Çocuk suç işlediğinde anne-baba da yargılanıyor mu? Hem İngiltere’de hem Türkiye’de tartışılıyor
Suç işleyen çocukların ebeveynlerinin de işlenen suçtan sorumlu tutulup tutulamayacağı meselesi kamuoyunda uzun süredir tartışılan bir konu. Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'na 14 Nisan’da düzenlenen saldırının ardından da bu konuyu günlerce konuştuk. Çünkü saldırının ardından 14 yaşındaki fail İsa Aras Mersinli'nin polis başmüfettişi babası Uğur Merslinli ve annesi öğretmen Pınar Peyman Mersinli tutuklandı.
Evinde kendine ait ruhsatlı silahlar bulunduğunu ama bu silahların kilitli bir kasada durduğunu söyleyen babanın, iki psikoloğun çocuk psikiyatri polikliniğinde tedaviye ihtiyaç duyduğu yönünde teşhis ve öneride bulunduğu oğullarını atış poligonuna götürdüğü ve atış yapmayı öğrettiği ortaya çıkmıştı. Tutuklanan anne Pınar Peyman Mersinli'nin ise doktor önerilerini dikkate almayarak söz konusu tıbbi desteğe yönelik psikiyatri polikliniklerine müracaatta bulunmadığı tespit edilmişti.
Suç işleyen çocuğun ebeveynlerinin de cezalandırılması meselesi sadece ülkemizde tartışılmıyor. İngiltere’de de son günlerde Adalet Bakanlığı, çocuklarının suç işlemesini önlemeyen ebeveynlere daha ağır cezalar vermeyi hedefleyen bir plan üzerinde çalışıyor. Orada ise bu tartışma Temmuz 2024’te yaşanan bir saldırı üzerinden gündeme gelmekte. 17 yaşındaki Axel Rudakubana, Southport’ta 26 öğrencinin katıldığı dans dersine bıçakla saldırmış ve altı, yedi ve dokuz yaşında üç çocuğu öldürmüştü. Olayda sekiz çocuk ile iki yetişkin de yaralanmıştı.
İNGİLTERE'DE 'EBEVEYNLİK YÖNERGELERİ' GENİŞLETİLİYOR
Axel Rudakubana'nın ebeveynleri de çocuklarının şiddete eğilimli davranışları karşısında önlem almamakla suçlanıyor. İngiltere Adalet Bakanı David Lammy de bu olayın tekrar etmemesi için İngiltere yasalarındaki “ebeveynlik yönergelerini” yeniden düzenlemeyi planlıyor.
David Lammy, çocuklarını okula veya rehabilitasyona göndermeyen, çocuklarının asayişi bozan davranışlarını kontrol altına almak için adım atmayan ya da danışmanlık veya ebeveyn rehberliği seanslarına katılmayan anne-babaları cezalandırabilen "ebeveynlik yönergelerini" genişletmeyi ve güçlendirmeyi hedefliyor.
Bakanın planında, mahkemelere yönergeleri yerine getirmeyen ebeveynleri hapse atmak için ilave yetki verilmesi ve şu an azami bin euro olan cezanın arttırılması gibi yaptırımlar mevcut.
Adalet Bakanı ayrıca, Tony Blair hükümeti tarafından 1998 yılında yürürlüğe koyulan ve ebeveynleri veya vasileri çocuklarının suç teşkil eden fiillerinden, anti-sosyal davranışlarından veya sürekli okul devamsızlığı yapmasından yasal olarak sorumlu tutmak amacıyla hazırlanan ebeveynlik yönergelerini mahkemelerin daha yaygın kullanmasını istiyor.
The Telegraph’ın haberine göre, İngiltere’de mahkemeler söz konusu yönergeleri uygulama konusunda giderek daha çekimser davranıyor. Haberde, bu konuda mahkemelerde alınan karar sayısının 2009-2010 döneminde binin üzerindeyken, 2022-2023 döneminde keskin bir düşüşle 33'e gerilediği bilgisine yer verildi.
İlgili plan, emniyet güçleri, mahkemeler ve çocuk esirgeme kurumlarının daha erken müdahale etmesini sağlamak ve anti-sosyal davranışların veya başlangıç düzeyindeki suç davranışlarının, süreklilik arz eden ve şiddet içeren suçlara dönüşmesini önlemek amacıyla bu alanda yapılacak köklü bir reformun sadece küçük bir parçasını oluşturuyor. İngiltere Adalet Bakanlığı’nın yürüttüğü bir araştırmaya göre, suç kaydı çok fazla olan yani sürekli suça karışan kişilerin 10’undan sekizi ilk suçunu çocukluk yıllarında işliyor.
