USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Son Dakika 2 saat önce

Örnek olur mu?

HK Yazan: Haber Kaydır Editörlüğü Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
CHP içindeki itiş kakış maalesef giderek dozunu artırıyor.

CHP içindeki itiş kakış maalesef giderek dozunu artırıyor. Ne Özgür Özel yandaşları ne de Kılıçdaroğlu ’nu destekleyenler, “Sakin olun. CHP’nin geçmişine uygun olmayan sözlerden, davranışlardan kaçının” diyenlere kulak veriyor.

Bu durum olaya dışarıdan bakanları, “Demek ki o parti bu parti fark etmez. Tüm partilerimiz aynı hamurun parçalarıymış” demeye veya öyle düşünmeye zorluyor.

Şu farkla ki ihtilaf sert, oyun acımasız ama CHP’liler sözü hiçbir zaman kişisel hakaret düzeyine indirmedi.

Yine de ben iyimserliğimi korumaya çalışıyorum ve bu kavga geride kaldıktan sonra tarafların bir araya geleceğine ve bu kardeş kavgası yüzünden birbirlerinden özür dileyeceklerine inanmak istiyorum.

Böyle düşünmemin nedeni merhum İsmet İnönü ’nün, “çok partili hayat” a girdiğimiz 1946’dan sonra -sadece CHP’lilerden değil, sevmediği insanlardan dahi- en acımasız siyasi rakipleri hakkında hiçbir zaman aşağılayıcı bir söz söylediğine tanıklık etmiş olmamamdır. Biliyorum ki CHP’de hâlâ İsmet Paşa dönemini bilen ve ondan aldığı derslerden yararlananlar vardır.

Söz İsmet Paşa’dan açılmışken merhum Kemal Satır ’la arasında geçen bir konuşmayı aktarmak isterim:

Tarih 1963-64 olacak. Başbakan Yardımcısı Dr. Kemal Satır bir gün Başbakan İsmet İnönü’nün makamına girer ve çok kızgın bir dille kendisi ve İsmet Paşa hakkında, hatta CHP hakkında da aslı astarı olmayan şeylerden söz eden bir siyasi hakkında şikâyette bulunur. Sonra, “Paşam siz elimizi tutuyorsunuz. Biz de bunları yapanları çaresizmişiz gibi sessiz sedasız seyretmekle yetiniyoruz. Lütfen bize izin verin de bunu yapanlara hadlerini bildirelim” der. İsmet Paşa, Kemal Satır’a yanıt verir:

“Sana ben çareyi söyleyeyim: Unutmayı öğren!” der.

İsmet Paşa’nın verdiği bu ders, siyasi hayatta değil ama Ordu’nun Mesudiye ilçesinde ilk olarak 1991’de başlattığımız, dünyada bir örneği daha var mı bilmiyorum ama bir eşini bulamadığımız Mesudiye ilçe kurultayını 16 senedir yaşatmamız ve hâlâ aynı heyecan ve coşkuyla sürdürdüğümüz toplumsal birlikteliğimizi korumamız konusunda çok yardımcı oldu.

Kurultay her yıl temmuz ayının ilk hafasının cumartesi günü saat 10’da çağrısız olarak ilçe merkezindeki “Yılmaz Korkmaz Kültür ve Toplantı Salonu” nda toplanır, Mesudiye’nin sorunlarıyla ilgilenen herkese açıktır. Salona gelen herkesin konuşma, öneride bulunma ve oy hakkı vardır. Kurultayda gündem, katılanların önerdiği gündem maddelerinden oluşur. İfade edilen konuların izlenmesi ve irdelenmesi için her üç ayda bir (ilki ekim ayında Mesudiye’de, ikincisi İstanbul’da, üçüncüsü Ankara’da olmak üzere) üç adet toplantı yapılır. Dördüncü toplantı o yılın temmuz başındaki kurultaydır.

