60 milyarlık mutlak butlan: İktidar ve KK’nin ortak hediyesi
KK ile iktidar mutlak bultanı bakın nasıl birlikte kararlaştırdı...
19 Mart 2025’te CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ’na ve tabii CHP’li belediyelere başlayan operasyonla birlikte dolar artışı, borsada çöküş, kredi faizlerinde artış vb. ile bir maliyet çıkardı. Söylenen rakam bu. Mutlak butlana giden başlangıçtı.
Bu eksiktir, bu kararların maliyetini çıkarmak zordur. Enflasyonla mücadelede en az 10 puanlık belki de daha fazla yükselişler oldu, bu tüm fiyatlara yansıdı, emeklilere daha az zam yapıldı, asgari ücret daha fazla artırılamadı, alın terinden göz nurundan emekli yaşamından çalınanların maliyetini de hesap ederseniz, 60 milyar dolar komik kalır.
Bunun sosyal maliyeti de var, toplum psikolojisi, varoluş mutluluğu, gelecek karamsarlığı, ülkeden kaçan gençlerin alıp gittiği zenginlikler, işsizliğin artışı ve daha burada sayamadığımız pek çok maliyet kalemlerine eklenebilecekleri de hesap edin...
Peki ama yargının tam çöküşü ve iflası?
Otokrat yönetime atılan büyük adımla birlikte demokrasiden uzaklaşma ve tabii çoklu parlamenter sisteme vurulan darbe; ve en belki de en önemlisi bu iktidarın bunca yoksulluk yaratmasına rağmen, iktidarda kalmak için her şeyi yapabileceğine ilişkin karamsarlığın daha büyük maliyetleri...
Bunlar ekonomistlerin rakam rakam bir maliyet çıkartıp analizini yapabileceği konular değil...
Tabii ki iktidar... Ama sadece değil.
AKP yönetimi, daha doğrusu başkanlık rejimi, liderlerini yenecek insanları ve partileri tasfiye programını böyle başlattı. Bunun ülkeye topluma maliyetini hiç umursamadı.
Fakat biri daha var: Kemal Kılıçdaroğlu.
38. kurultaydan 11 ay sonra kurultay iradesi satın alındı gibi uyduruk bir gerekçe ile mutlak butlana gidecek yol açıldı.
KK ikinci tur seçim sonuçların kabul etti, tarihin verdiği sorumlulukla dedi.
Daha kurultayda, sonuçlar açıklandıktan hemen sonra, KK’ye çevresindeki artık işsiz güçsüz kalacaklarını gören iktidar müptelaları “Hayır bırakamazsınız, bu sonuçları kabul edemezsiniz, izin veremeyiz çekilmenize, mücadele edeceğiz” diye KK’nin çevresini sardılar. Faik Öztrak gibi bazı milletvekilleri MYK üyeleri de vardı.
11 ay boyunca bu kaybedenler, bu süre içinde kurultayı iptal sürecini başlatma kararı aldılar.
Elimde bir kanıt yok ama ileri görüş var, analiz var, olması gereken var, mutlak butlana gidecek yolu tek başlarına açamazlar.
İktidar mensuplarıyla bir ortak işbirliği içinde bu yol kotarıldı.
Çünkü mutlak butlan kararını, ancak, iktidarın elindeki belirli yargı mensupları verebilirdi.
İktidar işin içinde olmazsa, bu kararı almaları da olanaksızdır.
KK çevresinden gelen bu kurultayı yok sayma girişim Saray’da da yeni ampuller yakmıştır.
Bu açıdan bakıldığında, Cumhurbaşkanlığınca yapılan “Kendi kendilerine dava açtılar, bizim dahlimiz yok” açıklamasını doğru kabul etmeliyiz.
İktidar salt çok önemli bir yargı desteği verdi. CHP’yi ikiye ayırdı, seçilmişlerden partiyi aldı ve KK gibi tüm seçimler boyunca sopaladığı KK’ye verdi.
Evet gelelim, 100 milyar dolarları aşan maliyetlere...
KK bu işe girişmeseydi, ben mutlak bultanı kabul etmem, ey Saray boşuna uğraşma, deseydi bu iş gerçekleşmezdi.
