İkinci adamlar mezarlığı
Sebepsiz başlayan her tartışmanın görünmez ama gerçek bir nedeni vardır.
CHP konuşmaktan başka şey konuşamaz olduk. Oysa gölgede kalan bir sürü mesele var. Bize çok şey anlatıyor.
Evet, AKP’deki ikinci adam tartışmalarından söz ediyorum.
Çok alakasız görülse de Silivri’den ateşlendi. İBB davası tutuklusu Murat Ongun , Adalet Bakanı Akın Gürlek ’in güç algısının Erdoğan’la yarıştığını söyledi ve ekledi: “Vatandaşlar, kabinenin başı olarak Bakan Gürlek’i görmeye başlamış olabilir.”
Aslında bu ifadeleri iktidara yakın biri söylese daha derin bir tartışma yaratabilirdi. Zira adalet bakanı ile hasım olan bir kişinin söylemesi AKP’de “Fitne yaratılıyor” algısına neden oldu. İktidara yakın isimler organize bir şekilde sosyal medya mesajları paylaştı. İktidar medyası karşı yazılar yazdı.
Olaydan bağımsız görünen ama tam da üzerine denk gelen iki mesaj olayı başka boyuta taşıdı. Biri Şamil Tayyar ’ın Berat Albayrak ’ı Erdoğan’ın yanına “güçlü başdanışman” olarak öneren mesajı. Tayyar’ın önerisi, aslında tespit ettiği bir sorundan kaynaklanıyordu: “Sivil siyaset alanının giderek daraldığını, bu boşluğa bürokrasinin yerleştiğini, devlet içinde kontrolsüz yeni iktidar gruplarının peydah olduğunu gözlemliyoruz.” AKP içinden aykırı çıkışlarıyla bilinen Mücahit Birinci ise Tayyip Erdoğan sonrası için “Bilal Erdoğan olmalıdır” önerisinde bulundu.
Her şey burada bitebilirdi ama...
MHP lideri Bahçeli açıkça durumdan hoşlanmadığını belli etti. “Değişik isimler, yeni cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkıyor” diye başlayıp “Bu doğru değildir, cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız” diye devam etti. Bahçeli elindeki siyaset oyununun tek kartlı olduğunu, varsa da diğer kartların cepte durduğunu gösteriyordu.
İşte bu yaşananları izlerken düşündüm: Sahi AKP’de “ikinci adam” olmak neden bu kadar korku yaratıyor? İkinci adamlık neden bu partide ateşten gömlek? CHP, kendi taraftarlarını bile bıktıracak kadar her gün yeni bir “birinci adam” tartışması yaşarken AKP’de konu neden yangın gibi suyla söndürülüyor.
Oturup biraz düşününce ortaya ilginç bir tablo çıktı: AKP tarihi aynı zamanda bir “ikinci adamlar mezarlığı” tarihiydi.
- Abdullah Gül: Partinin tartışmasız en güçlü ikinci kurucusuydu. İlk başbakanı, ilk cumhurbaşkanıydı. 2014 yılına kadar beklenti, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’na çıkıp Gül’ün başbakan ve genel başkan olmasıydı. Gelgelelim, o günler yaklaştıkça Gül adeta rendelendi. Beklenenin olmayacağı da hem siyasetin hem medyanın ağzından net bir şekilde söylendi. Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı’na ve siyasete veda ederken kendi camiasına sitem etti ama asıl ağır sözleri Hayrunnisa Gül söyledi: “Bir turnusol döneminden geçiyoruz. Herkesin ne olduğu ortaya çıkıyor. Neler yapıldığını gördük. Neler söylendiğini gördük. Bizi en çok üzen de özellikle bizim camiadan, dindar Müslüman camiadan yapılan saldırılar oldu. (…) Ama daha fazla susmayacağım. Asıl intifadayı ben başlatacağım.”
- Ahmet Davutoğlu : Gül’ün yerine Erdoğan’ın emaneti olarak görülen başbakanlık ve genel başkanlık gömleğini Davutoğlu giydi. Görevi devraldığı kongrede “Bu bir veda değil vefa” dedi, Erdoğan’ı sık sık andı. Ama “Onu devlet hayatına ve siyasete ben soktum” dediği Gül’den hiç bahsetmedi. Ahmet Sever, Gül’ün bu durumu izleme anını kitabında şöyle anlatıyor: “Davutoğlu’nun konuşmasını okuduğunda yüzünde acı bir tebessüm belirdi.” Davutoğlu, iki yıllık süreçte güçlendi. Zorlu 2015’ten birinci parti çıktı. Ancak bu, başına bela oldu. Zira “Partinin tarihindeki en büyük oy oranına ulaştı” denilerek Erdoğan sonrası tartışmalarının konusu oldu. İkinci adamlık yakıştırması onun için de tasfiyeyle bitti. Kendisinden habersiz tutulan kongre salonu ve aleyhine yazılan Pelikan bildirisinin ardından istifa ederek gitti.
