Türk diplomatı olmak
Diplomat hele büyükelçi olmak zordur. Bir diplomatın özel ve resmi ilişkilerini gereği gibi yürütebilmesi için gerekli “davranış biçimi”, nesillere dayanan görgü ister. Diplomat, coğrafyayı, ülkesinin ve dünyanın tarihini ve en az bir yabancı dili çok iyi düzeyde bilmelidir. Bütün bunlar uzun, ciddi ve özel bir eğitim gerektirir. Ancak yeterli değildir. Yıllar sürecek bir “meslek içi eğitim” le tamamlanması gerekir.
Türkiye Cumhuriyeti, en uzun ömürlü, zamanının ileri ve güçlü devletlerini hâkimiyeti altına almış bir imparatorluğun varisidir. İmparatorluklar kolay ölmez ve arkalarında sayısız sorun, hınç, intikam duygusu bırakırlar.
Türkiye Cumhuriyeti, emperyalizmin, son darbeyi vuracağını düşündüğü bir anda, dahi devlet adamı Atatürk liderliğinde, büyük bir galibiyetin temsilcisi olan devletleri savaş alanında ve ekonomide yenerek doğmuş bir ulus devlettir. Sadece bu bile emperyalizmin Atatürk’ü ve Türkiye’yi affetmemesi için yeterlidir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları hemen hiçbir zaman, hiçbir devletle tam olarak uyuşmaz. Bu, Türkiye’nin “müttefikleri!” açısından böyledir. O nedenle, Türk diplomatı olmak daha da zordur.
Türk diplomatının görevi, Türkiye’nin çıkarlarını devletlere kabul ettirmek, onların bu çıkarları yok saymalarını hatta Türkiye’nin çıkarlarına bilerek zarar vermelerini önlemektir. Türkiye çıkarlarını çoğu kez müttefiklerine karşı mücadele vererek hatta karşı kamptaki devletlerle anlaşıp müttefiklerine, vardığı sonucu kabul etmekten başka seçenek bırakmayarak koruyabilmiştir. Bu, Avrupa Konseyi, NATO, AGİK/ AGİT, AB için de geçerlidir. NATO müttefiklerimizin, Yunanistan’ın arkasında saf tutarak Türkiye’nin yaşamsal çıkarlarını göz ardı ettikleri, Avrupa’da Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması (AKKA) Uygulama Alanı’nın sınırları; Orta Avrupa’dan çekilecek Sovyet silahlarının nakledileceği Kanat Bölgesi’nin tanımı; ABD’nin, Türkiye’nin gıyabında SSCB ile vardığı anlaşmaya rağmen, yarı askeri kuvvetlerin AKKA dışında bırakılmamasının sağlanması gibi örnekler kitapları doldurabilir.
AKP iktidarının ilk yılları dahil Türk diplomasisi ve diplomatları, dünyada ilk sıralarda yer alıyorlardı. Bu haklı şöhretin arkasında, başta saydığım niteliklere sahip, liyakat temelinde görevlendirilmiş Türk diplomatlarının, çoğu kez Ankara’dan talimat bile beklemeden, ülkenin çok iyi bildikleri çıkarlarını, her koşulda korumaktaki başarıları yatıyordu.
Türk diplomatları bu niteliklerini Lozan Antlaşması; Balkan Antantı, Sadabad Paktı; Montrö Sözleşmesi; Kıbrıs (Londra ve Zürih) Anlaşmaları ile; ayrıca GKRY’nin AİHM’e 1. ve 2. başvurularının sonuçsuz bırakılmasını; Yunanistan’ın Ege kıta sahanlığı Bern Mutabakatı’na razı edilmesini sağlayarak; 1960 yılında Albaylar Cuntası’nın Yunanistan’da yönetime el koyması üzerine Yunanistan’ın Avrupa Konseyi’nden çekilmek zorunda kalmasına karşın, 1980 askeri müdahalesi sırasında Türkiye’nin konseyden çıkarılmasını önleyerek kanıtlamışlardır.
