USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Son Dakika 2 saat önce

Finans piyasaları gerçeği: Altında 24 Temmuz alarmı (I)

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Dünyada borsa, bugün bildiğimiz o karmaşık dijital ekranlardan çok uzakta; tahta rıhtımlarda, tuzlu deniz kokusunun arasında

Dünyada borsa, bugün bildiğimiz o karmaşık dijital ekranlardan çok uzakta; tahta rıhtımlarda, tuzlu deniz kokusunun arasında ve bilinmeze yelken açan ticari gemilerin etrafında şekillendi.

Hikâyemiz 15. yüzyılın başlarında, o dönem küresel ticaretin atan kalplerinden biri olan Aşağı Hollanda bölgesinde ( bugünkü Belçika ) başlıyor. Deniz aşırı seferler muazzam kârlar vadediyordu; uzak diyarlardan getirilecek ipekler, baharatlar ve nadir mallar... Ancak bu zenginliğe ulaşmanın önünde devasa bir engel vardı: Yüksek risk. Bir tüccarın tüm servetini tek bir gemiye bağlaması, o geminin bir fırtınada batması veya korsanların saldırısına uğrayıp geri dönememesi halinde kesin bir iflas demekti.

İşte tam bu noktada, ticari gemilerin uzun seferleri için kaynak bulmak ve riski bölüştürmek amacıyla yeni bir sistem doğdu. Tüccarlar, seferin maliyetini tek başlarına üstlenmek yerine bunu paylara böldüler. Geminin donatılması, tayfanın erzağı ve seferin masrafları için onlarca kişi küçük sermayeler koyarak gemiye ortak oldu. Mekanizma basitti: Gemi sağ salim döndüğünde, ambarındaki mallardan elde edilen devasa kâr, herkesin koyduğu sermaye oranında paylaştırılıyordu. Gemi batarsa veya geri dönemezse, kimse tek başına iflas etmiyor, herkes sadece göze alabileceği kadar bir miktar kaybetmiş oluyordu. Bu devrim niteliğindeki risk paylaşımı fikri, bugünkü hisse senedi piyasalarının temelini attı.

Tüccarların bu ortaklık anlaşmalarını yapmak için buluştuğu yerler kısa sürede finansal merkezlere dönüştü. "Borsa" teriminin etimolojisi günümüzde hâlâ tartışmalı bir konu olsa da kökeni bu ilk toplantıların yapıldığı yere dayanıyor. Yaygın kabule göre terim, dönemin tüccarlarının buluşma noktası olan bir hana sahip olan soylu van der Beurse ailesinden ya da doğrudan bu buluşmalara ev sahipliği yapan Brugge kentinin kendisinden gelmektedir.

Beurse ailesinin hanının önündeki meydanda gayriresmi olarak başlayan bu pay alım satım işlemleri, artan ticaret hacmiyle birlikte 1409 yılında Brugge'de resmi olarak kurumsallaştı. Sistemin sermaye yaratmaktaki gücü anlaşıldıkça, borsa kültürü Brugge'ün sınırlarını aştı ve hızla Flandre, Gent ve Amsterdam gibi bölgenin diğer can damarlarına yayıldı.

Zamanla bu sistem sadece gemi seferlerini fonlamaktan çıktı; emtiaların, borç senetlerinin ve gelecekteki değerlerin de alınıp satıldığı daha karmaşık bir yapıya büründü. Modern borsa sistemine en çok benzeyen ve kuralları daha net çizilmiş olan yapı, yine Belçika sınırları içindeki Anvers Borsası olarak tarih sahnesine çıktı.

Ancak yüksek kâr beklentisinin olduğu her yerde, spekülasyonun gölgesi de hızla belirir. Riski bölüştürerek güvenli ticaret yapmak için kurulan bu sistem, zamanla beklentilerin mantığın önüne geçtiği bir çılgınlığa da ev sahipliği yaptı. Tarihin belgelenen ilk büyük borsa iflası ve piyasa çöküşü, 1636 yılında Hollanda'da gerçekleşti. Lale soğanları üzerinden dönen bu amansız spekülasyon, finans tarihine borsaların sadece zenginlik değil, yıkıcı krizler de üretebileceğinin en somut belgesi olarak kazındı.

Lale çılgınlığının üzerinden yüzyıllar geçerken piyasalar sadece el değiştiren malların veya hisselerin değil, sahip olunmayan paranın da alınıp satıldığı devasa bir ekosisteme dönüştü. Modern anlamda kaldıraçlı işlemlerin (kredili işlem/margin trading) tohumları 19. yüzyılda, özellikle Amerika'daki demiryolu patlaması ve emtia vadeli işlemlerinin standartlaşmasıyla atıldı. Başlangıçta tarım üreticilerinin ve tüccarların gelecekteki fiyat dalgalanmalarına karşı kendilerini koruması (hedging) için tasarlanan teminatlı vadeli işlemler, zamanla piyasanın doğasını kökünden değiştirdi.

Kaldıraç mekanizması, yatırımcılara ceplerindeki paranın katbekat fazlasıyla işlem yapma yetkisi veriyordu. Ancak bu sihirli formül, borsa ve emtia piyasalarının o ilk kuruluş felsefesi olan "riski tabana yayma" ilkesini tersine çevirdi. Krediye ve piyasa yapıcılığına erişimi olan dar bir zümre, devasa kaldıraçlar kullanarak piyasaları domine etmeye başladı. Dünyada yaratılan zenginlik genel bir artış gösterse de, kaldıracın asimetrik doğası gereği bu devasa kârlar giderek küçülen bir grubun elinde toplandı. Küçük yatırımcı her sarsıntıda birikimlerini kaybederken, sistemi yöneten büyük oyuncular sermayelerini daha da konsolide etti.

