USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Magazin 2 saat önce

‘Kimseye ihtiyacı olmayan, güçlü iki kız çocuğu yetiştirmeyi çok istiyorum’

HK Yazan: Haber Kaydır Editörlüğü Kaynak: Hurriyet Kelebek Orijinal Haber ›
Berkay ’la müzik şirketi Hiperaktif’te buluşmak için sözleşiyoruz.

Berkay ’la müzik şirketi Hiperaktif’te buluşmak için sözleşiyoruz. Şirketinin adı gibi o da hiperaktif, ben soru sorarken arada ayağa kalkıyor, hareket ediyor. “Hayatta her şeye karşı hiperaktifim. Belki uzun süreli başarı sırrı da o. Yıllardır stüdyoya gidip sabaha kadar çalışan, üretmeye çalışan biriyim” diyor. Kızlarından ve eşinden bahsederken gözleri parlıyor. Başlıyoruz muhabbete...

◊ Öncelikle Babalar Günü’n kutlu olsun. Bir planın var mı?

Teşekkürler. Her Babalar Günü’nde kızlar küçük, süslü bir pasta yaptırırlar. A4 kâğıda güzel mektuplar yazarlar. Sonra sabah beni uyandırırlar. Dünyanın en güzel Babalar Günü başlangıcı oluyor.

Süper bir babayım. Kızlarım bana bayılıyor.

◊ Çocukların geleceği için ‘Şu okula gitsin, baleye, piyanoya başlasın’ gibi şeyleri planlayan bir baba mısın?

Hiç öyle bir baba değilim ama Özlem biraz daha planlı. Ben daha çok istedikleri ve mutlu oldukları kısımda varım. Mesela piyano çalmaya başlatıyoruz, iki ay sonra piyano çalmayı sevmiyorsa ve o konuda kendini huzursuz, mutsuz hissediyorsa, önce ısrar etmeden tatlı tatlı anlatıyorum, ama hâlâ istemezse istediği tarafa yönelmesinden yana oluyorum.

Tüm olaylara karşı bakış açım çok daha genişledi.

Eskiden daha keskin kararlarım vardı, belki daha acımasızdım. Şu an her olaya karşı empati yapabiliyorum, kesinlikle pozitif yönde geliştim. Artık bir sonraki adımı değil, hatta birkaç sonraki adımı da düşünüyorum. Yalnız bir adam olsaydım, atıyorum bu hafta sonu karar verip, salı buradan çıkıp altı ay başka bir ülkede yaşamayı düşünebilirdim. Ama çocuklar olunca böyle bir şey mümkün değil, onlara göre hayatını planlıyorsun.

◊ İki kızın var. Kız babası olmanın farkı nedir?

Erkek çocuğu olan arkadaşlarımı görüyorum, onlar için yorucu. Kızlar daha sakin. Arya 9 yaşında, ona telefon aldık, beni ‘Aşkım, babam, ömrüm’ diye kaydetmiş. Bu seni çok değişik motive ediyor, erkek çocuk zor ya.

◊ Kızların ileride bu röportajı okuyacaklar diye düşünürsek, buradan onlara ne nasihat ederdin?

Kimseye ihtiyacı olmayan, güçlü iki kız çocuğu yetiştirmeyi çok istiyorum. Bana da hiçbir erkeğe de ihtiyaçları olmasın. Tek başlarına her şeye yetebilsinler. Benim için en önemlisi vicdanlı ve iyi insan olmaları. Büyüklerini, küçüklerini bilip saygılı olsunlar. Vatanına, milletine, toprağına, bayrağına sadık olsunlar.

◊ Yeni bir bebek daha geliyor, 6,5 aylık. Cinsiyeti belli mi?

◊ Peki, çocuklardan sonra evlilik değişiyor mu?