Yazmayı ihmal ettim: Kurultaya katılanlar arasında birbirinden nefret edenler de vardır. Ama onların birbiri hakkındaki kötü sözleri -örneğin hakaretleri- duyulmaz. Çünkü duyan da onu aktarmayı değil, unutmayı tercih eder. O sayede birlik bozulmadan kurultaylar yaşar ve Mesudiye’ye hizmet kazandırılır.

20. yüzyılın ilk yarısında Çin yabancılar tarafından sömürülerek her yerine girilirken iktidarda olan Çing (Qing) Hanedanlığı, Çin’in demokratik hareketinin öncüsü tıp doktoru Sun Yatsen tarafından devrildi.

Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi CHP’yi arındırsın diye Saray, bir mıntıka temizliği hazırlığı içinde.

24 Mayıs’taki “kara pazarın” hemen ertesinde ulaştığımız tüm bilgilerin doğru çıktığını görüyoruz.

Yasadışı bahis operasyonları son hız devam ediyor.

Bir kitap çalışması için gazetemizin arşivinde araştırma yaparken yine CHP’nin kriz yaşadığı döneme ilişkin haberlere gözümüz takıldı.

CHP içindeki itiş kakış maalesef giderek dozunu artırıyor.

AKP Genel Başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan, CHP’li belediye başkanları ve 38. olağan kurultay ile ilgili “yargı” süreçlerinin hiçbir yerinde olmadıklarını, bunların CHP’nin iç çekişmeleriyle ilgili olduğunu, yaklaşık bir yıldır, defalarca söylemektedir.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’la savaşı durduracak “büyük bir uzlaşmaya” varıldığını duyurdu.

Doğanın sunduğu zenginliklerin, insanlığın uzun uğraşlarla kazandığı değerlerin yaşadığı topraklarda da çiçeklenmesini ister yurdunu seven.

Geçtiğimiz yüzyıl başında dünya iki büyük paylaşım savaşından kan, acı ve gözyaşıyla çıktı.

Terme Belediyesi AKP Meclis Üyesi Rümeysa Eker’in Kemalistler hakkındaki korkunç mesajı hak ettiği cezai yaptırımı görmedi.

Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları, cari açık sarmalı ve sanayideki yüksek teknoloji dönüşümü sancıları arasında, otomotiv sektörü her zaman en kritik göstergelerden biri olmuştur.

CHP içindeki itiş kakış maalesef giderek dozunu artırıyor.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Dairesi “görevsizlik” kararı verseydi sorun şimdiye kadar çoktan çözülmüş ve ne CHP ne de siyasi hayatımız bu kadar büyük bir çalkantı içine düşerdi.

Aylardır konuşulan “Mutlak butlan kararı verilir mi, verilmez mi?” tartışması nihayet bitti.

Bir tıkanma mı var yoksa savsaklama mı, belli değil.

“Atsan atamıyorsun/ Satsan satamıyorsun.”

Ne şaka yapmak niyetindeyim ne de birtakım fantezilerle sizi meşgul etmeyi amaçlıyorum.

CHP lideri Özgür Özel, toprağa tohum atan çiftçi sabrıyla koşulların olgunlaşmasını ve topraktan yeşil bir “Ben buradayım.

Aziz milletimizin pek bilinen bir özelliğidir: Başka ulusları hemen tepki koymaya yönelten birçok söz veya olay, bizim toplumumuzda sanki hiç yokmuş (ya da olmamış) gibi hiç tepki görmeden geçer gider.

Önce Hatay, Gaziantep, Mersin, Adana topraklarına düşen birkaç “füze artığı” buluntu nedeniyle tedirginlik yaşamıştık.

İçinde bulunduğumuz ortam tam da halk deyişindeki ifadeyle “Damda deli var” der gibi.

