ABD’nin gizli geçiş planı! Apache helikopterlerinin görevi ne? Neler oluyor?
Dünya enerji ticaretinin kalbi olarak görülen Hürmüz Boğazı’nda haftalardır gözlerden uzak bir trafik yaşanıyor. ABD ile İran arasındaki gerilim sürerken, bölgeden geçen bazı ticari gemilerin normal şartlarda mümkün görünmeyen bir şekilde yolculuklarını tamamladığı ortaya çıktı. Uluslararası denizcilik çevrelerinde dikkat çeken bu hareketlilik, dünyanın en kritik enerji koridorlarından birinde perde arkasında yürütülen sıra dışı bir mekanizmayı gündeme taşıdı. Boğazdaki fiili abluka ve güvenlik risklerine rağmen bazı gemilerin geçişini nasıl sürdürdüğü sorusu ise bölgedeki gizli faaliyetlere ilişkin yeni iddiaları beraberinde getirdi. ABLUKA SÜRERKEN İLGİ ÇEKİCİ YÖNTEM Diplomatik kaynaklar ve güvenlik uzmanlarına göre boğazın yönetimi, taraflar arasındaki müzakerelerde en önemli anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Ancak resmî görüşmelerde çözülemeyen çıkmazın, sahada yürütülen gizli askerî koordinasyonlar ve örtülü operasyonlarla aşılmaya çalışıldığı belirtiliyor. Bu çerçevede, ABD’nin doğrudan eskort sağlamadan ticari gemilerin geçiş güvenliğini artırdığı, İran’ın ise belirli koşullar altında geçişlere tamamen engel olmadığı ifade ediliyor. Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan ticari gemiler normal şartlarda kullandıkları birçok navigasyon sistemini kapatmak zorunda kaldıkları için oldukça yavaş ilerliyor. Elektronik sinyal yaymaktan kaçınan gemiler, yüksek hızlarda güvenli seyir yapmalarını sağlayan standart navigasyon yardımcılarından büyük ölçüde mahrum kalıyor. Bu nedenle kaptanlar ve mürettebat, İran kıyılarını izleyen ABD askerî unsurlarının sağladığı yönlendirme ve istihbarata güvenmek zorunda kalıyor. Fotoğraflar: AP, Alamy ABD’NİN HAVADAN KORUMA SAĞLADIĞI BİR GÜNEY HAT İŞLİYOR “Buradaki tablo, bir mutabakattan çok, iki tarafın maliyet hesabının kesiştiği fiili bir dengeye işaret ediyor” diyen İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa, “Savaşın başından bu yana trafik hiçbir zaman tümüyle durmuş değil. Sahada fiilen iki ayrı geçiş rejimi oluştu. İran tarafından tespit edilmemek için ABD kanalını kullanan gemilerin çoğu, otomatik tanımlama sistemlerini kapatıyor; böylece Umman tarafında, ABD’nin havadan koruma sağladığı bir güney hattı işliyor” dedi. Uzman isim, şöyle devam etti: -- Buna karşılık İran, Hürmüz’deki geçişin NEDSA’nın (Devrim Muhafızları ve onun deniz gücü) izni ve koordinasyonuyla yürütüldüğünü açıklıyor ve kıyısı boyunca uzanan bir kuzey koridorunu denetliyor. ABD ablukasına rağmen, son günlerde Hürmüz'den geçen gemilerin yaklaşık yarısı İran limanlarından yükleniyor. Bu durum, örtülü bir anlaşmadan ziyade, çıkarların örtüşmesinden doğan karşılıklı bir itidal olarak okunabilir. -- Tahran, tam kapanıştan kaçınarak hem geçiş geliri elde ediyor hem de boğaz üzerindeki egemenlik iddiasını görünür kılıyor; Washington ise petrol fiyatında sıçramayı ve küresel durgunluğu engellemek istiyor. Dolayısıyla denge gerçek ama kırılgan. İran’ın haziran başında aracılar üzerinden mesaj alışverişini durdurması ve boğazı tamamen kapatma yönünde tehdit etmesi, bunun istikrarlı bir mutabakat değil, her an bozulabilir bir fiili düzen olduğunu gösteriyor.
