Haziran ayının son günü olan Emekliler Günü’nde sendikal örgütler taleplerini açıkladı
Milyonların enflasyon sonrası maaş zamlarına kilitlendiği temmuz, Emekliler Haftası’yla da anlam kazanıyor. Açlık sınırının 35 bin lirayı, yoksulluk sınırının 116 bin lirayı geçtiği; 5 milyon emeklinin 20 bin liralık en düşük emekli maaşıyla yaşam savaşı verdiği, ortalama emekli aylığının 23 bin 500 lira olduğu Türkiye’de bu hafta, emeklilerin onuruna bir kutlama haftası olmaktan çok uzak. Emekli ve memur örgütleri de Emekliler Günü olarak kabul edilen 30 Haziran’da yaptıkları açıklamalarla iktidara seslendi.
Memur-Sen ve Emekli Memur-Sen’in “Emekliler tükeniyor, hakkı olanı istiyor” başlıklı açıklamasında, “Emeklilere hak ettikleri değeri göstermek toplumun tüm kesimlerinin ve karar alıcıların ahlaki ve vicdani sorumluluğudur. Bugün geldiğimiz noktada, hayatın her anında hissedilen ekonomik krizin ve derinleşen gelir adaletsizliğinin en büyük yükünü emeklilerimiz taşımaktadır. Emeklilere ve emeklilik sistemine yönelik atmaktan kaçınılan her adım, izahı mümkün olmayan sorunlar ve adaletsizlikler meydana getirmiştir” ifadeleri yer aldı.
Tutmayan enflasyon hedefinin ve gerçekleşmeyen beklentilerin sorumlusunun emekliler gibi gösterildiği ancak sorumlunun “yanlış ekonomi politikalarıyla gözünü emekçinin, emeklinin cebine diken sistem” olduğu vurgulanırken Meclis kapanmadan şu taleplerin yerine getirilmesi için çağrı yapıldı:
- 22 bin TL’yi aşan ilave seyyanen ödeme emekli aylıklarına yansıtılmalı.
- 1. dereceye 3600 ek gösterge hayata geçirilmeli, tazminat yansıtma oranları düzenlenmeli. Emeklilere sendikal hak verilmeli.
- Bayram ikramiyesi 20 bin gösterge rakamına yükseltilmeli, kira yardımı yapılmalı, sağlık hizmetinde katkı payı alınmamalı.
DİSK Dev Emekli-Sen’in yayınladığı açıklama ise Emekliler Haftası’nın haklarını haykırdıkları bir mücadele haftası olduğu belirtildi. Kök maaş uygulaması yüzünden temmuzda çok sayıda emeklinin hiç zam alamayacağına ya da artışın enflasyonun altında kalacağına dikkat çekilirken şu ifadelere yer verildi:
“NATO zirvelerine, sınır ötesi operasyonlara, silahlara ve savaş sanayisine milyarlarca dolar kaynak ayıran iktidar, sıra bu ülkeyi var eden emekliye geldiğinde ‘bütçede kaynak yok’ yalanına sığınmakta. Bizler buzdolabımızdan eksilterek faturaları denkleştirmeye; torunlarımızın en basit ihtiyacından kısarak eczanedeki ilaç farklarını yetiştirmeye çalışırken bu düzen bize adeta ‘Artı değer üretmiyorsanız, çalışmıyorsanız yaşamayın’ mantığını dayatmaktadır.”
KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, “Emeklilik, yoksulluğun ve çaresizliğin değil, insan onuruna yakışır bir yaşamın güvencesi olmalıdır. Emekliler sadaka değil, yıllarca ürettikleri emeğin karşılığını ve anayasal haklarını istemektedir” derken Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu Başkanı Gönül Boran da iktidar ve iktidar seçmenlerine seslenerek siyasetin en temel görevinin insan onuruna yakışır bir yaşam sunmak olduğunu söyledi, “Karnı aç olanın bayramı da, kutlaması olmaz. Hâlâ emekliyi ezdirmedik denilerek feryadını duymuyor, kendi siyasi hesaplarınızı milletin geçim derdinin önüne koyuyorsanız bilin ki bu sessizlik sonsuza kadar sürmez. Sabır küpü fazlasıyla taştı” dedi.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