Hayretiniz büyük olunca içinizden bir “Haydaaa...” demek gelir ya, önceki gün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Türk halkından -çocuklar, kadınlar ve ihtiyar köylüler dahil- en az 40 bin kişinin ölümünden sorumlu bir kriminalin “yasal bir statü”ye ihtiyacı olduğunu söylediğini okuyunca -sanıyorum herkes gibi- ben de bir “Haydaaa!” çekmişim.

Sayın DİNİ Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Bey, size konuyu çok basitleştirerek, kolayca anlayabileceğiniz basit bir dille anlatmaya dikkat edeceğim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 18 üyeli “cumhurbaşkanlığı kabinesine”, -1982 Anayasası’nın son değişikliği ile “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” denen “acayip” düzene geçtiğimiz tarihten beri- “en stratejik” tayinler yapıldı ve adalet bakanlığı makamına İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, içişleri bakanlığına da Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi getirildi.

Ahlaksızlık belli ki ne “inançla” ne “statüyle”, ne “zenginlikle” ne “yoksullukla” ne de “ırkla” veya “milliyetle” bağlantılı bir durum.

Her yıl 23 Nisan günü kutlanan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı töreninde biz -o zamanki- çocuklar “10 yılda 15 milyon genç yarattık her yaştan!” derken ve “Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan!” diye haykırırken yeri göğü inletir, Türk ulusunun bir bireyi olduğumuz için göğsümüz kabarır ve “çağdaş uyarlığı yakalayıp geçme” azmimizi iliklerimize kadar hissederdik.

Bolu/Kartalkaya’da o facianın yaşandığı günü unutmak mümkün mü?

Sanıyorum dört veya beş hafta önceydi.

Hadi iktidardan beklemiyorduk ama son “açılım süreci” başlayalı beri bir buçuk sene geçti, muhalefet partileri dahil tek bir kişiden 2013 yılından bu yana “And”la başı hoş olmayanları memnun etmek adına ilkokullarda her sabah okunan “Andımız”ın kaldırılmasına itiraz duymadık.

Daha önceki yıllarda yapılan törenlere eğer Ankara’daysam ben de katılırdım.

AKP dışındaki bütün partiler düne kadar “süreç komisyonu” bağlamında hazırladıkları raporları TBMM Başkanlığı’na sundu.

Adını ilk defa bir haberde okudum.

Taraflara bakarsanız “terörsüz Türkiye” amacına ulaşmak konusunda herkes mutabık.

Nedir bu kadınlarımızın 21’inci asırda değil de çağımızdan 21 bin yıl öncenin mağara adamları kafasıyla yaşayan erkeklerden çektiği?

Yusuf Tekin, biliyorsunuz Türkiye’yi çağdaş uygarlığın önüne geçirmeyi ta 3 Mart 1924’te...

İyimserlerimiz ne kadar olumlu değerlendirmeler yaparlarsa yapsınlar, gerçek artık görmek istemeyenlerin de gözüne batıyor:

Baştan söyleyeyim: Bugün yaşadıklarımız hiç kim

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Ormanlıkta işletilecek mermer ocağına onay alındı, şirket keseceği ağaca dair detay vermedi: Hançer saplayacaklar
Son Dakika

Ormanlıkta işletilecek mermer ocağına onay alındı, şirket keseceği ağaca dair detay vermedi: Hançer saplayacaklar

2 saat önce

CHP’de butlan sonrası ilk PM’de ‘polis baskını’ eleştirileri yapıldı: ‘Eleştirileri kabul ederim’
Son Dakika

CHP’de butlan sonrası ilk PM’de ‘polis baskını’ eleştirileri yapıldı: ‘Eleştirileri kabul ederim’

2 saat önce

Butlan yönetimi salı Meclis’te grup toplantısı yapabilmek için ihraçlara başladı: CHP’de grup oyunları
Son Dakika

Butlan yönetimi salı Meclis’te grup toplantısı yapabilmek için ihraçlara başladı: CHP’de grup oyunları

2 saat önce