına ve saldırılara yönelik kınamalardan kaynaklandığı ifade edildi.

Rapor, Bakanlık açıklamalarının yalnızca bilgi aktaran metinler değil, aynı zamanda diplomatik edimler olduğunu vurguladı. Açıklamalar kınıyor, başsağlığı diliyor, tebrik ediyor, ziyaret duyuruyor, kaygı bildiriyor ya da bir iddiayı reddediyor. Bu kapsamda 12 temel diplomatik jest incelendi. Buna göre “ziyaret ve temas duyurusu” yüzde 26,6 ile en yaygın jest oldu. “Temenni ve dilek” yüzde 24,5, “kınama” yüzde 23,8, “taziye ve başsağlığı” ise yüzde 23,5 oranında görüldü.

Başka bir ifadeyle Bakanlık bültenlerinin yaklaşık dörtte biri bir ziyaret veya teması duyuruyor, dörtte biri bir olayı kınıyor, dörtte biri ise taziye veya başsağlığı mesajı içeriyor.

Rapora göre 2002-Mayıs 2026 döneminde yayımlanan açıklamaların bin 650’sinde kınama, bin 628’inde ise

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Deniz ulaşımı küresel ekonominin can damarı
Gündem

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Deniz ulaşımı küresel ekonominin can damarı

1 saat önce

2 Temmuz hava durumu raporu: Sıcak hava ve yağmur uyarısı | Kavurucu sıcaklara mola... Meteoroloji tarih verdi: Gök gürültülü sağanak geliyor
Gündem

2 Temmuz hava durumu raporu: Sıcak hava ve yağmur uyarısı | Kavurucu sıcaklara mola... Meteoroloji tarih verdi: Gök gürültülü sağanak geliyor

15 saat önce

MİT Başkanı Kalın, Süleymaniye'de KYB Başkanı Talabani ile görüştü
Gündem

MİT Başkanı Kalın, Süleymaniye'de KYB Başkanı Talabani ile görüştü

18 saat önce