USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Gündem 2 saat önce

Ey Türk genci

HK Yazan: Haber Kaydır Editörlüğü Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Son kitaplarımdan bir tanesinin adı “Ey Türk Genci Nereden Geldiğini Öğren, Nereye Gideceğimizi Bize Öğret” * .

Son kitaplarımdan bir tanesinin adı “Ey Türk Genci Nereden Geldiğini Öğren, Nereye Gideceğimizi Bize Öğret” * . Bu kitapta mesleği psikoloji ve eğitim olan bir kişinin, yani bendenizin bakış tarzıyla gençlere Türk Dili ve Tarihi hakkında bilgiler verilmekte ve onlara ulusumuz geleceği emanet edilmektedir.

Hayat, dünyada hiçbir zaman çok kolay olmadı; ya da büyük çoğunluk için kolay değildi. Bugün dünyamız ve ülkemiz Türk genci için zorluklarla dolu. Ülkelerinde aradıklarını bulamayan donanımlı gençlerimiz başka ülkelere gitmek zorunda kalıyorlar, ekspat (nitelikli göçmen) oluyorlar. Yurtta kalanlar ise ahlaki çöküntü içinde yaşayan bir toplumda mücadele etmek zorundalar.

Halide Edip’in, “ Türkün Ateşle İmtihanı” isimli bir romanı vardı. O korkunç imtihanı dedelerimiz ve ninelerimiz başarıyla atlattılar. Şimdi ise ülkemizde kalan gençlerimiz için başka bir büyük sınav var; bu da ahlaki çöküntüyle baş etme sınavı. Gerek ekspatlarımıza gerekse yurtta kalan gençlerimize rehberlik etmek için yazdım “Ey Türk Genci” isimli kitabı.

Yurt içinde anadilimiz, kendi elimizle saldırı altındadır. Tabelaları Türkçe yazmama gibi bir aymazlığımız var. Giderek İngilizce tabelalı mağazaların, AVM’lerin, sitelerin daha kaliteli (!) olduğu izlenimi yerleşti. Neredeyse Türkçe tabela kalmadı. Bu yanlıştır. Anadilimize ihanettir. Korunaklı siteler var; içlerinde 30’ar katlı beş altı apartman bulunuyor. Arsa sahibi İngilizce bilmez, müteahhit İngilizce bilmez, inşaat mühendisi, apartman yöneticisi, oturanların büyük çoğunluğu İngilizce bilmez ama sitenin ismi “JASMİNA HOUSE” benzeri bir şeydir. Bu davranışla “Biz kaliteliyiz, sitemize yabancı isim layıktır” denmek istenmektedir ancak hem anadilimize hem de ismi Türkçe olan sitelere karşı ayıp olmaktadır. Türk genci sitesinin, mağazasının ismini Türkçe koymalıdır.

Bir de günlük yaşamda çok miktarda yabancı kelime kullanır olduk. “Ne yapalım teknik terimler yabancı” diyemeyiz, Türkiye Bilişim Derneği’nin “Bilişim Terimleri Sözlüğü ” ** var. Bu sözlükte yaklaşık 112 bin İngilizce teknik kelimenin Türkçe karşılığı var. Bu kitap el altı kitabımız olmalıdır.

Ekspatlarımızın ayrı sorunları var; yurt dışına uyum sağlayıp ayakta kalmanın yanı sıra Türkçelerini de unutmamak zorundalar. Özellikle yurt dışında yaşayan bu gençlerimize önemli bir görev düşüyor. Bu da çocuklarına Türkçe’yi öğretmektir. Söz konusu kitapta ekspatlarımıza yönelik olarak “Sevgili Türk Gençleri çocuklarınıza anadilinizi öğretiniz, günlük meşguliyetlere dalıp çocuğunuza anadilini öğretmezseniz sizin torununuzla benim torunum tanışamazlar” yazdım.

Söz konusu kitapta Türkçemizin abidevi yapıtlarından birisi olan Dîvanu Lugâti’t-Türk isimli kitabın İstanbul’da Ali Emîrî Çelebi tarafından keşfedilme hikâyesi de bulunmaktadır.

