USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Kültür 2 saat önce

Arrabal ve babası

HK Yazan: Haber Kaydır Editörlüğü Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Okuyacağınız metnin Fransızcası Les Lettres Françaises adlı derginin Temmuz-Ağustos-Eylül 1967 sayısında yayımlanmıştı.

Okuyacağınız metnin Fransızcası Les Lettres Françaises adlı derginin Temmuz-Ağustos-Eylül 1967 sayısında yayımlanmıştı. Tamı tamına 59 yıl önce. Ancak yarım yüzyıl sonra dilimize çevirmek zamanıma denk düştü. Çok değerli İspanyol yazar Arrabal ’ın metninin başladığı “Bir adam ayaklarımı kuma gömdü” cümlesi ağlatmıştı beni. O sırada dört yaşında olan oğlum Tan ’ı düşünmüştüm. Tan, Arrabal olmuştu; ben de Fernando Arrabal Ruiz.

Bu metin, Arrabal’ın İspanyol polisi tarafından tutuklanmasından çok kısa bir süre önce İspanyolca olarak yazılmıştır. İspanya’daki hiçbir dergi bunu yayımlamayı kabul etmedi.

Bir adam ayaklarımı kuma gömdü. Melilla sahilindeydi. Ellerinin bacaklarımda olduğunu hatırlıyorum. Üç yaşındaydım. Güneş parıldarken kalp ve elmas sayısız su damlasına dönüştü.

Bana sık sık en çok neyin beni etkilediği, en çok neye hayran olduğum soruluyor ve sonra, Kafka ve Lévi-Carroll ’u, korkunç manzarayı ve sonsuz sarayı, Gracián ve Dostoyevski ’yi, evrenin sınırlarını ve lanetli rüyayı unutarak sadece çocukluğumdaki ayaklarımda ellerini hatırladığım bir varlık olduğunu söylüyorum: babam.

Yıllarca İspanya’yı dolaşarak onun mektuplarını, resimlerini, çizimlerini aradım. Babam resim yapardı ve her eseri bende, gözyaşlarıyla kaplı yüz binlerce atın geçtiği sessizlik ve çığlık evrenlerini uyandırır.

Melilla’da iç savaş 17 Temmuz’da başladı ve babam Fernando Arrabal Ruiz, iki saat sonra kendi evinde tutuklandı ve “askeri isyan” suçundan idam cezasına çarptırıldı. Bazen onu düşündüğümde, turuncu renk ve gökyüzü, yankı ve müzik, çuval bezi ve mora bürünmüş gibi geliyor.

Dokuz ay sonra cezası otuz yıl bir güne indirildi. Ama ondan hatırladığım tek şey, Melilla plajının kumlarına gömülmüş o küçük, o çocuk ayaklarıma değen elleri. Ve adını söylediğimde, demir merdivenlerin ve kanatların sesiyle doluyor sessizlik.

Melilla, Ceuta, Ciudad Rodrigo ve Burgos’ta hapsedildi. Ceuta’da bileklerini keserek intihar girişiminde bulundu ve ben, bugün bile, ıslak kanının çıplak sırtımdan aşağı aktığını hissedebiliyorum.

4 Kasım 1941’de, görünüşe göre “akıl hastalığı” nedeniyle Burgos Merkez Hapishanesi’nden aynı şehirdeki İl Hastanesi’ndeki akıl hastanesine nakledildi. Elli dört gün sonra, sessizce ortadan kayboldu ve sonsuza dek yok oldu.

Gezdiğim yerlerde gardiyanlarıyla, hasta bakıcılarıyla, doktoruyla karşılaştım. Ama sadece sesini ve yüzündeki ifadeyi hayal edebiliyorum.

Kaybolduğu gün Burgos’ta bir metre kar vardı ve kayıtlara göre kimlik belgesi yoktu ve sadece pijamalarıyla dolaşıyordu. Ama ben onunla -hayalimde- el ele, patikalarda ve galaksilerde yolculuk ettim, var olmayan vahşi hayvanları okşadım, kumdaki kaynaklardan ve tatlı su havuzlarından su içtim.

“Kızıl” olan babam 1903’te Cordoba’da doğdu. Ölümüne kadar yaşadığı hayat, bildiğim en acı dolu hayatlardan biriydi. Onun sanatsal ve politik fikirlerini paylaştığımı düşünmeyi seviyorum. Ve tıpkı onun gibi, titreyen duygulardan, denizde yüzen aynalardan ve hezeyanlardan şarkılar söylüyorum.

Kendi evinde bile, genel kavga her zaman mevcuttu, incelikle dokusuna işlenmişti. Fotoğrafları albümde yoktu ya da grup fotoğraflarında kırpılmış görüntüsü bulunmuyordu. Ama iftira, sessizlik, ateş ve makas, dağları aşan ve beni ışık ve yaşam kanıyla yıkayan kanın sesini söndüremezdi.

