‘Muasır medeniyet yolunda bir terakki hamlesi’
Ankara At Pazarı… Taşın üstüne oturmuş bir çocuk, avuçlarının üstüne çenesini yerleştirmiş, gözlerini dikmiş karşısındaki dükkâna merakla bakıyor. O an iki tekerlekli bir kağnı yanaşıyor, tıngır mıngır…
Köylü iniyor, kağnının üzerindeki çuvalın köşesini açıyor, buğdayını avuçluyor, gösteriyor dükkân sahibine:
Eller birleşiyor havada ve başlıyor pazarlık. Anlaşılıyor. Teraziye yükleniyor buğday. Ölçülüyor, biçiliyor, para alınıyor para veriliyor, helalleşiliyor. Tüccar, köylüden aldığı buğdayı dört tekerlekli tatar arabasına yüklüyor. İstasyon Caddesi’nden doğru istasyona ilerliyor, tıngır mıngır…
İstasyonda ambarlara dökülüyor buğday. Sonra sevkıyat için vagonlara yükleniyor o çuvallar… İşte o çocuk tüm bu olan biteni izliyor ve şöyle diyor:
“Bu ticareti gördüm. Basit bir iş, hoşuma gitmedi!”
Çocuk, “daha zor bir iş” yapmak istiyor. Babası Hacı Mustafa Efendi’ye iş öğrenmek istediğini söylüyor, o yaz akrabaları Aktarzade Sadullah Efendi’nin Çengel Han’daki manifatura dükkanında çalışıyor. Güz geliyor, cebindeki paraya bakıyor; 15 lira! İlk kazandığı para.
1917 yılında evlerinin altında bir bakkal açıyorlar. 120 lira koyup ayakkabı, şeker, kaşar, zeytin, makarna satıyorlar. 18’ine gelince İstanbul’a mal almaya gidiyor. Sirkeci’de Ankaralıların kaldığı Şahinpaşa Oteli’nde Geseryanlarla tanışıyor, temin ettiği karpitleri Ankara’ya gönderiyor. Sonra da Çankırı’ya Eskişehir’e giderek Ankara’ya ihtiyaç olan malların sevkiyatını yapıyor.
Ve tam 100 yıl önce, 1917’de kurdukları o dükkânı baba Mustafa Rahmi Bey ticarete hevesli evladına devrediyor. “Zor işleri” yapmak için o küçük çocuk kollarını sıvıyor, dükkânın tabelasını değiştiriyor ve kendi adını asıyor: “Koçzâde Ahmet Vehbi Ticarethanesi…”
Daha büyük, daha zor işlere imza atmak için çıktığı yolda bu çocuk hem Ankara’nın ve hem de Türkiye’nin ticaret hayatına büyük katkılar sağlıyor. İşte o çocuk, hepimizin bildiği adıyla “Vehbi Koç” oluyor.
Vehbi Bey ticarette hızla yükselir, 1937’de İstanbul şubesini açar. Zaman içinde farklı sektörlerde faaliyet gösterir, Standart Oil firmasıyla anlaşır, gaz ve benzin getirtir. Erzurumlu Nafiz Bey’in teşvikiyle inşaat işlerine girer. İnşaat malzemesi, Marsilya kiremidi, tesisat malzemesini Ankara’ya taşır. İlk büyük işi ise Ankara Numune Hastanesi’nin tesisat işleri olur: Çimento, elektrik, asansör, sıva, çatı gibi tüm işleri üstlenir. 1928’de Ford firmasıyla anlaşarak Ankara’da acente açar, otomobil ticareti yapar. 1949’da ülkeye ilk kez traktör getirir. General Electric firmasıyla anlaşıp ampul fabrikası, ilerleyen yıllarda da Pirelli lastik fabrikasını kurar. Arçelik, Türk Demir Döküm Fabrikaları, Tat konserve fabrikaları, Otosan, TOFAŞ, Divan otelleri ve diğer sektörlerde çeşitli faaliyetler… O küçük bakkal dükkânı büyür, 20 Kasım 1963 günü Koç Holding’e dönüşür, işte o gün Vehbi Bey şöyle konuşur:
“1916 senesinin sonbaharında Koçzâde Hacı Mustafa Rahmi olarak Ankara’da Karaoğlan Çarşısında evimizin altında 120 lira sermaye ile bakkaliye eşyası satmak üzere babamın namına işe başladık. 1926 senesinde bu işi yapabileceğime inanan merhum babam pederim tarafından namıma çevrildi. Ben 17 yaşından itibaren 46 sene geceli gündüzlü çalıştım, bu hale getirdim. Şimdi sizlere teslim ediyorum. Eğer bizlerin benim ilelebet huzur içinde kalmamı istiyorsanız bu müesseseyi devam ettiriniz.”
