USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Son Dakika 2 saat önce

Kılıçdaroğlu 'mutlak butlan' sonrası ilk kez canlı yayına çıktı: 'CHP ve belediye davaları siyasi değil'

HK Yazan: Haber Kaydır Editörlüğü Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Cumhuriyet Halk Partisi'nin 38'inci kurultayına yönelik “mutlak butlan” kararının ardından CHP'de genel başkanlık görevine

Cumhuriyet Halk Partisi'nin 38'inci kurultayına yönelik “mutlak butlan” kararının ardından CHP'de genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, yıllar sonra ilk kez bir televizyon programına çıktı.

Soruların daha önce talep edildiği iddialarına yanıt veren Kılıçdaroğlu, “Öyle bir şey yok, talep etmedim” dedi.

Kılıçdaroğlu, Sözcü TV'de Senem Toluay Ilgaz’ın moderatörlüğünde; Sözcü Televizyonu Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu ve Gazeteci Barış Terkoğlu 'nun sorularını yanıtlıyor.

İşte Kılıçdaroğlu’nun yanıtlarından öne çıkanlar:

-(Mutlak butlan kararını neden kabul ettiği sorusu üzerine)

Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu? Buraya valilik bir kaymakamı kayyum olarak atardı. Siz bunu ister miydiniz? Üstelik mutlak butlan kararında sadece ben gelmiyorum. Eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden neden korkuyorlar? Hangi gerekçe ile korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar. Bu partide her türlü eleştiri yapılır. Bu partinin kültüründe ciddi bir itiraz vardır. İnsanlar itirazlarını yaparlar ancak hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir. Kirli ilişkilere bulaşanları da bu parti bağrında barındırmamıştır.

Eğer partiye kayyum atanırsa ben buna itiraz ederim. Ancak mutlak butlan kararı verilirse ben mecburum gitmeye çünkü partinin bütün yöneticileri, parti meclisi de göreve gelecek. Bana görev veriliyor ama onlara da görev veriliyor.

Partiyi alın, hiç kimsenin şaibe iddia edemeyeceği bir kurultay yapın deniliyor. Olay bu kadar basit.

-(Butlan öncesi yayımladığı videonun hatırlatılması üzerine karardan daha önceden haberinin olup olmadığı sorusuna)

"Ben kararın çıkacağını bilseydim bir gün önceden böyle video yayınlar mıyım?

Ben zaten belli dönemlerde normal videolar çekiyorum. Bakın eğer bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir gün bir yargıçla konuştuğumu ya da herhangi bir ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız ben yarın sabah CHP Genel Başkanlığını bırakıyorum.

 Böyle olaylar doğrudan doğruya yıpratma amacıyla ortaya atılıyor. Arınmaktan bahsediyorum videoda. Daha önce de söyledim, defalarca kez söyledim. Partinin kirlilikten arınması lazım nokta. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Bu parti kirliliği kabul etmez. 

Tarihte bize komünist dendi, faşist dendi, dinsiz parti dendi. Ancak hiçbir zaman, hiçbir dönemde partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik hiçbir söz söylenmedi. Partinin temel özelliği ahlaki kültürünün yüksek olmasıdır. CHP'li birisi konuştuğunda herkes dikkatle dinler, çünkü bilirler ki bu kişinin ahlaki üstünlüğü vardır. Ahlak üzerinden bütün eleştiriler dikkate alınmalıdır. Parti asla kirliliği kabul etmez.

-(Gazeteci Barış Terkoğlu'nun "Erdoğan ile işbirliği yaptınız mı?" sorusu üzerine...)

Erdoğan'ı her zaman eleştirdim. Özgür Bey dedi ki Erdoğan ile müzakere edeceğiz. Neyi müzakere edeceksiniz?

Özgür Bey dedi ki Erdoğan ile müzakere edeceğiz. Neyi müzakere edeceksiniz? Erdoğan ile işbirliği, diğerleri ile işbirliği yapıldığı söyleniyor. Erdoğan ile bir kişi 2 saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da partinin sorunlarını görüştük deniliyor. CHP Genel Başkanı, AKP'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor? Ey Özgür Özel sen ne görüştün, CHP'nin nelerini görüştün sen?

Ne demek arka kapı diplomasisi? Bütün bunlar unutuluyor. Memleketi bu hale kim getirdi? Ülkenin içinde bulunduğu sorunları aşmak, Türkiye'yi darbe yasalarından kurtarmak için hangi öneri geldi. Olmaz! Siyaset üretmeniz lazım.

Ben olaydan hemen sonra, yani kurultaydan hemen sonra Özgür Bey'e bazı temel noktaları açıkladım. Partinin içinde bulunduğu bazı sorunları açıkladım ve bir genel başkan olarak sizin bunları bilmeniz gerekir dedim.

Her belediye seçiminden sonra şu salonda belediye başkanlarını toplardım. Önce emekli bir Sayıştay denetçisi belediye nedir, ne değildir, harcamalar nasıl yapılır? Sayıştay denetçisi gelince nelere bakar onu anlatırdı. İçişleri Bakanlığından bir yetkili gelirdi, yeminli müşavir gelirdi ve anlatırdı. En sonunda ben çıkardım ve derdim ki "Arkadaşlar koltuğa oturdunuz diye, artık ben belediye başkanıyım kimse bana dokunmaz demeyin. Her kuruşun hesabını vereceksiniz. Harcadığınız para sizin değil halkın parasıdır. 7 maddelik bir bildiri yayınladık. Neden bunlar yapılmadı son zamanlarda?

Ben CHP'nin birinci parti kalmasından memnunum. Ancak kaç belediye başkanı istifa etti, kaç belediye başkanı AKP'ye geçti? 40'ın üzerinde.