Bu kitapta bir insanın gelecekte iyi şeyler yapabilmesi için geçmişini bilmesi gerektiğinden söz edilmektedir. Bu mantıkla Türk gencinin de geçmişini bilmesi gerektiğinden söz edilmektedir. Tarihte üç kıtada en çok sayıda devlet kurmuş olan millet Türk milletidir. Gençlerimiz bunu bilmelidirler. Ayrıca gençlerimiz başlarını öne eğmelerine, yüzlerinin kızarmasına yol açacak bir tarihi olay olmadığını da bilmeleridir. Batılılar dedelerimizin katil, soykırımcı olduklarını iddia edebilirler. Onlarla tartışmayalım, sadece “Ya sizin dedeleriniz neydi?” diye soralım. “O kadar haçlı seferini kim yaptı? Kızılderilileri, Aztekleri, İnkaları, çocuklar dahil olmak üzere kim soykırıma uğrattı? Hiroşima’ya atom bombasını kim attı? Vietnam’da, Kamboçya’da, Hindistan’da, Çin’de neler oldu? Afrikalının yaşamına nesiller boyunca kim çöktü?” diye soralım.

Bu konuda en güzel örnek Atatürk’e aittir. Anlatıldığı kadarıyla bir Cumhuriyet balosunda davetli genç bir İngiliz subay uzak köşeden Atatürk’e doğru ters ters bakmaktadır. Atatürk yaverini gönderip niçin öyle baktığını sordurur. Yaver dönüp gelir, “Çanakkale’de biz bu subayın babasını öldürmüşüz, o yüzden bütün Türklere kızgın, size de öfkeliymiş” der. Atatürk de yaverine “Git sor bakalım babasının Çanakkale’de ne işi varmış?” der.

Bütün bunlar bir yana, şu yıllarda, şu aylarda dünyamızda soykırım var mı, yok mu? Geçmişteki defterleri karıştırmak akıllıca değildir. Savaş bittiği an Yunanlıların yerdeki bayraklarını kaldırtan, Anzaklı annelere o muğlak kayıp bitiren mektubu yazan ve “Yurtta sulh, dünyada sulh” diyen Atatürk hepimizin adına bu konuyu açıklığa kavuşturmuştur. Türk genci, geçmişinle övün, çalış ve çalışmana güven.

* Dökmen, Ü. (2025). Ey Türk Genci Nereden Geldiğini Öğren Nereye Gideceğimizi Bize Öğret. İstanbul: Remzi Kitabevi.

** Ören, T., Pekel, A., Özer, K., Tabak, İ., İ. ve Görgülü, E. (2023). Bilişim Terimleri Sözlüğü. Ankara: Başak Matbaacılık.

Efsane, dilden dile dolaşarak kuşaktan kuşağa aktarılan, genellikle olağanüstü olaylar ve kahramanlıklar barındıran anonim bir halk anlatısı veya bir kişinin, bir nesnenin ya da olayın herkes tarafından bilinen, dillerden düşmeyen meşhur durumunu ifade eden bir kavramdır.

Kimsenin dikkatini çekmeyen bir olgu ile karşı karşıyayız.

Son yıllardaki hızlı kentleşme süreciyle birlikte (Çin Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre ülkenin kentleşme oranı yüzde 67.89), Çin’de kentsel nüfus kırsal nüfusu geride bırakmış olsa da bugün 1.4 milyarlık toplam nüfusun yaklaşık yüzde 35-40’ı hâlâ köylerde yaşıyor.

Karar vericiler yağışların iyi gitmesinden dolayı bu yıl tarımsal verimin beklentilerin üstünde gerçekleşeceğini mutlulukla vurguluyor.

Bomboş bir sahne. Arkada fonda dev bir ay...

Sevgili okurlarım, mahkemede genç bir kadın, Pınar Türker konuşuyor: O konuştukça mahkeme salonunda hıçkırık sesleri çoğalıyor.