- Süleyman Soylu: Erdoğan’ın rakibiyken AKP’ye transfer oldu. Genel başkan yardımcılığına yükseldi. Asıl güçlenişi 15 Temmuz sonrası İçişleri Bakanlığı ile oldu. Yönettiği güvenlik bürokrasisi ile oluşturduğu sopalı vizyonunu dönemin ruhu olan siyasetle birleştirdi. MHP’den aldığı destekle de hep ikinci adamlık yakıştırmaları yapıldı. Anketlerdeki desteği ile partinin kapısından içeri girdiğinde gördüğü destek hep tezat oluşturdu. Gücünün doruğundayken pandemi istifası, Sedat Peker videoları gibi parti içinde de etkisi olan hadiselerle örselendi. 2023 seçimleri ile hem kendisi hem kadroları etkisizleştirildi.
- Hulusi Akar: 15 Temmuz’un gri alanından siyasetin kırmızı alanına girdi. Darbe sonrasında Genelkurmay Başkanlığı’nı iki yıl sürdürdükten sonra milli savunma bakanı oldu. Dönemin güvenlikçi bakış açısı içinde siyasette yükselirken ikinci adam yakıştırmaları yapıldı. Hiçbir zaman kadrolarını kuramadı. Ancak içinde olduğu geçmişten gelen yerel ve uluslararası ağ ona hep gelecek vizyonu çizdi. O da 2023 seçimleriyle vekil yapılıp etkisizleştirildi. Saray’a çıkar mı derken pilavcı açılışlarında kurdele kesen oldu.
- Ali Babacan: Hem kurucu kadrolar arasındaydı hem de gençti. İlk hükümetten itibaren bakanlık yaptı. Batı ile ilişkileri iyi, liberal bir lider adayı olarak sivrildi. Parti hem Batı ile hem de liberallerle iplerini gerdikçe onun yıldızı da sönümlendi. Özellikle Berat Albayrak’a yakın iktidar medyası tarafından açıkça hedef alındı. 2015’te, 13 yılın ardından kabine dışı kaldı. 2019’a kadar pasifte bekledikten sonra partiden koptu.
- Berat Albayrak: Enerji’den sonra hazine ve maliye bakanı oldu. Aynı anda ekonomiyi, medyayı, bürokrasiyi kontrol eder hale geldi. “Beratçılar ” diye anılan grup, cumhurbaşkanının ailesinden olmanın gücünü de arkasına alarak başbakan düşürebilen bir noktaya kadar geldi. “Veliaht” olarak anılıyordu. Ancak gücü, parti içinde ne milli görüş kökenlileri ne de liberalleri memnun ediyordu. Ekonominin bozulmasının faturası ona kesildi. Gücüne sınır çizilmesine tepki koyan bir garip istifayla köşesine çekilirken etkisizleşmeyi geçtim, adeta görünmez oldu.
Benim hafızamdaki ikinci adamlar böyle.
Kısacası, evet, AKP zaman zaman ikinci adam üretiyor ama bünyesi kabul etmiyor. Erdoğan’ın mutlak liderliğine kilitlenmiş hareket, ne zaman Erdoğan’ın “nihayet” dediği anda belirmesi ihtimali olan bir lider adayı ortaya çıksa dışarıda yansımaları görünür biçimde Saray içi bir tasfiye operasyonuna kalkışıyor. Bu yüzden son tartışmada görüldüğü gibi... Kimse kendisine bu sıfatın yakıştırılmasını istemiyor. Tek liderli ama çok hizipli olmanın belki de doğal sonucu olan bu tablonun tek istisnası, kendisini fırtınada açılmadan koruyabilen Hakan Fidan. Bir de... Kimse açık konuşamadığı için Bilal Erdoğan ya da Berat Albayrak gibi aile içinden isimleri alternatif göstermek “Başkası olmasın” demenin diğer yolu oluyor.
Yazıyı yazarken AKP kulislerinden ilginç bir bilgi edindim. Yukarısı, “Bu defteri kapatın” demişti. Gerçekten Bahçeli’nin de istediği gibi ikinci adam mesajları, önerileri, tavsiyeleri bitmişti. Tabii ki şimdilik...
Tüketilmemiş her kavga ortaya çıkmak için yeni bir gerekçe arar.
CHP “mutlak butlan”la birlikte zorlu bir sürecin içinden geçiyor.
Sebepsiz başlayan her tartışmanın görünmez ama gerçek bir nedeni vardır.
7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu
Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkileri gasp edilerek hukuka aykırı biçimde AKP tarafından CHP’nin “yönetimine” getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de yaptığı açıklamalar, Kılıçdaroğlu’nun çelişkilerini ve samimiyetsizliklerini bir kere daha ortaya çıkardı.
NATO yöneticileri bir süredir ABD’li ve Avrupalı filmcilerle toplantılar düzenliyor.
Türkiye’de siyasi gündemin herkesi çok yorduğu malum.
Yine bir gündönümü geldi. 21 Haziran...
ABD’nin askeri konularda fikri altyapısı olmayan, yıllar sonra Savaş Bakanlığı olarak adlandırılan birimin başındaki Pete Hegseth, 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde, “NATO 3.0” diye bir başlık attı. Hatta bu başlığın, Ankara Zirvesi’nde olgunlaştırılacağını söyledi.
Bazı günler takvimde yazdığı gibi yaşanmaz.
Batılı siyaset bilimciler, Gazi Mustafa Ke
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
