USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Magazin 45 gün önce

‘Türkiye’de galericilik kutuplarda dondurma satmak gibi'

HK Yazan: Haber Kaydır Editörlüğü Kaynak: Hurriyet Kelebek Orijinal Haber ›
Nişantaşı’nda, bir apatmanın giriş katında, küçük bir dairede 2002 yılında kurulan Dirimart bugün Dolapdere ve Pera’daki

Nişantaşı’nda, bir apatmanın giriş katında, küçük bir dairede 2002 yılında kurulan Dirimart bugün Dolapdere ve Pera’daki mekânlarının yanı sıra Londra’daki galerisiyle uluslararası alanda sanatseverlerle buluşuyor. 25’inci yılına giren galerinin kurucu başkanı Hazer Özil bu süreçte çağdaş sanatta hem sanatçılar hem de sanatseverler açısından neler değiştiğini ve bir sanatçının globalde başarıya ulaşmasının nelere bağlı olduğunu bize anlattı.

◊Dirimart’ın ilk gününden bugününe baktığınızda Türkiye’deki çağdaş sanatta sizce en büyük değişim ne oldu?

Önümüzdeki yıl 25’inci yılımızı dolduruyoruz. Galeriyi kurduğumuzda bir çalışanımız vardı, ona 600 lira maaş veriyorduk. Nişantaşı’nda 1.750 dolar kira ödüyorduk. Ay başında kirayı ve maaşı nasıl ödeyeceğim diye uyuyamazdım. 2001 krizinin ardından açılmıştık, başta ekonomik olarak zorlandık. Hatta dün yabancı bir galerici arkadaşa söyledim “Türkiye’de galericilik kutuplarda dondurma satmak gibi” diye. O dönemde çağdaş sanat yeni parlıyordu. Türk koleksiyonerleri uluslararası fuarları çok bilmiyor, yabancı sanatçılar Türkiye’ye pek gelmiyordu. 1980’lerin sonundaki bienallerin devamında, 2000’lerde Sabancı Müzesi, İstanbul Modern ve Pera Müzesi açıldı. Biz Türk sanatçılarını dünyaya, yabancı sanatçıları da Türkiye’ye tanıtmayı kendimize misyon edindik. Her yıl 10-15 uluslararası fuara katılıyor, Pera ve Dolapdere’de yaklaşık 25 sergi gerçekleştiriyoruz. 1 kişiyle başladık, şimdi Londra ve İstanbul’da yaklaşık 35 kişilik ekibimiz var.

Reklam

◊Nişantaşı’ndan Dolapdere’ye uzanan süreç nasıl gelişti?

Nişantaşı’ndaki galerimizin şartları yetersizdi. Bir apartmanın giriş katındaydık. Büyük eserleri ve heykelleri hayal ettiğimiz gibi sergileyemiyorduk. Bu yüzden Dolapdere’deki yeri keşfettik. 2016’da kapılarımızı açtık. Yüksek tavanı ve bahçesi bizi heyecanlandırdı. Dolapdere yıllar içinde dönüşüm geçirdi. En güzel değişimlerden biri mahalle çocuklarının galeriyi sahiplenmesi oldu; sergileri geziyor, etkinliklere katılıyor ve burayı kendi alanları gibi görüyorlar.

◊Yurtdışından sanatçılarımıza ilgi bugün nasıl?

Doğruyu konuşmak gerekirse son yıllarda dünyada sanata ilgi ve satışlar bir miktar azaldı. Dünyadaki ekonomik ve politik sıkıntılardan sanat dünyası da nasibini alıyor. Bu yıl raporlar sanat satışlarında yaklaşık yüzde 20’lik gerilemeye işaret ediyor. Buna rağmen bizim için olumlu gelişmeler var. Örneğin The Armory Show (New York’ta düzenlenen çağdaş sanat fuarı) oldukça başarılı geçti ve orada yalnızca Seçkin Pirim’in işlerini sergiledik.

◊Türkiye’deki bir sanatçının uluslararası ölçekte ses getirmesi için kritik unsurlar neler sizce?