Dolayısıyla, topluma bu büyük maliyet ve yoksullaşmanın bedelinin en az yarısı KK’ye aittir.
Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarın kurduğu rejim ve yaptığı yanlışlar sayesinde kazanacağı beklenen bir seçimi, yitirince kendi genel başkanlığı zamanında seçilmiş delegeler tarafından beş nedenle değiştirildi.
Tarihteki çatışmaların da uzlaşmaların da ardında birikmiş nedenler vardır.
KK ile iktidar mutlak bultanı bakın nasıl birlikte kararlaştırdı...
Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!
Bugün CHP’nin içinden dışına çıkalım! Hatta Türkiye’nin de dışına çıkıp sonra içeri girelim.
Kılıçdaroğlu’nun yeni Osmanlıcılık çıkışı ile İmralı’ya gitmeyen ve Öcalan’la masaya oturmayan CHP’li milletvekillerine tepki göstermesi birbirini bütünlemektedir. Çünkü başta da belirttiğimiz gibi yeni Osmanlıcılık fiilen Türk-Kürt federasyonudur.
Oysa hepimizin nefes alma hakkı var. Nefes almak, gülümsemek, korkmamak, acı çekmemek, isyan etmemek, ülkemdeki ve dünyadaki rezillikleri kısacık bir süre için de olsa düşünmemek hakkı var.
Değerli dostlar, Atatürk’ün partisinin resmen cehennem ateşine atılıp Özgür Özel’e her açıdan tuzaklar kurulurken, bizlere düşen kendisine ve yol arkadaşlarına destek olmaktır; onların saflarında mücadele etmektir. Lütfen artık onlara olan inancınızı öne çıkarın, alkışlayın ve yaşadıkları kumpasa mani olun! İhtiyacımız budur.
İlginç olan ise dünyanın en yaygın yapılan sporu olan futbolun “football” değil, başka bir kelimeyle, “soccer” olarak adlandırıldığı dört ülkeden biri ABD.
Zaten artık kadroya onu aldın bunu almadın zamanı hiç değil. Tam destek hep destek zamanı. Şans dileme zamanı. Ev sahibi ABD ile aynı gruba düşerek şimdiden şanslıyız aslında. Ama asıl zorluk da yine bu gruptan çıkabilmekte. Hele grup birincisi olarak çıkarsak yolumuz çeyrek finale kadar gidebilir. Hatta gönlüm daha da sonrasına kadar uzanıyor ama orası bende kalsın. Artık şu saatten sonra bizim buralardan yapabileceğimiz tek şey de taa oralara şans sinyalleri göndermek, iyi dileklerde bulunmak olur. Her şey umarım istediğimiz gibi olur...
Türkiye’de yapılacak NATO zirvesi öncesinde, bu salı yapılan grup toplantısı bir partinin değil, bir operasyonun fotoğrafını verdi.
İkisi de ilkçağlardan bu yana düşünerek, savaşım vererek...
Öğretmenin kaleminde ders değil; dayanma mürekkebi bırakan düzen...
Ön not: Bu diyalog, “Hakmana ya da ‘kimsesizlerin kimsesi’ üzerine” adlı yazımın devamıdır. Bir bütünlük için ilk diyalogla birlikte okunmasını öneririm.
KK ile iktidar mutlak bultanı bakın nasıl birlikte kararlaştırdı...
Atilla Kart, CHP’nin eski milletvekili, CHP’ye, CHP’li seçmene tamamen ihanet anlamına gelen 2017 referandumunda mühürsüz oyların yasalara, kurallara, YSK seçim yönergelerine aykırı bir şekilde kabul edilmesine KK’nin itiraz etmemesi konusunu bir süredir gündemde tutuyor.
Evet neden? Neden Kılıçdaroğlu Bey 13 yılı aşkın süre CHP’ye başkanlık yaptıktan, hiçbir seçim kazanamadıktan sonra hâlâ CHP’ye başkan olmak istiyor?
Büyükada’da bir eczane sahibi ile sohbet ediyoruz.
Yeni geline gel biraz oyna demişler.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
