USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Son Dakika 1 saat önce

Kapanan fabrika kapıları: BYD Türkiye’den neden vazgeçti? (II)

HK Yazan: Haber Kaydır Editörlüğü Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Dünkü yazımızda BYD iptalinin ticari değil, Çin devlet aklının stratejik bir kararı olduğunu ve geçmiş krizlere dayandırılama

Dünkü yazımızda BYD iptalinin ticari değil, Çin devlet aklının stratejik bir kararı olduğunu ve geçmiş krizlere dayandırılamayacağını vurgulamıştık. Peki, Pekin'i ürküten asıl küresel sarsıntılar nelerdi?

BYD yatırımını rafa kaldıran asıl deprem, Ortadoğu'dan başlayıp Pasifik'e kadar uzanan yeni küresel çatışma dinamiğidir. ABD ve İsrail'in İran ile girdiği doğrudan sıcak çatışma süreci, dünyayı Soğuk Savaş'tan bu yana görülmemiş bir kutuplaşmanın içine itmiştir. Bu savaş, sadece bölgesel bir güç mücadelesi değil, aynı zamanda ABD öncülüğündeki Batı bloku ile Çin-Rusya-İran ekseninden oluşan Doğu bloku arasındaki büyük küresel hesaplaşmanın ön cephesidir.

Çin, Ortadoğu'daki en büyük enerji tedarikçilerinden biri ve stratejik müttefiki olan İran'ın ABD-İsrail ekseni tarafından kuşatılmasını ve vurulmasını kendi ulusal güvenliğine ve " Kuşak ve Yol " inisiyatifine yönelik doğrudan bir tehdit olarak algılamaktadır. İşte tam bu noktada Türkiye'nin pozisyonu Çin için dev bir soru işaretine dönüşmüştür.

ABD-Çin ilişkilerinin tarihin en kötü seviyelerine inmesi ve ilerleyen dönemde bu gerilimin çok daha yıkıcı ekonomik ve askeri yaptırımlara dönüşmesi beklentiler dahilindeyken Pekin yönetimi şu soruyu sormuş olmalı: ''Küresel bir kırılma anında NATO üyesi olan, Batı finansal sistemine entegre ve ABD ile kritik askeri-diplomatik bağları bulunan Türkiye kimin tarafında yer alacak?''

Olası bir geniş çaplı ABD-Çin yaptırım savaşında, Türkiye'deki milyar dolarlık Çin fabrikalarına, batarya teknolojilerine ve üretim hatlarına ne olacak? Pekin, Ankara'nın nihai kertede Batı kampından kopamayacağını hesaplamış ve en ileri teknoloji üretim hatlarından birini NATO topraklarında rehin bırakmak istememiş olabilir. Kararın arkasındaki temel gerçek, Türkiye'nin tarafı ile ilgili bu derin soru işaretleridir.

Olayın bir diğer ayağını ise doğrudan küresel ticaret savaşları ve otomotiv sektöründeki pazar payı oluşturuyor. Çin'de üretilen otomobiller, özellikle elektrikli araçlar (EV), yüksek teknoloji ve inanılmaz rekabetçi fiyatlarıyla Avrupa ülkelerinde kelimenin tam anlamıyla satış rekorları kırıyor. Örneğin, İngiltere pazarında Çinli markaların pazar payı son üç yılda katlanarak artarken BYD ve MG gibi markalar Avrupa'nın yerli üreticilerini adeta kendi evlerinde hezimete uğratıyor.

