Yüzsüzlüğün elli tonu
Yüzsüzlük, pervasızlık, hayasızlık, utanmazlık, pişkinlik, arsızlık, küstahlık, sıkılmazlık, vicdansızlık, çekinmezlik, aldırmazlık, edepsizlik, perdesizlik, umursamazlık, duygusuzluk, yırtılmışlık, arlanmazlık, aldırışsızlık, vurdumduymazlık, sakınmasızlık, gamsızlık, pek yüzlülük, kayış suratlılık...
Biraz daha uğraşsak 50’ye varırız. Ben şimdilik 23 eşanlamlı kelime buldum.
Şöyle: Bu hafta katarakt ameliyatı oldum. Doktor genel anestezi uyguladı.
Anesteziden uyanırken böyle hep abuk subuk şeylere dalarım. Bir keresinde dönemin başbakanının adını sayıklayarak uyanmıştım.
Bu kez de işte “yüzsüzlüğe” takmışım.
Anestezi ile uyanıklık hali arasında bir rüya modu var ya... Tam o sırada...
“Zübük” filminin efsane karakteri İbrahim Zübükzade’yi araştırmaya koyulan gazeteci Yaşar gibi kendimi “Meydan Larousse” u karıştırken buldum.
Yıl 1980. Tam benim gazeteciliğe başladığım dönem. Elbette ki yapay zekâ yok. O yıllarda araştırma dendiğinde ansiklopedilerin tillahı sayılan ve her evin baş köşesinde duran “Meydan Larousse” a başvuruluyor.
Yaşar’ı canlandıran Metin Serezli gibi ben de Meydan Larousse’un sayfaları arasında kayboluveriyorum.
Ne var ki ben, “zübük” ü değil, “yüzsüz” ü araştırıyorum.
Araştırdıkça yüzsüzlüğün aslında sandığımızdan çok daha katmanlı ve derin bir fenomen olduğunu fark ediyorum.
Yüzsüzlükle at başı giden ilk katman “utanmazlık” sa, diğerinin örneğin “empati yoksunluğu” olduğu gerçeğine uyanıyorum.
Aile fertleri dahil insan, en yakın çevresinin tepkilerine nasıl “duvar” gibi tepkisiz kalmayı göze alabilir?
Her sabah aynaya ve en yakınlarının yüzüne nasıl bakabilir?
Kavram üzerinde araştırdıkça vardığım sonuç gerçekte bir “göze alma” nın çok ötesinde bir boyut oluyor.
Karakter ve yaradılış itibarıyla kişi zaten etrafına sıfır empati ayarlı biri ise “yüzsüzlük” aslında öyle çok da özel bir gayret istemiyor.
Empati olmayınca had bilme, sınırlara ve şahıslara saygı gibi koşullamalar çalışmıyor. Sinik ve Makyavelist olmanız dahi gereksiz. Duygusuz ve de yekten saygı yoksunu olmanız kafi.
İtalyanların bu sebeple “duygusuzlukla” “yüzsüzlüğün” at başı gittiğini ifade eden alabildiğine grafik ve görsel bir ifadeleri var: “Faccia di bronzo/Bronz surat”
Bizim “kayış surat” misali ama “façya di bronzo” şeklinde okunan terim çok daha sert ve kuvvetli.
Bronz bir heykel gibi zira, zaman içinde asla bozulmayan, değişmeyen, aşınmayan, etrafındaki herkesi ve her şeyi hiçe sayarak en ufak duygu ifadesi barındırmayan ve karşınıza sfenks gibi kaskatı çıkan bir insan tipini betimliyor.
Yüzsüzlerin bir diğer ortak noktası alabildiğine küstah ve de cüretkâr olmaları.
Hiç had bilmedikleri ve sınır tanımadıkları için asla girişmeyecekleri hiçbir iş yok.
Latincede bu itibarla “Nihil est audacious quam impudens homo/Hiçbir şey pervasız ve yüzsüz bir insandan daha küstah/ cüretkâr olamaz” şeklinde bir ifade var örneğin. Özdeyişlerden söz açılmışken buradan devam edelim.
Bir İtalyan özdeyişi, “Yüzsüz, dünyayı ele geçirse de saygınlığını yitirir/Chi ha sfacciataggine possiede il mondo, ma perde la stima di chi lo abita” der.
Bir başkası kıssadan hisse “Yüzsüzlük duvarları aşmaya yarar ama uzun dönemde evin yolu kaybedilir/Avere la faccia tosta serve a superare i muri, ma alle lunga fa perdere la strada di casa” diyerek ekler.
Bir diğeri; “Fikirleri zayıf ama yüzsüzlüğü/utanmazlığı büyük!” vurgusu yapar.
Görüldüğü gibi bir Akdeniz ülkesi olan İtalya’da “yüzsüzlük” üzerine alabildiğine geniş bir külliyat var. Bizimkisi de pek eksik sayılmaz.
“Yüzsüz güçlü olunca, haklı suçlu olurmuş” örneğin özdeyişlerimizden biri.
“Misafirin yüzsüzü ev sahibini ağırlar/kovar” bir diğeri.
Anesteziden uyanış hezeyanlarımı anlattım. Bugünlük bu kadar.
Başka hezeyanlarım da var ama uzatmayacağım.
Harfleri klavyede tek tek avlayarak yazıyorum.
Uzağı şıkır şıkır görüyorum ama -heyhat!- yakın bulanık.
Yeni gözlük numarası belirlenene dek durum böyle bir ay sürecek.