Yüzsüzlük, pervasızlık, hayasızlık, utanmazlık, pişkinlik, arsızlık, küstahlık, sıkılmazlık, vicdansızlık, çekinmezlik, aldırmazlık, edepsizlik, perdesizlik, umursamazlık, duygusuzluk, yırtılmışlık, arlanmazlık, aldırışsızlık, vurdumduymazlık, sakınmasızlık, gamsızlık, pek yüzlülük, kayış suratlılık...

Nazi Almanyası’ndan Sovyetler Birliği’ne, McCarthy döneminden günümüze uzanan ortak bir hikâye: Düşünceleri nedeniyle hedef alınan insanlar. “Sarı Zarflar”, bu evrensel yarayı sinema diliyle yeniden hatırlatıyor.

Dalkavukluk, dilencilik ve yalancılık yalnızca insana özgü davranışlar değil. Ancak insanı ayıran şey, bu eğilimleri ahlak ve bilinç süzgecinden geçirebilme sorumluluğu. Doğada sahte sinyal, yiyecek isteme ve çıkar için davranış değiştirme örnekleri var. İnsanda ise bu davranışlar dil, bilinç ve ahlakla birleşince çok daha karmaşık duruma geliyor.

Bir süre önce eşimle birlikte Siyu (Sioux) Kabilesi’ne ait bir nikâh töreninde bulunmuştuk. Nikâhı bu kabileye mensup Şaya Hanım kıymıştı. Törenden sonra Şaya Hanım, “Size teşekkür ediyorum” dedi. Neden teşekkür ettiğini sorduk, “Genellikle Kızılderili olmayanlar bizim nikâhlarımızı izlerken bıyık altından gülüyorlar, siz gülmediniz, ciddiye aldınız” dedi.

Birinden mi duydum, ben mi söyledim hatırlamıyorum fakat 2011 yılında aldığım “İran Tarihi” adlı kitabın kenarına “İran’ı işgal edebilirsiniz ancak ona sahip olamazsınız” yazmışım. Çünkü İran’ın edebiyatı ve sineması güçlüdür. Edebiyatları, müzikleri, sinemaları güçlü olan ülkeler bir dönem içeriden veya dışarıdan sıkıntı yaşasalar bile sonuçta suyun üstünde, tarihin içinde hayatta kalmayı başarırlar.

Siber zorbalık yalnızca dijital bir taciz değil, sınır tanımayan yeni bir şiddet biçimi. Üstelik yapay zekâ ile birlikte gerçek ile kurgu arasındaki çizgi her zamankinden daha tehlikeli biçimde bulanıklaşıyor. Siber zorbalık, yapay zekâ ile yeni bir evreye girmiş durumda. Çocuklarını siber zorbalıktan korumak için anne babalar, rahatsız edici olmadan onları gözlemeli, sergiledikleri değişiklikleri fark edebilmelidirler. Bir de internet kullanımını çocukla karşılıklı olarak anlaşarak sınırlandırmalıdırlar.

Zülfü Livaneli, “Serenad” isimli romanında “Türkiye’de her ailenin bir hikâyesi vardır” der. Balkan Savaşı, Çanakkale Savaşı, Sarıkamış, Kurtuluş Savaşı, 12 Mart’ın mağdurları, 12 Eylül’ün muğlak kayıpları ve türlü felaketler bu duruma neden olmuştur. A

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Meclis önünde açıklama yapmak isteyen öğretmenlere polis müdahale etti, gözaltılar var
Gündem

Meclis önünde açıklama yapmak isteyen öğretmenlere polis müdahale etti, gözaltılar var

49 dk önce

Denizli'den getirdi, Patnos'a ekti: Bir kere dikiliyor, 15 yıl kazandırıyor
Gündem

Denizli'den getirdi, Patnos'a ekti: Bir kere dikiliyor, 15 yıl kazandırıyor

50 dk önce

15 HAZİRAN'A DİKKAT! Siyaset Karışacak, Ekonomide Çöküş Geliyor, ABD'de İç Savaş | Öner Döşer
Gündem

15 HAZİRAN'A DİKKAT! Siyaset Karışacak, Ekonomide Çöküş Geliyor, ABD'de İç Savaş | Öner Döşer

1 saat önce