Rudakubana’nın düzenlediği saldırıya yönelik soruşturmada da Rudakubana’nın ebeveynlerinin oğullarının sosyal hizmetler ve ruh sağlığı hizmeti almasını engellediği, oğullarına sınır koyamadığı ve çocuklarının koruma altına alınması veya tutuklanması korkusuyla çocukları tarafından sindirildiği saptandı.
Peki bizde son durum ne? Ülkemizde bu konu Kahramanmaraş’taki okul saldırısından sonra ciddi şekilde gündeme geldi ve hala sıcaklığını koruyor. Öncelikle, TBMM Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu'nda bu konuda çalışmalar yürütüldüğü parantezini açıp, mevcut durumu anlatması için sözü Avukat Sedat Koca’ya bırakalım.
Sedat Koca, hukukumuzda anne-babanın çocuğu üzerinde iki yükümlülüğü olduğunu belirterek, bunları “koruma” ve “gözetim” yükümlülüğü olarak ifade etti. Koruma yükümlülüğünü, çocuğa yönelen tehlikeli ve zarar verici eylemlerden çocuğun muhafazası olarak tanımlayan Koca, gözetim yükümlülüğünü ise şöyle açıkladı:
“Çocuk tarafından diğer kişilere karşı gerçekleştirilebilecek ve suç içeren fiillere karşı çocuğun engellenmesi, engellemeye yönelik ve doğru tedbirlerin alınması, çocuğun doğru yönlendirilmesi, tedavi gerekiyorsa tedavisinin ihmal edilmemesi gibi çocuğun dış dünyaya olası zarar verici davranışlarının engellenmesine yönelik önleyici tedbirler.”
Koca, anne ve babanın çocuğunun başka birine zarar verme ihtimalini bilmesi ve bu ihtimali gördüğü halde gereken tedbirleri almaması, ihmali davranması ve bunlara benzer yükümlülüklerini açık şekilde ihmal etmesi halinde, ceza hukuku bağlamında sorumluluklarının gündeme gelebileceğine dikkat çekti. TCK 83. Madde, TCK 88. Madde ve TCK 233. Madde düzenlemelerinin bu kapsamda önem arz ettiğini dile getiren Sedat Koca, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Örneğin; ciddi psikolojik sorunları olan ve çevresine zarar verici birtakım davranışlar sergileyen çocuğun psikiyatrik tedavisinin ihmal edilmesi, olası tehlike arz eden ve suç aleti sayılabilecek eşyalardan uzak tutulmaması veya psikolojisi bozuk olan ve tedavi gören çocuğa (silah, bıçak gibi) suç aleti verilmesi gibi davranışlar aile bireylerinin de sorumluğunu doğurabilecektir. Hatta daha ağır durumlarda bu tür rahatsızlıklardan ve tehlike arz eden durumlardan haberdar olan ve fakat gerekli bildirimleri yapmayan öğretmen de yasal olarak sorumlu olabilecektir. Her bir konu somut olay üzerinde değerlendirilmelidir fakat genel anlamda belirttiğimiz şekilde ihmal halinde sorumluluk söz konusu olacaktır.”
Koca, buradaki sorumluluğun ise TCK 83. Madde kapsamında anne-babanın hukuken sorumlu tutulabileceği ve ihmalleri sonucu gerçekleşen bir eylem sonucu ortaya çıkan ölüm olayında, temel ceza olarak en az 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilebileceği şeklinde düzenleme altına alındığını aktardı.
Yine TCK 88. Maddesi’nde kasten yaralama suçunun ihmal suretiyle işlenmesi halinin de düzenlendiğini belirten Kara, burada da ihmal suretiyle kasten yaralama suçuna karışan şahsa temel ceza olarak 1,5 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilebileceğini vurguladı. Sedat Koca, değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı:
“Hukukumuzda mevcut düzenlemeler ve yargı uygulaması kısaca özetlendiği haliyle ihmal suretiyle işlenen öldürme ve yaralama fiillerindeki olası sorumluluğu da kapsamakla birlikte, bu düzenlemelerden ayrı olarak yapılacak farklı ve yeni hukuki düzenlemeler bir anlamda ailenin objektif sorumluluğuna kadar gidebilecektir ki bu durum, ceza hukuku temel prensiplerine aykırı bir sonuç ortaya çıkarabilecektir. Burada dengenin sağlanarak eğer yeni tedbirler alınacaksa suçun şahsiliği ilkesinin de göz ardı edilmemesi gerekmektedir.”
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
