USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Gündem 2 saat önce

Kayıp Aydınlanma... Ve bugün

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Yıl 999... Yanlış yazmadım. Yıl 999, yani bundan tam 1027 yıl önce. Birbirinden yaklaşık 400 kilometre uzakta, bugünün

Yıl 999... Yanlış yazmadım. Yıl 999, yani bundan tam 1027 yıl önce. Birbirinden yaklaşık 400 kilometre uzakta, bugünün Özbekistan ve Türkmenistan sınırları içinde yaşayan iki genç adam mektuplaşmaya başlarlar. Yazışma yaşça büyük olanın, büyükse de sadece 28 yaşındaydı, 18 yaşındaki diğerine bilim ve felsefeye ilişkin birçok konuda bir soru listesi göndermesiyle başlamıştı. Her ikisinin de dört uzun mektup göndermesi ile bu yazışmalar bugünün internet ortamındakine benzer şekilde adeta bir akademik kan davası başlatmıştı.

Başka bir güneş sistemi daha var mı yoksa kainatta yalnız mıyız, diye soruyorlardı. Onlardan 600 sene sonra Giordano Bruno başka gezegenlerin de bulunduğunu söylediği için diri diri yakılacaktı. Bu iki genç adam ayrıca dünyanın bu- günkü haliyle mi yaratıldığını yoksa zaman içinde evrime mi uğradığını sorguluyordu. Bu iki adamdan daha genç olanı İbn-i Sina , diğeri ise Ebu Reyhan el Biruni idi. İki- si de jeolojik evrimi ve hatta 8 asır öncesinden Darwinizmin temel noktalarını sezmişti. İkisi de hiçbir otoritenin karşısında el pençe divan durmuyordu, zira esas olan otorite değil delildi.

Bilim tarihinde geleceğe bu kadar ce- surca sıçrayan çok az sayıda fikir alışverişi vardır ki bu alışveriş bugün üstelik o coğrafyada bir sene evvel gerçekleşmişti. İbn-i Sina’nın temel eserlerinden El-Kanun Fi’t Tıb (Tıbbın Kanunu) Latinceye tercüme edildiğinde Batı’da modern tıbbın başlamasına vesile olmuştu.

Bu bilim insanları ve düşünürler ordusu çalışmalarını bir fanus içinde yürütmüyorlardı. Filozoflar ve din âlimleri en yeni fikirleri tüm ayrıntıları ile tartışıyorlardı. Herkese açık ve entelektüel bir ortam vardı. Aynı zamanda ölümsüz eserler yaratan şairler ve müzisyenler de bu ortama coşku katıyorlardı. Bu yaratıcı kişilerin yaptıkları da bilginlerin tartışmaları kadar önemliydi. Tam anlamıyla bir Aydınlanma çağı yaşanmıştı.

Bunları tatilde okuduğum 675 sayfalık bir kitaptan aldım. Adı Kayıp Aydınlanma, yazarı Frederick Starr.

Uzun sürmemiş ama 800 ila 1200 yılları arasında bugün Kazakistan’dan Afganistan’a ve Sincan’a kadar uzanan Orta Asya’da Türki ve İrani halkların nasıl büyük medeniyetler inşa ettikleri; cebir, gökbilim, jeoloji, tıp, kimya ve daha birçok alanda nasıl öncü çalışmalar yaptıkları ve yaşananlar üzerinde düşünmek bugün bırakın bu coğrafyayı dünyanın geldiği noktada çok daha önemli. Üstelik bilgiye ulaşmanın bu kadar hızlı ve sınırsız olduğu bu dönemde.

Tam da burada insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bundan bin yıl önce, bilgiye ulaşmanın son derece zor olduğu bir çağda, iki genç düşünür evreni, yaşamı ve doğayı özgürce tartışabiliyorsa; bugün cebimizde dünyanın bütün kütüphanelerini taşıdığımız halde neden aynı cesareti gösteremiyoruz?

Frederick Starr’ın “Kayıp Aydınlanma” adını vermesi boşuna değil. Kaybedilen yalnızca bir bilimsel atılım dönemi değil, sorgulama cesaretiydi. Biruni ile İbn-i Sina’nın ortak özelliği sahip oldukları bilgi değildi. Onları büyük yapan, hiçbir otoriteyi sorgulanamaz kabul etmemeleriydi. İnançlarını da geleneklerini de kendi fikirlerini de kanıt karşısında yeniden değerlendirebiliyorlardı.

Bugün ise bilgiye erişim tarihte hiç olmadığı kadar kolay. Birkaç saniye içinde dünyanın en saygın bilim dergilerine ulaşabiliyoruz. Yapay zekâ karmaşık makaleleri özetliyor, dünyanın dört bir yanındaki araştırmalar anında ekranımıza düşüyor. Ama garip bir paradoks yaşıyoruz: Bilgi çoğaldıkça bilgelik artmıyor. Gerçekler çoğaldıkça hakikate ulaşmak kolaylaşmıyor.

Çünkü artık bilgi eksikliğinden değil, bilgi kirliliğinden; sansürden değil, manipülasyondan; cehaletten değil, doğrulanmamış kanaatlerin gürültüsünden zarar görüyoruz. Sosyal medya algoritmaları bizi düşünmeye değil, öfkelenmeye yönlendiriyor. Siyaset, bilimsel kanıtları değil, kimlikleri konuşuyor. Üniversiteler özgür düşüncenin değil, giderek daha fazla siyasi ve ideolojik baskının konusu oluyor.

ABD’den Avrupa’ya, Hindistan’dan Ortadoğu’ya kadar dünyanın pek çok yerinde bilimsel düşünce ile popülizm arasındaki mücadele giderek sertleşiyor. İklim krizinden aşılara, evrimden yapay zekâya kadar birçok konuda kanıtın yerini sloganlar alıyor.