‘GÜNDE DÖRT GEMİYE KADAR DESTEK VERİLİYOR’ Telegraph’ta yer alan habere göre Hudson Enstitüsü Kıdemli Araştırmacısı ve emekli ABD Donanması Komutanı Bryan Clark, son haftalarda ABD ordusunun günlük olarak dört adede kadar ticari geminin geçişine destek verdiğini açıkladı. Clark’a göre ABD güçleri sadece rehberlik yapmakla kalmıyor, aynı zamanda boğaz çevresinde ortaya çıkabilecek tehditleri de sürekli olarak değerlendiriyor: “Hürmüz’e doğru ilerleyen küçük tekneler var mı? Füze fırlatma rampaları ortaya çıkıyor mu? Bir köyden Şahid tipi insansız hava araçları havalanıyor mu? ABD kuvvetleri esasen gemilerin önündeki tehditleri tespit eden bir algılama katmanı oluşturuyor. Bunu da başarılı bir şekilde yapıyor.” Ayrıca uzmanlara göre bu sistem sayesinde gemiler doğrudan askerî eskort altında olmadan da belirli ölçüde koruma elde ediyor. ABD HASSAS BİR ÇİZGİDE İLERLİYOR Washington yönetimi, bölgede oldukça dikkatli bir politika yürütüyor. ABD ordusu teknik olarak ticari tankerler için resmî ve tam kapsamlı bir eskort görevi üstlenmiyor. Bryan Clark, tam kapsamlı bir askeri eskortun çok daha farklı bir operasyon anlamına geldiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Gerçek bir savunma eskortu, savaş gemilerinin bölgeye konuşlandırılmasını ve ticari gemiler için doğrudan koruma görevi yürütmesini gerektirir. ABD şu an için bu çizgiyi aşmak istemiyor.” ‘BU DAHA ÇOK MELEZ BİR MODEL’ ABD'nin doğrudan askerî eskort vermek yerine istihbarat, gözetleme ve yönlendirme desteği sağlaması yeni bir deniz güvenliği doktrininin habercisi mi, yoksa mevcut koşullara özgü geçici bir çözüm mü? Bunun daha çok melez bir model olduğunu, hem tehdit ortamının dayattığı bir doktrin uyarlaması hem de koşullara özgü geçici bir çözüm niteliği taşıdığının altını çizen Oral Toğa, “ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, doğrudan eskort yapmadığını; gemilere danışmanlık sunduğunu ve trafiği radarlar ile dronlar üzerinden izleyerek güvenli geçişe yardımcı olduğunu vurguluyor. Erken ihbar görevi gören E-2D uçakları ve AEGIS komuta-kontrol sistemiyle donatılmış gemiler, boğazın dışından, mesafeli ama doğrudan bir koruma örtüsü oluşturuyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nde konuşlu 82’nci Hava İndirme Tümeni’ne bağlı AH-64 Apache helikopterleri ise gemilere havadan yönlendirme sağlıyor” dedi. “1980'lerin Earnest Will konvoy modelinden farklı olarak burada, gemilerin yanında muhrip bulundurmak yerine sensör eksenli bir koruma tercih ediliyor” diyen, önemli detaylar paylaştı: -- Çünkü ucuz dronlar, mayınlar ve gemisavar füzeleri, 33 kilometre genişliğindeki bir boğazda kıyıya yakın savaş gemileri bulundurmayı orantısız ölçüde riskli hâle getiriyor. Bu modelin kalıcı bir doktrine dönüşüp dönüşmeyeceği, tekrarlanabilirliğine bağlı olacak .-- İran açısından ise bu yaklaşım, paradoksal biçimde işine geliyor. Yabancı savaş gemilerinin kendi iddia ettiği sularda konvoy yürütmesinin yaratacağı prestij kaybından kaçınılmış oluyor. Tahran, kendi koordine ettiği koridor üzerinden kontrol anlatısını koruyabiliyor ve doğrudan temas düşük tutulduğu için tırmanma eşiği aşınmıyor. İran, ABD'nin yakın eskorttan kaçınmasını, Washington'ın risk ve kayıp hassasiyetinin bir göstergesi olarak okuyor ve bunu zorlama hesabına dâhil ediyor. HELİKOPTERLER OPERASYONUN MERKEZİNDE YER ALIYOR Operasyonlarda en kritik rolü ise askerî helikopterler üstleniyor. Uzmanlara göre helikopterler, İran kıyılarından gelebilecek tehditleri erken tespit edebilecek yüksekliklerde görev yapabiliyor. Bu sayede deniz seviyesinde ilerleyen gemilere göre çok daha geniş bir görüş alanına sahip oluyorlar. Bryan Clark, helikopterlerin bu tür görevler için özel eğitim aldığını belirterek şunları söyledi: “Bu platformlar normalde tankları ve kara araçlarını tespit etmek için eğitiliyor. Ancak aynı sistemler teknelere ve insansız hava araçlarına karşı da etkili şekilde kullanılabiliyor.” Helikopterlerin gerektiğinde insansız hava araçlarını düşürebilme kabiliyetine sahip olduğu da belirtiliyor. Uzmanlar, son dönemde ABD'nin İran bağlantılı unsurlara karşı gerçekleştirdiği bazı ‘meşru müdafaa’ operasyonlarının arkasında da bu durumun bulunabileceğini değerlendiriyor. APACHE HELİKOPTERLERİ KRİTİK GÖREVLER ÜSTLENİYOR “Operasyonların merkezinde Apache helikopterleri yer alıyor” diyen Oral Toğa, önemli bilgiler paylaştı: -- Direk üzerine yerleştirilen AN/APG-78 Longbow radarı ile elektro-optik ve kızılötesi sensörlerin birleşimi, çok sayıda teması hızla tespit edip sınıflandırma ve önceliklendirme imkânı veriyor; bu da küçük tek yönlü saldırı dronlarına ve hızlı hücumbotlara karşı helikopteri etkili bir avcı unsuruna dönüştürüyor . 4 Mayıs’ta Apache ve MH-60 Seahawk helikopterleri, ticari gemileri tehdit eden altı İran botunu imha etti. Helikopter katmanının asıl değeri, karar süresini sıkıştırması ve savunma çevresini ufuk ötesine taşımasında yatıyo
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