Bizde hiç değişmedi, biz çocuklarla birlikte mutluyuz. Hep birlikte tatillerimiz oluyor. Kendi hayatımıza, kendi mutluluğumuza, kendi paylaştığımız güzel anlara çocuklarımızla birlikte olabilme yetisini empoze edebildik. Bunun yanında her ay eşimle baş başa mutlaka iki gün tatile çıkıyoruz, hâlâ birlikte çok eğlenebilen ve birbirinden çok keyif alan, her şeyi konuşabilen bir çiftiz. O tutkuyu devam ettirmek kendine olan saygın, eşine olan saygınla alakalı. Bir akşam yemeğinde ona söyleyeceğin iki güzel cümle, sürpriz olarak götürebileceğin küçük bir tatil, orada ele ele gezmen, mum ışığında bir yemek yemen... Bunlar sadece sevgililik dönemi olan şeyler değil. Biz bunları hâlâ yaşıyoruz ve çok keyif alıyoruz.

‘ORADAKİ BAŞARININ GERÇEK OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM’

◊ Şu an pop müziği nasıl buluyorsun?

Kötü müzikler üretildiği için uzun süredir insanlar da kötü şeyleri dinlemeye alışkın hale geldi. Mesela eskiden Onno Tunç’un yaptığı işlerdeki o armoni, müzikal genişlik, duyum, kalite... Şimdi bunların onda birini bile göremiyorsun. Çünkü internetten satın alınan loop’lar, onların üzerine yazılan sözler, üç akorlu şarkılar, bunlarla müzik oluşturuluyor. Sonra bunlar belirli platformlarda gazlanarak, satış stratejileriyle itelenerek öne çıkıyor. O dijital platformlarda öne çıkınca da videolar çekiliyor. TikTok’ta bir şeyin tutulması Spotify’ı itekliyor, bu kez Spotify’da listenin üst sıralarına çıkıyorsun. Ama ben o dinlenmelerin ya da oradaki başarının gerçek olduğunu düşünmüyorum. Dönemsel olarak popüler kültürün bize dayattığı sound’lar, ritimler olabilir ama ben o müzikleri yapmayı da hiçbir zaman tercih etmedim, etmiyorum. 17 yıldır hep kendi dinleyicime, kendi inandığım müziği yaptım.

◊ Bunu daha önce de konuşmuştuk ama anladığım, TikTok’a uygun şarkı yapmaya da hâlâ karşısın...

Asla yapmam. TikTok’un güçlü ve sektöre etki eden bir platform olduğunu biliyor ve kabul ediyorum. Ama ben orada var olmayı istemiyorum. Orada olan, paylaşan herkese de sonsuz saygım var. Şu anki dönem öyle bir dönem. Bana fikrimi soruyorsan, ben platformu son derece kalitesiz buluyorum. Ben kendi dinleyicim için müzik yapmaya devam edeceğim.

◊ Peki, yapay zekânın müziğe etkisi nedir?

Yapay zekâ sana dört dakikada bir şarkı yapıp verebiliyor. Bu muhteşem bir kolaylık ama sen de söz ve müzik yazarı olmuyorsun. Oysa yapay zekâyla şarkılar üretip söz ve müziklere kendi imzalarını atabilecek kadar olduklarını hissediyorlar. Bu çok acınası bir durum. İnsanın bu kadar kendini kandırması salakça.

◊ Böyle ne olacak, iyi olan kazanır mı?

Yapay zekâ üretiyor, sen de dinliyorsun. Peki, sahne ne olacak? Sahnede bir şeyleri canlı canlı okumak, o müzikal ahengi yakalamak... Müzikal altyapım olduğu ve müzikle büyüdüğüm için iyi müziğin her zaman kazanacağına inanıyorum.

◊ Sen en çok sahneye çıkan isimlerden birisin. Son dönem gerçekleşen büyük konserleri, iki saatte tükenen biletleri nasıl yorumluyorsun?

Bir Şebnem Ferah gerçeği var. Kendisi kraliçe, harika bir ses, muhteşem bir kadın. Sekiz yıl sonra böyle bir konser vermesi ve biletlerin tükenmesi çok normal. Tabii konserleri çok ilgi gören başka harika müzisyenler de var. Onlar bir yana. Ama diğerleri?.. Kendileri mekânı kiralıyorlar, kendileri konser yapıyorlar. 600 bilette kalıp 2 bin bilet dağıtan çok kişi var bildiğimiz. Bu işleri yapan organizasyon firmalarının hepsi de bunu biliyor.