Bu durum, Avrupa'da büyük bir alarm ziline dönüştü. Avrupalı regülatörler, Çin'in devlet sübvansiyonları sayesinde maliyetleri haksız bir şekilde düşürdüğünü belirterek harekete geçti. Nitekim Avrupa Birliği, Çin menşeli elektrikli araçlara yönelik ek gümrük vergileri (bazı firmalar için yüzde 38.1 'e varan telafi edici vergiler) getirdi ve bu araçların Avrupa içindeki teşviklerden (örneğin Fransa'daki yeşil bonus uygulamasından) yararlanmasını engelleyecek karbon ayak izi kısıtlamalarını devreye soktu. Çinli araçlar şu anda teşviklerden yararlanamadıkları gibi ekstra vergi ödedikleri bariyerler ile karşı karşıya. Buna rağmen gelen rekor satışlarla birlikte Avrupa Birliği'nin önümüzdeki dönemde bu girişleri daha da zorlaştırması, kotalar koyması veya yerlilik oranlarını katılaştırması da bekleniyor.

Avrupa'daki bu rahatsızlık Atlantik'in ötesinde, ABD'de çok daha sert bir yankı buluyor. Çinli araçların Avrupa'da veya Meksika gibi üçüncü ülkeler üzerinden küresel pazarlarda daha fazla satılması ABD yönetimini ciddi şekilde tedirgin ediyor. Hem Biden hem de Trump dönemlerinde (ve ABD'deki her iki siyasi kanatta da) Çin otomotivine karşı " ulusal güvenlik " ve " yerli sanayiyi koruma " gerekçesiyle eşine az rastlanır bir konsensüs oluşturuldu. ABD yönetimi, Çin menşeli elektrikli araçlara yüzde 100 , bataryalara ise yüzde 25 gümrük vergisi uygulayarak Çin otomobillerinin Amerikan pazarına girişini fiilen yasakladı. ABD'li siyasiler yaptıkları resmi açıklamalarda, Çin'in otomotiv üzerinden küresel veri topladığını, siber güvenlik tehdidi oluşturduğunu ve Amerikan otomotiv işçisinin haksız rekabetle ezilmesine asla müsaade etmeyeceklerini söylediler. Dahası, ABD yönetimi Avrupalı müttefiklerine de Çinli araçların kısıtlanması yönünde yoğun bir siyasi baskı uygularken bu baskının da yine daha da artabileceği düşünülüyor.

BYD'nin yatırım kararını iptal etmesinde, Türkiye'nin Avrupa'ya olan ihracat köprüsü işlevinin geleceğine duyulan şüphe de yatıyor. Türkiye, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasına sahip bir ülke ve aynı zamanda pek çok farklı ülke ile Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA) bulunuyor. Çinli şirketlerin Türkiye'ye gelme motivasyonunun temelinde, " Made in Turkey " damgasıyla bu gümrük duvarlarını aşmak ve Avrupa pazarına vergisiz girmek yatıyordu.

Ancak Brüksel'deki Avrupa Komisyonu ve Washington'daki karar alıcılar bu " arka kapı " stratejisinin farkında. Mevcut durumda Türkiye'nin Gümrük Birliği ve STA'ları işliyor olsa da Avrupa ülkelerinin ve ABD'nin baskısıyla ileride bu anlaşmalarda birtakım değişikliklerin söz konusu olma ihtimali oldukça yüksek. Avrupa Birliği'nin menşe kurallarını (Rules of Origin) sıkılaştırması, araçların içindeki Çin menşeli batarya veya yazılım oranına göre Türkiye'den gelen araçlara da ek vergi veya kota uygulaması masadaki en güçlü senaryolardan. Çin devlet aklı, milyarlarca dolarlık fabrikayı kurduktan sonra Avrupa'nın " Türkiye'de üretilen Çin araçlarını Gümrük Birliği dışında tutuyorum " deme riskini göze almak istemiyor.

BYD'nin Türkiye yatırımından vazgeçmesi, basit bir ticari fizibilite sorunu değildir. Önceki yıllarda atılan masumane temellerin yerini, bugün füzelerin, gümrük vergilerinin, devlet sübvansiyonlarının ve küresel hegemonya savaşlarının konuştuğu acımasız bir arena aldı.

