‘Mücadelenin olduğu her yerde ben varım’
Uluslararası prestijli bir forum olan Küresel Kadın Zirvesi (Global Summit of Women) bu ayın ilk haftası İstanbul’da gerçekleşti. Zirvede verilen Küresel Kadın Liderlik Ödülü’ne Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ve biliminsanı Canan Dağdeviren layık görüldü. Kadın hakları, cinsiyet eşitliği, çocuk istismarı ve aile içi şiddet konusunda
38 yıldır mücadele eden, önemli hakların kazanımında aktif rol oynayan Canan Güllü’yle buluştuk, ödül heyecanını paylaştık. Mücadele bilincinin kendisine ilk aşılandığı çocukluk yıllarını da anlattı.
◊ Küresel Kadın Liderlik Ödülü ’nün sizin için çok önemli olduğunu söylediniz. Neden?
2021’de Amerika Dışişleri Bakanlığı’nca verilen Uluslararası Cesur Kadınlar Ödülü’nü aldığımda da aynısını hissetmiştim. Güçlü ve görünür olduk diye... Ama yine de bu kez bambaşkaydı. Dolayısıyla biraz fazla sorunların ve motivasyon dağınıklığının olduğu bir dönemde, tıpkı 38 yıl önce ilk başlamış gibi, aynı enerji, aynı motivasyon, aynı güçle ama bu kez sözü dinlenen ve deneyimleri olan bir kadın olarak yola devam ediyorum.
◊ İlk günkü gibi dediniz. O zaman geriye dönelim mi? Çocukluğunuza...
Eğer sevgiyle, saygıyla örülmüş bir aile yapısı içindeyseniz orada aldıklarınız sizi bugüne getiren değerler oluyor. Rahmetli Nazım Dedem, üç kızı olan, erken yaşta vefat eden bir tapu müdürü. Ve yaşarken kayınvalidesine, eşine “Ola ki erken gidersem kızlarım okuyacak ve erken yaşta evlenmeyecek” demiş. Annem, kızların 15 yaşında evlendiği bir dönemde 20 yaşında evlenmiş.
Evet, öğretmen olmuş. Babam devlet memuru. Evlenip birlikte Ankara’ya gidiyorlar, iki abim doğuyor. İki çocukta karar kılıyorlar ama annemde migren ağrısı var. Doktor doktor gezerken en son “Doğum yaparsan geçer” deniyor. Yani bilerek, istenerek doğurulmuş bir kız çocuğuyum.
Mutlu, huzurlu bir ortamda büyüdüm. 7 yaşımda bir trafik kazası geçirdim. Arabanın ön camından fırladım ve bu sırada cam yanağımı tamamen yırttı. Zorluklar yaşadım ama şimdi düşündüğümde kendiyle barışık bir çocuk olduğumu görüyorum. Yanağınızda kocaman bir dikiş izi var. Ama ben ona rağmen çekinmeden “Yüzünde çikolata izi mi var” diyenlere “Hayır, o geçirdiğim kazanın izi” cevabını veriyordum.
◊ Kız çocukları için 9 yaşında çalışmaya başlamışsınız...
O dönem Elazığ’daydık. İlkokula gönderilmeyen kız çocukları vardı bulunduğumuz mecrada. Annem de bu konuda çabalıyordu. Kırtasiyeden aldığımız zarflara memur eşleri 2,5 ya da 5 lira koyarlardı. Evlere gider, o zarfları toplardım. O parayla çocukların okul masrafları karşılanırdı. Bana ne alındıysa onlara da alınırdı.
◊ Kadın mücadelesine ilişkin bilinçlenme süreciniz nasıl devam etti?
Sanırım 13-14 yaşlarımdaydım, annem okumam için bir kitap verdi. Virginia Woolf’tan ‘Kendine Ait Bir Oda’. Kitabı okudum, ama ne yalan söyleyeyim anlamadım. O süreçte bir kompozisyon yarışmasına katıldım. Dereceye girince Kültür Bakanlığı üzerinde ‘100 Temel Eser’ yazan bir kutu gönderdi. Kutuyu açtığımda ilk karşıma çıkan Afet İnan’ın ‘M. Kemal Atatürk ’ten Yazdıklarım’dı. Afet Hanım orada devletçiliği, halkçılığı, zihinsel değişim ve dönüşümü anlatıyordu. Sonra Atatürk’e dair dönemin kitaplarını ve bir yandan da Woolf’un kitabını okurken anladım ki bir mücadele var. Ve bu sırada bir de babamın bir gayretiyle karşılaştım.
