USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Gündem 3 saat önce

Technoference, teknoloji çağında insan, veri ve çocukların geleceğini aynı sahnede buluşturdu

HK Yazan: Haber Kaydır Editörlüğü Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Lâl Project Kurucusu Melis Eryiğit Samir’in kurucusu ve küratörü olduğu Technoference, “Dijital Filtre” temalı ilk

Lâl Project Kurucusu Melis Eryiğit Samir’in kurucusu ve küratörü olduğu Technoference, “Dijital Filtre” temalı ilk buluşmasını 15 Haziran 2026 Pazartesi günü Komünite @ Terminal Kadıköy ev sahipliğinde gerçekleştirdi. Davet ve referansla belirlenen 75 kişilik kapalı katılım yapısıyla düzenlenen etkinlik; disiplinlerarası bir grubu aynı sorunun etrafında buluşturdu ve algoritmaların şekillendirdiği bir dünyada kararları gerçekten kimin verdiğini sorgulattı.

teknoloji, insan davranışı, eğitim ve toplumsal farkındalık ekseninde kurgulanan Technoference S01 – Dijital Filtre; bulut altyapısından veri egemenliğine, yapay zekada üretici toplum olma ihtimalinden çocukların ekranla kurduğu ilişkiye uzanan geniş bir tartışma alanı açtı. Program, iki panel ve ardından gerçekleştirilen uygulama atölyesinden oluştu.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Melis Eryiğit Samir, Technoference’ın çıkış noktasını teknolojinin insanla kurduğu görünmez temas üzerinden anlattı. Technoference kavramıyla ilk karşılaştığında, teknolojinin dikkat, refleks ve ilişki biçimleri üzerinde oluşturduğu engelleri düşünmeye başladığını belirterek, etkinliğin yalnızca teknolojiye değil insanın bütününe baktığını vurguladı.

Melis Eryiğit Samir, Technoference’ın temel yaklaşımını şu sözlerle aktardı: “Biz bir özüz. Günün sonunda eve gittiğimizde, çocuğumuzla, eşimizle, aile şapkamızı taktığımız an yine biziz. Bu bütünü çocukluktan başlayıp yaşlılığa kadar varan altı seviyelik bir teknoloji, düşünce ve networking platformu olarak kurmaya karar verdim.”

İlk panel, “Dönüşüm — Bulut, Veri & Üretim Denklemi” başlığıyla Türkiye’nin yapay zeka çağında üretici mi yoksa tüketici mi olacağı sorusuna odaklandı. Panelde DT Cloud Genel Müdürü Serdar Yokuş, TurkishWIN Kurucusu Melek Pulatkonak ve Soft Commitment Kurucusu ve Yazar Erman Taylan yer aldı.

Serdar Yokuş konuşmasına, yıllar önce Çin’de Baidu yöneticisiyle yaşadığı bir anekdotla başladı. “Bir insanı nasıl tanırsın?” sorusuna verilen yanıtın “sorduğu sorularla” olduğunu aktaran Yokuş, bugün insanların en mahrem sorularını eşlerine, arkadaşlarına değil; arama motorlarına ve yapay zekâ araçlarına yönelttiğini vurguladı. Yokuş’a göre bu sorular, artık bireylerin dijital DNA’sını oluşturuyor: “Bugün bir arama motoru sizi annenizden, eşinizden daha iyi tanıyor. Çünkü sizin gece 03.00’te ne aradığınızı biliyor.”

Konuşmasında “dijital sis” metaforunu kullanan Yokuş, algoritmaların görünmez bir filtre gibi insanların neyi görüp neyi görmeyeceğini belirlediğini söyledi. Profilenmenin artık sadece reklamcılık değil, toplumsal yönlendirme, güvenlik ve egemenlik meselesi olduğunu belirterek şunu ekledi: “Bu sadece veri değil; insanın dijital psikolojisinin haritası.”

