Tedbiren kapalı
Gördünüz mü parti yönetmek ne kadar kolaymış? Yok efendim, iki yılda bir kongre, kurultay yapacakmışsın; yetkili kurullar oluşturacakmışsın; tüzüğe uyacakmışsın, Siyasi Partiler Yasası’nı gözetecekmişsin, anayasaya dikkat edecekmişsin, falan falan... Alırsın bölge adliye mahkemesinden bir karar, sonra her şey gaz ve toz bulutu. Ne de olsa burası Türkiye... Beş yılda bir seçmenden oy alırsın yönetmek için... Sonra “Bak ben oy aldım” der, her şeyi yaparsın. Hukuk, kanun, mahkeme, yargıç, yargılama... Geçiniz efendim.
Kılıçdaroğlu, İBB yargılamalarında ifade veren ve vicdanı olan herkesi ağlatan Fatoş Türker ’e yaşatılanlara seyirci kalan yargı sistemine güveniyor. O yargı sistemince oturtulduğu CHP Genel Başkanlığı koltuğunda ihraçlara başladı. Haklı, çok büyümüştü CHP. Hatta iktidara yürüyordu.
Hukukçular otursun, uzlaşsın bir yol bulalım.
Arındıracağım diyorsan, bir yandan arındır, yargıya taşı her şeyi ama bir yandan da kurultay yapalım.
Zeynel Emre, iki eline iki tüzük yapışık yaşıyor. Uyarıyor:
PM’den onay almamış bir MYK olmaz.
MYK’nin milletvekillerini ihraç yetkisi yok. Yanıt yine aynı:
Hukukçu Afşin Hatipoğlu uyarıyor; PM düştü, parti yönetilemez, harcama yapılamaz, kurultay yapılmalı. Yanıt değişmiyor:
İsterse PM beş kişiye düşsün, yapacak bir şey yok, tedbir var.
Kılıçdaroğlu artık çağdaş uygarlık seviyesinden değil, Türkiye’nin Osmanlı coğrafyasında varolması gerektiğinden bahsediyor. Tabii kafasında “Kudüs valisi” ni belirledi mi, henüz bilgimiz yok.
Sınıf arkadaşı Bahçeli ile bu yaştan sonra yol arkadaşlığı da başlamış gibi. İkisi de “CHP arınsın” diyor.
Erdoğan ’a nefis pas açıyor. Kendisi “Kurultayı pavyonda kazandınız” deyince Erdoğan, “CHP’yi pavyona düşürdüler” diye tamamlıyor.
Bir de “İktidar yürüyüşümüz başlamıştır” diyor ya... Orası evlere şenlik.
Anladığımız, CHP’yi “ tedbiren ” kapattılar.
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen...
4-6 Kasım 2023 tarihindeki Kurultay’da, Kılıçdaroğlu’nun yerine Özel’in seçilmesi, siyasal veya ideolojik bir ayrışmadan kaynaklanmıyordu.
Okuyacağınız metnin Fransızcası Les Lettres Françaises adlı derginin Temmuz-Ağustos-Eylül 1967 sayısında yayımlanmıştı.
Başlıktaki soru, heyecanlı bir tartışmaya yol açabilecek kadar ilginç.
Gördünüz mü parti yönetmek ne kadar kolaymış?
Kadınlara yönelik baskının tarihi çok eskidir.
Eski politikacılardan biri, mutlak butlan deyip ortalarda bir ülke işgal etmişlerin sevinciyle dolaşmaya başlayınca seslisi sessizi siyasete uzaktan bulaşanlar bile herkes yürekten vurulmuşa döndü.
EYT’den emekli oldum, öğretmenim, tekrar öğretmenliğe dönebilir miyim? Özlük haklarım korunur mu?
İçinde bulunduğumuz döneme damga vuran sözcüklerden biri “silkeleme”. Bu sözcükle ifade edilen uygulama, kentin ve kentlinin günlük yaşamında çok önemli işleve sahip yerel yönetimlerde -özellikle de muhalif belediyelerdeadeta kâbusa dönüşüyor.
“Yargı bağımsız değil, siyasallaştı” diye yol yürüyen CHP içinde bir grup, bugün “Yeni Osmanlıcılık” yürüyüşüne çıktıklarını ilan ediyorlar.
Demokrasinin en güzel tanımı, “halkın halk tarafından halk için yönetilmesi” olarak yapılmıştır.
Ağır spor yapanların, 50-60 yaşlarındaki durumları nasıl olur?
Gördünüz mü parti yönetmek ne kadar kolaymış?
