ABD'nin İran'da vurduğu su tesisleri neden kritik? Uzmanlar uyardı
İranlı yetkililer, ABD saldırılarında iki su deposunun vurulduğunu ve binlerce kişinin içme suyu tedarikinin risk altına girdiğini açıkladı. İddiaların doğrulanması halinde bu, haftalar sonra İran'daki sivil altyapıyı doğrudan etkileyen ilk saldırılardan biri olacak.
ABD ile İran arasında gerilim, 8 Nisan'da Pakistan 'ın arabuluculuğunda sağlanan geçici ateşkese rağmen yeniden tırmanmış durumda. Taraflar son haftalarda karşılıklı diplomatik öneriler sunarken, Hürmüz Boğazı yakınlarında bir Amerikan Apache helikopterinin düşürülmesinin ardından çatışmalar yeniden şiddetlendi. Washington İran içindeki hedefleri vururken, Tahran da Körfez'deki Amerikan üslerine misilleme saldırıları düzenledi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ABD saldırılarında Sirik , Cask , Minab , Keşm Adası ve Bender Abbas Limanı çevresindeki hedeflerin vurulduğunu açıkladı. İranlı yetkililer, Sirik kentindeki bir telekomünikasyon kulesinin ağır hasar gördüğünü ve iki su deposunun tamamen yıkıldığını öne sürdü.
İran'ın yarı resmi Batı Asya Haber Ajansı (WANA), Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik ilçesindeki Bamani bölgesinde bulunan iki beton su deposunun saldırıların hedefi olduğunu bildirdi.
Bu, İran'ın su altyapısının ilk kez hedef alındığı iddiası değil.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi , mart ayında ABD'yi Hürmüz Boğazı'ndaki Keşm Adası 'nda bulunan bir deniz suyu arıtma tesisini vurmakla suçlamıştı. İranlı yetkililere göre söz konusu saldırı nedeniyle 30 köyün su tedariki kesilmişti.
Deniz suyu arıtma tesisleri, özellikle tatlı su kaynaklarının sınırlı olduğu Körfez bölgesinde içme suyu, tarım ve sanayi için kritik öneme sahip altyapılar arasında yer alıyor.
Su tesislerine yönelik saldırı iddiaları, İran'ın zaten ağır bir su krizi yaşadığı dönemde gündeme geldi.
Yıllardır süren kuraklık, yetersiz yağışlar, plansız tarım politikaları ve su yönetimindeki sorunlar nedeniyle İran'ın rezervuarları, nehirleri ve yer altı su kaynakları ciddi ölçüde azaldı.
Dünya Kaynakları Enstitüsü 'nün (WRI) Aqueduct verilerine göre İran, "aşırı yüksek su stresi" yaşayan ülkeler arasında bulunuyor. Bu sınıflandırma, ülkenin yenilenebilir su kaynaklarının yüzde 80'inden fazlasını her yıl tükettiği anlamına geliyor.
2025 yılı İran'da üst üste yaşanan beşinci kuraklık yılı olmuştu. Kasım 2025'te başkent Tahran'ın önemli su kaynaklarından Emir Kebir Barajı 'nın doluluk oranı yalnızca yüzde 8 'e kadar gerilerken, ülke genelinde 19 büyük barajın tamamen kuruduğu açıklanmıştı.
İran basınına göre vurulan su depoları, Kouhestak kentinde ve çevredeki 10 köyde yaşayan 20 binden fazla kişinin içme suyu ihtiyacını karşılıyordu.
İlk hasar tespitlerine göre altyapıda oluşan maddi zararın 780 bin ila 830 bin dolar arasında olduğu tahmin ediliyor.
İran Su Endüstrisi Sözcüsü İsa Bozorgzade , su depolarına yönelik saldırının "savaş suçu" niteliği taşıdığını savundu.
Uluslararası insancıl hukuk kapsamında içme suyu tesisleri, arıtma merkezleri ve su dağıtım altyapıları sivil tesis olarak kabul ediliyor ve kural olarak meşru askeri hedef sayılmıyor.
Uluslararası Hukuk Derneği 'nin 2004 yılında kabul ettiği Berlin Su Kaynakları Kuralları da savaş halindeki devletlerin, siviller üzerinde orantısız acıya yol açacak şekilde su altyapısını hedef almasını yasaklıyor.
Ancak bir eylemin savaş suçu olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği; hedefin niteliği, askeri gereklilik, orantılılık ilkesi ve saldırının sonuçlarına ilişkin bağımsız soruşturmalar sonrasında belirlenebiliyor.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
