Dünya ikiye bölünmüş: Çizgi Türkiye’nin tam içinden geçiyor
Gezegenin doğu yarısı ile batı yarısı, güneş ışığını geri yansıtma konusunda birbirine çok yakın bir denge tutturuyor. Adeta birbirinin aynası gibi davranıyorlar. Bu dengeyi yıllarca kimse fark etmemiş. Ortaya çıkması için NASA'nın 25 yıllık uydu kayıtlarının baştan sona taranması gerekti.
Haziran 2026'da Nature dergisinde yayımlanan çalışma, Dünya'yı boylamına ikiye bölen görünmez bir denge hattı tanımlıyor. NOAA araştırmacısı Jianhao Zhang ve ekibi, 2001'den 2025'e uzanan NASA CERES uydu programının verilerini tarayınca beklenmedik bir düzenle karşılaştı. İki yarımkürede atmosfer, bulutlar ve okyanuslar ayrı süreçlerle işliyor. Yine de ortaya tek ve dengeli bir tablo çıkıyor.
Simetrinin ekseni 27. doğu meridyeni ve onun tam karşısındaki 153. batı boylamı. Yani Dünya'yı dilimlere ayıran o görünmez hat, okyanusun ortasında bir yerde değil. 27. meridyen İstanbul'un hemen batısından iniyor, Ege ve Orta Anadolu üzerinden geçiyor. Gezegeni doğu ve batı diye ayıran çizgi kelimenin tam anlamıyla Türkiye'yi kesiyor.
Çizginin neden tam bu boylamlara oturduğunu açıklayan bir cevap şimdilik yok. Coğrafi bir tesadüf mü, yoksa daha derin bir düzenin parçası mı, bu da belirsiz.
Simetri tek katmanlı değil. Zhang'ın "üçlü simetri" dediği şey, birbirinden bağımsız üç ölçünün aynı çizgide buluşması.
Bunlardan ilki açık gökyüzü albedosu, yani bulutsuz havada yüzeyin güneş ışığını ne kadar geri yansıttığı. Bir diğeri bulutların yarattığı yansıtma etkisi. Üçüncüsü de açık okyanusun her yarımkürede kapladığı pay. Bu üç büyüklük normalde farklı süreçlerle belirlenir, birbiriyle de bir ilgisi yoktur. Buna rağmen üçü de doğu ile batı arasında birbirine çok yakın oranlarda dağılıyor. Çalışmayı dikkat çekici kılan da bu. Tek bir özelliğin iki yarımkürede denkleşmesi olağan sayılabilirdi, ama üç ayrı büyüklüğün aynı eksende buluşması beklenen bir sonuç değil.
Çalışma kesin bir oran vermiyor. İki yarımkürenin yansımayı hangi düzeyde eşitlediğine dair sayısal bir rakam paylaşılmadı. Net olan tek nokta, dengenin tesadüfe yorulamayacak kadar belirgin olması.
Araştırmacılar bu dengeyi bilgisayar ortamında yeniden üretmeyi denedi. Dünya ikliminin en gelişmiş simülasyonlarından sekizini çalıştırdılar. Hiçbiri bu üçlü simetriyi ortaya çıkaramadı.
İklim modelleri atmosferi ve okyanusları yöneten fiziği olabildiğince taklit eder. Gerçek gezegende kendiliğinden oluşan bir düzenin bu modellerce yakalanamaması, denklemlerde henüz tam görülemeyen bir mekanizmanın işlediğine işaret ediyor.
Araştırmacılar bir adres gösteriyor. Tropik Pasifik'teki büyük hava dolaşımı, yani Walker dolaşımı ve onunla bağlantılı El Niño-La Niña salınımı, dengede rol oynuyor olabilir. Bu salınım okyanus sıcaklıklarını ve bulut örtüsünü belli aralıklarla değiştirir.
Ancak bağlantı şimdilik bir ihtimal. ENSO'nun bu simetriyi gerçekten sürükleyip sürüklemediği, ya da hem salınımı hem dengeyi belirleyen başka bir nedenin olup olmadığı bilinmiyor. Zhang ve ekibi gezegenin neden bu denli düzenli bir dengeye oturduğunu yanıtlayacak ek çalışmalara ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
Kıvanç Tatlıtuğ ve Başak Dizer, Monaco Grand Prix'ini yerinden takip etti
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
