Reyting kaygım yok en huzurlu dönemimdeyim
* Uzun zamandır kendi kabuğunuza çekilmiş durumdasınız. Nasılsınız? Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz?
- Açıkça söyleyeyim mi? En güzel dönemimdeyim! Çünkü huzurluyum. Reyting kaygıları içinde değilim. Kimseyle bir yarışım yok. Kendi çapımda sahnem, kendi çapımda işlerim; huzurlu yaşıyorum. Öbür türlü müthiş bir yarış içindeydim. Bir hesap kitap yaptım. O zamanki kazancımla şimdiki kazancım arasında değişen pek bir şey olmamış. Tabii televizyon hariç. Televizyon zamanı vergi rekortmeniydim. O ayrı bir mevzu ama şimdi huzurluyum.
* Ne oldu da daha sakin bir hayatı tercih ettiniz?
- Televizyondan uzaklaşmamın sebebi, yüzümün bozulmasıydı. O yüzden tekliflerde en önden alt sıraya düştüm.
* Çok acımasız bir durum değil mi bu?
- Kimseyi suçlayamam. İnsanlar da televizyonda orantısı bozulmuş bir surat görmek istemez. Sahnem ise devam etti, çünkü sahnede televizyon ekranında göründüğüm gibi görünmüyorum. Televizyon büyüteç gibi gösteriyor. Diyeceksiniz ki; neler kaybettiniz bu arada... Çok şey kaybettim. Televizyonu kaybettim. Reklam filmi kaybettim. Birtakım promosyonlardaki işlerimi kaybettim. Ama her işte bir hayır varmış.
* Şu anda cildiniz çok iyi gözüküyor...
- Yıllar sonra benim için bir mucize gerçekleşti. Böyle yaşamayı kabul edeceğim diyordum kendi kendime. Ama son bir kez şansımı denemek için Op. Dr. Volkan Kıyak Hoca’ya gittim.
* Dolgu deformasyonları oluşmuştu yüzünüzde değil mi?
- Evet. Aslında burada ciddi bir durum var. Bizi kobay olarak kullanmışlar. Benim zamanında gittiğim doktor, Türkiye’nin en pahalı doktoruydu. Ve benim yüzümden ipler, yabancı maddeler çıktı. Onay vermememe rağmen istemediğim işlemler yapılmış. Fark edene kadar iş işten geçmişti. Ne zaman ki yüzümdeki dolgular aşırıya kaçtı, o zaman anlayabildim. Yani para, şöhret, daha da güzel olayım kaygısı... Sonunda al sana yakışıklılık!
* Tedavi etmek için hangi işlemler yapıldı?
- 3 ayda iki ameliyat geçirdim. İlk ameliyatım 5.5 saat sürdü. O ameliyattan sonra tekrar iki saatlik bir ameliyat oldum. Ve şimdi son bir ameliyatım daha kaldı.
* Sosyal medyada bu yaptırdığınız işlemler de estetik operasyon olarak lanse edildi. Bu durum sizi sinirlendirdi mi?
- Yok, eskiden takılırdım. Artık hiç takılmıyorum. Direkt mahkemeye veriyorum. Davalardan kazandığım o paraları da bir hayır kurumuna veya barınaklara bağışlıyorum.
İNSAN KARALAMAK BU KADAR KOLAY OLMAMALI
* Son ameliyatın ardından televizyona dönersiniz bence...
- Yok, artık gücüm yok. Televizyon çok yorucu bir iş. O kadar göz önünde olmayı istemiyorum. Bir de şu anki sunuculara çok fazla eleştiri yapılıyor. Nasıl dayanıyorlar, gerçekten şaşırıyorum. Yani yalan yanlış ithamlar, iftiralar... İnsan karalamak bu kadar kolay olmamalı. Ben kaldıramam artık.
* Konserlere tam gaz devam ediyorsunuz. O yönden memnunsunuz değil mi?
- Konserlerim güzel gidiyor. Yani şu anki hayatımdan o kadar memnunum ki. Böyle bir yol tutturduk. O da Bartu Küçükçağlayan’ın “Mücbir Sebepler”inin mucizesidir.
- Pandemi dönemiydi. “Mahvolduk, aç kalacağız” diyordum. O dönem Bartu’lar çıktı. Ve ben evde otururken onlarla üç tane reklam filminde oynadım. Sonra annemle pandemide yazlığa gittim. Böyle karşılıklı sohbet ediyoruz. Bir baktım YouTube kanalı açmışlar. Yani bir insan bir insana başka nasıl güzel jest yapar? Bartu “Devam et, annenle videolar çek” dedi, YouTube’a koymaya başladı. Ben o günden beri annemle çekim yapıyorum.
* Annenizin büyük bir fan kitlesi var, farkındasınız değil mi?
- Evet, onun fanları beni geçti. Bir de şunu söylemek isterim ki ben zengin oldum, hayrını göremedim. Yani zenginliğin bana hayrı olmadı.
- Bana iyi gelmedi zenginlik. Mesela büyük bir villaya taşındım, her işim tepetaklak oldu. Nasıl ki normal bir hayata döndüm, tekrar mutlu oldum. Bütün sorunlarım gitti. O villalar, lüks arabaların hiçbiri yaramadı. Bana çok zenginlik yaramadı. Şimdi orta halin üstünde, güzel bir yaşam sürüyorum. Zaten ne kadar ömrümüz kalmış ki... Ben iki arkadaşımı kaybettim. Biri canciğer olduğum Metin Arolat. Gencecik yaşta hayata veda ettiler. Gözüm yok fazla şeyde.