Bir sanatçının uluslararası ölçekte başarılı olması tek başına mümkün değil. Mesela Kore, sanatı stratejik bir alan olarak destekliyor. 2019’da Kore’ye gittiğimde bunu gördüm. Devlet galerilere personel desteği sağlıyor, vergileri düşük tutuyor, Koreli şirketleri dünya müzelerine sponsor olmaya teşvik ediyor. Böylece Koreli sanatçılar Museum of Modern Art (MoMa) gibi büyük müzelerde görünür oluyor. Böylece sanatçıya ilgi de artıyor. Devletin sanata yaptığı yatırım ekonomiye geri dönüyor. Sanatçı sadece sanatını yapacak. Galerisi onu uluslararası alanda temsil eder, devlet destek verir, koleksiyonerler arkasında durur. Birlikte çalışmamız gerekiyor.

◊Genç koleksiyonerlerin artışı ve fuarların çoğalması sanat ortamını nasıl etkiledi?

Contemporary Istanbul ve CI Bloom gibi fuarlar sayesinde galeriler genç sanatçıları daha görünür kılabiliyor. Genç koleksiyonerler de fiyatları ve estetik anlayışları nedeniyle genç sanatçılara daha fazla ilgi gösteriyor. Bugün koleksiyonerlerin yaş ortalaması düştü, bu bence sevindirici.

◊Gençlerin galerilere ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gençlerin galerileri yeterince takip etmediğini görüyorum. Bunun arkasında belki galerilerin ücretli olduğu algısı yatabilir; halbuki değil. Gençlerin bir cumartesi günü, ücretsiz şekilde, 10 galeri gezmesi ve çağdaş sanat konusunda güncel bilgiye sahip olması mümkün. Ama diğer galerici arkadaşlarımla üzülüyoruz, maalesef gençlerin ilgisi az.

◊Bir esere baktığınızda “Bu sanatçıda iş var” dediğiniz ilk sinyal ne oluyor?

Bu biraz yılların getirdiği bir şey. Bir sanat eserine ilk baktığınızda çok etkilenebilirsiniz. Ama biz bir kere görüp hemen sanatçıyı galerinin programına dahil etmiyoruz. Onu inceliyor, sanatçının ne anlattığına ve zaman içindeki performansına bakıyoruz. Bir yazar gibi düşünün; ilk kitabında başarı elde etmiş olabilir. Ama yazar olarak anılması için aynı şekilde yazmaya ve üretmeye devam etmesi gerekiyor. Sanatçıya da böyle bakmak lazım.

◊Bir eser gördüğünüzde sizi en çok etkileyen şey nedir? Fikir mi, estetik mi, sanatçının hikâyesi mi?

Hepsi birden etkiliyor sizi ama en önemlisi fikir. Sanat eserinde aslında fikre para ödüyoruz. Fikir ne kadar güçlüyse sanatçı da o kadar büyüyor, o kadar gelişiyor.

‘ALAÇATI’DA POP-UP PROJE PLANLIYORUZ’

◊ 18-21 Haziran’da, İsviçre’deki Art Basel’da hangi projeleriniz var?

Art Basel’da, büyük ölçekli işlerin sergilendiği Unlimited bölümünde İnci Eviner’in ‘Cenneti Sahnelemek’ adlı video işini sergiliyoruz. Bir de David Nolan Gallery ve Galerie Judin’le birlikte Jorinde Voigt’un ‘Song of the Earth’ (2016) eserini sunuyoruz.

◊ Londra’daki ‘Renk Bir Yerdir’ sergisinden biraz bahsedelim mi?

Bu serginin küratörü Jessica Cerasi. Hashel Al Lamki, Çağla Ulusoy, Tala Worrell ve Berke Yazıcıoğlu’nun ağırlıklı olarak tuval işlerinden oluşan, renk odağında şekillenen güçlü bir sergi olduğunu söyleyebilirim.

◊ Dirimart’ta bizi gelecekte neler bekliyor?