Birisi bana ondan haber verseydi neler hissederdim! Bana şöyle dese: “Okulda veya tiyatroda arkadaşıydım; şöyle ya da böyleydi; şundan şunu severdi.” Onu, üzüntülerimi ve ilham kaynaklarımı aydınlatan bir kaleydoskopun (çiçek dürbünü) merkezinde hayal ediyorum.

Bana anlatılanlara göre, bazıları babamı reddetmediğim için beni sansür ve yasaklarla “borçlandırmak” istiyor. Kalplerinde hâlâ savaş ve şiddet ruhunu barındıranların vay haline!

Ben de kendi adıma, fikirleri veya eğilimleri ne olursa olsun, zulme ve adaletsizliğe karşı çıkan herkese kardeşçe bir el uzatıyorum. Ve şüphesiz o adam da aynı şeyi söylerdi; sadece ellerini hatırlıyorum, küçük ayaklarımı Melilla plajının kumuna gömdüğü sırada.

4-6 Kasım 2023 tarihindeki Kurultay’da, Kılıçdaroğlu’nun yerine Özel’in seçilmesi, siyasal veya ideolojik bir ayrışmadan kaynaklanmıyordu.

Okuyacağınız metnin Fransızcası Les Lettres Françaises adlı derginin Temmuz-Ağustos-Eylül 1967 sayısında yayımlanmıştı.

Başlıktaki soru, heyecanlı bir tartışmaya yol açabilecek kadar ilginç.

Gördünüz mü parti yönetmek ne kadar kolaymış?

Kadınlara yönelik baskının tarihi çok eskidir.

Eski politikacılardan biri, mutlak butlan deyip ortalarda bir ülke işgal etmişlerin sevinciyle dolaşmaya başlayınca seslisi sessizi siyasete uzaktan bulaşanlar bile herkes yürekten vurulmuşa döndü.

EYT’den emekli oldum, öğretmenim, tekrar öğretmenliğe dönebilir miyim? Özlük haklarım korunur mu?

İçinde bulunduğumuz döneme damga vuran sözcüklerden biri “silkeleme”. Bu sözcükle ifade edilen uygulama, kentin ve kentlinin günlük yaşamında çok önemli işleve sahip yerel yönetimlerde -özellikle de muhalif belediyelerdeadeta kâbusa dönüşüyor.

“Yargı bağımsız değil, siyasallaştı” diye yol yürüyen CHP içinde bir grup, bugün “Yeni Osmanlıcılık” yürüyüşüne çıktıklarını ilan ediyorlar.

Demokrasinin en güzel tanımı, “halkın halk tarafından halk için yönetilmesi” olarak yapılmıştır.

Ağır spor yapanların, 50-60 yaşlarındaki durumları nasıl olur?

Okuyacağınız metnin Fransızcası Les Lettres Françaises adlı derginin Temmuz-Ağustos-Eylül 1967 sayısında yayımlanmıştı.

“Hikmetinden sual olunmaz” bir olayın ya da durumun mantığının veya ardındaki gizli sebebin sorgulanamayacağını, tartışılamayacağını ve mutlaka daha yüksek bir amaç veya plan barındırdığını ifade etmek için kullanılan kalıplaşmış bir sözdür.

Siyaset ve yazılı-sözlü basın dünyasının zırcahil tayfası “devlet aklı” dedikleri hörgüçsüz deveyi bir kez daha gündeme getirdi.

Sofya’dan Atina’ya gelmiştim (gitmiştim).

Bir yanda Mustafa Kemal Atatürk, yanında da CHP’nin işgalci genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu!...

Zırtullahi kirmani, Türk argosunda ve halk dilinde “ne idüğü belirsiz”, “ciddiye alınmayacak kadar bön (ahmak)” ya da “hiçbir vasfı olmadığı halde önemli bir kişiymiş gibi davranan/görünen kimse” anlamına gelen mizahi bir tabirdir.

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Bakan Ersoy, Kolezyum'da yerli ve yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi
Kültür

Bakan Ersoy, Kolezyum'da yerli ve yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi

12 saat önce

Roma'nın kalbi Kolezyum'da Troya'nın hikâyesi dünyayla buluştu: Troya, 221 eserle kolezyum'da
Kültür

Roma'nın kalbi Kolezyum'da Troya'nın hikâyesi dünyayla buluştu: Troya, 221 eserle kolezyum'da

12 saat önce

Karabağlar’da sanatın renkleri ve ezgileri aynı günde buluştu
Kültür

Karabağlar’da sanatın renkleri ve ezgileri aynı günde buluştu

14 saat önce