Belki de bugün yeniden ihtiyaç duyduğumuz şey yeni bir teknoloji devrimi değil, bin yıl önce Orta Asya’da yeşeren o zihniyet. Otoriteye değil delile, ezbere değil sorgulamaya, inanca değil kanıta öncelik veren o entelektüel cesaret... Bilgiyi özgürce tartışabilecek kurumları ve kültürü yavaş yavaş kaybediyor oluşumuz.

Kayıp Aydınlanma’yı okuyorum. Durup bugünü düşünerek. Ortalık toz duman. ABD ve İsrail’in fütursuz saldırı ve tehditleri Avrupa’nın sessiz bekleyişi; fırsat kollayan diğerleri... Ve Türkiye. 24 yıldır tek başına bu ülkeyi yöneten iktidarın elindeki tüm güçleri kullanarak muhalif tüm sesleri kısma çabası. Tutuklanan gazeteciler, siyasetçiler, yerel yöneticiler sivil toplumcular... Tüm anketlerde ilk sıraya yükselen CHP’yi bölmek için yapılanlar. Son olay ibretlik gerçekten: Temmuz başında Ankara’da gerçekleştirilecek NATO zirvesine muhalif basının akreditasyonunu reddetmeye kadar vardırdılar işi. Bitmiyor, bitmeyecek. Ta ki sorgulayıcı aklın önemini toplumlar kavrayıp geri kazanmak için mücadele edene kadar...

Ülkemiz çılgın bir zulüm girdabının içinde çırpınıyor!

Yıl 1956!... Mersin’le göbek bağımı koparmış ve Ankara’ya gelmişim.

Tarih 22 Temmuz 2024’tü. Hayvanları Koruma Yasası’nda yapılan değişiklikleri içeren 7527 sayılı yasanın TBMM’deki komisyonda sabaha kadar konuşulduğu ve yasaya “uyutma” adıyla “ötanazi” uygulamasının sokulduğu gündü.

Ankara Adliyesi’nde yaşanan değişimler için ne dedik?

Yıl 999... Yanlış yazmadım. Yıl 999, yani bundan tam 1027 yıl önce.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, süt kuzusu dönemindeki öğrencileri özenle beslemek istediklerini okuyunca sütün insan yaşamındaki önemi konusunda bilgi edinmeye çalıştım.

Dünya Kupası’na 24 yıl sonra katılmayı hak eden Türk Milli Takımı, içinde barındırdığı yıldızlarıyla ülkeyi başarılara hazırlamıştı.

Soru: Eşim 27/3/1993 tarihinde sigortalı olarak çalıştı.

Butlan yönetiminin CHP Genel Merkezi’nde yarattığı olumsuz görüntülerin üzüntüsü daha geçmeden, şimdi de geçtiğimiz pazar gecesi İzmir il binasında yaşanan olumsuz görüntüler gündeme düştü. Doğrusu bu görüntüler CHP’ye ve İzmir örgütüne hiç yakışmadı.

Çağdaş otoriterleşmenin ayırt edici özelliği, açık baskı yerine kurumların hukuk diliyle araçsallaştırılmasıdır

2026 FIFA Dünya Kupası’ndan hezimetle ayrılan Türk milli futbol takımı, vatandaşların beklentilerini yerine getiremedi.

“Tamam doğru olanı yapıyor sağlıklı beslenerek kilo vermeye çalışıyorum ama tamam da motivasyon ne olacak? Bu soruyu çok duyuyorum. Çünkü etrafımızda herkes açlık diyetleriyle, su diyetleriyle, detokslarla ya da sosyal medyada gördüğü şok listelerle hızla kilo vermeye çalışıyor. Sen ise sağlıklı beslenerek kilo vermeye çalışıyorsun. Daha yavaş ilerliyorsun.''

Yıl 999... Yanlış yazmadım. Yıl 999, yani bundan tam 1027 yıl önce.

Son derece ağır hareket eden kaplumbağalar dünyayı yanlarından hızla akıp gidiyormuş gibi mi deneyimliyor?

Kadınlara yönelik baskının tarihi çok eskidir.

Yürütülen planlı sistematik süreçte sıranın ana muhalefet partisinin işlevsizleştirilmesine gelmesi kaçınılmazdı.

Çok parçalı, uzun soluklu kurgunun önemli bir mihenk taşı oldu geçen perşembe açıklanan mutlak butan kararı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden CHP Genel Başkanlığı’na getirilmesi.

“Asım’ın nesli”, “Fatih’in ruhu”, “TEKNOFEST kuşağı”, “imanlı ve ahlaklı gençlik”, “Türkiye Yüzyılı’nın mimarları”...

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Yeni çözüm süreci: MHP, çerçeve yasa tartışmalarına ne diyor?
Gündem

Yeni çözüm süreci: MHP, çerçeve yasa tartışmalarına ne diyor?

3 saat önce

Barış Terkoğlu'ndan Olay İddia! CHP'den Hangi İsme Hem 2019'da Hem 2023'te Adaylık Teklifi Gitti?
Gündem

Barış Terkoğlu'ndan Olay İddia! CHP'den Hangi İsme Hem 2019'da Hem 2023'te Adaylık Teklifi Gitti?

6 saat önce

Sera Kadıgil'den Gündem Yaratacak Erdoğan Çıkışı! 'Barışın Önünde En Büyük Engel Olarak...'
Gündem

Sera Kadıgil'den Gündem Yaratacak Erdoğan Çıkışı! 'Barışın Önünde En Büyük Engel Olarak...'

8 saat önce