Bugün, bu ticaret yolculuğunun tüm adımları Ankara Ulus’ta Büyük Apartman’da. “Vehbi Koç Ticaret Evi – Muasır Medeniyet Yolunda Bir Terakki Hamlesi” başlıklı sergi ile 100 yıllık yolculuğu gözler önüne seriliyor. VEKAM Direktörü Sayın Filiz Yenişehirlioğlu sergi hakkında şunları söylüyor:
“Sergi, 1920 ile 1950 yılları arasındaki Ankara’nın ve Koç ailesinin ticaret hayatını ele alıyor. Cumhuriyet ile birlikte inşa edilen Ankara’da Vehbi Bey’in ticari izleri, kente dokunuşları bu sergide görülebilmekte. Yeni başkentin ihtiyaçları doğrultusunda otomobilden buzdolabına, lastikten ocağa, ampulden çamaşır makinesine kadar Vehbi Bey ticari atılımları sonucu bu ürünlerin teminini sağlıyor. Zaten son derece iyi bir gözlemci ve neye ihtiyaç olduğunu kavrayıp uygulamaya koyabilen bir ticari zekâ. Bu anlamda sergimiz hem Vehbi Bey’in başarı öyküsünü hem de erken Cumhuriyet dönemi Ankara’sının ticari gelişimini birlikte inceliyor. Biz de bu sergi için Vehbi Bey’in bakkalında sattığı lastik, çivi, buzdolabı, General Electric ampulü ve daha birçok ürünü topladık ve sergiliyoruz. Sergi sadece Vehbi Bey’in hayatını merak edenler için değil aynı zamanda Ankara’nın 1920’den itibaren ticaret yaşamını, objelerin tarihi gelişimini öğrenmek isteyenler için önemli bir kaynak. Örneğin Cumhuriyetin ilk yıllarında kullanılan sobaların, buzdolaplarının süreç içindeki değişimi ve gelişimi de burada görülebiliyor. Ankara’nın ilkleri de sergimizde yer alıyor. Misal Türkiye’nin ilk troleybüsünü Vehbi Bey tarafından Ankara’ya getiriliyor. Ford otomobillerini getirdiği zaman da ambulansa ihtiyaç olduğunu fark ediyor ve 1938 model bir Ford otomobili ambulansa dönüştürüyor. Günümüzde Kızılay envanterinde olan o ambulansı Keçiören’deki bağ evimizin önünde sergiliyoruz.
Koç Holding arşivinin yanı sıra Kızılay, Cumhurbaşkanlığı, Türk Tarih Kurumu, Devlet Arşivleri gibi birçok kurum arşivinden edinilen belgeler de bu sergide karşımıza çıkıyor. Ford, Villeroy & Boch, Siemens gibi tanınmış birçok firmayla Vehbi Bey’in yaptığı ticari yazışmalar da ilk kez bu sergide yer alıyor. Dönem Ankara’sında taahhüt işleri aldığı için Başkentin birçok kamu ve özel binasında Vehbi Bey’in izlerini görmek mümkün. Bunların arasında; Çankaya Köşkü, Harp Okulu, Ankara Kız Lisesi, Musiki Muallim Mektebi, Numune Hastanesi, Mülkiye Mektebi, Stadyum, Marmara Köşkü, Adliye Vekaleti, Fransız Sefareti gibi çok sayıda bina bulunuyor. Bugün içinde bulunduğumuz Büyük Apartmanı da dönemin ünlü müteahhidi Erzurumlu Nafiz Bey’le ortak İnşaat İdare-i Fenniye şirketine 1928’de inşa ettiriyor. Binayı günümüzde biz Koç Üniversitesi Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Merkezi (VEKAM) olarak kullanmaktayız, sergimiz de işte bu güzel binada gerçekleşiyor, tüm Ankaralıları sergimize davet ediyoruz”.
Vehbi Koç’un yolculuğu bir azmin, girişimciliğin, ilklerin ve zoru başaran bir çocuğun hikayesi… Ulus’ta Büyük Apartman’da “Vehbi Koç Ticaret Evi – Muasır Medeniyet Yolunda Bir Terakki Hamlesi” başlıklı sergi sizleri tarihe tanıklık etmeye davet ediyor.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