Bakın en çok soruşturmayı geçiren kişi benim siyasette. Hala yüzlerce davam var. O davaların yüzde 99.99'u da Erdoğan ile ilgilidir. Bazıları tazminat davasıdır, bazılarında mahkumiyet de çıktı.

Kimse benim ahlakımı tanışmaz. Bir belediye başkanı halka hesap verir konumdaysa kimse o belediye başkanına bir şey yapamaz.

Milli Eğitim Bakanı ne diyor "Belediyeler kreş açamaz?" ancak gidilip CHP'li belediyeler kreşi açtı ve ne oldu? Kimse bu kreşleri kapattı mı, kapatabildi mi?

Her belediye başkanı, başında kendisi hakkında her an soruşturma açabilecek bir organ olduğunu bilmeli. Aziz Kocaoğlu kaç yılla yargılandı? 397 yılla... Bir miting yaptık.

(Terkoğlu’nun yolsuzluk soruşturmalarındaki birçok ismin Kılıçdaroğlu döneminde CHP'de görev almaya başladığını hatırlatması üzerine)

-“İtiraflar var. Belediyeden gelen parayla, Hazine'den gelen parayla yapılanlar var. Hiçbir gazeteci çıkıp Özgür Özel'e "Sayın Özel siz bunları nasıl yapıyorsunuz, bu yanlıştır" demiyorsunuz. 

Parayı veren kişiler bizzat bunları itiraf ediyor ve siz neden sormuyorsunuz. Bu adam diyor ki "Ben sana şu saatte şurada rüşvet verdim" diyor. Telefonlar uyuşuyor, her şey uyuşuyor neden takip edilmiyor?

-“Meclis'te 250 bin dolar poşet içinde unutulmuş. Olmadı, bilmem ne... Haberi yazan kişi hakkında dava açıldı mı? Neden bunlar sorulmuyor”

(Terkoğlu’nun TBMM Başkanı Kurtulmuş'un bu olayı yalanladığını hatırlatması üzerine)

-“Ben o Meclis Başkanının da neler yaptığını gayet iyi biliyorum. Tutanak tutuldu ya. Tutanak tutuldu diyorum. Hayır efendim. Diyelim ki böyle bir şey yok, olmadı diyelim. Bu haberi yapan kişi hakkında dava açmaz mısınız? Meclis başkanını da şahit göstererek. Neden açmıyorsunuz? Hangi gerekçeyle açmıyorsunuz? Bunlar sorgulanmadan ahlaki üstünlüğü sağlayamazsınız. Ahlaklı olmak başka bir şeydir. Siyasi tutuklu olabilirsiniz, bunların tamamına saygım vardır. Ancak kişisel çıkara dönük bir kapıyı CHP açamaz, tarihinde açmamıştır."

(İmamoğlu’nun sözlerini ve İBB davasındaki ifadeleri okudunuz mu?)

Ben Ekrem Bey'in içerisinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum. Ona cevap vermek gibi bir niyetim de yok. Arınma kavramı önemlidir. Temizlik kavramı önemlidir. Erdoğan'ı siyasi partiler içerisinde ve onların genel başkanları içerisinde en çok ve en sert eleştiren kişi benim. 

Bu konuda mahkum olan kişi de benim. Tazminata mahkum edilen kişi de benim. Bugün de eleştiriyorum. Bana soracaksınız herhalde değil mi? Memleketi bu hale getiren kim? Beşli çeteleri bu milletin başına getiren Erdoğan değil mi?

Ben hukukçu değilim, İBB iddianamesinin tamamını okudum diyemem. Ancak hukukçu arkadaşlarla ilgili bir komisyon kurduk ve onlar inceliyor. Bana bir özet de getiriyorlar. Benim tüm iddianameleri okumak gibi bir durumum yok.

-İmamoğlu ile ilgili düşüncemi ifade edeyim. Tutuklandığında evini ziyaret ettim. Kapısının önünde basın açıklaması yaptım. O gün ne söylediysem bugün de aynı şeyi söylüyorum. 

Terkoğlu basın açıklamasını okudu: "Tek adam döneminde bir kişinin gelip yasamayı, yargıyı, yürütmeyi kontrol ettiği bir süreç yaşıyoruz. Ekrem Bey'e ve ailesine sahip çıkmak hepimizin ortak görevidir."

Bu sözlerin arkasında olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

Sanki sadece CHP'li belediyelerde yolsuzluk var. Öteki tarafta da malı götürenler yok mu? Herkes biliyor. Yolsuzluğu kim yaparsa biz arkasındayız. Yolsuzluğun partisi olmaz. Yolsuzlukta çifte standart uygulaması yanlıştır diyoruz.

Ben hala belediye başkanlarının tutuksuz yargılanması gerektiğini söylüyorum. Sonuna kadar incelenmeli ancak kararlar kesinleşmeden belediye başkanları tutuksuz yargılanmalı.

(Operasyonlarda gözaltına alın

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Ömer Günel’den demokrasi ve kurultay çağrısı
Son Dakika

Ömer Günel’den demokrasi ve kurultay çağrısı

17 dk önce

Uzay biliminde 50 yıllık muamma çözüldü: Samanyolu’nun merkezindeki sinsi kara deliğin 'kayıp esintisi' bulundu!
Son Dakika

Uzay biliminde 50 yıllık muamma çözüldü: Samanyolu’nun merkezindeki sinsi kara deliğin 'kayıp esintisi' bulundu!

1 saat önce

Adalar'da gözaltı protestosu... Özgür Çelik'ten iktidara sert tepki!
Son Dakika

Adalar'da gözaltı protestosu... Özgür Çelik'ten iktidara sert tepki!

1 saat önce