Türk diplomatı en olumsuz koşullarda, ona dünyada saygınlık kazandıran ve Türkiye’nin çıkarlarını başarıyla korumasını sağlayan gücünü, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti, ulus devlet niteliklerinden; Cumhuriyetin 80 yıllık ekonomik başarısından ve güçlü silahlı kuvvetlerinden almıştır.
Türk diplomasisinin ve diplomatının ülke çıkarlarını koruma gücünü elinden alabilecek gelişmelere karşı iktidarları uyarmak, emekli de olsa, yıllarca Türkiye Cumhuriyeti’ni başarıyla temsil etmiş her Türk diplomatının görevidir. Nitekim emekli diplomatlar Ocak 2017’de, daha Türkiye’de hiçbir kişi ve kurum konu hakkında tek bir söz etmemişken kamuoyuna, Nisan 2017 halkoylaması ile yapılması öngörülen anayasa değişikliğinin ve “cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin” olası olumsuz sonuçlarına dikkat çeken bir duyuru yayımlamışlardır. Benzer bir uyarıyı da Ocak 2020 tarihinde Kanal İstanbul ve Montrö Sözleşmesi konusunda kamuoyunun takdirine sunmuşlardır.
Bir süredir iç politikada yaşanan, devletin temel niteliklerine aykırı gelişmeler, Türk diplomatlarının 2017 yılında dile getirdikleri endişeleri fazlasıyla doğrulamakta, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği konusundaki kaygıları artırmaktadır. Bu kaygıyı ilk dile getirmesi beklenenler, onlara dünyanın seçkin diplomatları unvanını kazandıran devletin gücünü kaybetmesinin ne anlama geldiğini en iyi bilen emekli Türk diplomatlarıdır.
Dün CHP için çok kritik bir gündü. Yarın CHP için hayli kritik bir gün olacak!
CHP’ye yönelik belediye operasyonları, İBB Davası ve son olarak “mutlak butlan” kararı, 25 yıllık AKP iktidarının, neredeyse tüm anketlerde birinci parti olarak görülen CHP’yi bölüp, parçalayıp etkisizleştirme planının bir sonucudur.
Bu ülkenin kendini vatansever sayan bir yurttaşı olarak bazen genel bir değerlendirme yapmak gereğini duyuyorsunuz.
Küratörlüğünü Selen Ansen ve Eda Berkmen’in üstlendiği “Folia” adlı sergide 100’e yakın sanatçının 300 eseri sanatseverlerin ilgisine sunuldu geçenlerde Koç Grubu’na ait Abdülmecid Efendi Köşkü’nde.
Ekonomide araz olarak nitelendirilebilecek tüm olgular, makroekonomik dengesizlikler, işsizlik, üretimsizlik, verim düşüklüğü, gelir dağılımı bozukluğu yaşanıyor
Geçen hafta iki günlüğüne kızım Ekin ile birlikte Ayvalık’taydık.
Diplomat hele büyükelçi olmak zordur.
Öğretmenlik programlarının akreditasyonu Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından yetkilendirilen Öğretmenlik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (EPDAD) tarafından düzenlenmektedir.
Türkiye siyaseti uzun yıllardır sertti.
Köksal Özbek, Cumhuriyet Ailesi’nin önemli bir parçasıydı.
Diplomat hele büyükelçi olmak zordur.
Çatışan çıkarların uzlaştırılması sanatı olan diplomasinin başarısı, bir devletin iç durumuna, ekonomisinin ve silahlı kuvvetlerinin gücüne daha da önemlisi, iktidarın devletin gücünü kullanma iradesine, kararlılığına ve kullanabilme becerisine bağlıdır.
Demokraside iktidarlar değişir.
Devletin ana unsurları, ülke ve ulustur.
1990’lı yıllarda Dışişleri Bakanlığı, Afrika kıtasının gelecekte dünya ekonomisinde önemli rol oynayacağını görüyor, Çin’in kıtaya ilgisini yakından izliyordu.
Prusyalı General Carl von Clausewitz’in söylediği gibi, “Savaş, siyasetin başka araçlarla devamıdır.”
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