Bakan Kacır'ın " Sorun olursa haklarımız korunacaktır " diyerek işaret ettiği hukuki metinler, ne yazık ki Çin ve ABD arasındaki yeni Soğuk Savaş'ın fırtınası karşısında ince birer kağıt parçasından ibarettir. Türkiye, otomotiv sanayisinde yeni bir hikâye yazmak istiyorsa jeopolitik fay hatlarının üzerinde dengede durmaya çalışarak değil; kendi teknolojisini, kendi insan kaynağını ve her türlü siyasi şantajdan bağımsız kendi tedarik zincirini kurarak bunu başarmak zorundadır. Aksi takdirde, yabancı sermayenin yolunu gözlemlediğimiz bu ekonomik tiyatroda, perdenin hep bizim üzerimize kapanmasını izlemeye devam edeceğiz.

4-6 Kasım 2023 tarihindeki Kurultay’da, Kılıçdaroğlu’nun yerine Özel’in seçilmesi, siyasal veya ideolojik bir ayrışmadan kaynaklanmıyordu.

Okuyacağınız metnin Fransızcası Les Lettres Françaises adlı derginin Temmuz-Ağustos-Eylül 1967 sayısında yayımlanmıştı.

Başlıktaki soru, heyecanlı bir tartışmaya yol açabilecek kadar ilginç.

Gördünüz mü parti yönetmek ne kadar kolaymış?

Kadınlara yönelik baskının tarihi çok eskidir.

Eski politikacılardan biri, mutlak butlan deyip ortalarda bir ülke işgal etmişlerin sevinciyle dolaşmaya başlayınca seslisi sessizi siyasete uzaktan bulaşanlar bile herkes yürekten vurulmuşa döndü.

EYT’den emekli oldum, öğretmenim, tekrar öğretmenliğe dönebilir miyim? Özlük haklarım korunur mu?

İçinde bulunduğumuz döneme damga vuran sözcüklerden biri “silkeleme”. Bu sözcükle ifade edilen uygulama, kentin ve kentlinin günlük yaşamında çok önemli işleve sahip yerel yönetimlerde -özellikle de muhalif belediyelerdeadeta kâbusa dönüşüyor.

“Yargı bağımsız değil, siyasallaştı” diye yol yürüyen CHP içinde bir grup, bugün “Yeni Osmanlıcılık” yürüyüşüne çıktıklarını ilan ediyorlar.

Demokrasinin en güzel tanımı, “halkın halk tarafından halk için yönetilmesi” olarak yapılmıştır.

Ağır spor yapanların, 50-60 yaşlarındaki durumları nasıl olur?

BYD yatırımını rafa kaldıran asıl deprem, Ortadoğu'dan başlayıp Pasifik'e kadar uzanan yeni küresel çatışma dinamiğidir. ABD ve İsrail'in İran ile girdiği doğrudan sıcak çatışma süreci, dünyayı Soğuk Savaş'tan bu yana görülmemiş bir kutuplaşmanın içine itmiştir.

BYD yatırımını rafa kaldıran asıl deprem, Ortadoğu'dan başlayıp Pasifik'e kadar uzanan yeni küresel çatışma dinamiğidir. ABD ve İsrail'in İran ile girdiği doğrudan sıcak çatışma süreci, dünyayı Soğuk Savaş'tan bu yana görülmemiş bir kutuplaşmanın için

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Okul saldırısından yeni ayrıntılar... Emniyet Müdür Yardımcısı anlattı: 'Verin bize parçalayacağız diyorlardı'
Son Dakika

Okul saldırısından yeni ayrıntılar... Emniyet Müdür Yardımcısı anlattı: 'Verin bize parçalayacağız diyorlardı'

31 dk önce

CHP MYK’de neler konuşuldu: Butlan yönetimi olağanüstü kurultay için hukukçulara danışacak
Son Dakika

CHP MYK’de neler konuşuldu: Butlan yönetimi olağanüstü kurultay için hukukçulara danışacak

1 saat önce

Ford Otosan’da korkunç iş kazası: Yaralanan 3 işçiden birinin durumu ağır
Son Dakika

Ford Otosan’da korkunç iş kazası: Yaralanan 3 işçiden birinin durumu ağır

1 saat önce