Bu durum karşısında sistemin en zorlu sınavlarından biri 1980 yılında gerçekleşti.

Kaldıracın emtia piyasalarındaki en yıkıcı ve güven sarsıcı bu örneğinde, Teksaslı petrol milyarderi Hunt kardeşler dünya gümüş piyasasını rehin aldı. Devasa krediler ve kaldıraçlı sözleşmeler kullanan iki kardeş, dünya gümüş arzının önemli bir bölümünü köşeye sıkıştırdı. Gümüşün onsu hızla katlanarak 50 dolara kadar fırladı. Borsa kuralları değiştirip teminat oranlarını aniden artırınca sistem çöktü. 27 Mart 1980 ''Gümüş Perşembesi''nde yaşanan bu olay, dar bir grubun devasa sermaye ve kaldıraçla küresel emtia fiyatlarını nasıl manipüle edebileceğini kanıtladı.

Sistemi çökerten süreç, o dönemde gümüş işlemlerinin kalbinin attığı COMEX (Emtia Borsası) ve CBOT (Chicago Ticaret Borsası) yönetim kurullarının, piyasanın doğal akışına doğrudan ve çok sert bir şekilde müdahale etmesiyle yaşandı.

1980 yılında yaşanan bu eşsiz kriz, aslında finansal sistemin kendini korumak için ne kadar acımasızlaşabileceğinin ilk modern kanıtıydı. Tarihe '' Gümüş Perşembesi '' olarak geçen o karanlık günün perde arkasını, Hunt kardeşlerin milyarlarca dolarlık kumarını ve dünün gümüş krizinin 2026'daki yeni altın kumpasına nasıl ilham verdiğini yazı dizisinin diğer bölümlerinde inceleyeceğiz.

Önümüzdeki rapor, iktidarın “Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasada güvence altına alınmış laik temelleriyle bariz bir tezat oluşturan, dini bir yaklaşıma dayalı geriletici bir ahlak gündemini toplumun her kesimine aşılama biçiminden” duyduğu endişeyi dile getirmiş.

“Bizim 68’liler” kuşağının ruhunu boğmaya dönük, Deniz Gezmiş’ler, üç fidanın bin bir dolap çevrilerek idam edilişlerine; “üçe üç” nidaları ile kapıları açmanın boşuna olmaması gibi...

Adalar Belediyesi’ne, Seferihisar Belediyesi’ne, Bornova Belediyesi’ne ve Şile Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyonları görmüşsünüzdür.

“İtibar”, özellikle de “devletin itibarı” söz konusu olduğunda Türkiye’yi yönetenler ile geri kalan 86 milyon yurttaş arasında ciddi bir anlayış farkı olduğu; 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da yapılacak NATO zirvesi vesilesiyle ülkemiz adına utanç verici görüntüler eşliğinde bir kez daha ortaya çıktı.

Türkiye’de halk, AKP iktidarının kurduğu baskı rejimine karşı nasıl mücadele edileceği konusunda bir çaresizlik yaşıyor.

CNN Türk’ün Washington temsilcisi Yunus Paksoy, Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump’a sormuş...

Al Pacino, Keanu Reeves, Charlize Theron’un oynadığı Şeytanın Avukatı, Andrew Neiderman’ın gerilim romanından uyarlanan 1997 yapımı bir filmdi.

Bir zamanların tanınan gazetecisi Baki Süha Edipoğlu, Necati Cumalı ile ilgili anısını “Bizim Kuşak ve Ötekiler” kitabında şöyle aktarır...

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, kültür sanat etkinliklerinin afişlerini her yerde görmeye başladık; festivallerin, konserlerin, kitap fuarlarının, dinletilerin...

Dünyada borsa, bugün bildiğimiz o karmaşık dijital ekranlardan çok uzakta; tahta rıhtımlarda, tuzlu deniz kokusunun arasında ve bilinmeze yelken açan ticari gemilerin etrafında şekillendi.

Dünyada borsa, bugün bildiğimiz o karmaşık dijital ekranlardan çok uzakta; tahta rıhtımlarda, tuzlu deniz kokusunun arasında ve bilinmeze yelken açan ticari gemilerin etrafında şekillendi.

BYD yatırımını rafa kaldıran asıl deprem, Ortadoğu'dan başlayıp Pasifik'e kadar uzanan yeni küresel çatışma dinamiğidir. ABD ve İsrail'in İran ile girdiği doğrudan sıcak çatışma süreci, dünyayı Soğuk Savaş'tan bu yana görülmemiş bir kutuplaşmanın içine itmiştir.

Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları, cari açık sarmalı ve sanayideki yüksek teknoloji dönüşümü sancıları arasında, otomotiv sektörü her zaman en kritik göstergelerden biri olmuştur.

Geçen haftaki yazımda ekonomideki "faiz sebep enflasyon sonuç" dü

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

CHP Ankara’da seçilmiş il yönetimi Kızılay’da, atanmış yönetim Çevre Sokak’ta: Başkentte iki il başkanlığı
Son Dakika

CHP Ankara’da seçilmiş il yönetimi Kızılay’da, atanmış yönetim Çevre Sokak’ta: Başkentte iki il başkanlığı

2 saat önce

İtibar...
Son Dakika

İtibar...

2 saat önce

TEMA gönüllülerinin somut bulgu yerine ‘istihbari bilgi’ gerekçesiyle tutuklanmasına tepki: 12 Eylül'den sonra bir ilk!
Son Dakika

TEMA gönüllülerinin somut bulgu yerine ‘istihbari bilgi’ gerekçesiyle tutuklanmasına tepki: 12 Eylül'den sonra bir ilk!

2 saat önce