Ticari baskının en ağır bedeli: Bin bebekten dokuzu ölüyor: ‘Sağlıkta sınıf ayrımı’
Türkiye’de bebek ölümleri, yalnızca sağlık sisteminin teknik kapasitesini değil, aynı zamanda toplumsal eşitsizlikleri ve etik sorumlulukları da gözler önüne seriyor. Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) yayımlamış olduğu bebek ölümleri raporunu tekrardan gündeme taşıması sağlık hizmetlerinin ticari baskılar altında nasıl zayıfladığını ve en kırılgan grupların yaşam hakkının nasıl tehdit edildiğini ortaya koydu. Rapora göre 2024 yılında ülke genelinde ortalama her bin canlı doğan bebekten 9’u bir yaşını doldurmadan yaşamını yitirdi.
Cumhuriyet’e konuşan TTB Halk Sağlığı Kolu Başkanı Dr. Nasır Nesanır, ekonomik krizin sadece genel bir yoksullaşma değil, aynı zamanda sağlıkta sınıf ayrımının derinleşmesi anlamına geldiğini ifade ederek “Sağlık sisteminin giderek daha fazla piyasa mantığıyla örgütlenmesi, bebek ölümlerini doğrudan ve dolaylı biçimde etkiliyor. Bebek ölümlerini azaltmanın temel yolu devasa hastaneler değil, güçlü ve yaygın bir koruyucu sağlık sistemi” dedi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de bebek ölüm hızının binde 10.0 civarında olduğunu aktaran Nesanır, “Türkiye’nin OECD ortalamasının iki katından fazla bebek kaybı yaşaması, sorunun yalnızca tıbbi değil, sistemik bir nitelik taşıdığını açıkça gösteriyor. Bebek ölümlerinin yaklaşık yüzde 70’i yaşamın ilk 28 gününde, yani neonatal dönemde gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı.
Nesanır ölüm nedenlerini ise şöyle sıraladı: “Başlıca tıbbi nedenler erken doğum, düşük doğum ağırlığı, enfeksiyonlar ve doğum sonrası bakım eksiklikleri. Ancak bu nedenler yalnızca biyomedikal başlıklar değil, her birinin arkasında yetersiz beslenme, eğitime erişememe ve sağlık hizmetine geç başvuru gibi sosyal belirleyiciler mutlaka araştırılmalı.”