Serdar Yokuş, yapay zekâ çağında üretici olmanın üç temel altyapı gerektirdiğini vurguladı: Veri egemenliği, bulut ve veri merkezi kapasitesi, enerji ve işlem gücü bağımsızlığı.

Türkiye’nin sosyal platformlarda güçlü bir kullanıcı ülkesi olmasının, üretici konum anlamına gelmediğini belirten Yokuş, şu çarpıcı ifadeyi kullandı: “Tüketici verisini verir; verisini veren egemenliğini verir.” Türkiye’nin enerji bağımlılığının %67,8 seviyesinde olduğunu hatırlatan Yokuş, enerji bağımlılığı ile veri egemenliği arasındaki bağı şöyle açıkladı: “İşlem gücü dışa bağımlıysa, enerji dışa bağımlıysa, model dışa bağımlıysa, veri dışa bağımlıysa; ülke dijital zincirin hiçbir halkasını kontrol edemez.”

Yokuş, dönüşümün en kritik alanının eğitim olduğunu belirterek mevcut sistemin hâlâ sanayi devriminin işgücünü yetiştiren bir model üzerine kurulu olduğunu söyledi: “Bilginin önemi kalmadı. Yeteneğin, liderliğin ve yaratıcılığın önemi arttı. Biz ise çocuklarımıza 1800’lü yılların sanayi devriminin işgücü sağlayan okul sistemini sunuyoruz. Bir şeyleri değiştireceksek buradan başlamamız gerekiyor.” Konuşmasını dijital farkındalık çağrısıyla bitiren Yokuş, bireylere şu tavsiyeyi verdi: “Günde 10 dakika dijital farkındalık molası verin ve kendinize sorun: ‘Bu düşünce bana mı ait, yoksa bana gösterilene mi?’ Bu çağda zihnini koruyabilen, geleceğini korur.”

Melek Pulatkonak, Türkiye’nin üretici toplum olma potansiyelini değerlendirirken ülkenin güçlü mühendislik kapasitesine dikkat çekti. Ancak bu kapasitenin kalıcı değere dönüşmesi için yetenek göçü, sabırlı sermaye, güven eksikliği ve işbirliği kültürünün birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Melek Pulatkonak’a göre Türkiye’de pratik zeka, çözüm üretme becerisi ve mühendislik gücü önemli bir avantaj sağlıyor. Buna karşın yeteneğin en yüksek getiriyi bulduğu yere gitmesi, uzun vadeli yatırım kültürünün zayıf kalması ve kısa vadeli düşünme alışkanlığı üretim kapasitesini sınırlıyor. Kadınların ve gençlerin üretime daha güçlü katılması, bu dönüşümün temel koşulları arasında yer alıyor.

Yapay zeka çağında bilgiyi saklamanın değil paylaşmanın değer ürettiğini vurgulayan Melek Pulatkonak, güvenin düşük, işbirliğinin zayıf olduğu yapılarda inovasyonun sınırlı kalacağını belirterek, toplulukların öğrenme gücüne işaret etti. Önümüzdeki dönemde bireyler, kurumlar ve topluluklar birlikte öğrenmeyi başarırsa teknolojinin daha demokratik bir gelişim alanı açabileceğine dikkat çekti.

Erman Taylan ise Türkiye’nin yapay zekada üretici konuma geçmesi için temel model üretme yarışına odaklanmak zorunda olmadığını söyledi. Türkiye’nin, yapay zekanın güçlü kullanıcısı olarak dikey alanlarda, uygulamalarda ve şirket dönüşümünde anlamlı bir fark yaratabileceğini vurguladı.

Erman Taylan , “Büyük yapay zeka model şirketlerinin yaptığını burada kurmak mümkün değil. Türkiye, yapay zekanın iyi bir kullanıcısı olarak ekosistemde çok ciddi fark yaratabilir” dedi. Oyun girişimlerindeki başarı hikayelerinin yapay zeka uygulamaları için de ilham verici olabileceğini belirten Taylan, stratejik teşviklerin, yeni şirket yapılarının ve dönüşüm odaklı uygulamaların önemine dikkat çekti.