Çok heyecanlı sergiler olacak. Küçük bir sürpriz de söyleyeyim. Eylül başında Ugo Rondinone’nin kapsamlı bir sergisini gerçekleştireceğiz. Aynı dönemde Frieze Seoul, Contemporary Istanbul ve The Armory Show’da da olacağız. Bu yaz ayrıca Alaçatı’da Dirimart sanatçılarının işlerinden oluşan bir pop-up proje planlıyoruz.

Konu Hakkında

Dirimart galerisi, 2002 yılında İstanbul Nişantaşı'nda küçük bir dairede kuruldu. O dönemde Türkiye'de çağdaş sanat yeni yeni gelişmekteydi ve hem sanatçılar hem de sanatseverler için uluslararası alanda görünürlük sınırlıydı. Galerinin kurucusu Hazer Özil, ilk yıllarda yaşadıkları ekonomik zorluklara ve sektörün karşılaştığı engellere değiniyor. Zamanla Nişantaşı'ndan Dolapdere'ye taşınarak mekanını genişleten Dirimart, günümüzde Londra'da da bir şube açarak uluslararası bir kimlik kazandı. Bu süreç, Türkiye'de çağdaş sanatın gelişimini, uluslararası fuarlara katılımın önemini ve devlet desteğinin sanatçıların global başarısındaki rolünü gözler önüne seriyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Dirimart galerisi ne zaman ve nerede kuruldu? +
Dirimart galerisi, 2002 yılında İstanbul Nişantaşı'nda, bir apartmanın giriş katında küçük bir dairede kurulmuştur. Bu başlangıç noktası, galerinin zamanla nasıl büyüdüğünü ve uluslararası bir kimlik kazandığını anlamak için önemlidir.
Türkiye'de galericilik yapmak neden 'kutuplarda dondurma satmak' gibi zorlayıcı olarak tanımlanıyor? +
Bu benzetme, Türkiye'de çağdaş sanatın ilk yıllarında karşılaşılan ekonomik zorlukları ve sınırlı pazar koşullarını ifade ediyor. Galerinin kurucusu, başlangıçta kira ve maaş ödemekte zorlandığını, yabancı sanatçıların ülkeye gelmediğini ve Türk koleksiyonerlerin uluslararası fuarları yeterince tanımadığını belirtiyor.
Dirimart'ın Nişantaşı'ndan Dolapdere'ye taşınmasının temel nedenleri nelerdi? +
Nişantaşı'ndaki mekanın yetersizliği, özellikle büyük boyutlu sanat eserlerinin ve heykellerin sergilenmesinde kısıtlamalar yaratıyordu. Dolapdere'deki yeni mekan, daha yüksek tavanları ve geniş alanıyla bu tür eserlerin sergilenmesine olanak tanıyarak galerinin vizyonunu daha iyi yansıttı.
Bir Türk sanatçısının uluslararası alanda başarılı olması için hangi faktörler kritik öneme sahip? +
Sanatçının uluslararası başarısı için tek başına yeterli olmuyor. Devlet desteği, stratejik tanıtım, galerinin uluslararası temsili ve koleksiyonerlerin desteği gibi unsurlar bir araya geldiğinde başarı mümkün oluyor. Kore gibi ülkelerin sanatı stratejik alan olarak desteklemesi buna örnek gösteriliyor.
🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Milyarlık aile mücevherlerini büyüyünce takacak... Henüz göz kamaştıran servetten nasibini almadı... Yeni yaşına makarnadan kolye!
Magazin

Milyarlık aile mücevherlerini büyüyünce takacak... Henüz göz kamaştıran servetten nasibini almadı... Yeni yaşına makarnadan kolye!

2 saat önce

İsmail Hacıoğlu ve eşinden romantik tatil pozları: Takipçileri hayran kaldı
Magazin

İsmail Hacıoğlu ve eşinden romantik tatil pozları: Takipçileri hayran kaldı

2 saat önce

4. Sezonun En Çarpıcı Olayları #22
Magazin

4. Sezonun En Çarpıcı Olayları #22

3 gün önce