‘MÜTEMADİYEN AYDA BİR KERE LİNÇ YERİM’

◊ Aynaya baktığında ne görüyorsun?

Tam da olmak istediğim gibi biriyim. Hiç kimseyle ilgilenmiyorum. Kendi müziğimi yapıyorum. Kendi inandığım şeylerin arkasından gidiyorum. 20 yıldır aynı ekiple çalışıyorum. 20 yıldır görüştüğüm dostlarımla arkadaşlığım devam ediyor. Sahip olmak istediğim bir aile yapısına sahibim. Yani hiçbir beklentim, hiçbir hayalim yok. Sadece iyi şeyler üretmeye hevesliyim.

◊ Seni ‘Taburcu’yla tanıyalı 17 sene oldu. Bu süreçte en yanlış anlaşıldığın şey ne oldu?

Aslında birçok şey söyleyebilirim. Bazen eşime aldığım bir hediye aylarca konuşuldu. Ama o eşim, iki kız çocuğumun annesi, sevdiğim kadın, çok özel biri. Ona aldığım bir hediyenin konuşulması, bu sebeple lükse tutkun gibi gösterilmek... Sen beni yıllardır tanıyorsun; şort, terlik giyen biriyim. Bunun yanında 30 yıldır çalışan biri olarak finalde de iyi bir restorana gitmeyi ya da iyi bir otelde tatil yapmayı hak etmiyor muyum? Ya da 30 yıl çalıştıktan sonra koluma istediğim saati takmayı, iyi bir arabaya binmeyi hak etmiyor muyum? Bu tarz şeylerin yanlış anlaşılmasından çok rahatsız oluyordum; çünkü yanlış anlaşılan şeyler büyük manşetlerle insanların önüne çıkıyor. Ama haklı olduğun ve haklılığını gösterdiğin nokta küçücük bir satır olarak aşağıda kalıyor.

Magazin beni ısırmayı sevdi. Yani bir terliği niye konuşursun? Ben de bir şekilde onlarla yaşamayı öğrendim.

◊ Yine de söylenenler ve linç kültürü seni etkilemiyor mu?

Mütemadiyen ayda bir kere linç yerim. Terliğimden, oturduğum yerden, tatilimden... Hiç problem değil, umursamıyorum. Elinde bir telefonu ve bir sosyal medya hesabı olan herkes, herkesin sayfasının altına istediği her şeyi yazabiliyor. Ya bunları umursamayacaksın ya da sayfanı yorumlara tamamen kapatacaksın.

◊ Magazin gündeminden bir soru; Demet Akalın’la küstünüz, artık barıştınız. Ne yaşandı?

Evet, Demet’le havalimanında karşılaştık. Hiç konuşmadık bile. Demet beni gördü ve boynuma sarıldı, ağlamaya başladı. Beni çok çok özlediğini söyledi. Ben de onu çok özledim. Demet benim sektöre girdiğimden beri arkadaşım. Herhangi birine küs kalacak kadar ömrün uzun olduğunu da düşünmüyorum. O yükü kendi bedenime de, küs kaldığım insana da, ortak arkadaşlarımı

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Kalbim kalem olmuş atarken yazıyor
Magazin

Kalbim kalem olmuş atarken yazıyor

1 saat önce

Baba sevgisi bir başka
Magazin

Baba sevgisi bir başka

1 saat önce

Önce oğlu sonra da karısı öldü… Ünlü oyuncu kalbini karanlığa teslim etmedi: İçi geride kalan iki evladının ışığıyla doldu
Magazin

Önce oğlu sonra da karısı öldü… Ünlü oyuncu kalbini karanlığa teslim etmedi: İçi geride kalan iki evladının ışığıyla doldu

1 saat önce