Erman Taylan, Türkiye’nin üretici olma iddiasının çip ya da temel model rekabetine sıkışmaması gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’nin avantajlarıyla birlikte baktığımızda çok güçlü dikeyler var. Şirketlerin dönüşümünün önünü açacak yapılar kurulmalı ve gerekli teşvikler çıkmalı.”

İkinci panelde tartışma makro düzeyden mikro ölçeğe taşındı. Melis Eryiğit Samir, “Aynı veriye bakıp farklı dünyalar görüyorsak gerçekten kararı kim veriyor?” sorusuyla paneli açarak, algoritmaların yalnızca sistemleri değil aileyi, eğitimi, çocukların gerçeklik algısını ve bireyin kendi filtresini nasıl etkilediğini tartışmaya sundu.

“Filtre — Öz Göz, Doğru Soru & Gerçeklik” başlıklı panelde Psikolog Cihan Çelik, eğitimci-yazar ve yaratıcı drama lideri Müjdat Ataman ile Gamester Kids ve Tiny Minies Kurucu Ortağı Onur Karcı konuşmacı olarak yer aldı.

Cihan Çelik, çocukların dünyaya daha şeffaf ve daha az süzgeçle baktığını ancak aile, okul ve toplum etkisiyle zaman içinde mahallelere ayrılan, farklılıktan korkan ve itaat beklentisiyle şekillenen bireyler haline gelebildiğini söyledi.

Cihan Çelik, konuşmasında çocukların bizden farklı düşünmesine alan açmanın önemini şu sözlerle anlattı: “Çocuklarımızı yetiştirirken farklılıklara korkuyla yaklaşmayalım. Çocuğumuz bize farklı bir şey söylediğinde, bir şeye bakıp farklı analizlerde bulunduğunda, sürekli itaat etmesini istediğimiz ve bizden farklı düşünmesini istemediğimiz bir düzen kuruyoruz. Sonra üniversiteyi bitirdiğinde ondan kendini savunmasını, fikirlerini ortaya koymasını bekliyoruz. Ama 25 yıl boyunca o çocuğa bu mesajı vermiyoruz.”

Türkiye’nin en kritik meselesinin, çocukları kendi kabuğunda kalan bireyler olarak değil dünya vatandaşı olarak yetiştirebilmek olduğunun altını çizen Cihan Çelik, “Bakış açımızla mücadelemiz de insanlarla mücadelemiz de çok yerel kalıyor. Çocuklarımıza bu imkanı korkmadan vermeye çalışalım. Bu korku çocukları büyütmüyor” diyerek, teknoloji kullanımında da ebeveyn kontrolünün önemini vurguladı.

Teknolojinin hayatın gerçeği olduğunu belirten Cihan Çelik, özellikle küçük yaşlarda ekran ve sosyal medya kullanımının ailelerin kontrolü

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Ataçocuklu miniklerin mezuniyet heyecanını paylaşan Başkan Türkel’den yeni şube müjdesi: ‘Temelini bir hafta sonra atıyoruz’
Gündem

Ataçocuklu miniklerin mezuniyet heyecanını paylaşan Başkan Türkel’den yeni şube müjdesi: ‘Temelini bir hafta sonra atıyoruz’

17 dk önce

Afşin Hatipoğlu Açtı Ağzını Yumdu Gözünü! Akın Gürlek ve İbrahim Hacıosmanoğlu Sözleri Olay Olur
Gündem

Afşin Hatipoğlu Açtı Ağzını Yumdu Gözünü! Akın Gürlek ve İbrahim Hacıosmanoğlu Sözleri Olay Olur

21 dk önce

NATO Zirvesi ne zaman, nerede yapılacak? 2026 NATO Liderler Zirvesi tarihi
Gündem

NATO Zirvesi ne zaman, nerede yapılacak? 2026 NATO Liderler Zirvesi tarihi

43 dk önce