Efsane, dilden dile dolaşarak kuşaktan kuşağa aktarılan, genellikle olağanüstü olaylar ve kahramanlıklar barındıran anonim bir halk anlatısı veya bir kişinin, bir nesnenin ya da olayın herkes tarafından bilinen, dillerden düşmeyen meşhur durumunu ifade eden bir kavramdır.
Kimsenin dikkatini çekmeyen bir olgu ile karşı karşıyayız.
Son yıllardaki hızlı kentleşme süreciyle birlikte (Çin Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre ülkenin kentleşme oranı yüzde 67.89), Çin’de kentsel nüfus kırsal nüfusu geride bırakmış olsa da bugün 1.4 milyarlık toplam nüfusun yaklaşık yüzde 35-40’ı hâlâ köylerde yaşıyor.
Karar vericiler yağışların iyi gitmesinden dolayı bu yıl tarımsal verimin beklentilerin üstünde gerçekleşeceğini mutlulukla vurguluyor.
Bomboş bir sahne. Arkada fonda dev bir ay...
Sevgili okurlarım, mahkemede genç bir kadın, Pınar Türker konuşuyor: O konuştukça mahkeme salonunda hıçkırık sesleri çoğalıyor.
Yüzsüzlük, pervasızlık, hayasızlık, utanmazlık, pişkinlik, arsızlık, küstahlık, sıkılmazlık, vicdansızlık, çekinmezlik, aldırmazlık, edepsizlik, perdesizlik, umursamazlık, duygusuzluk, yırtılmışlık, arlanmazlık, aldırışsızlık, vurdumduymazlık, sakınmasızlık, gamsızlık, pek yüzlülük, kayış suratlılık...
Yüzsüzlük, pervasızlık, hayasızlık, utanmazlık, pişkinlik, arsızlık, küstahlık, sıkılmazlık, vicdansızlık, çekinmezlik, aldırmazlık, edepsizlik, perdesizlik, umursamazlık, duygusuzluk, yırtılmışlık, arlanmazlık, aldırışsızlık, vurdumduymazlık, sakınmasızlık, gamsızlık, pek yüzlülük, kayış suratlılık...
Cannes Film Festivali’nde jüri ödülünü, Marjane Satrapi’nin Persepolis’i aldı.
Adına “lawfare/yargının silaha dönüştürülmesi” diyorlar.
“Proje nedir?” deseniz “Budur!” derim.
Kuş gözlemciliği yapmak adına dünyanın bir ucundaki atık depolarına gitmek, kuş beyinlilik değilse nedir?
Kara haberler zincirinin son halkası Londra’dan geldi: İngiltere, İskoçya ve Galler’de yapılan yerel seçimlerde iktidardaki İşçi Partisi resmen çakıldı.
Kral Charles’ın ABD kongresinde hafta içinde yaptığı Magna Carta uyarısı; İran savaşı sırasında piyasaya sürülen İran yapımı Trump karşıtı lego videolarında dahi viral oldu.
İran’ın “tavus kuşu tahtı”nın varisi Rıza Pehlevi, Berlin’de ensesine atılan domates sosu ile kovalandı.
On bir yaşında küçücük çocuklar...
ABD Savunma bakanı Pete Hegseth’in dövmelerini gördünüz mü?
“Anayasacılık, siyasal iktidarların keyfi uygulamalarının; hukuk kuralları ve anayasal mekanizmalarla sınırlandırılmasını, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin güvenceye alınmasını savunan çağdaş akımdır.”
“Herkes kendi talihinin mimarıdır; ‘faber est suae quisque fortunae’”...
ABD’nin İran saldırısında hâlâ akıl, mantık, fikir “rasyonel” arayanlar soruyor: “İsrail’i anladık.
İngiltere’de kralın kardeşi gözaltına alındı.
Faşizmin birinci dereceden tanıklığını yapan Primo Levi, “Bunlar da mı İnsan?” adlı başyapıtında her şeyin insanları önce insanlıktan çıkarmakla başladığını anlatır...
İkinci Trump döneminin düsturu bu.
Sadece zorbalık değil, aynı zamanda arsızlık.
“FAFO”yu tercüme etmeyeceğim...
Dünya 2026’ya Venezüella ve İran türbülansıyla girdi.
Capranica Meydanı’ndaki dev Noel ağacı, kilisenin çatısına kadar yükseliyor.
Yılbaşı mesajları şimdiden akmaya başladı.
Nermin Abadan Unat’ı en son TV’de 2022 Aralık’ında İmamoğlu için yapılan destek mitinglerinin ilkinde gördüm.
Görmüşsünüzdür: “Siyaset dışı en güvenilir isimler anketi”nde Sedat Peker ilk sıraya oturdu.
“Gerçeklerin, çoğumuzun gözünden kaçan bir yapısı var”...
İngiliz yazar Ian McEwan uyarıyor...
Turhan Selçuk’un çok sevdiğim bir karikatürü vardır: Küçük balıklar bir araya gelip devasa bir köpek balığını kovalar.
Mezardan yükselen intikamlar bunlar...
Shehadeh Dajani’nin yüzü hâlâ gözlerimin önünde...
Michael Wolff... Trump döneminin kara kutusu.
"87 yaşındayım" diyor Jane Fonda...
“Cesur bir adım atalım ve ona (Cumhurbaşkanı Erdoğan’a!) bire bir ilişki temelli gereksinim duyduğunu verelim. O nedir? Meşrutiyet!”
Sizler bu satırları okurken Trump Amerika’sı geçen hafta içinde öldürülen radikal sağ aktivist Charlie Kirk’ü ulusal törenlerle uğurluyor olacak.
Amaç, muhalefeti
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