Yanına çağırdı, bana kırmızı kaplı bir kitap verdi ve “Bu Kuranıkerim. Senin dinin İslam olduğu için bu kitabı okuman lazım” dedi. Arapçaydı. Kuran’ı alıp odadan çıkarken “Dur bir dakika” dedi ve bu kez üzerinde ‘Söylev’ yazan iki ciltlik bir kitap verdi ve “Bu da Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Söylev’i. Vatanı olmayanın dini olmaz kızım” dedi. Ama onun da çoğunluğu Farsçaydı. 16 yaşımda Arapça öğrenip Kuran’ı üç kez okudum. ‘Nutuk’u da okudum. Yani hem iyi bir insan hem de vatanını seven bir genç kadın olmaya çalıştım.
Babamla çok rahat konuşabiliyordum. Regl sancısı çekiyorsam babam “Ağrın mı var? İlacını ben alayım” diyebilen, ötekileştirmeden, kız çocuğunun fizyolojik ihtiyaçlarının farkında olan bir erkeklik sunuyordu. Yasağım yoktu hayatın içinde. Hiç okuldan kaçmadım. Kaçabilirdim ama kaçmadan, bir şeylerin iletişim yoluyla halledilebileceğine inandım.
◊ Üniversitede iktisat okurken Kadının Sosyal Hayatını Araştırma İnceleme Derneği’ne üye oluyorsunuz. Önce yaşınız küçük diye sizi üye yapmıyorlar. Yıllar sonra derneğin başkanı oluyorsunuz. Sonrasında federasyon başkanlığına aday olmaya nasıl karar verdiniz?
Hiç kimseye boyun eğmeden, kendi paramla ama dönüp yol arkadaşıma, aileme “Ben böyle bir karar alacağım. Var mısınız” dediğim zaman “Karar senin” dediler. Seçildiğimde 250 metrekare, geniş bir ofisim vardı. Arkadaşlarımla çalışma sürecine başlarken Van’ın Çatak ilçesinin bir köyünde kuş gribine yakalanan iki kardeş götürüldükleri hastanede öldüler. Yaşları 14 ile 15’tir. Hayatlarında hiç şehir görmemiş, hiç okula gitmemiş, hiç televizyon izlememiş, bir gazeteye elleri değmemişti. Ve ben o gün “Kızlar orada ölüyorsa ve ben onlara dokunamıyorsam benim başkanlığımın bir anlamı yok” dedim ve yollara düştüm. 9 kez Türkiye’yi il bazında gezdim.
◊ Kadın hakları için mücadeleyle geçen 38 yıl. Bundan sonrası için hedefiniz nedir?
Hedeflerimden biri anılarımı içeren bir kitap yazmak. Örneğin Adalet Bakanlığı’yla yaptığımız nafaka konusundaki tartışmada masaya vurarak bileğimi kırmıştım. Bir de depremden (6 Şubat depremleri) sonra hayata geçirdiğimiz Mor Yerleşke projesini Mordoğan Mor Yerleşke yaşam merkezi haline getirmeye çalışıyoruz. Ondan sonra genç arkadaşlarımıza sorumluluğu bırakacağız. Ama mücadelenin olduğu her yerde ben varım.
İlk ensest vakasıyla karşılaştığımda 30 yaşındaydım. O döneme kadar ensestin ne demek olduğunu bile bilmiyordum. Ama o enseste uğramış kız çocuğunu kurtarıp onun başarılı olması için çok mücadele verdiğimi ve kazandığımızı hatırlıyorum. Tabii bunları yaparken duygusal çöküntüye uğramamanız gerekiyor. Hayatımda bir kez psikoloğa gittim. Bana “Duygularını arkaya gönder, hafızanda biriktirme” dedi, ona da minnettarım. Çünkü 1 aylık bebeğe istismarı da gördüm, yıkıldım ama ayaktaydım.
Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı
Hattı ilk kurduğumuzda telefonları iki ay kendi telefonuma yönlendirdim. Çaldı, gece baktım, gündüz baktım. Hiç erinmedim. Bir pazar sabahı 6.30’da telefon çaldı. Başka odadaydı, gidene kadar biraz vakit geçti. Telefonu açtığımda bir beyefendi “Kızım şiddete uğradı. Sen orada ne yapıyorsun” diye çıkıştı.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
