Gece müzeciliğinin 2026 serüveni başladı, uzmanlar Cumhuriyet’e konuştu
Kültür ve Turizm Bakanlığı, “Geleceğe Miras” projesi kapsamında 2024’te “gece müzeciliği” uygulamasını başlattı. Bu yıl 1 Haziran-1 Ekim tarihleri arasında Nemrut Ören Yeri, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Alanya Müzesi, Aspendos Ören Yeri, Patara Ören Yeri, Likya Uygarlıkları Müzesi, Side Ören Yeri, Didim Apollon Tapınağı, Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Hierapolis Ören Yeri, Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Galata Kulesi, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Efes Ören Yeri, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Marmaris Müzesi, Derinkuyu Yeraltı Şehri, Göreme Örenyeri, Zelve-Paşabağları Örenyeri, Şanlıurfa Müzesi ve Haleplibahçe Mozaik Müzesi gece müzeciliği kapsamında ziyaret edilebilecek.
2024’te başlayan uygulama ile ilgili personel sayısı, güvenlik önlemleri, ziyaretçi sayısı ve aydınlatmaların tahribata yol açıp açmayacağı yönünde soru işaretleri vardı. İlk olarak Efes, Hierapolis ve Side örenyerlerinde başlatılan uygulama kapsamında 2024’te 395 bin 212 ziyaretçi ağırlanırken 2025’te ziyaret yerlerinin artmasıyla bu sayı 1 milyonu geçti. Güvenlik önlemlerinin yeterliliği, personel sayısı, ziyaretçi sayılarının ve aydınlatmaların tahribata yol açıp açmayacağı ya da açmadığı ile ilgili hâlâ herhangi bir açıklama yapılmadı.
Arkeologlar Derneği Başkanı Bülent Türkmen, konuyla ilgili gazetemize yaptığı açıklamada, “Bugün ülkemizde yapılan neredeyse bütün işler yukarıdan birilerinin iki dudağı arasından çıkıyor. İşin şeffaflık kısmına dair olumlu bir cümle kurmak ise imkânsız gibi. Konu kültürel miras olunca da hiçbir şey değişmiyor. Dolayısıyla bu bütüncül olarak sistemsel bir bakış açısının sonucu” ifadelerini kullandı.
Türkmen, gece müzeciliğini değerlendirirken yapılan işin planlanma ve uygulama süreçlerinin nasıl işletildiği, hangi uzmanlıkların, kurumların, sivil toplum kuruluşlarının, yerel dinamiklerin dahil edildiği, ne amaçlandığı ve kimlere hizmet ettiği gibi birçok sorunun yanıtlanması gerektiğini belirtti.
Gazetemize konuşan arkeolog Havva Işık, “gece müzeciliği” uygulamasını ilke olarak doğru bulduğunu ve önemsediğini söyledi ve ekledi: “Güneş yasağı olanlar için, hastalıklarından ya da alerjilerinden dolayı yaşı ilerlemiş olanlar için, küçük çocuklarını güneşten korumak isteyenler için güzel bir alternatif. Ancak gece müzeciliğine açık olan yerlerde güvenlik önlemlerinin yeterince alındığının kontrol edilmesi gerekiyor.”
Sanat tarihçisi Nurdan Yıldırım da özellikle çalışma saatleri nedeniyle gün içinde müzelere zaman ayıramayan kesimin ve öğrencilerin kültürel mirasa erişimini kolaylaştırdığı için gece müzeciliğini teorik olarak faydalı buluyor ancak ekliyor: “Türkiye’deki mevcut pratik, ne yazık ki kültürel bir hizmetten ziyade tamamen turizm odaklı kurgulanmış durumda. Buradaki temel hata, sürecin sadece bir ‘estetize edilmiş gece ambiyansı deneyimi’ olarak pazarlanması. Oysa bu uygulamanın gerçek bir kamusal fayda sağlaması için halkın katılabileceği tematik atölyeler, arkeoloji ve sanat tarihi seminerleri, konservasyon/restorasyon süreçlerine dair bilgilendirmeler ve rehberli eğitim turları gibi içeriklerle yapılandırılmış öğrenme programlarıyla desteklenmesi gerekir.”
Uygulamanın ilk yılında, özel bir ABD tur şirketinin, Efes antik kentindeki 1900 yıllık Celcius Kütüphanesi’nde, müşterilerine düzenlediği akşam yemeği tepkilere neden olmuştu. Gece müzeciliği kapsamında kenti ziyaret etmek isteyen yurttaşlar, Celcius Kütüphenesi’ne girememişti. Bakanlığın müdahalesi ile çakışmanın önüne geçildi. Şirket geçen yıl nisan ayında düzenlediği etkinliğini bu yıl ekim ayında düzenleyecek.
Türkmen, Celcius Kütüphanesi’nin yabancı bir şirkete kiralanması ile ilgili ise “Şeffaflık olmadığı için birçok sorunun cevabına ulaşamıyoruz ne yazık ki. Ama ne amaçlandığını ve kimlere hizmet ettiğini görebiliyoruz. Kıyılarımız, ormanlık alanlarımız kısacası doğal miras alanlarımız da olduğu gibi kültürel miras alanlarımız da sermayenin her türlü kuralsız kullanımına açılıyor” diyerek ekledi: “Kültürel mirasa sadece turizm odaklı bir bakış açısından bir an önce vazgeçilmelidir.”
Işık, Efes başta olmak üzere çok yoğun ziyaretçi akımına uğrayan gece müzeciliğindeki alanların her ne nedenle olursa olsun özel sektörün kendi dinamikleri içinde, özel gruplar için kullanılmasını doğru bulmadığını belirterek “Bunu doğru bulmak hiçbir arkeolog için sanırım mümkün olmayacaktır. Örenyerlerimiz bütünüyle millete ait” ifadelerini kullandı.
Gece müzeciliği ile ilgili bir başka tartışma konusu da ücretlendirme. Yabancı turistler için 40 Avro’ya kadar farklı farklı ücretlendirme yapılırken Türkiye Cumhuriyet yurttaşları için geçen yıl Müze Kart’a ek olarak 100 TL iken bu yıl 200 TL.
Bu ücretlendirme politikasının, müze ve örenyerleri girişlerinin özelleştirilmesinin bir sonucu olduğunu söyleyen Türkmen, “Özelleştirmenin hiç bir zaman halkın yararına bir sonuç doğurmadığına tarihsel olarak tanık oluyoruz. Kültürel mirasın bu anlamda özelleştirilmesi/ticarileştirilmesi, yapılan işlerin kime hizmet ettiğini de çok açık bir şekilde gösteriyor. İnsanlığın ortak mirası diye tarif edilen kültürel miras, alanda yapılan kimi özel etkinliklerde de gösterdiği, sanki bir zümrenin kendi özel mirasıymış gibi bir durum ortaya çıkıyor. Bu da kabul edebileceğimiz bir durum değil” dedi.
Yıldırım da bu ücretlendirme politikasının kamusal kültür politikaları ve müzecilik etiği açısından doğru bir yaklaşım olmadığının altını çizerek “Bu tür ek ücretler, zaten ekonomik olarak zorlanan geniş kitlelerin ve öğrencilerin bu alanlara erişiminin önüne görünmez bir bariyer koyuyor. Kültürel ve tarihi miras, toplumun ortak hafızasıdır ve bu mirasa erişim saatin kaç olduğuna göre fiyatlandırılamaz” ifadelerini kullandı.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