AKP iktidarının son iki yılına bakın.
Nisan ayıydı. CHP’ye kayyum aranıyordu.
Kılıçdaroğlu’nun partisine yönelik “arınma” açıklamasının ardından, beklenen mahkeme kararı açıklandı.
Siyasetin görünümü kapkaranlık.
Yazımızın başlığını garipseyenler olabilir.
Baştan söylemek gerek, CHP’nin kurultayına yönelik “butlan” kararı verilmesi, partinin kapatılmasından daha vahimdir.
Necati Cumalı, “Tütün Zamanı” üçlemesinde Ege’deki mevsim değişiminin öncesini anlatmak için roman kahramanına “Hava topluyor” saptamasını yaptırır.
Atatürk, “Ben her meseleyi, harita üzerinden müzakere ederim, incelerim” der.
İskender’le (Batı) Dara’nın (Darius-Darayavuş) savaşının güncel durumunu izliyoruz 34 gündür.
Yaklaşık bir aydır ABD-İsrail ikilisi İran’a saldırıyor.
Bugün Şeker Bayramı’nın ilk günü ancak, bayram yazısı yazacak günlerde değiliz. Dünya yeniden altüst oluyor. Bir geçiş döneminde küremiz. Türkiye buna alışkın.
Son iki yıldır mart ayı, Türkiye’yi sarsıyor.
Siyasetin liderlere neler yaptırdığı son örnekle küresel düzeyde gündemde.
AKP’ye oy vermekten vazgeçen, kararsız kalan büyük bir seçmen kitlesi var. Bu kararsız kitlenin tavrı olasıdır ki yapılacak ilk seçimde iktidarı belirleyecek.
Türkiye’de son 30 yılda iktidar sahiplerinin “iktidar tutkuları” uğruna neler yaptığına bir bakın.
CHP lideri Özel, hukuksuzluğu “iktidarın yargı kolları” diye nitelemişti ya...
ekonomik bunalım kök saldı. Yıllardır Erdoğan’ın enflasyonun düşeceği vaatlerine karşın dikkate alınan tüm tahminler yine kötü.
ABD Başkanı Trump, ikinci döneminde bütün küresel ayarları bozdu. Küresel ekonomi karman çorman...
ABD Başkanı Trump’ın ikinci döneminin bir yılı geride kaldı.
Medya, müzik, moda dünyasından göz önünde olan kişilere yönelik operasyonlar, verilen ifadeler, iddialar ekonomik sıkıntı içindeki insanlara adeta bir uyuşturucu gibi haberler aracılığıyla şırınga ediliyor.
AKP iktidarının ilerleyen yıllarında İslamcı/İhvancı anlayış devletin politikası olarak bütün kurumlara büyük oranda yerleştirdi.
Yazımızın başlığındaki soruya hemen yanıt verelim.
Şüphesiz dünyada olağandışı şeyler oluyor, bu genel çerçeve içinde Türkiye kimileri için beklenmedik olaylar yaşıyor.
Boksta kuraldır, rakibiniz “zayıf bölgenize çalışır”.
Öyle görünüyor ki ABD, Ortadoğu’da İsrail’in güvenliği konusunda rahat.
Türkiye’nin sorunları yalnız içeride değil.
CHP lideri Özel ve İBB’nin seçilmiş başkanı Ekrem İmamoğlu, başından beri duruşmaların televizyonlardan canlı yayınlanmasını istiyor
Ergenekon dava süreçleri bazılarımızın belleğinde hâlâ tazeliğini koruyor.
Bazen insan ters gitmeyen bir şey arar, bir şeyler de iyi olsun ister.
Akıl sağlığıyla ilgili çeşitli iddialar bulunan bir kişinin başvurusu ile başladı süreç.
Rabindranath Tagore, Hint yazar ve şair.
Türkiye’yi “cumhurbaşkanlığı yönetim sistemiyle” ve 23 yıldır yönetiyor olmanız önemli avantaj.
Bir yanda AKP ve MHP’nin omurgasını oluşturduğu Cumhur iktidarının PKK ve DEM Parti ile yürüttüğü süreç var.
Çok kişi, Kurtuluş Savaşı’mıza ve Mustafa Kemal Atatürk’e inanmamıştı.
CHP lideri Özgür Özel ve yönetimine yönelik hukuk üzerinden çok ciddi bir yıpratma süreci yürütüldü.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı ilk kaybettiklerinde oluştu bu travma.
“Hasmını yaralı bırakma, iyileşir, seni öldürür.”
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