O KADAR BÜYÜK ŞÖHRET GÖZÜMÜ DÖNDÜRDÜ
* Geçmişe dönüp baktığınızda “Şimdiki aklım olsa bunu yapmazdım” dediğiniz neler var?
- Çok şey var. Mesela reality show’larda sunuculuk yaptım. Birçok şeye itiraz edip, “Bunu yapmıyorum, bunu yapmam” deme hakkım vardı, demedim. Diyemedim. Şimdi olsa derim, hatta programı bırakırım.
* O zaman neden hayır demediniz?
- Şöhretin gözü döndürmesi kadar kötü bir şey yok hayatta. O kadar büyük şöhret, para ve şaşaa aklımı aldı. Kötü yönde mi aldı? Orada burada mı yedim? Hayır. Ama bunun cezası bir yerden çıkacaktı. İşte yüzümden çıktı. Ben inançlı biriyim. Yani yüzümle alakalı yaşadığım bu durum bana verilmiş bir ceza diye düşünüyorum.
* Yaşla gelen olgunlukla birlikte mi şöhretin büyüsünden uzaklaşmak istediniz?
- Tabii, tabii. Ben neler yaşadım aslında. Kaçtım 3 sene, yurtdışına gittim. İki tane havuzlu, 3.5 katlı lüks villayı bıraktım. Arkadaşıma evi emanet ettim ve sırt çantasıyla kaçtım. Kafayı yiyecektim. Hatta Türkiye’ye dönmeden telefonda sattım o evi.
* O 3 yılın ardından sizi tekrar Türkiye’ye döndüren ne oldu?
- Yurtdışında asla yaşayamayacağımı anladım. Türkiye’yi o kadar özledim ki, geldiğimde köprünün üstünden arabayla geçerken ağlıyordum. Son nefesimi vatanımda vermek istiyorum dedim. Bundan sonra yurtdışı benim için otelde tatildir.
BİRKAÇ KONUDA İNTİKAM DUYGUM VAR
* 90’lı yılların belkemiği denilen isimlerdensiniz. Sektörde küskünlükleriniz oldu mu?
- Olmaz mı? Hâlâ birkaç konuda intikam duygum var. Çok ağırıma giden şeyler kaldı o dönemden. Ağırıma giden şeylerin intikamını, acı değil ama, başarıyla almak isterim.
* Nasıl bir intikam planınız var?
- Mesela bir şarkımın çok tutması lazım. Sonra zamanında bana çok inanıp, yanımda olup, ardından kapıları yüzüme kapayanlara bir bakmak isterim.
* Var mı yeni bir şarkı elinizde?
- Hep var ama yeni neslin zevkleri çok farklı. Onları yakalamak için çok çaba sarf etmek lazım. Yeni nesle de bayılıyorum bu arada.
* Genç müzisyenleri takip ediyor musunuz?
- Dinliyorum. Mesela Sefo’yu, Edis’i çok seviyorum. Edis tam dünya starı olabilecek bir isim. Zeynep Bastık, Derya Uluğ, Asil Gök de aklıma ilk gelenlerden.
BÜYÜK KONSERLER VEREBİLİRDİM BAR ŞARKICISI OLARAK KALDIM
* Şimdiki aklınızda, sektöre ilk giren Aydın’a ne derdiniz?
- “Yürü be koçum!” derdim. O kadar karizmatik ve ışıklıydım ki beni kimse tutamadı. Hiçbir desteğim olmadan, kendi ışığımla bir şeyleri başardım. Ben 90 yılında ilk kadınlar matinesini yaptım.
* Peki en çok hangi döneminizi özlüyorsunuz?
- “Kuşum”un patladığı dönem... O zamanlar daha akıllı davranabilirdim. Konser ağırlıklı bir şarkıcı olma yolunda atılımlar yapabilirdim. Yapmadım. Hepsini bir arada götüreyim dedim ama o iş öyle olmuyormuş. Onun için de bar şarkıcısı olarak kaldım. Yani hiçbir zaman büyük konser şarkıcısı olamadım. Ama şu da bir gerçek ki; biz eğlence dünyasının birkaç mihenk taşıydık. Ben vardım, rahmetli Fatih (Ürek) vardı...
HAYALİM BOSTANCI’DA KADINLAR MATİNESİ YAPMAK
* İçinizde ukde kalan veya gelecek planlarınız arasında olan ne var? - Bostancı Gösteri Merkezi’nde kadınlar matinesi yapmayı çok istedim ama en yakınımdakiler de dahil kimse yardımcı olmadı. Allah inşallah bir kapı açar bana. Hatta artık annemle yapmak istiyorum.
HİÇBİR ZAMAN ŞARKICI OLMAK İSTEMEDİM
“Ben güzel sanatlar mezunu olduğum için çok güzel resimler yapıyorum. Onları değerlendirip bir sergi açma hayalim var. Aslında hiçbir zaman şarkıcı olmak istemedim. Tek amacım okulda hoca olarak kalmaktı. Ama orada da en iyi öğrenci olmama rağmen başkasını aldılar.”
* Zayıflamışsınız, diyet mi yapıyorsunuz? - Beslenmeme dikkat ediyorum. Bir de doktor kontrolünde zayıflama iğnesi kullanıyorum. Ben bütün tetkiklerimi yaptırıp öyle kullandım. Zayıflama iğnesi kullanmayı düşünenler de kontrollerini yaptırmadan asla kullanmasın. Hele gençler hiç yapmasın.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
